Akademisyenlerin Bildirisine Tepkiler

Son Güncelleme:

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayınladığı bildiriye ilişkin, "Ben bunu düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirmiyorum.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayınladığı bildiriye ilişkin, "Ben bunu düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirmiyorum. Tabii bunun ayrıca akademisyenler adına yapılıyor olması da gerçekten üzücü bir durum. Akademisyenler, düşünce özgürlüğünün sınırlarını daha iyi bilmek zorundalar" dedi.


Acer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oluşumun hazırladığı bildirinin ülkedeki akademisyenler bazı tarafından imzalandığını ancak bunların arasındaki bazı akademisyenlerin de imzalarını bildiriyi okuduktan sonra geri çekme kararı aldıklarını söyledi.


Bunu, bir mazeret olarak görmediğini ve mazeret kabul edilemeyeceğini ifade eden Acer, "Ben bir hukukçuyum, bunu düşünce özgürlüğü bağlamında değerlendirebilirler hocalarımız bu tür açıklamaları. Ama, düşünce özgürlüğü bazı şeyleri kapsamıyor. Mesela iftirayı, hakareti, suça teşviki, yasa dışı şiddeti övmeyi kapsamıyor. Böyle bir bildiri devletin aslında savunma maksatlı, kendi, halkını, kendi devletini savunma maksatlı faaliyetlerini sözde kınayarak aslında yasa dışı şiddeti ve terörü teşvik etmiş oluyor" diye konuştu.


Acer, bildiriyi yanlış bulduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:


"Ben bunu düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirmiyorum. Tabii bunun ayrıca akademisyenler adına yapılıyor olması da gerçekten üzücü bir durum. Akademisyenler, düşünce özgürlüğünün sınırlarını daha iyi bilmek zorundalar. Yani 'Türkiye'nin en okumuş en çok kendini geliştirmiş kesimi' diye düşündüğümüz zaman böyle düşünce özgürlüğü bağlamında her şeyi söylemenin meşru olmayacağını bilmeleri gerekiyor akademisyenlerin. Böyle olduğu zaman da düşünce özgürlüğü anlamında ben bu bildiriyi gerçekten çok yanlış buluyorum. Diğer taraftan da gerçekten Türkiye'de şiddetin ve terörün teşvik edilmesi anlamında zararlı buluyorum."


PKK ve onun yandaşlarının Türkiye'deki örgütlenmesinin çok komplike bir hale geldiğini ifade eden Acer, sadece tek bir yapılanmanın söz konusu olmadığını belirtti. Acer, işin "siyasi yapılanma", "kamuoyu oluşturma" yönlerinin olduğunu, tamamen "legal görünen yapılar"nın bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:


"Dolayısıyla bunlar her türlü kanalı kullanmaya çalışıyorlar. Hatta geçenlerde meydana geldi. Televizyon programlarını arayıp, iyi şeyler anlatıyor imajı veriyorlar, konuyu gündeme getirip devleti suçlayıcı bir ortam oluşturmaya çalışıyorlar. Bunların tümü kamuoyu çalışması. Akademisyenlerin toplum içerisinde bir itibarları var. Bilim dünyasında çalışan insanlar olarak onların bu işlere alet edilmeleri gerçekten çok yanlış. Akademisyenlerin kendilerini bu tür şeylere alet etmemeleri lazım. Devletin yanlış uygulamaları varsa bunu böyle yaparken bile sadece devleti suçlayıp, terörü gerçekleştirenlere ilişkin bir şey söylemediğiniz zaman aslında kesin bir terör tarafı seçmiş gibi görünüyorsunuz. Öyle de oluyor zaten."


"Önce terörü lanetleyeceksiniz"


Burada da bir yanlışın olduğuna dikkati çeken Acer, şunları kaydetti:


"Önce terörü lanetleyeceksiniz. Bu batılı ülkelerde terör saldırılarında bütün kesimler birleşir. Mesela Fransa'da olduğunda hiçbir muhalefet hükümeti bile ilk adımda suçlamadı. Neden? Çünkü onun hesabı başka şekilde yapılır. Örneğin doğuda teröre karşı bir mücadele verilirken emniyet güçleri onların yaptıklarının yasa dışı olduğunu ima etmek, bunu söylemek, onların çabalarına büyük sekte vurur açıkçası. Bunu akademisyenlerin yapıyor olması hiçbir şekilde izah edilemez."


YÖK'ün konuyla ilgili olarak, söz konusu akademisyenler ile ilgili bir çalışması olduğuna da değinen Acer, ÇOMÜ'de görevli bir öğretim üyesinin de bildiriye imza attığını belirtti.


Acer, kimsenin haksız yere zarar görmesini istemediklerini ifade ederek, şunları dile getirdi:


"Bu konuda biraz YÖK'ün yönlendirmesini beklememiz lazım. Yoksa bu gerçekten bir soruşturma gerektiren bir konu. Bir inceleme yapılması gerekir bu konuda. Çünkü gerçekten, ülke için mücadele eden güvenlik güçlerinin çabalarına zarar verici yasa dışı bir faaliyet bu. Bu anlamda bir şeyler yapılması gerekebilir. Tabii biz hiçbir hocamızın haksız yere zarar görmesini istemeyiz. YÖK'ün talimatından sonra duruma bakacağız. Bu konuda 'Ben devamını okumadım' demek bir gerekçe değil. Hepimiz okur yazar insanlarız. Neyin altına imza attığımızı da bilmemiz gerekiyor."

Kaynak: AA