"Arap Türk İlişkileri Onarım Sürecinde"
Türk Arap stratejik ilişkiler uzmanı Rebi' Hafız: "Arap Türk Diyalog Forumu taraflar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli bir faaliyet oldu" "Hayal ürünü olarak nitelendi...
Türk-Arap stratejik ilişkileri uzmanı Rebi' Hafız, "Arap-Türk ilişkilerinin onarım sürecine girdiğini, ilişkilerin tamamen düzeltilmesi için en az yıkım süreci kadar zamana ihtiyaç olduğunu" söyledi.
Türk-Arap Stratejik İlişkileri Uzmanı Hafız'ın El-Kuds el-Arabi gazetesinde yayımlanan, "Asırlar süren ayrılığın ardından Araplar ve Türkler" başlıklı makalesinde Ekim ayı başında İstanbul'da kurulan Türk-Arap Diyalogu Platformu'nun amaç ve işlevlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ondokuzuncu yüzyılda kopan ilişkiler nedeni ile tarafların ağır bedeller ödediğini belirten Hafız, şu ifadeleri kullandı:
"Geçen yüzyıl iki toplum ilişkileri açısından ağır bedellerin ödendiği dönem oldu. Tarih boyunca yıkım inşadan daha kolay olduğu halde geçen yüzyılda hayat tarzımıza kadar müdahale edip değiştiren düşmanlarımız, bizi bu seviyeye getirmek için çok fazla emek ve büyük miktarlarda servet harcadılar. İstekleri doğrultusunda bir değişim gerçekleştirmek için strateji üretmeye ve bunları devreye sokmaya başladılar. Temel amaçları düşman olarak gördükleri halkların hayat tarzının nasıl değiştirileceğini planlamaktı. Bu değişimden sonra alternatif hayat tarzının ne olacağını belirlediler. On dokuzuncu yüzyılda Batı'nın İslam dünyasını parçalamak için ortaya koyduğu emek ve plan buydu ve bu plan "Doğu sorunu" olarak isimlendiriliyordu. Biz doğuluların, yüzyıl boyunca yapılan yıkımın etkilerini ortadan kaldırmak için en az yıkımın yapıldığı süre kadar süreye ve emeğe ihtiyacımız var. Belki de yıkımın yapıldığı emek ve süreden daha fazla süreye ihtiyacımız olacak. Çünkü yıkmak kolay inşa etmek ise zordur."
Hafız şöyle devam etti:
"Türkler ve Araplar, ilişkilerini güçlendirmek, problemleri çözmek amacıyla aynı platformda bir araya geldiler. Araplar ve Türklerin toplandıkları yer, İstanbul'da daha önce birlik oldukları ve dünyaya tek ve saygın bir güç olarak seslendikleri yerden yüz metrelerce yakında bir yerdeydi. O yerde dünya kendileri ile son kez bölgesel bir güç olarak seslenmiş ve onları muhatap almıştı. O vakitler dünya milletleri farklı devletçiklere sahipti. Araplar olarak bizlerin Türklere karşı aksi yönde hareket etmemizi kararlaştırdığımız o günün sonuçlarını bugün kaybettiğimiz güvenliğimiz ile açık bir şekilde görüyoruz. İstanbul'daki Haydarpaşa Garı, Arap dünyasında ise Hicaz Demiryolu bizim eskiden birlikte olduğumuzu, şimdi ayrı düştüğümüzü sembolize eder."
Batının hayal dediği projeleri birlik ve beraberlik ile nasıl çözdüğünü Hicaz demiryolu ile örneklendiren Hafız, şu tespitlerde bulundu:
"Avrupa demiryolu işletmesi, Hicaz demiryolu projesinin hayal ürünü olduğunu söylüyordu. Ayrıca borç yükü altında ezilen Osmanlı Devleti'nin projenin maddi yükünü kaldıramayacağı iddia ediliyordu. Fakat bölge halkı onlardan farklı bir şekilde düşündü. Şu anda bile az insanın haberdar olduğu gibi Hicaz demiryolu büyük fedakarlıkların bir sonucuydu. Fas'tan Hindistan'a uzanan Müslümanların yaptığı yardımlar sayesinde proje başlatıldı. Projenin geçtiği tarla sahipleri ücret talep etmediler. Osmanlı askerleri birer işçi gibi gecesini gündüzüne katarak çalıştı. Avrupalı mühendislere göre yılda 100 kilometreden fazla inşa etmek imkansızdı. Fakat Osmanlılar, yılda 288 kilometre inşa ettiler ve 3 yılda proje tamamlandı. Proje halkların siyasi, toplumsal ve kültürel kimyasını ortaya koyan önemli bir çalışma etkeni oldu. Ortaya çıkan sonuç, halkların ne kadar birbirlerine benzediğini ortaya koymuş oldu."
"Kültürel demiryolları kurmalıyız"
Bölgenin bir "vekaleten savaş" tehdidi altında olduğunu söyleyen Hafız, "Bölge, daha önce ulus milliyetçiliğinden daha küçük gruplara ayrılarak bölgesel milliyetçilik yapmaya başladı. Yapılan bu milliyetçilik, bölgesel ülkelere dönen bölge ülkelerinin dünya siyasetine ve uygulanmaya başlanan "vekaleten savaş"a karşı tamamen savunmasız olduğunu ortaya koyuyor. Daha önce tek güç halinde olan bölgemiz, dış tehlikelere karşı kendisini savunabiliyorken, şimdi bölgesel devletler haline gelen zayıf ülkeler tamamen savunmasız kalmışlardır. Bu bağlamda, bölgede şu anda Türkiye dış tehditlere karşı kendisini savunabilen tek ülke konumundadır. Biz Arap ülkeleri olarak bölgede hala kendi ayakları üzerinde duran Türkiye ile kültürel ve toplumsal demiryollarını kurmalıyız. Bu şekilde kendi kendimizi güçlendirebiliriz " diyerek tehditler karşısında bölge ülkelerinin rolünün önemine değindi.
Türkiyenin, kendisine bir asırdır uzak olan ve gerçekte kendisine çok yakın bir konumda bulunan ülkelere kültürel açıdan destek olup toplumu bilinçli bir seviyeye getirmelerine yardımcı olması gerektiğini, aksi takdirde ise Türkiye'nin de başarmasının zor olduğunu ifade eden Hafız, bölgenin zorlu bir süreçten geçtiğini, bu zorlu süreçten tarafların başarılı bir şekilde çıkması için Hicaz Demiryolu'nda ortaya koydukları iradeyi tekrar sergilemeleri gerektiğini belirtti.
Son olarak, yapılan platformun ortaya koyduğu enerjinin hedeflenen amaçlarına ulaşması için önemli bir fırsat olduğunu açıklayan Hafız, bu fırsatın iyi değerlendirilip sonuçlarına iyi odaklanılması gerektiğini söyledi. - İstanbul