Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek: Demokrasi ve Anayasa Sorunu Var
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Demokrasi ve Anayasa Konusunun En Önemli Sorunlar Olduğunu Belirterek, "Bir Demokrasi ve Anayasa Sorunu Var, Pek Çok Sorun Buradan Kaynaklanıyor" Dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, demokrasi ve Anayasa konusunun en önemli sorunlar olduğunu belirterek, "Bir demokrasi ve Anayasa sorunu var, pek çok sorun buradan kaynaklanıyor" dedi.
Çiçek, Memur-Sen'in Uluslararası Demokrasi Kongresi'nde yaptığı konuşmada, şöyle dedi:
"Ülkenin pek çok sorunu var. Demokrasi ve Anayasa konusu en önemli sorunlardır. Bir demokrasi ve Anayasa sorunu var ve pek çok sorun buradan kaynaklanıyor. Demokrasi standardının en önemli göstergesi Anayasa'dır. Anayasa bir toplumun kendi devletinden beklentileridir, siyasi ve hukuki değerlendirmesidir. Millet olarak beklentilerimizi Anayasa karşılıyor mu, karşılamıyor mu?"
-"1982 ANAYASASININ SON KULLANIM TARİHİ GEÇTİ"-
Çiçek, 1982 Anayasasının miadını doldurduğunu belirterek, "Son kullanım tarihi geçmiştir. 1982 Anayasasının çağdaşlaşma, modernleşme yolculuğuna çıkması mümkün değildir. Her gün uygulamada yeni problemler çıkarıyor" diye konuştu.
Çiçek, 1982 Anayasasının demokratik bir tarzda yapılmadığını belirterek, dengelik ve önceliklerinin günümüz şartlarına uymadığını söyledi. Çiçek, Anayasanın o günün şartlarında, soğuk savaşında, güvenliği öne çıkaran bir Anayasa olduğunu ifade ederek, "Güvenlik birinci öncelik, özgürlükler olsa da olur, olmasa da olur. Ancak günümüz dünyasında "ya bu ya bu' anlayışı geride kalmıştır. Güvenliğin olmadığı yerde özgürlükler olmaz, özgürlüklerin olmadığı yerde güvenlik olmaz. Bu dengenin de iyi kurulması gerekir. 1982 Anayasası günümüz şartlarına uymuyor" şeklinde konuştu.
Çiçek, 1982 Anayasasının tepki Anayasası olduğunu ifade ederek, siyaset kurumuna bir tepkinin söz konusu olduğunu belirtti. Çiçek, 12 Eylül sabahından itibaren yapılan açıklamalarda siyasetin yasaklandığını dile getirerek, "1982 Anayasası vesayet Anayasasıdır. Vesayet tabiri bu Anayasa'ya uyuyor. 82 Anayasası bürokrasiyi öne çıkaran bir Anayasa. Bu elbise üzerimize dar geliyor" dedi.
-"ANAYASA'NIN DİLİ DE SORUN"-
Anayasanın dilinin de başlı başına problem olduğunu belirten Çiçek, "Dilin en güzel kullanıldığı yerin, Anayasa metni olması lazım. Her gün problem çıkarıyor" dedi. Çiçek, "Katılmadığımız kararların önemli bir kısmında, bu dil problemi ortaya çıkmıştır. Hep oradaki bir noktadan hareket ile çok önemli süreçler tıkanmıştır, bunun bedelini millet ağır bir şeklide ödemiştir. Anayasa değişmelidir. Hepimiz bunu temenni ediyoruz" şeklinde konuştu.
-"MECLİS ÇOĞUNLUĞU YETERLİ DEĞİL"-
Çiçek, sadece Meclis çoğunluğunun Anayasayı değiştirmeye yeterli olacağını ifade etmenin, demokratik bir tavır olmayacağını kaydederek, "Şimdi 82 Anayasasını tartışıyoruz. O zaman da benim tek başıma yaptığım Anayasayı tartışacağız. Türkiye tartışmalardan kurtulmayacak" dedi.
Çiçek, Anayasanın yine mevcut Anayasaya göre değiştirileceğini belirterek, "Yani 175. maddedeki usullere uygun olarak değiştireceğiz. Meclis çoğunluğunun bir yere kadar önemli olduğunu, ondan sonra neden önemsiz olduğunu yaşadığımız tecrübeler gösteriyor" diye konuştu.
Çiçek, söz konusu maddeye göre, Anayasa değişikliği için 184 milletvekilinin imzasının, değişikliklerin Genel Kurul'da 2 kez görüşülmesinin ve oylamada 330 ve üzeri milletvekilinin kabul oyu vermesi gerektiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
"Anayasa Mahkemesi 2000'de verdiği kararda da böyle dedi. Ama o zaman AK Parti yoktu. AK Parti bir çok ezberi bozdu ama içtihatlar da bozuldu. Uzlaşma ve 411 gibi büyük bir Meclis çoğunluğu ile usulüne uygun olarak çıkardığımız bir Anayasa değişikliği ile ilgili (Anayasa Mahkemesi'nin) verdiği karar var. 175. maddede olmayan, adeta Anayasa değişikliğini imkansız hale getiren, adeta kendisini Meclis'in yerine koyarak, önemli bir kısım kriterler getirdi. Doğrudan ya da dolaylı ilk 3 maddedeki değişikliğe sebebiyet verecek bir konu teklif edilemez deniyor. Şimdi çıkarılabilecek her değişiklik, Anayasa Mahkemesine kesinlikle gidecek. CHP diyecek ki, 'bu yaptığınız değişiklik Anayasa'nın ilk 3 kriterine aykırı.' Bir arkadaşımız diyor ki, Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirin. İyi de o da Anayasa değişikliğidir. 175. maddeyi değiştirin, o da Anayasa değişikliğidir. Yerli yersiz birbirimizi suçlamayalım."
-"BU İŞE KARŞIYIM DİYENLERİN TOPLUMSAL MÜEYYİDESİ SANDIĞA GÖMMEKTİR"-
Çiçek, iktidarın cesur bir iktidar olduğunu belirterek, "Kimse bizi korkaklık ile suçlayamaz. Bunda kimsenin tereddütü olmaması lazım" dedi. Çiçek, uzlaşma aradıklarını ancak parti genel başkanlarının randevu bile vermediğini dile getirerek, "Benim Başbakanım, başka ülkelerin başbakanlarından randevu alıyor, ülke meseleleri konuşulacak başka siyasi partilerin genel başkanları randevu bile vermiyor. Uzlaşmaz taraf kim? Anayasa değiştirilemiyorsa sorumlusu kim? Bu taleplerimizin toplumsal müeyyidesi yoksa, o zaman bu ülkede demokrasi konusunda mesafe almakta zaman kaybederiz. Toplumsal müeyyidesi ne? Böylesine Türkiye için zaruri olan, muhakkak yapılması gereken bir önemli konuda, yan çizen varsa, ayak sürüyen varsa, bunu önümüzdeki döneme bırakalım diyen varsa, ben bu işe karşıyım diyen varsa, toplumsal müeyyidesi siyasette sandığa gömmektir. Bunun cevabı, sandıkta verilir" şeklinde konuştu.
Çiçek, Anayasa değişikliğini toplumsal talep haline getirme noktasında, sivil toplum kuruluşlarına daha fazla görev düştüğünü söyleyerek, şunları kaydetti:
"Anayasa değişikliğini önemli görüyorsan, müeyyidesini koyman lazım. 'Bu işe destek vermeyenlerin ben de sandıkta gereğini yaparım' tarzındaki müeyyideye bağlı bir toplumsal talep haline gelirse, samimiyet ile bu işi yapmak isteyenlerin işi kolaylaşır. Aksi halde, hangi Anayasal düzenlemeyi getirseniz ertesi gün 'rejim elden gidiyor, devlet çöküyor, ülke bölünüyor.' 50 yıldan beri dinlediğimiz gerekçeler gelir, önümüze konur.
Bunu toplumsal talep haline getirelim. Anayasayı daha çağdaş değerleri yansıtan, Türkiye'nin önünü tıkamayan, kurumlararası dengeleri iyi koyan ve bizatihi kendisi sorun olmayan bir Anayasayı Türkiye'ye armağan edelim."
-İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY: TÜRKİYE KONUŞUYOR, RAHATLIYOR, NORMALLEŞİYOR-
İçişleri Bakanı Beşir Atalay da konuşmasında Türkiye'de demokrasinin derinleştiğine, geliştiğine, normalleştiğine vurgu yaparak, "Tartışmalara, manşetlere, gündem konularına bakarak Türkiye konuşuyor, rahatlıyor, normalleşiyor ve bundan memnun olalım, korkmayalım. Konuşmaktan zarar gelmez. Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük kimseye zarar vermez. Sorunların üzerini örtmeyelim" dedi.
Atalay, üslubun önemine değinerek, "Kin, nefret üslubunu terk ederek, birlik, bütünlük üslubunu koruyarak, kardeşlik hukukunu gözeterek konuşmak önemli" dedi. Atalay, demokratik açılım sürecine değinerek, şöyle devam etti:
"Tartışılan süreç Türk toplumunu, ülkemizi rahatlatıyor. Vatandaşın devlete bağlılığını artırıyor. Bunlardan ayrışma olmaz, bütünleşme olur. Daha fazla kardeşliği geliştirmek, fitneleri ayıklamak, terör unsurlarından vatandaşı ayıklamak için çaba sarfediyoruz ve hepsini demokrasi içinde yapıyoruz. Demokratik açılım da ordan geliyor. Kürt sorunu da dahil bütün sorunları çözeceğimize inandığımız için bunu söylüyoruz."
Atalay, ABD'nin 11 Eylül saldırısından sonra dünyada özgürlüklerin azalmasının gündeme geldiğini belirterek, saldırının tüm liberal toplumları etkilediğini kaydetti. Atalay, "AK parti iktidar olduğundan beri biz başa ekonomiyi değil, demokrasiyi aldık ve şunu dedik, en önemli misyonumuz demokrasi açığını kapatmak. İlk olarak Olağanüstü Hal'i kaldırarak başladık. Milli Güvenlik Kurulu'nun sekreteryasının yapısı değişti. Bütün temel hukukumuz değişti. Dernekler konusu, yürüyüşler konusu hepsini değiştirdik. Henüz tamamlamadık, normalleşme süreci devam ediyor. Bu demokratik adımları atmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu.
Atalay, güvenlik gerekçesiyle özgürlükleri kısıtlamadıklarını da belirterek, güvenlik ve özgürlük dengelerini birbiriyle irtibatlı sürdürdüklerini de söyledi.
-"DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİNİN ÖNÜNDE PROVAKATİF ENGELLER ÇOK"-
Atalay, demokratik açılım sürecinde insan hakları ve demokratikleşme konusunda eksikleri kapatmaya çalıştıklarını belirterek, "Bütün toplumun katkısını almaya çalıştık. BBP ve Saadet Partisi bu sürece destek verdi. Meclis'teki iki muhalefet partisi bu süreçle ilgili olumsuz bir üslup içindeler, görüşmeyi bile kabul etmediler" dedi.
Atalay, vatandaşların, kardeşlik hukukunun gelişmesinden rahatsızlık duymadıklarını belirterek, "Ama birileri rahatsız. Türkiye bunları çözerse daha da büyür, sorunların çözülmesini istemeyen, terörden menfaatlenenler var. Onun için demokratik açılımın önünde provakatif engeller çok ama biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Resmi dil, bizim dilimizdir, toplumda fitne, fesat yayanlara aldırmayın. Çalışmalar, toplumu bütün haline getirmek içindir. Biz faili meçhulleri bırakmıyoruz, geçmişin faili meçhullerini de açığa çıkarmak için uğraşıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Atalay, demokratik açılımın bir boyutunun sorun alanlarına projektör tutma ve vatandaşlarla beraber sorunları çözme olduğunu, diğer boyutunun ise hainlik yapanların elinden bahaneleri alma ve vatandaşa sahip çıkma olduğunu dile getirdi.
Atalay, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını belirterek, "Türkiye etraftaki sorunlara el atan bir ülke. Bunları yaparken kendi içindeki sorunlara el atması yanlış mı? Sorun çözme çabasındayız. Türkiye bu terörü daha fazla taşımayacak, vatandaşımızın renkliliğine saygı duyarak, kendi devletine sadakatini artırarak devam edeceğiz, çabamız budur" diye konuştu.
-"EMASYA PRTOKOLÜ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ"-
Atalay, toplantı girişinde gazetecilerin Balyoz darbe planıyla gündeme gelen Emasya Protokolü'nün kaldırılıp kaldırılmayacağı yönündeki sorularını da yanıtladı. Atalay, "Protokol gündemimizde, üzerinde çalışıyoruz" yanıtını verdi. Atalay, Emasya protokülünün kaldırılmasıyla ilgili çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. (ANKA)
(NR/BÜN)