Bakanlar Kurulu Toplantısı

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "(Paris'te 3 kadının öldürülmesi) Türkiye'nin tek istediği bu olayın ciddiyetle soruşturulması, ortaya çıkarılması ve sorumlu kişilerin, suçlu kişilerin yargı önüne çıkarılmasıdır"...

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "(Paris'te 3 kadının öldürülmesi) Türkiye'nin tek istediği bu olayın ciddiyetle soruşturulması, ortaya çıkarılması ve sorumlu kişilerin, suçlu kişilerin yargı önüne çıkarılmasıdır" dedi.


Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının sona ermesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı


"İmralıyla yeniden başlatılan görüşmeler gündemde. Bugün MİT müsteşarı Hakan Fidan buradaydı, Başbakan Erdoğan ile bir görüşme yaptı. Bu konu Bakanlar Kurulu'nun gündemine geldi mi- Gelinen son aşama nedir- Yine BDP'li bir heyetin, tekrardan, içinde Ahmet Türk'ün de olduğu bir heyetin İmralı'ya tekrar görüşmek için başvurduğu söyleniyor. Bununla ilgili bir karar çıktı mı-" sorusuna Arınç,


"Hayır. Hükümetimizin gündeminde bu yoktu" yanıtını verdi.


Arınç, MİT Müsteşarı'nın öğlen saatlerinde Başbakanlığa gelmesi ve Genelkurmay Başkanı'nın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek olmasının, Başbakan Erdoğan'ın geçen hafta yurt dışı seyahati nedeniyle yapılamayan görüşmelerin bugün yapılacak olmasından ibaret olduğunu bildirdi.


"Biz geçtiğimiz hafta yaşanan bu sürecin bugün geldiği noktayı Bakanlar Kurulu'nda bir gündem maddesi olarak görüşmedik" diyen Arınç, bunu hükümetin bir faaliyeti olarak görmediklerini, süreci yakından takip edeceklerini dile getirdi.


Arınç, "Bu konuda bir açıklama yapmak gerekirse zamanı geldiğinde, yeri geldiğinde Sayın Başbakanımız da görev verirse biz de açıklamamızı yaparız. Ama bugünkü görüşmeler geçen hafta yapılması mutaden gerekli olan görüşmelerin biraz gecikmeli olarak yapılmasıdır" diye konuştu.


Bir gazetecinin, Fransa'da öldürülen 3 kadının cenaze töreninin Diyarbakır'da yapılacağının söylendiği belirtilerek bu konuda net bir bilgi olup olmadığının sorulması, ayrıca saldırının arka planına ilişkin farklı iddialar olduğunun hatırlatılması üzerine Arınç, bu olayın "niçin, kimler tarafından, ne amaçla yapıldığı, perde arkasında ne olduğu" sorularının cevabını verecek durumda bulunmadıklarını, "gazetelerde yazanların, birilerinin söylediği sözlerin" kendilerini bağlamadığını bildirdi.


Arınç, şöyle konuştu:


"Çünkü bu tahkikatı biz yapmıyoruz. Bu soruşturmanın içerisinde Türkiye'nin ve Türk Hükümetinin bir dahili yok. Açıklama yapacak kişiler mutlaka Fransa'da yargı ve yargı öncesinde bu soruşturmayı yapan makamlardır. Türkiye'nin tek istediği bu olayın ciddiyetle soruşturulması, ortaya çıkarılması ve sorumlu kişilerin, suçlu kişilerin yargı önüne çıkarılmasıdır. Yine Türkiye olarak şunu vadediyoruz: bize düşen herhangi bir yargısal yardım veya soruşturma açısından herhangi bir bilgiye ihtiyaç varsa Türkiye olarak bunları derhal yerine getirmek mecburiyetinde olduğumuzu ifade ettik. Şu ana kadar bizden herhangi bir talep olmadı. Dolayısıyla herkes köşesinde bir şeyler yazabilir, köşesinde bir şeyler söyleyebilir, konuşabilir, doğruluk payı vardır, yanlışlık payı vardır. Biz de akıl yürütürken pek çok senaryoları konuşabiliriz Ama sorumlu mevkide olanlar bu senaryoları dillendirmek yerine sonucu beklemeyi tercih edeler. Şu anda, şu veya bu doğrudur tezleri içerisinde bir tercih yapamıyoruz."


Cenazelerin getirilmesiyle ilgili bir soru üzerine Arınç, cenazelerin doğrudan İstanbul veya Diyarbakır'a getirilip getirilmeyeceğinin netleşmediğini söyledi.


-"Provokasyonları prim verilmemeli"-


Arınç, cenazelerin bir düşünceye göre doğrudan Diyarbakır'a geleceği, yapılacak törenin ardından memleketlerinde defnedileceklerini, bir başka düşünceye göre pazartesiye kalabileceği ancak yine Diyarbakır'a, oradan farklı yerlere götürülerek definlerin olacağını belirtti. Arınç, şöyle devam etti:


"Bu cenaze törenini bir şova dönüştürmek isteyen, bir propagandaya dönüştürmek isteyen, bir çatışma ortamına sürüklemek isteyen marjinal gruplar olabilir, suç örgütleri olabilir, farklı bir araya gelmiş gruplar olabilir. Bunlara karşı herkesi uyanık olmaya davet ediyoruz. Bu tür provokasyonlara prim vermemelerini istiyoruz. Aksi takdirde güvenlik güçlerimiz olaya müdahale eder ve bu olayın müsebbiplerini etkisiz hale getirmeye çalışır. Çünkü güvenliğin tehdit edildiği bir noktada güçlerin devreye girmesi önemlidir. Ancak bir cenaze defninin insani bir olay olarak bütün bunlara prim vermeksizin sadece bu amaçla yapılmış olmasını, yapılacak olmasını biz temenni ediyoruz."


-"Oktay Vural'dan beklenen bir konuşmadır"-


Arınç, "Cinayetlerin ardından yaptığınız açıklamada üzüntü duyduğunuzu söylemiştiniz. Buna muhalefetten tepki geldi. Özellikle Oktay Vural bugün yaptığı açıklamada, 'Herhalde katılarak üzüntülerini bildirecektir' ifadelerini kullandı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz-" sorusuna şu yanıtı verdi:


"Bu Oktay Vural'dan beklenen bir konuşmadır. Onun için... Neyse söylemeyeyim çünkü kendisinden tazminat kazandım. Mukabil dava açar da elimdeki bu imkanı alır diye korkarım. Ancak o bizi hiç şaşırtmıyor. Bu tür sözleri onun söylemesi çok doğaldır. Bu konuda iki şey söyleyeyim: Bu hükümetimizi değil, şahsımı ilgilendiriyor. Düşünün ki 3 tane kadın bir evde bulunuyorlar, içeriye birisi veya birileri giriyor. Muhtemeldir ki tanıdıkları veya tanımadıkları bir şekilde giren kişidir. Sorgusuz sualsiz birinin başına dört, diğer ikisinin başına 3 kurşun sıkılıyor, ortalık kan gölüne dönüyor. Daha sonra onların akıbetini öğrenmek üzere gelenler dışarıya taşan kandan içeride olay olduğunu anlıyorlar."


"Sorgusuz sualsiz, istediği kadar bir suçla ilişkili olsun, istediği kadar aranıyor olsun bir insanın hayatına bu şekilde son verilmesini ben şahsen Bülent Arınç olarak üzüntüyle karşılıyorum" diyen Arınç, şöyle devam etti:


"Bunu ifade etmemek gerekebilir ama benim farkım budur. Ben üzüntü duyduğum bir konuyu açık yüreklilikle ortaya koymak istiyorum. Çünkü bu cinayet veya buna benzer cinayetler bir insanın yargılanıp yargı önüne çıkarılıp sonra hakkındaki kararın verilmesinden ziyade onun hayatına doğrudan kasteden bir olaydır. Şimdi bu ifadelerin karşısında ben onları yükseltmiş, ululamış, geçmişte çok temiz insanlardı, hiç suça bulaşmamışlardı demek istemiyorum. Arkasından ekliyorum ki bu olay araştırılmalıdır, suçlular ortaya çıkarılmalıdır, bağlantılar mutlaka kurulmalıdır. Buna karşılık Oktay Vural'ın söyledikleri şudur: 'İyi ki geberdiler. Arkasından başkalarına da örnek olmasını dileriz. İnşallah darısı başkalarının başına' diyor. İkimizin arasındaki fark bu. Dolayısıyla hemen sözünün arkasına da eklemiş. Benim ruh sağlığım konusunda bana sağlık ve şifalar diliyor. İnsani bir davranıştır çok teşekkür ediyorum kendisine. Oktay Vural benim sağlığımı istiyorsa bana şifalar diliyorsa ona teşekkür etmem gerekir. Ama yeri gelmişken benim de ona bir tavsiyem olacak: kendisini birkaç yıldan beri Meclis'te takip ediyorum. Ayağa kalkıp sağa sola bağırıyor. Sesinin bütün gücüyle ortalığı birbirine katmaya çalışıyor. Bazen sırtını dönüyor konuşana, bazen kolunu arkasına atıyor. Mimiklerine bakıyorum, hareketlerine bakıyorum üzülüyorum ve endişe ediyorum, acaba bir rahatsızlığı var mı diye. Madem ki bana şifalar dilemiş, huzurlarınızda Sayın Oktay Vural'a Allah'tan sağlık ve afiyetler diliyorum. Mutlaka bir hekime görünmesini, hekimin tavsiyeleri doğrultusunda psikolojik destek almasında yarar olduğunu söylemek istiyorum."


(Sürecek)


Muhabir: Hasan Öymez/ Ertuğrul Subaşı/ Ferdi Türkten


Yayıncı: İbrahim Uyar - ANKARA

Kaynak: AA