Adli Tıp'ın Dosya Yükü...
Sağlık Hukukunda Malpraktis Dosyalarına Adli Tıp Kurumu Yaklaşımı paneli düzenlendi İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı Ümit Erdem, -Mahkemeler tomar halinde dosyayı Adli Tıp'a gönderiyor Haber Serpil KIRKESER - Kamera Özgür ARSLAN İstanbul DHA İstanbul Barosu, Adli Tıp Kurumu ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen Sağlık Hukuku'nda Malpraktis (tıpta yanlış uygulama) dosyalarına Adli Tıp Kurumu Yaklaşımı konulu panel İstanbul Adalet Sarayı'ndaki konferans salonunda düzenlendi.
Sağlık Hukukunda Malpraktis Dosyalarına Adli Tıp Kurumu Yaklaşımı paneli düzenlendi
İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı Ümit Erdem,
-Mahkemeler tomar halinde dosyayı Adli Tıp'a gönderiyor
Haber Serpil KIRKESER - Kamera Özgür ARSLAN İstanbul DHA
İstanbul Barosu, Adli Tıp Kurumu ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen Sağlık Hukuku'nda Malpraktis (tıpta yanlış uygulama) dosyalarına Adli Tıp Kurumu Yaklaşımı konulu panel İstanbul Adalet Sarayı'ndaki konferans salonunda düzenlendi. Panele, Adalet Komisyonu Başkanı Sabri Bayındır, İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı Ümit Erdem, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Hakeri, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkanı Doç Dr. İbrahim Üzün ve avukatlar katıldı. Panelde konuşan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Hakeri, Adli Tıp Kurumu sağlık raporlarının bir bilirkişi kararı olarak hakim ve savcıya yol gösterici nitelikte olduğunu, bağlayıcı bir özelliği olmadığını ifade etti. Prof. Dr. Hakeri, Yargıtay, hekimin kusuru konusunda mutlaka bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istiyor. Fakat Yargıtay'ın çok ilginç bir kararı var. Hastanın karnında 12 metre gazlı bez unutulmuş. Yüksek Sağlık Şurası, Evet olabilir, 12 metre gazlı bez unutulabilir, burada yüklenebilecek herhangi bir kusur yoktur sağlık çalışanlarına şeklinde bir rapor vermiş. Bunun üzerine mahkeme beraat kararı vermiş, ancak Yargıtay bu kararı bozuyor ve diyor ki, 'Bu kadar açık bir ihlalde, bu kadar açık bir kusurda senin bunu herhangi bir bilirkişiye sormana dahi gerek yoktu, doğrudan mahkumiyet kararı verebilirdin.' Ama onun dışında, kural olarak buna ilişkin bir bilirkişiye tabi tutulması gerekli diye konuştu. Prof. Hakeri, Adli Tıp'ın rapor hazırlarken müdahale yapan hekimin uzmanlık alanı nedir, tıbben zorunlu bir müdahale mi gibi konuları ele alması gerektiğini ifade etti.
GENEL SORUN DOSYALARIN ADLI TIP'TAN GEÇ GELMESİ
İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı Ümit Erdem de, avukatların genel sorununun dosyaların Adli Tıp'tan geç gelmesi, raporlarda ölüm ile tıbbi illiyet bağının kurulmaması, gerekçe gösterilmeden 'tıp kurullarına uygun veya aykırıdır' şeklinde rapor hazırlanması olduğunu söyledi. Raporlarda hizmet mi, kişisel kusur mu olup olmadığının tartışılmadığını savunan Erdem, mahkemelerin tomar halinde dosyayı Adli Tıp'a gönderdiğini, Adli Tıp'ın da kendine göre hazırladığı soruları yanıtladığını belirtti.
Üyelerin uzman olmadıkları konularda hazırlanan raporlara imza attığını, görüş alınan kişinin imzasının ise raporda yer almadığını belirten Erdem, raporların yasal olan 3 aylık sürede hazırlanamadığını söyledi. Erdem, Adli Tıp Kurumu'nun özerk, bilimsel ve akademik bir kurum olarak yeniden yapılandırılması, mali durumunun güçlendirilmesi, taşrada yaygınlaştırılması, çalışma ve ekonomik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğine işaret etti.
2013'TE 5 BİN 224 DOSYA HAKKINDA RAPOR YAZILDI
Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp Kurulu Başkanı Doç Dr. İbrahim Üzün de, rapor hazırlarken, dosyadaki bilirkişi ve olay yeri inceleme raporları ile kamera görüntüleri, fotoğrafları, otopsi raporları gibi tüm tıbbi belgelerin incelenmesinden sonra kurulun karara vardığını anlattı. Üzün, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun son 6 yıla ait çalışmalarına ilişkin de bilgi verdi. Doç. İbrahim Üzün, 2008'de 4 bin 892, 2009'da 4004, 2010'da 4 bin 238, 2011'de 4 bin 235, 2012'de 5 bin 104 ve 2013'te 5 bin 224 dosya karara bağlanmıştır diye konuştu. Üzün, 2008'deki 4 bin 892 kararın 3 bin 176'sının rapor, bin 116'sının ise müzekkere olduğunu ifade ederek, Müzekkere, karar verme sürecimizi etkileyen en önemli faktörlerden bir tanesidir. Gerçekten hiçbir tıbbi belge olmadan da bize malpraktis dosyaları gönderilebiliyor. Yeniden yeniden müzekkereler yapmak durumda kalıyorsunuz dedi. Ölümle sonuçlanan sağlık personeli kusurlarıyla ilgili dosyalara 2010'un yarısından itibaren baktıklarını anlatan Üzün, 2011'de ölüm sebebi olarak 2 bin 515 dosyaya rapor düzenlediklerini söyledi. Dosya kapsamında eksiklikler olmasının raporun hazırlanma sürecini doğal olarak uzattığını belirten Üzün, Ocak ve Şubat ayı içinde bize 1010 dosya geldi. Bunların yüzde 40'ı malpraktis dosyalardır. 1010 dosyanın 962 tanesini karara bağlamışız. Karara bağlanmamış dosya sayımız sadece 48. Bu raporlar da 2 hafta içinde tamamlanarak UYAP üzerinden ya da posta kanalıyla ilgili savcılıkları gönderilmektedir. Dosyalar eksiksiz şekilde gönderilirse rapor hazırlama süresini aşağıya çekebiliriz diye konuştu.