Ak Parti'li İyimaya: Toplum, Sadece İstemesini Değil, Artık Almasını da Biliyor

Son Güncelleme:

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili olarak, kimsenin masadan kalkmadığını belirterek, "Masa, amacın gerçekleşmesinin imkansız olduğunun ortaya çıktığı tarihte"...

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili olarak, kimsenin masadan kalkmadığını belirterek, "Masa, amacın gerçekleşmesinin imkansız olduğunun ortaya çıktığı tarihte hükümden düşmüş, Başkan'ın çekilmesiyle Komisyon'un hukuki varlığı sona ermiştir" dedi.


Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan İyimaya, süreç sayesinde her partinin anayasa tasavvuru (öneriler), uzlaşma alanları ve şerhli de olsa, "anayasa taslağı" ile daha önemlisi toplumun anayasa talep türlerinin ortaya çıktığını, bunların önemli kazanımlar olduğunu belirtti. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun hukuki varlığının hem legal olarak ve hem fiilen sona erdiğini belirten İyimaya, şöyle devam etti:


"Uzun süredir bir madde dahi üretilememesi, amacın gerçekleşmesinin imkansızlığı anlamını taşır. Amaç imkansızlığı, yegane misyonu o amaç olan yapının kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurur. Komisyon'un kurucu unsurları, Başkan ve üyeler ikilisinden teşekkül eder. Bunlardan birinin yokluğu, hukuki organizmayı (Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu) sona erdirir. Meclis Başkanı'nın Komisyon başkanlığı görevinden çekilmesi, Komisyonu başkansız bırakmıştır. Kuşkusuz parti iradelerinin de rollerine atıfla birlikte Meclis Başkanı, Komisyonumuzun kurucu başkanıdır. Çekilme, başkansızlık sebebiyle komisyonu defacto sona erdirir. Bu sona eriş, bir yorum değil, hukukun gereğidir. Komisyon'un sona erişinde kusurlu arayışı, şu günlerin sıcak gündemidir. Objektiflikten yoksun konjonktürel yaklaşımlar, her partiyi, her üyeyi ve diğer siyasal dinamikleri sorumlu sandalyesine oturtabilir. Komisyon üyesi arkadaşlarımızın bu tür bir yaklaşım sergilemelerini, -sona ermiş olsa dahi- Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun ruhu ile bağdaşır bulmuyorum. Her parti ve üyeler karşılıklı suçlama yarışına girebilirler. Şahsen ben, en azından bu aşamada ve bu noktada sükutu tercih etmeyi, Komisyon ve uzlaşma misyonunun gereği sayıyorum. Başbakanımıza, partimize ve Meclis Başkanımıza bu konuda yöneltilen yapay itirazları, Adalet ve Kalkınma hareketine ve liderine karşı tahammülsüzlüğün, giderek özel alerjinin dışa vurumu olarak görüyorum.


Masa, amacın gerçekleşmesinin imkansız olduğunun ortaya çıktığı tarihte hükümden düşmüş, Başkan'ın çekilmesiyle Komisyonu'n hukuki varlığı sona ermiştir. Muhalefetin 'rağmen masa' ısrarının nedeni, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin toplumsal talebi karşılayacak stratejilerinin önüne geçmektir. Masa, ne anayasanın önüne geçebilir ne de anayasa hapishanesine dönüştürülebilir. Bundan sonra, kıyamet kopmayacak. Toplum, anayasa konusundaki talebini ve siyaset üzerindeki basıncını sürdürecektir. Yerel seçimlerden sonra kısmi bir anayasa değişikliği gündeme gelebilir. Dörtlü ittifaklar yerine, farklı ittifak arayışlarına da gidilebilir. Adalet ve Kalkınma Partisi, 2010 Anayasa reformunu, yeni anayasaya dönüştürecek demokratik çabasını güvenle, inançla sürdürecektir. Toplum, sadece istemesini değil, artık almasını da biliyor. Önümüzdeki genel seçimi, bir anayasa seçimi olarak okumak, doğruya uzak değildir. Millet, 'al dörtyüzü, ver Anayasamı' diyebilir. Uzlaşma Komisyonu, tarihin randevusuna cevap verememiştir. Suçlu aramak ve suçlamak yerine, emaneti zarafetle iade etmek, bu Komisyona daha yaraşırdı."

Kaynak: ANKA