Altın, Kriz Dönemlerinde Likidite Sağlayarak Kritik Rolünü Sürdürüyor
Altın, son 13 yılın en sert aylık düşüşünü yaşarken, bazı merkez bankalarının alıcı konumdan satıcıya geçmesi dikkat çekti. Uzmanlar, bu durumu kriz dönemlerinde altının rolü olarak değerlendiriyor. Türkiye, yaklaşık 60 ton altın satarak lirasını desteklemeye çalışıyor.
Altın, son 13 yılın en sert aylık düşüşünü yaşarken bazı merkez bankalarının alıcı konumdan satıcıya geçmesi dikkat çekti. Ancak uzmanlara göre bu tablo, altının cazibesini yitirdiğini değil, kriz dönemlerinde ne kadar kritik bir rol oynadığını gösteriyor. GoldCore pazarlama direktörü Jan Skoyles, merkez bankalarının altından uzaklaştığı yönündeki söylemlerin verilerle örtüşmediğini belirtiyor. Skoyles'a göre yaşananlar, yapısal bir değişimden ziyade, ciddi kur baskısı altındaki bazı ülkelerin kriz kaynaklı satışlarından ibaret.
Altın, değerini koruduğu için satılabiliyor ve bu bir zayıflık değil, tam olarak altının varlık sebebi olarak görülüyor. Son yıllarda merkez bankalarının güçlü altın talebi, fiyatlardaki yükselişin başlıca dayanaklarından biri oldu. Dünya Altın Konseyi verilerine göre 2022, 2023 ve 2024'te merkez bankaları her yıl 1000 metrik tonun üzerinde altın alımı gerçekleştirdi. 2025'te alımlar bir miktar yavaşlasa da 863 tonla yüksek seviyesini korudu. Ancak Orta Doğu'daki savaşın etkisiyle dengeler değişti ve altın fiyatları sert geriledi.
Bu süreçte altın, klasik bir 'güvenli liman' performansı sergilemek yerine yatırımcılara likidite sağlama işlevi sundu. Skoyles'a göre petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji ithalatçısı ülkelerin daha fazla dolara ihtiyaç duymasına yol açıyor ve bu ülkeler acil nakit ihtiyacını karşılamak için altını satmayı tercih ediyor. Bu durum, altına olan güvenin kaybolduğu anlamına gelmiyor, sadece nakde ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.
Merkez bankalarının altın satışlarına ilişkin olarak, Darphane'nin eski direktörü Edmund Moy, uzun vadeli bir eğilim çıkarmanın yanıltıcı olabileceğini söylüyor. Moy'a göre her ülkenin satış gerekçesi farklı ve genel tabloya bakıldığında merkez bankaları altının net alıcısı olmaya devam ediyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre şubat ayında küresel merkez bankaları toplamda 19 metrik ton altın aldı, bu dönemde Polonya 20 tonluk alımla öne çıkarken, Türkiye ve Rusya satış yapan ülkeler arasında yer aldı.
Türkiye, çatışmaların başlamasından bu yana Türk lirasını desteklemek amacıyla rezervlerinden yaklaşık 60 ton altın sattı. Skoyles'a göre bu durum, altının değerine dair bir görüş değişikliğinden değil, acil döviz ihtiyacından kaynaklanan bir savunma hamlesi. Polonya cephesinde ise merkez bankası, savunma harcamaları için kaynak yaratmayı önerdi, bu plan piyasada dikkatle izleniyor. Rusya ise 2025'ten bu yana altın rezervlerini azaltarak Ukrayna'daki savaşı finanse etmeye çalışıyor.
Altında son dönemde görülen zayıflığa rağmen, değerli metalin son yıllardaki performansı uzun vadede yükseliş potansiyelinin sürdüğüne işaret ediyor. Zaner Metals'te Peter Grant'e göre altın, son beş yılda marjinal bir çeşitlendirme aracından temel bir varlığa dönüştü. Küresel borçların artması, para birimlerinin değer kaybı ve jeopolitik istikrarsızlık gibi dinamikler hâlâ geçerli. Özel yatırımcılar da fiyatlardaki düşüşü bir fırsat olarak değerlendiriyor, BullionVault'un Gold Investor Index'i mart ayında yükselerek yatırımcı talebinin arttığını gösteriyor.