Almanya'da Öldürülen Türkler
"Nasyonalsosyalist Yeraltı" (NSU) cinayetlerini araştıran Federal Meclis Komisyonu üyeleri, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nu ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Almanya'da 8'i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı
"Nasyonalsosyalist Yeraltı" (NSU) cinayetlerini araştıran Federal Meclis Komisyonu üyeleri, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nu ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Sebastian Edathy başkanlığındaki Alman komisyon üyeleri, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün'ü TBMM'de ziyaret etti.
Görüşmenin ardından basına açıklama yapan Üstün, Almanya'nın konuya ciddiyetle eğilip çözmeye çalıştığını söyledi. Yakın zamanda olaylarla ilgili bazı kişiler hakkında dava açıldığını ifade eden Üstün, davaların 17 Nisan'da başlayacağını, kendilerinin de ilk duruşmayı izlemek üzere Almanya'ya gideceğini söyledi.
"Ailelere destek olmak istiyoruz" diyen Üstün, bu sürecin sonunda Türk-Alman ilişkilerinin sağlamlaşmasını ümit ettiklerini belirtti.
Alman Komisyon Başkanı Edathy ise suçluların ortaya çıkarılmasının Alman devletinin sorumluluğu olduğunu ifade ederek, "Almanya'da 3 kişilik aşırı sağ terör hücresi bir dizi cinayet işledi. Kurbanların 8'i Türk'tü. 2012 başında Federal Parlamento bu olayların 13 yıl boyunca ortaya çıkarılamamasının nedenlerini araştırmak için bu komisyonu kurdu" dedi.
Edathy, başından beri TBMM ile temas halinde olduklarını, konunun Türkiye'de yakından takip edildiğini bildiklerini dile getirdi.
Edathy, "Amacımız kurbanların aileleri ve anısı için bu olayları açıklığa kavuşturmak. Aynı zamanda tüm Alman toplumunda devlete duyulan yitirilmiş güveni yeniden tesis edilmesine katkıda bulunmak istiyoruz" diye konuştu.
Yaz sonunda komisyonun çalışmalarıyla ilgili sonuç raporu açıklayacaklarını bildiren Edathy, raporu Türkçe olarak da yayımlamak istediklerini söyledi.
Edathy, "Hukuk devletinin bu ihmalini düzeltmek bizim görevimiz" dedi.
-Türk ailelerden alınan çocuklarla ilgili çalışma-
Üstün, açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Avrupa'da Türk ailelerin çocuklarının alınarak başka ailelere verilmesiyle ilgili bir soru üzerine Üstün, "Özellikle Türkiye kökenli ailelerin çocuklarının alınarak farklı kültürdeki ailelere verilmek suretiyle kültürlerinden uzaklaştırılması olayını incelemeye almıştık" diye konuştu.
Üstün, dün yaptığı açıklamada Belçika'yı sehven zikrettiğini, aslında Hollanda'da olan bir olaydan bahsettiğini söyledi. Üstün, şunları söyledi:
"Hollanda'da yaşayan bir Türk ailesinin 3 çocuğu elinden alınarak başkaca bir kültür olan, biz o kültürü de kınamıyoruz ama, yabancı bir kültür olan gay bir aileye veriliyor ve uzun süre hukuk mücadelesinden sonra 2 evladını geri alıyor. Bir tanesi hala okuluna devam ediyor. Bunun gibi, bir iddiaya göre, Avrupa'da 5 bin çocuk var. Bir iddiaya göre de 9 bin çocuk var. 5 bin dahi olsa bu büyük bir rakam.
Dolayısıyla artık bu konuda bir çalışma başlatacağız. Öncelikle velayet hakkı son derece kutsal bir haktır, idari bir kararla elden alınamaz. Mutlaka bir yargı kararı gerekir. Burada bir yargı kararı olmadan bu işlerin yapıldığını gördük. Çok basit sebeplerle çocuk aileden alınıyor. Başka aileye veriliyor. Bu sebeplerin de iyi araştırılması gerektiği hususunda tespitimiz var."
Çocuk haklı sebeplerle alınsa bile, ailenin kültürüne en yakın kültüre sahip aileye verilmesi gerektiğini ifade eden Üstün, çocukların öz anne ve babalarıyla iletişim kurmalarına izin verilmesinin önemli olduğunu söyledi.
"Bu tür aile dramlarını incelemek üzere bir kararımız oldu" diyen Üstün, Nisan ayından itibaren heyetler halinde Avrupa'daki değişik ülkelere giderek inceleme yapacaklarını belirtti.
- Uludere raporu-
Uludere Alt Komisyonu raporunun açıklanmasında zafiyet olup olmadığının sorulması üzerine Üstün, zaman açısından bakıldığında çok olağanüstü bir durum olmadığını söyledi.
"Ama artık işin sonuna geldiğimizi söyleyebilirim" diyen Üstün, "Rapor yazılırken komisyonumuza yeni bir bilgi geldi. Bu bilgiyi kurumlardan teyit adına yazışmalar yaptık. Yazışmaları bekliyoruz. Gelir gelmez kamuoyuyla paylaşacağız" dedi.
Muhabir: Tuğrul Çam
Yayıncı: Ali Eyvaz - TBMM