AB'den Türkiye'ye karışık sinyaller: Yeni bir dönem mi?
AB Komisyonu Başkanı von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin'le aynı kefeye koyması, Kıbrıs'taki zirveye Türkiye'nin davet edilmemesi ve ardından gelen düzeltmeler, AB'nin Türkiye'ye yönelik tutumundaki belirsizliği ortaya koyuyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 19 Nisan'da Hamburg'da yaptığı konuşmada Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı cümlede anması krize yol açtı. Von der Leyen, 'Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin' dedi. Tepkiler üzerine AB Komisyonu Sözcülüğü, Türkiye'nin bölgede ekonomik ve siyasi açıdan tartışmasız bir ortak olduğunu belirterek açıklamayı düzeltti.
Kıbrıs'ta geçen hafta düzenlenen gayri resmi liderler zirvesine Türkiye'nin davet edilmemesi de von der Leyen'in açıklamalarının ardından geldi. Brüksel bazlı AB analisti Ayşe Yürekli, bu gelişmelerin Türkiye'de AB yanlısı kesimlerde hayal kırıklığı yarattığını söylüyor. Yürekli, AB'nin Türkiye ile ilişkisini etkileyen üç baskıya dikkat çekiyor: ABD'nin Avrupa güvenliğine angajmanının zayıflaması, Çin'in rekabet baskısı ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı güvenlik tehdidi.
Yürekli, siyasi engellerin daha derin bir ortaklığın önünü kestiğini belirtiyor. AB Genişleme Komiseri Marta Kos'un 6 Şubat'ta Ankara ziyareti ve Avrupa Yatırım Bankası'nın faaliyetlerinin yeniden başlaması umut yaratırken, Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanlığı sırasında Türkiye'yi dışlaması eleştiriliyor. Yürekli, AB içinde Türkiye'ye yönelik tek bir tutum olmadığını, üye ülkeler ve kurumlar arasında farklılıklar bulunduğunu vurguluyor.
Öte yandan Türkiye, İngiltere ile Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi imzalayarak savunma iş birliğini güçlendirdi. Yürekli, Türkiye'nin farklı kanallar geliştirerek Avrupa güvenlik mimarisinin dışında kalmamaya çalıştığını ifade ediyor. Belçika Kraliçesi Mathilde liderliğinde 450 kişilik bir heyetin 10-14 Mayıs'ta Türkiye'yi ziyaret etmesi planlanıyor.