AK Parti TBMM Grup Toplantısı

Son Güncelleme:

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için "Terör bittiğinde, bu ülke huzura kavuştuğunda tarih bu iki genel başkanı, terör bitmesin diye çırpındıkları"...

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için "Terör bittiğinde, bu ülke huzura kavuştuğunda tarih bu iki genel başkanı, terör bitmesin diye çırpındıkları için kara bir leke olarak kaydedecek" dedi.


Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik eleştirilerde bulundu.


"MHP Genel Başkanı Bahçeli ve MHP yönetimini ciddiye almasak da MHP tabanına benim burada bazı gerçekleri hatırlatmam gerekiyor. Şu anda kükremiş aslan rolleri yapan Sayın Bahçeli'nin 1999-2002 arasında nasıl kuzu kesildiğini, ANAP ve DSP ile bu ülkeye, bu millete ne büyük faturalar ödettiğini hatırlatmam gerekiyor" diyen Erdoğan, Bahçeli'nin şimdi meydan okuduğunu, bu meydan okumalara gereken cevabını da ayrıca vereceğini söyledi.


Erdoğan, "Utanmadan, sıkılmadan, 'ihanet', 'hıyanet' kelimesini, ona benzer birçok kelimesini ağzına alıyor. Bir kere kendisine tekrar hatırlatıyorum; susuyorsak ciddiye almadığımızdan susuyoruz. Susuyorsak sabrımızdan susuyoruz ama sabrımızın da bir sınırı var" dedi. Erdoğan, şöyle konuştu:


"Sayın Bahçeli, sadece 3,5 yıllık iktidarları döneminde ülkeye öyle ağır bedeller ödetti ki 10 yıl boyunca biz bu faturaları ödemek zorunda kaldık. Biz göreve geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye para borcu 23,5 milyar dolardı. Bu ülkeyi 23,5 milyar dolar IMF borcuna mahkum eden birisi, kalkıp da ihanet kelimesini bizim için ağzına alamaz. O günden beri ödedik ödedik, şu anda 400 milyon dolar borç kaldı, son taksit. Önümüzdeki ay bunu ödüyoruz ve IMF ile borç, alacak artık bitiyor. Sayın Bahçeli, herhalde bunu inkar edecek halin yok. Bunu biz ödedik.


Geliyorum Merkez Bankası rezervlerine. Merkez Bankası Türkiye'nin en büyük milli bankası. Milli Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Bunu böyle teslim aldık. 2001 krizinde, sadece 2 hafta içinde Merkez Bankası'nın döviz rezervi 5,5 milyar dolar eridi. Şu anda Merkez Bankamızın rezervleri 125 milyar dolar oldu. 2001 krizinde bu milli bankamızın kasasının nasıl boşaltıldığını, bir gece içinde nasıl soyulduğunu milletim farkında. Hatırlayın, gecelik faizlerin yüzde 7500 çıktığı dönemler. Bunların kimlere savrulduğunu, kimlere dağıtıldığını o süreci iyi bilen kardeşlerim zaten hafıza kayıtlarından çıkarmayacaklardır. Merkez Bankası'nın soyulmasına göz yuman birinin, Merkez Bankası'nın kasasına 100 milyar dolar ekleyen bir hükümeti ihanetle, hıyanetle suçlaması, şecaat arz ederken sirkatin söylemektir, başka bir şey olamaz.


Geliyorum içi boşaltılan bankalara. MHP'nin iktidar ortağı, Sayın Bahçeli'nin Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde bankacılık krizi yaşandı. Bankacılık krizi nedeniyle TMSF'ye, kamu bankalarına ve Merkez Bankası'na ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin yükü, tam 111 milyar lira. Hazine'nin yıllık bileşik faiziyle bu ülkenin ödediği fatura, 231 milyar lira. Bunları da biz ödedik. Sayın Bahçeli eğer hain görmek istiyorsa önce bu millete ödettiği 231 milyar liraya baksın, sonra aynaya baksın, orada aradığını görsün."


-Kamu bankalarının görev zararları-


"Bitmedi, 2001 krizi nedeniyle kamu bankalarına görev zararı alacakları için 23,7 milyar lira tutarında özel tertip devlet tahvili verildi" diyen Erdoğan, bunun dışında kamu bankalarına görev zararları için 3,2 milyar lira sermaye transferi yapıldığını söyledi.


Erdoğan, şöyle devam etti:


"Sayın Bahçeli, milletin, yetimin, öksüzün parasını kamu bankalarının zararını kapatmakta kullanırken, biz bu kamu bankalarını kara geçirdik, millete, yetime, öksüze kaynak oluşturan kurumlar haline getirdik. Bununla kalmadık. Sadece maaş ödeyebiliyordu. Zorunlu tasarruf adı altında işçiden, memurdan kaynaktan kesintiler yapıldı. 13,5 katrilyonu biz ödedik. Devlet işçisine, memuruna borçlu olur mu- Bu ülke bunu da yaşadı. Bunu da biz kapattık. O dönemlerden kalan, Sayın Bahçeli, daha önceki dönemler hepsi... Aynı şekilde KEY adı altında yine işçiden, memurdan kesintiler yapıldı. Orada da 3,5 katrilyon lira. Onu da biz ödedik. Eğer makbuzunu bulup getiren olursa onu ödemeye devam ediyoruz."


Bahçeli'nin döneminde devletin yüzde yüzün üzerinde faiz oranıyla borçlanabildiğini, görevi kendilerine devrettiklerinde faiz oranının yüzde 62,7 olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Üstelik devlet en fazla 9 ay süreyle borçlanabiliyordu. Aksi takdirde borç bulamıyordu. Şu anda devletin borçlanma faizi yüzde 6 nire, yüzde 63 nire- Vade 9 ay değil şimdi 69 ay, vade de buraya çıktı. Nedir- güvendir, istikrardır. Eğer bu güven ve istikrar olmasa kimse size gelip de 69 ay ile borçlanma imkanı sağlamaz" dedi.


Erdoğan, Bahçeli'nin çiftçiye yüzde 59 ile faiz verdiğini, şimdi kendilerinin çiftçiye zulmettiğini söylediğini belirterek, şunları kaydetti:


"Şöyleymiş böyleymiş. İnsaf ya. Yüzde 59 faizle benim çiftçi kardeşime o zaman borç verdiniz. Bunda DSP'nin de ANAP'ın da - o DSP şu anda CHP'nin bir yerde yavrusu niteliğinde - şu anda Ziraat Bankası'nın çiftçiye uyguladığı faiz nedir biliyor musunuz- 0 ile 7,5 arasında. Nereden nereye....Aradaki fark çok açık ve net ortada. Sayın Bahçeli'nin hükümeti esnafa yüzde 47 ile faizle veriyordu, şimdi ise yüzde 5 ile 8 arasında faizle esnafa kredi veriyoruz. Üstelik, kredi miktarları geçmişle mukayese edilemeyecek kadar yüksek. Bu ülkenin parasının, pasaportunun ay yıldızlı bayrağının itibarını düşüren Devlet Bahçeli vatansever olacak ama bu ülkeyi dünya yıldızı haline getiren AK Parti Hükümeti ihanetle, hıyanetle suçlanacak.


Bakın bu 3,5 yıllık iktidarları döneminde kimlere af çıkardıklarına, kimleri idamdan kurtardıklarına, hangi azılı suçluları sokaklara saldıklarına, kendi partileri içinden bugün tıpkı kendileri gibi konuşanlara nasıl linç uyguladıklarına iş biliyor. "Vur de vuralım, öl de ölelim' diyen kitleye karşı,


'onun zamanı gelecek' diyen, terör bitmesin diye çırpınıp, aynı anda terörü yücelten bir genel başkanın ne bize ne de kendi tabanına, ülkücü gençlere söyleyecek tek bir sözü yoktur, söz söyleyecek yüzü dahi yoktur. Tekrar söylüyorum; 'edep yahu' diyorum. Böylelerine, aynaya bakıp sağa sola hakaret yağdıranlara en güzel cevabı aslında merhum Mehmet Akif veriyor: - çok anlamlı bir cevap - 'Şark'a bakmaz, Garb'ı bilmez/ örgüden yok vayesi/ bir kızarmaz yüz


/ yaşarmaz göz bütün sermayesi."


-"Tarih talihsizlikle anacak"-


Başbakan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sıcak koltuğunu koruyacak diye bu ülkede kanın akmasına seyirci kalamayacaklarını, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu koltuğunda oturacak diye gençlerin yitip gitmesine seyirci kalamayacaklarını söyledi.


Erdoğan, bu iki genel başkanı tarihin affetmeyeceğini belirterek, "Terör bittiğinde, bu ülke huzura kavuştuğunda tarih bu iki genel başkanı, terör bitmesin diye çırpındıkları için kara bir leke olarak kaydedecek" diye konuştu.


Erdoğan, sanatçılar, akademisyenler, yazarlar, işçiler, işverenler, memurlar bu sürece destek verirken, Türkiye tek yürek halinde umudunu çoğaltırken, terör bitmesin diye ayak direten bu iki genel başkanı tarihin büyük bir talihsizlikle anacağını kaydetti.


Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Şu anda Güneydoğu, Doğu, Ege, Marmara, tüm Türkiye'yi dolaşan genel başkan yardımcılarıma, milletvekili, bakan arkadaşlarıma, kadın ve gençlik kollarımıza huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Şu anda tüm kadromuz Türkiye'yi dolaşıyor ve dolaşmaya devam edeceğiz. Oralarda halkımız, esnafımızla bütünleşmek suretiyle, sempozyumlar, konferanslar, paneller vesaire, ülkeyi bir beraber ve bütün olarak inşallah yarınlara taşıyacağız. Biz bu iki genel başkanın tahriklerine, hakaretlerine, süreci sabote etmek için ortaya koydukları kirli mücadeleye asla prim vermeyeceğiz. Şehitler gelsin, gençler ölmeye devam etsin diye adeta beddua eden bu iki genel başkana rağmen, biz yaşatmanın mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. 76 milyonun desteği ve hayır duası bize yeter. Milletimiz çok sağlam, Allah onlardan razı olsun. İçeride ve dışarıda her yerde, dualarıyla bizi unutmuyorlar, bize dualar ediyorlar. Biz dün Türkiye ile yürüdük, bugün Türkiye ile yürüyoruz, yarın da milletimiz ile birlikte yürümeye devam edeceğiz."


-"AK Parti'nin özelliği de güzelliği de burada..."-


Dün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olduğunu anımsatan Erdoğan, "Ülkemizde Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, romanıyla, Boşnağıyla, Arnavutuyla, aklınıza hangisi gelirse hepsiyle bir ve beraber yürümeye devam edeceğiz. AK Parti'nin özelliği bu, AK Parti'nin güzelliği de burada. Çünkü biz etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik, yapmıyoruz, bölgesel milliyetçilik yapmayacağız dedik yapmıyoruz, dinsel milliyetçilik yapmayacağız dedik, yapmıyoruz. Biz Afyon'dan yola çıkarken tek millet dedik, tek bayrak dedik, tek vatan dedik, tek devlet dedik ve aynı şekilde yolumuza devam ediyoruz" dedi.


Başbakan Erdoğan, polis teşkilatının kuruluşunun 168. yıl dönümünün de yarın kutlanacağını belirterek, "Canlarını, her şeyini feda etmeye hazır olan polis teşkilatımızın tabandan tavana tüm mensuplarının aileleriyle beraber kutluyorum. Onların da verdikleri bu mücadelede Rabbim yardımcıları olsun diyorum. Aynı şekilde askerimiz için bu duaların kabulünü Rabbimden niyaz ediyorum, bütün korucularımız için dualarımızın kabulünü Rabbimden niyaz ediyorum. Çünkü onlar bu topraklara her an düşmek üzere bir mücadele içindeler. Rabbim yolumuzu açık etsin, bahtımızı açık etsin. Allah yar ve yardımcımız olsun" dedi ve konuşmasını tamamladı.


Başbakan Erdoğan, Meclis'te şeref holündeki revire de giderek, sağlık çalışanlarıyla sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.


(Bitti) - TBMM

Kaynak: AA