Bayburt'un nüfusuna yakın öğrencisi var İZMİR
Bayburt'un nüfusuna yakın öğrencisi var İZMİR
RAMAZAN ERCAN - İzmir'de 1982 yılında kurulan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), yeni akademik yıla yaklaşık 76 bin kişinin yaşadığı Bayburt'un nüfusuna yakın öğrenci sayısıyla girecek.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 13 fakülte, 4 yüksekokul, 5 meslek yüksekokulu, 1 konservatuvar, 10 enstitü, 49 uygulama ve uygulama merkezi ve 3 binin üzerinde akademik kadroyla eğitim verdiklerini ifade etti.
Türkiye'de vakıf ve devlet üniversitesi sayısının 200'e yaklaştığını, İzmir'de de 9 üniversitenin faaliyet gösterdiğini dile getiren Füzün, "İzmir'de en fazla öğrenciye sahip üniversiteyiz. Geçen yıl kayıt döneminde 60 bini geçmiştik. Bu yıl 62-63 bin öğrenci sayısına ulaşacağımızı düşünüyoz. Artan kontenjanlarımız hemen hemen doluyor. Çok az kaybımız oluyor " diye konuştu.
Göreve geldiği 2008 yılından bu yana üniversitenin gerek fiziki yapı gerekse öğretim üyesi ve öğrenci sayısı açısından yüzde 20-40 arasında büyüdüğünü hatırlatan Füzün, "Türkiye büyüyor, DEÜ büyümesini sürdürüyor" dedi.
- "Ar-Ge merkezi dünyaya bilim satacak"
Üniversite olarak öğrenci yetiştirmek ve araştırma yapıp bilgi üretme görevlerinin olduğunu bunu da gerçekleştirdiklerine değinen Mehmet Füzün, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi kampüsünde yer alan ve geçtiğimiz yıllarda yapımına başlanan Ar-Ge merkezinin 2014 sonunda hizmete girmesini planladıklarını ve bu projeyi çok önemsediğini vurguladı.
Prof. Dr. Füzün, şöyle konuştu:
"Batının yıllardan beri yaptığı şeyi yani buluşlarla uğraşmak, araştırma, geliştirme yapmak ve bunu teknolojiye dönüştürmek, buradan da para kazanmak meselesine Türkiye son 10 yıldır çok önem vermeye başladı. İnşallah biz de bu amaçla kurulan Ar-Ge merkezimizi önümüzdeki yılın sonunda bitireceğiz. DEÜ rektörü olarak burdan giderken bu merkezin açılmış olmasını görmüş olmak benim için en büyük hedef.
Bu merkez Türkiye'nin en büyük merkezi olduğu gibi bu alanda Doğu Avrupa'nın da Ortadoğu'nun da en büyük merkezi, Avrupa çapında bir yer. Türkiye'ye gelir sağlayacak, ülkemizin adını duyurabilecek bir merkez. Ürettiğimiz bilgiyi teknolojiye, ürüne çevirebileceğimiz bir merkez. Diyelim ki bir salgın çıktı. Aşısı bulunup hemen üretilebileceği bir merkez. Tıp alanında ileri araştırmaların yapılıp da ürüne çevrilebileceği bir merkez. Gen tedavilerinden aşıya, kanserden, romatizmal hastalıklardan enfeksiyon hastalıklara kadar pekçok alanda çalışılıp dünyaya bilgi üretilecek. Bunu da ticarete dönüştüreceğiz. Ürettiğimiz bilgi rafta, tezgahta kalmayacak. Bunu teknolojiye dönüştüreceğiz ve bundan para kazanacağız. Ülkemiz de, insanlar da kazanacak. Bu merkez Türkiye'nin yüz aklarından biri olacak. Şu anda binaya kısmen yerleşme başladı ama esas verimli dönemi, bilgilerin üretildiği, çalışmalara başlanacağı dönem 2014'ün sonu olacak."