AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması

Son Güncelleme:

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bugün bölgede ortaya çıkan krizin, her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen bu olumsuzluğun yegane sebebi, ABD'nin ve İsrail'in ortaklaşa İran'a yaptığı saldırıdır.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bugün bölgede ortaya çıkan krizin, her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen bu olumsuzluğun yegane sebebi, ABD'nin ve İsrail'in ortaklaşa İran'a yaptığı saldırıdır. Bu saldırı haksız, hukuksuz, gayrimeşru, uluslararası hukuka aykırı ve gayriinsani bir saldırıdır. Bunun hiçbir gerekçesi yoktur." dedi.

Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Toplantıda partisinin Seçim İşleri Başkanlığının çeşitli teknik düzenlemelerle, partinin bundan sonraki çalışmalarıyla ilgili olağan bir sunumu olduğunu belirten Çelik, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bir sunumu olacağını ve çeşitli gündem maddelerinin değerlendirileceğini söyledi.

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantının açılış konuşmasında İran'a yapılan haksız, hukuksuz, gayrimeşru ve gayriinsani saldırıdan sonra bölgede gerçekleşen kaos ve istikrarsızlıkla ilgili olarak ateşkesin, barışın sağlanması, istikrarın yeniden tesisi yönünde yaptığı diplomatik çabalarla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu aktardı.

İyimser denecek bazı haberler ortaya çıksa da şu anki tablonun son derece kötü bir duruma işaret ettiğini kaydeden Çelik, bölgenin büyük bir kaosun ve istikrarsızlığın içerisine giderek daha fazla çekildiğini dile getirdi.

Kosova'yı 1-0 yenerek 2026 Dünya Kupası'na gitmeye hak kazanan A Milli Futbol Takımı'nı kutlayan Çelik, "24 yıl aradan sonra yaşanan bu heyecan hepimiz için son derece kıymetli ve son derece değerli." diye konuştu.

Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ı rahmetle anan Çelik, "Bu memleket, millet, vatanımız, devletimiz için hayatını feda edenlerin, bu ülkede barış ve huzur içinde yaşamamız için bu fedakarlıkta bulunanların hepsine büyük şükran borçluyuz. Mekanları cennet olsun." ifadelerini kullandı.

"Aynı manipülasyonların devreye sokulduğunu görüyoruz"

En son İran'da gerçekleşen saldırılardan sonra İsrail'in Batı Şeria'ya işgal girişiminin devam ettiğini ve Lübnan'a saldırdığını anımsatan Çelik, 2021'de Batı medyasının ve Batılı siyasetçilerin dilini analiz ederek yaptığı bir basın toplantısında, "Irkçılık ve İşgal Sözlüğü" diye bir literatür önerdiğini ve o öneriler çerçevesinde kullanılan bazı kavramların ne anlama geldiğini ifade ettiğini anlattı.

Çelik, "Bugün aynı manipülasyonların, çarpıtmaların, yalanların tekrar devreye sokulduğunu, fiziki saldırılar ve soykırımla beraber bu çarpıtma, manipülasyon yarışının da aynı şekilde devam ettiğini görüyoruz." şeklinde konuştu.

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Batı medyasında ve Batılı siyasetçilerin içerisinde eğer birisi İsrail'in bütün saldırganlığı karşısında 'İsrail'in kendini savunma hakkı var.' diyorsa, 'Bu, İsrail istediği zaman istediği zulmü yapabilir. Herkes buna bir bahane uydurmalı, kendisini adapte etmeli' anlamına geliyor.' demiştim. 'İsrail'in kendini savunma hakkı var.' deyip bütün bu saldırganlığın içerisinde bir de 'İsrail'e kırmızı çizgi önermiyoruz.' diyorlarsa, 'Daha çok zulüm yapmak için İsrail'i teşvik anlamına geliyor.' demiştim. Bugün bunu maalesef pek çok başbakanda ve diğerlerinde görüyoruz. 'İsrail ile Filistinli gruplar arasında çatışma çıktı' şeklinde bazı başlıklar görüyoruz. Bunun anlamı, 'İsrail, bazı Filistinli gruplara sebepsiz yere saldırdı.' demektir. 'Taraflara itidal ve sükunet tavsiye ediyoruz.' diyorlar İsrail'in saldırısından sonra. Bu ne demek? Esasında 'İsrail zalimce saldırdı. Filistinliler buna ses çıkarmasın.' demektir. 'Çatışmada Filistinli kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetti.' demek, esasında 'İsrail askerleri hedef gözeterek kadınları ve çocukları öldürdü.' gerçeğini saklamak için uydurulmuş bir literatür.

'Filistinliler bir İsraillinin arabasını taşladı.' demek, fanatik bir ırkçı İsraillinin arabasını Filistinlilerin üzerine sürdüğünü ve bunun neticesi olarak doğal bir tepkinin ortaya çıktığını saklamak için uydurdukları bir şey. 'Kudüs'te sebebi bilinmeyen bir sebeple patlama oldu' şeklinde haberler görürsünüz. Ürettiğimiz bu işgal ve ırkçılık sözlüğü, soykırım sözlüğü bakımından bunun anlamı, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya ya da başka bir yere ses bombalarıyla saldırdığı anlamına gelir. Eğer 'İsrail'de hükümet krizi var.' deniyorsa, demek ki birileri hükümet kurabilmek için yeni katliamlar başlatacak anlamına geliyor. Eğer Batı'da ya da İsrail'de bir siyasetçi veya bir medya organı 'Kudüs, İsrail'in bölünmez başkentidir.' diyorsa, Filistinlileri yeryüzünden ve Kudüs'ten silmek için gayret gösteriyor anlamına gelir. 'İsrail, bölge ülkeleriyle normalleşme istiyor.' demek, aslında 'İsrail hiçbir politikasından vazgeçmeyecek ama İsrail'in saldırganlıklarına karşı bölge ülkeleri ses çıkarmasın.' anlamına geliyor. Bunun tabii sayısını yüzlerce çoğaltabiliriz."

"STRATCOM Zirvesi çok önemli"

Bunların karşısında doğruyu anlatmak için doğru bir literatür kullanılması gerektiğinin altını çizen Çelik, "Bu kavramların arkasındaki manipülasyonları görmemiz gerekiyor. Biz, hem parti olarak hem hükümet içerisinde bütün bunlarla güçlü bir mücadele veriyoruz. Doğru kavramların doğru yerine oturtulması, ilkeli bir şekilde her şeyin anlatılması bakımından. Bu bakımdan İletişim Başkanlığımızın gerçekleştirdiği STRATCOM Zirvesi, aslında bu kavramların yerli yerine oturtulması, karşı karşıya kaldığımız, maruz bırakıldığımız birtakım çarpıtmalar karşısında nasıl direnç hatları oluşturabileceğimizi göstermesi bakımından çok önemli." dedi.

Bu zirvenin bu sene de çok kıymetli açılımlar getirdiğini belirten Çelik, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve bütün ekibini tebrik etti.

Çelik, "Doğru bir şekilde kavramların kullanılması, İsrail'i ve İsrail'in saldırganlığını savunacak şekilde kurumsallaşmış bu literatüre direnmek de aslında soykırıma direnmek, işgale direnmek, zulme direnmek gibi kıymetlidir ve gereklidir." diye konuştu.

"Mekansal, düşünsel, dinsel soykırım yapıyor"

İsrail saldırganlığının, soykırım siyasetinin başka alanlarda da devam ettiğini dile getiren Çelik, "Mekansal, düşünsel, dinsel soykırım yapıyor." ifadesini kullandı.

Çelik, Mescid-i Aksa'da ibadetin uzun zamandır yasak olduğunu ve bayram namazının kılınmasının engellendiğini hatırlatarak, bunu en güçlü şekilde kınadıklarını, bunun İsrail saldırganlığının bir parçası olduğunu söyledi.

Ömer Çelik, "Bu sadece İslam dinine dönük olarak değil, kendisi dışındaki herkese karşı İsrail bu saldırganlığı gerçekleştiriyor. Onun için demiştik ki 'Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırı sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa yapılmış saldırıdır.'" şeklinde konuştu.

İsrail otoritesinin, Kudüs Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa'nın Kıyamet Kilisesi'nde Palmiye Pazarı ayinini gerçekleştirmesine müsaade etmediğini anımsatan Çelik, aynı şeyin Hristiyanlar açısından da gerçekleştiğine dikkati çekti.

AK Parti Sözcüsü Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İran savaşı devam ederken, gözümüzün birileri tarafından Gazze'den ve Batı Şeria'dan uzaklaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Buna kesinlikle müsaade etmemek lazım. Gazze'den sonra aynı şeyi Batı Şeria'da da yapmaya çalışıyor İsrail saldırganlığı, soykırım siyasetini orada da devam ettirmeye çalışıyor. ve devamı olarak aynısını Lübnan'da gerçekleştirmeye çalışıyor. Lübnan'a çok ağır bir şekilde saldırdı. Önce hava harekatıyla, arkasından kara harekatıyla neredeyse Lübnan'ın üçte biri, Litani Nehri'ne kadar insansız bölge haline getirildi. Bu, İsrail'in, Netanyahu hükümetinin yürüttüğü saldırganlığın tehlikesinin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Defalarca ifade ettik, bugün bölgede ortaya çıkan krizin, her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen bu olumsuzluğun yegane sebebi, ABD'nin ve İsrail'in ortaklaşa İran'a yaptığı saldırıdır. Bu saldırı haksız, hukuksuz, gayrimeşru, uluslararası hukuka aykırı ve gayriinsani bir saldırıdır. Bunun hiçbir gerekçesi yoktur."

Nükleer çalışmalardan bahsedildiğini ancak İran'ın müzakere masasına oturmuşken bu saldırının gerçekleştiğini anımsatan Çelik, "İsrail ardından 'Rejim değişikliği.' diyor. Ama işte İran halkını görüyorsunuz, sokaklardan çekilmeyerek kendi devletlerine, ülkelerine sahip çıkıyorlar. Hiç kimsenin bir başkasının rejimini devirmek ve değiştirmek amacıyla böyle gayriinsani bir saldırı yapmaya hakkı yoktur, uluslararası hukukta da yeri yoktur. Ortaya çıkan vahşetten bu saldırıları yapanlar sorumludur." dedi.

(Sürecek)

Kaynak: AA