"Bir Derdin Var Mı?" Diye Sormuyorlar
İnsanların yardımına koşan Seda Sayan, kimsenin kendisine "Bir derdin var mı?" diye sormadığını söylüyor.
Seda Sayan'la sohbetimiz o kadar sıcak geçti ki; laf lafı açtı, konu uzadı... Konuştuklarımızı bir güne sığdıramayınca, biz de kaldığımız yerden bugün devam ediyoruz...
Sizin şu an bir kanal satın alabilecek kadar maddi gücünüz vardır herhalde. Mesela ünlü Amerikalı televizyoncu Oprah Winfrey kendi kanalını kurdu. Siz de bir gün bir televizyon kanalınızın olmasını ister misiniz?
Şu an Beyaz TV yarı yarıya böyle gibi, yani bu tarafımı tatmin ediyorum şu an. Ama yarın bir gün bir kanal alabilir miyim? Eğer bana bir kanal teslim edilmeye devam ediliyorsa, almak istemem. Ama ileride yapmak istediğim çok şeyde tıkanıp kalırsam, bir kanal sahibi olmak isterim. Öte yandan Oprah Winfrey'le benim kazandığım para tartışılamaz. Kendime göre çok güzel kazanıyorum, hamdolsun ama ben 'Hep bana lüp bana' olmayan sanatçıların başında geliyorum. Benim bilinmeyen çok yardımlarım var Denizciğim, sen biliyorsun.
YASTIĞIM ISLANIYOR
İnsanlar gördükleri her yerde sizden yardım istiyorlar. Siz de insansınız; bazen yorulduğunuz olmuyor mu?
İnsanlar başka ünlülere gitmiyor, direkt bana geliyorlar. Bu ne biliyor musun? Senin verdiğin rahatlık. "Gelin, isteyin" diyorum. Ben istiyorum bunu. Niye? Çünkü ben de oralardan geldim, o kadar iyi anlıyorum ki onları...
Size, "Bir derdin, sıkıntın var mı?" diye soran var mı?
Yok, hiç duymadım! Ben hep ellerim havada oynuyorum ya, kimse bana "Senin bir derdin var mı?" demiyor. Ben dertsizim onlara göre! Senin yastığın gözyaşlarınla ıslanmıyor mu, tabii ki ıslanıyor. Senin çok üzüldüğün şeyler olmuyor mu; olmaz mı, dolu! Ama benim derdim yok sanıyorlar. Karşımdakinin derdini dinlerken kendi derdimi unutup hamdetmeyi öğrendim; benim terapi şeklim bu.
SEN BENİ ÇÖZMÜŞSÜN!
Yanınız hep çok kalabalık; o kalabalığın arasından gerçek dostlarınızı nasıl seçiyorsunuz?
Çok güzel dostlarım var... Zaten gerçek olmadıklarını anladığım an uzaklaşıyorum. 40'lı yaşlarda kendinle yüzleşme ve farkındalık başlıyor. Sana zararı olan insanları yavaş yavaş yanından uzaklaştırıyorsun. Çünkü boyut değiştiriyorsun. Karşındaki bunu ne kadar alır, ne kadar almaz senin umurunda olmuyor. Sen artık başka bir aleme geçmiş oluyorsun. Artık senin derdin; insanlara ne kadar faydalı, yardımcı olurum oluyor.
Size, bu yönünüzü kullanmak için yaklaşanlar da oluyordur ama bana siz onların gerçek yüzlerini görüyorsunuz ve onlarla eğleniyorsunuz gibi geliyor...
Sen beni çok güzel çözmüşsün! Ama o insalar senden doğru bir şekilde nemalanıyorsa, seni incitmeden faydalanıyorsa; ona zaten sen yol veriyorsun. Ama bu hıyanete, nankörlüğe giriyorsa, seni yaralıyorsa; o zaman usulca uzaklaşıyorsun.
EN DOĞRU ADAMA ÇOCUK DOĞURMuşUM
Oğulcan okul için yurt dışına gidiyor galiba, doğru mu?
Evet, okulunu ve futbol hayatını yurt dışında devam ettirecek. Babası öyle uygun gördü. Biz kararları babasıyla, hatta babasının eşi Ayşe'yle birlikte üçümüz alırız. Ayşe'nin de tavsiyelerine çok güveniyorum. Hatta o benden daha fazla dinliyor Oğulcan'ı. Ben de Oğulcan'ın kardeşi Elif'le ilgili kararlarda fikrimi söylerim. Yani öyle bir aileyiz biz. Sinan'a inanılmaz saygımız var. Onu başka bir yere oturttuk gözümüzde. Çok şanslıyım ben, doğrulabilecek en doğru adama çocuk doğurdum. Çünkü çok iyi bir baba, çok iyi bir insan. İyi bir insan olduğu için çocuğunu da çok iyi yetiştiriyor. Teşekkür ediyorum ona.
Birkaç tane kelime söyleyeceğim, siz de aklınıza ilk geleni söyleyin. Seda?
Ses. çok uğurlu bir isim. Herkes kızının adını Seda koysun. Sen, Ayşe koydun; çok üzüldüm, Ayşeler çok kederlidir.
Babası koydu, ne yapayım. Peki, Evlat?
Hayatımda sahip olduğum en güzel şey.
Erkek?
Olmazsa olmaz. Erkek evlat sahibi biri olarak; onlar doğsun, biz de güzel yetiştirelim diyorum.
Evlilik?
Götürebilene, yürütebilene muazzam bir müessese. Ben evlilikte çok başarısızım.
Birlikte yaşlanmak?
Güzel, keşke onu bulsam.
MEHMET ALİ ÇOCUK KALPLİ BİR ADAM
Televizyonda çok temkinlisiniz, bugüne kadar hiçbir hata yapmadınız. Ama yakın arkadaşınız Mehmet Ali Erbil'in hemen her yayın döneminde başına olmayacak bir kaza geliyor. Hiç ona "Dikkat et" demiyor musunuz?
Mehmet Ali Erbil dünyanın en güzel yürekli, çocuk kalpli adamı. Çocuk adam o, asla da büyümeyecek! Benim üçüncü erkek kardeşim. Aslında yüreğinin o kadar farkında ki insanlar; yaptığı gafa rağmen affettiler onu. Tabii ki hepimizin dikkatli olması lazım, ben de Mehmet Ali'ye söylüyorum ama o kadar kalbi temiz bir adam ki o...
"Oğlum şu çeneni tut" diyor musunuz?
Mehmet Ali Erbil aslında benim hocamdır. Onun televizyon donanımı bende yok. Tabii ki ona kardeşçe tavsiyeler veriyorum ama televizyonda benim ondan öğrendiğim çok şey var. Bence insanlar da bunu bildiği için ona hoşgörülü davranıyorlar. O da bunun farkında ve affedildikçe çok üzülüyor. Yani affedildikçe bunu daha derin yaşıyor. Bunun en büyük şahidiyim.
SABAH