ABD Başkanlık Seçimlerinde Piyasalar

Son Güncelleme:

2016 yılının son çeyreğine girdiğimiz şu günlerde; yılın geri kalanına dair finansal piyasaların gündeminin ilk sıralarında 8 Kasım ABD Başkanlık seçimleri yer alıyor.

İngiltere'de yapılan referandum sonrası; İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasına ilişkin sancılı süreç ve yılın ikinci yarısında Avrupa'da finansal sistemin yeniden sorgulanmasına yol açan bankalara dair sorunların baş göstermesi sonrası küresel piyasalarda risk teşkil eden en önemli etmen olarak ABD Başkanlık seçimi karşımıza çıkıyor.

Buradan yol açarak biz de geçtiğimiz 8 seçim dönemini içeren istatistikleri inceledik. Başkanlık yarışı tam gaz devam ederken, seçim sürecinin geçtiğimiz dönemlerde finansal piyasalara etkisini ve seçim yarışında galip gelen kesime göre finansal piyasaların nasıl reaksiyon gösterdiğini öğrendik. Söz konusu istatistikleri ele aldığımızda yatırım enstrümanları performansına ilişkin net bir sonuç elde edilmese de, Demokratların galip geldiği dönemde S&P 500 endeksinin ve ABD Doları'nın, Cumhuriyetçilerin başkanlık yarışında öne çıktığı dönemlerde ise Brent petrol ve altının göreceli daha iyi performans sergilediği görülmüştür.

Bugüne geldiğimizde ise; piyasalarda olasılıklara göre fiyatlamalar görülmeye başlandı. Geçtiğimiz günlerde Donald Trump ve Hillary Clinton arasında yapılan ve TV'de yer alan münazara sonrası rüzgarın Clinton lehine dönmesi piyasalarda doların güç kazanmasında etkili oldu. Clinton lehine oluşan atmosfer paralelinde, Fed'in elinin rahatlayacağı ve Aralık ayında faiz artışına gideceği beklentisi doları güçlü tutuyor.

Finansal piyasalarda Brexit'ten sonraki en büyük risk olarak nitelendirilen Trump'ın başkanlık koltuğuna oturması seçeneğinde ise, dünya genelinde oluşacak stres ortamı paralelinde dolarda görülebilecek sert dalgalanma ve güvenli liman olma özelliğini konuşturacak altında değer kazanımlarının görülmesi sürpriz olmayacağı kanaatindeyiz.

ABD BAŞKANLIK SEÇİMİ YAKLAŞIRKEN PİYASALAR…

2016 yılının son çeyreğine girdiğimiz haftada, yılın geri kalanına ilişkin finansal piyasaların seyrinde etkili olacak en önemli gündem maddesi 8 Kasım ABD Başkanlık seçimleri olarak karşımıza çıkıyor.

Kasım ayındaki Başkanlık seçimi yaklaşırken, piyasalarda olasılıklara göre fiyatlamalar görülmeye başlandı. Geçtiğimiz günlerde Donald Trump ve Hillary Clinton arasında yapılan ve TV'de yer alan münazara sonrası rüzgarın Clinton lehine dönmesi küresel piyasalarda risk iştahını artırdı.

Seçim yarışında öne çıkaran gündem maddesi ekonomi…

Başkanlık yarışından kimin galip çıkacağı ve ekonomi politikaları konusunda izleyecekleri yol haritası önem arz ediyor. Söz konusu başkanlık yarışı devam ederken her iki aday da seçmenleri kendi saflarına çekebilecekleri en önemli kozlarını yani ekonomi vaadlerini ortaya koyuyorlar. Her iki aday da seçimi kazandıranın da kaybettireninde ekonomi olduğunun farkındalar. Clinton 1990'ların başındaki ekonomik durgunluğun sona ermesinden ve dünyada göreceli olarak istikrarlı bir politik ortamının varlığından yararlanarak, yeniden Başkanlığa seçilmeyi ülke çapında seçim gecesinde garantilemesi 1996 yılında da başkanlık koltuğuna oturması ekonominin ne denli önemli olduğunun kanıtı niteliğinde.

Daha yakın bir zaman dilimine bakacak olursak, 2012 Başkanlık seçimlerinde Obama'nın 2008 krizi ve sonrasında otomotiv sanayisine verdiği destek Obama'ya sanayinin nabzının attığı Orta-Batı bölgelerde avantaj sağlarken, ilgili dönemde Cumhuriyetçi Mitt Romney'in işi yapamıyorlarsa bırakın batsınlar anlayışı ise adaya önemli ölçüde oy kaybettirmişti.

Bugüne geldiğimizde ise; Cumhuriyetçi aday Trump ABD ekonomisinin gelecek 10 senede en az yüzde 3,5 yıllık büyüyeceği vaadinde bulunurken, "Cesur ve hırslı" olarak tanımladığı ekonomi planının gelecek 10 yılda istihdam, ücretler ve gelir alanlarında artış sağlayacağını söylüyor.

Hillary Clinton'ın ekonomi vaadlerinde altyapı masrafları ve yeni enerjiye yapılan yatırımların artırılması yer alıyor. Bununla birlikte kadınların ve azınlıkların iş gücüne katılımını artıracak politikalarla ülkede giderek artan gelir eşitsizliğinin önüne geçilebileceğine inanıyor.

Başkanlık yarışından kim kazanarak çıkarsa çıksın, kazanan ekonomi olsun dedikten sonra geçmiş dönemde ABD Başkanlık seçimleri sürecinde geçiş dönemleri inceleyelim.

1984 yılında gerçekleştirilen seçimler de dahil olmak üzere söz konusu tarihten bu yana 2 seçim dönemi üst üste Cumhuriyetçilerin galip geldiği, 2 seçim dönemi art arda Demokratların seçim yarışını önde bitirdikleri döngü devam etmekte. 2008 ve 2012 seçimlerinde Obama ile birlikte seçim yarışında galip gelen Demokratların, bu yıl yerlerini Cumhuriyetçilere bırakıp bırakmayacakları merak konusu.

Kaynak: Bültenler