42 Yılın Ardından Yeni Bir Hayat
Uyuşturucu bağımlılığını 42 yıl sonra yenen Muharrem Özkaya, başkalarına destek veriyor.
Yeni bir yaşam umuduyla ailesiyle gurbetçi olarak gittiği İsviçre'de bulaştığı uyuşturucu bağımlılığını 42 yıl sonra yenen 58 yaşındaki Muharrem Özkaya, hayatında yeni bir sayfa açarak kendisi gibi madde bağımlısı olan kişilere destek oluyor.
Sakarya Adapazarı'nda doğan Muharrem Özkaya, 10 yaşındayken ailesiyle birlikte gurbetçi olarak İsviçre'ye gitti. Özkaya burada 14 yaşındayken sosyal çevresinin de etkisiyle uyuşturucu madde kullanmaya başladı.
Gittiği okulda bazı öğretmenlerinden maruz kaldığı ayrımcılık nedeniyle okulu bırakan Özkaya'nın hayatı, türlü zorluklarla geçti.
Uyuşturucu kullanımı nedeniyle 22 ay İsviçre'de cezaevinde kalan, ardından da deport edilen Özkaya, 1992'de geldiği Türkiye'de 15 sene sokaklarda yaşadı.
Almanca, İngilizce, İsviçre'nin yerel dili ile Fransızca ve İtalyancaya hakim olan Özkaya, Türkiye'de bir süre turizm rehberliği işine girdi ancak tecrübe eksikliği ve madde bağımlılığı gibi nedenlerle yürütemedi.
Özkaya, uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için zaman zaman tek başına mücadele edip bir süre ara verse de bunun üstesinden gelemedi.
2024 yılında yolu Liman Ayık Yaşam Derneği ile kesişen Özkaya, yeniden hayata tutunmak ve yeni bir hayata kapı aralama umuduyla dernekte aldığı ilaçsız ve ücretsiz rehberlik ile psikolojik destek programıyla 42 yıllık madde bağımlılığından kurtuldu.
"Burada bir aile olduk"
Şu anda uyuşturucu bağımlılarına yardım eden Özkaya, AA muhabirine 42 yıllık bağımlılık sürecini ve nasıl kurtulduğunu anlattı.
İsviçre'de 14 yaşında esrar kullanmaya başladığını anlatan Özkaya, ilk zamanlarda rahatsızlık duymasa da zamanla bunun bir bağımlılığa dönüştüğünü ve sürekli uyuşturucu madde isteği duyduğunu söyledi.
Özkaya, 16 yaşından itibaren ise eroin ve kokain türü uyuşturucularla tanıştığını belirterek, İsviçre'de bu maddelere ulaşmanın çok zor olmadığını kaydetti.
İsviçre'deki cezaevi sürecinin ardından Türkiye'ye geldikten sonra askere gittiğini aktaran Özkaya, askerlikten sonra tekrar uyuşturucuya bulaştığını dile getirdi.
Özkaya, "Tabii bununla nasıl başa çıkılabileceğiyle ilgili metotları bilmediğim için, çevremizde de böyle herhangi bir koruma olmadığı için bir senelik sokak hayatım oldu İstanbul Taksim ve civarında. Bu senenin sonunda sırtımdan bıçaklandım. Taksim acilde yattım 3-4 gün boyunca. Ondan sonra memlekete geri gittim." dedi.
Ara ara uyuşturucu madde kullanımını bıraksa da yakasını bir türlü kurtaramadığını anlatan Özkaya, 2011 yılında Antalya'da turizm sektöründe çalışırken başa çıkamadığı bazı sorunlar ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve sokaklarda kaldığını aktardı.
Özkaya, 2024 yılında Antalya'da sokakta kaldığı sırada yolunun Liman Ayık Yaşam Derneği ile kesiştiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Kendi geçmişimde yaşadıklarımı buradaki programda birebir gördüm. Yani tamamen örtüşüyor bir uyuşturucu bağımlısının neler yapması veya yapmaması gerektiği. Burada derslerle, programlarla bunun eğitimi veriliyor. Tabii ailesi olan insanlar çok daha şanslı. Ben pek kimseyle artık görüşmüyorum kan bağı olan akrabalarımdan. Çünkü 15 senem sokakta geçmiş ve hiç kimseyi aramamış, sormamış, etmemişim. Dolayısıyla burada bir aile olduk. Şimdi ise bir sürü arkadaşımız, kardeşimiz var."
"Mutlaka bir destek alınması gerekiyor"
Özkaya, sosyal çevrenin madde bağımlılığı noktasında önemli bir faktör olduğunu vurgulayarak, bağımlı bir kişinin kendi başına bu sorunun üstesinden gelmesinin çok zor olduğunu, bunun bir bataklığa benzediğini, kişi çırpındıkça battığını ve mutlaka bir destek alınması gerektiğini söyledi.
Toplumsal dışlamanın, bağımlıların problemlerinin üstesinden gelmesinde zorluk çıkardığını kaydeden Özkaya, şunları dile getirdi:
"Derneğe giriş yaptığınız andan itibaren ilaçsız bir tedavi yöntemi var. Bazı insanlar için bu korkutucu olabiliyor. Yani çok sert bir süreç. Yoksunluk belirtileri, uykusuzluk, yemek yiyememe veya algılar, etrafındaki insanlardan korku duymak bunlar gayet normal. Bu 3-5 gün içerisinde tabii ki kayboluyor. Daha sonra detoks dediğimiz bir olay var. Vücuttan zehir çekildikten sonra insanın algıları yavaş yavaş açılmaya başlıyor. Programa tabi oluyorsunuz. Programın içerisine girdikçe bu sefer anlıyorsunuz ki burada gerçekten bir umut var, burada bir kurtuluş var. Dolayısıyla hayata tutunuyorsunuz."
Özkaya, şu anda rehabilitasyon ve eğitim sürecinden geçtiğini belirterek, destek gördüğü dernek bünyesinde madde bağımlılığıyla mücadelede bir nefer olarak çalıştığını, bağımlı olan diğer insanlara yardım ettiğini belirtti.
Anne ve babasının kendisinden önce İsviçre'den Türkiye'ye döndüğünü söyleyen Özkaya, kendisinin de geldikten sonra onların ölüm haberini sokaklarda kaldığı sırada aldığını anlattı.
"Madde bağımlılığı aslında nörolojik bir hastalık"
Dernekte psikolog olarak görev yapan Ahmet Kaş, madde bağımlılığının aslında nörolojik bir hastalık, bir kontrolsüzlük durumu olduğunu ifade etti.
Kaş, bağımlılığın psikolojik ve zihinsel süreçlerinin yoğun bir şekilde hissedildiğini, kişinin o noktadan sonra bağımlılığa karşı belli bir farkındalığı olmadığı için o hastalığı yönetemez hale geldiğini anlattı.
Bağımlı kişilerin mutlaka profesyonel bir destek almaları gerektiğini vurgulayan Kaş, "Bağımlı bireyler, tek başına mücadelede sürdürülebilirlik açısından kalıcı bir iyileşmeyi yakalayamıyorlar ve bir döngü halinde devam etmeye başlıyor. Bir ay bırakıyor, sonra tekrardan başlıyor. Tekrardan başladığında daha yoğun bir şekilde bu sefer içmeye başlıyor." dedi.
Kaş, burada psikolojik destek vererek bağımlı kişilerde bir farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını kaydederek, "Burada kişiyi çok fazla yargılamadan, eleştirmeden, onu anladığımızı hissettirerek ilk etapta yaklaşmamız çok çok mühim. Yoksa diğer türlü şiddetli bir şekilde yaklaştığımızda, bu sefer direnç artmaya başlıyor ve kişi tamamen iyileşmeye kendini kapatabiliyor." ifadelerini kullandı.
"Bağımlılıkla mücadelenin ardından istihdam desteği"
Liman Ayık Yaşam Derneği Genel Koordinatörü Selçuk Sanrı ise iş insanlarıyla kurdukları derneğin Türkiye genelindeki 14 şubesiyle, tamamen ilaçsız ve ücretsiz bir şekilde kumar, alkol, madde ve dijital bağımlılıkla mücadele alanında profesyonel hizmet verdiklerini söyledi.
Sanrı, derneğin 3 şubesinin tamamen kadınlara ait, kadınların 3 ay yatılı rehberlik hizmeti aldığı ve erkeklerin girişine izin verilmediği muhafazalı şubeler olduğunu, 11 şubenin ise erkeklere hizmet verdiğini söyledi.
Eğitim ve rehabilitasyon sürecinin ardından bağımlılıktan kurtulan kişilerin tekrar aynı duruma düşmemeleri için yaptıkları çalışmalara değinen Sanrı, "İstihdam da çok önemli. Çünkü eğitim ve rehberlik hizmeti aldıktan sonra kişi ortada kalır, ekonomik durumunu yönetemezse tekrar kumara ve madde bağımlılığına düşme ihtimali olduğu için, mezuniyetten sonra meslek edindirip iş hayatına da destek olmaktayız." ifadelerini kullandı.