Avrupa Çevre Ajansı Üst Düzey Toplantısı

Son Güncelleme:

Çevre ve Şehircilik Bakanı Güllüce: "Çevreyi koruma ve gözetmeyi bir görev olarak, bir kültür ve değer olarak tüm halkımıza mal edemezsek başarılı olamayız" "Özellikle ben bu Bakanlıkta her şeyin zamanında ve çok süratle, düzgün olarak yapılması için çaba harcıyorum.

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Çevreyi koruma ve gözetmeyi bir görev olarak, bir kültür ve değer olarak tüm halkımıza mal edemezsek başarılı olamayız" dedi.


Güllüce, Bakanlıkta düzenlenen Avrupa Çevre Ajansı Üst Düzey Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 2003'te Avrupa Çevre Ajansı ile Avrupa Çevre Bilgi ve Gözlem Ağı'na üye olduğunu hatırlattı.


Ülkenin bu 10 yıllık süreçte önemli adımlar attığını, üyelik kapsamındaki yükümlülüklerini büyük ölçüde yerine getirdiğini ifade eden Güllüce, Türkiye'nin ayrıca AB çevre mevzuatının tümünü uygulamakla yükümlü olduğunu vurguladı.


Birçok aday ülke için çevre faslının, müzakereye açılan son fasıllardan olduğunu dile getiren Güllüce, bunun, Türkiye'nin AB'ye adaylık sürecinde 12. fasıl olarak açılmasının Türkiye'nin çevre alanındaki kararlı tutumunu gösterdiğini bildirdi.


Güllüce, çevre faslının açılmasıyla bu kapsamda yapılması gereken harcamalar için yaklaşık 60 milyar avroluk kaynak gerektiğini, bunun büyük kısmını Türkiye'nin karşılayacağını kaydetti.


- "AK Parti bir devrim ve dönüşüm dönemi"


Çevreye duyarlı olmanın, çevreyi koruma ve geliştirmenin birincil görevleri olduğunu belirten Güllüce, "Bu tek başına bir kişinin, kurumun veya bakanlığın yapabileceği bir şey değil. Çevreyi koruma ve gözetmeyi bir görev olarak, bir kültür ve değer olarak tüm halkımıza mal edemezsek başarılı olamayız" diye konuştu.


Bakanlık olarak insani değerleri merkeze alan, tarih ve kültüründen güç devşiren, çevreyi gözetip kollayan bir kentleşme anlayışını benimsediklerine işaret eden Güllüce, AK Parti döneminin bir devrim ve dönüşüm dönemi olduğunu vurguladı.


Güllüce, 2002'den bu yana ülkede merkezi hükümet ve yerel yönetimler eliyle Cumhuriyet tarihinin en büyük çevre atılımının gerçekleştirildiğini belirterek, bu süreçte yapılan çalışmaları anlattı.


Bakan Güllüce, çevre konusunun küresel bir mesele olduğunu ve bu boyutta ele alınması gerektiğini söyledi.


Bugün çevre duyarlılığı ve iklim değişikliğinin dünyanın bir numaralı gündemi haline geldiğini anlatan Güllüce, Türkiye'nin pek çok uluslararası çevre anlaşmasına imza atarak, bu konudaki duyarlılığını gösterdiğini vurguladı.


Türkiye'nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne 24 Mayıs 2004, Kyoto Protokolü'ne 26 Ağustos 2009'dan itibaren taraf olduğunu hatırlatan Güllüce, bu çerçevede Türkiye'nin sadece kendi kaynaklarıyla 1990-2012 döneminde sera gazı emisyonlarını yüzde 21 azaltmayı başardığını kaydetti.


-"Bunları kendimiz için yapıyoruz"


"Bugün AB'nin çevre konusunda sahip olduğu iyi standartları kendimize standart olarak seçtik" diyen Güllüce, şöyle devam etti:


"Bunları, bir bakıma kendimizi mukayese edecek, performansımızı ölçecek hedefler olarak önümüze koyduk. Çünkü bu işin standardı olmazsa, hedefleri, ölçüleri olmazsa her ülke çıkıp 'Ben çevre konusunda gayet iyiyim, şunları şunları yaptım' diyebilir. Ama bunu neye göre ölçeceksiniz? Neyle mukayese edeceksiniz? Gerçekten o ülke belli noktalara geldi mi gelmedi mi? Bunu nasıl bileceksiniz? İşte o noktada AB standartları, AB normları bize yardımcı oluyor. Bu tarz bir çalışma bizim performansımıza yardımcı oluyor. Ama özellikle vurguluyorum, biz bunları kendimiz için yapıyoruz, yarının Türkiyesi ve yarının dünyası için yapıyoruz."


-"Avrupa Çevre Ajansı da yeterli hızda değil"


Avrupa Birliğine uyum sürecinde Türkiye'nin Avrupa Çevre Ajansına üyeliğini önemsediklerini ifade eden Güllüce, bu süreçte ülkenin önemli adımlar attığını ancak bu gelişmeleri yeterli görmediklerini söyledi. Güllüce, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi ve diğer konularda Ajansın üzerine düşeni gerçekleştirmesini beklediklerini dile getirdi.


Zamanın çok hızlı geçtiğini dile getiren Güllüce, şunları kaydetti:


"Gelecek nesillere çok daha iyi dünya bırakmak için çok hızlı hareket etmemiz lazım. Bürokraside ve ilişkilerimizde zamanı çok ciddiye alıp hızla problemleri çözücü, sonuç odaklı hareket etmeliyiz. Bu konuda yeterli hızda olmadığımızı ve Avrupa Çevre Ajansının da yeterli hızda olmadığını ifade etmek istiyorum. Özellikle ben bu Bakanlıkta her şeyin zamanında ve çok süratle, düzgün olarak yapılması için çaba harcıyorum. Ama sanki Ajans bu hızımıza uymuyor gibi bir intibam var. Ne yapmamız lazım ki iki taraf da çok süratle ve sonuç odaklı çalışma yapabilsin?"


Güllüce, "Farklı kurumlar arasındaki görüşmeler, temayül olmuş, 'daha sonra', 'daha sonra', 'daha sonra' haline geliyor ve zaman akıp gidiyor. Türklerin bir atasözü var, 'Dem bu demdir', 'dem bu dem', 'dem bu dem.' Yani 'şu an', 'şu an', 'şu an.' İki günlük toplantının buna fırsat sağlayacağını ümit ediyorum" diye konuştu.


Ajansla ilişkilerinin artarak gelişmesini istediğini belirten Bakan Güllüce, "Eleştirilerimin, Türkiye halkının, hükümetimizin ve bakanlığımızın, dünyanın çevresine olan hassasiyetimizden kaynaklandığını düşünerek alınmasınlar. Bu bizim hassasiyetimiz" ifadelerini kullandı. - Ankara

Kaynak: AA