BŞEÜ'deki doktora tezi Bilecik'te Osmanlı'dan kalan 21 hamamı belgeledi
BŞEÜ Öğretim Görevlisi Dr. Hakan Karşıyaka'nın doktora tezinde Bilecik'te günümüze ulaşan 21 Osmanlı hamamı incelenerek belgelendi. Arşiv kayıtlarındaki 3 hamamın yok olduğu, toplam sayının 24'e ulaştığı tespit edildi.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Hakan Karşıyaka'nın doktora tezi kapsamında yürüttüğü araştırmada, Bilecik merkez, ilçe ve köylerinde günümüze ulaşan 21 hamam yapısı incelenerek belgelendi.
Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Altınsapan danışmanlığında yürütülen "Bilecik'te Osmanlı Dönemi Hamamları" başlıklı doktora tez çalışması kapsamında 2022-2026 yıllarında saha araştırmaları gerçekleştirildi.
Araştırmada Bilecik merkezde 5, merkeze bağlı köylerde 10, Söğüt ilçesine bağlı köylerde 4, Gölpazarı ilçesinde 1 ve Osmaneli ilçesinde 1 olmak üzere 21 hamam yapısı yerinde incelendi.
Hamamların ölçümleri yapılarak fotoğrafları çekildi, mimari özellikleri kayıt altına alındı. Çalışmada Osmanlı döneminde inşa edilen hamamların mimari özellikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirildi.
Araştırmanın, Bilecik'teki Osmanlı dönemi hamamlarının mimari özelliklerinin yanı sıra kentin sosyal ve kültürel yaşamındaki yerinin ortaya konulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Karşıyaka, AA muhabirine, Türk hamamı kültürünün Selçuklu döneminde şekillenmesinin ardından Osmanlı döneminde özgün bir mimari anlayışa dönüştüğünü söyledi.
Bilecik'in oldukça zengin bir hamam envanterine sahip olduğuna işaret eden Karşıyaka, şöyle konuştu:
"Bilecik'te Osmanlı döneminde inşa edilen 21 hamamı tespit ettik. Arşiv kayıtlarında yer alan ancak günümüze ulaşmayan 3 hamamla birlikte toplam sayı 24'ü buluyor. Bu hamamların 21'i günümüzde kalıntılarıyla varlığını sürdürürken, 3'ü ne yazık ki tamamen yok olmuştur."
Tarihlendirmede arşiv kayıtları ve seyahatnameler kullanıldı
Karşıyaka, hamam yapılarının tarihlendirilmesindeki en önemli güçlüğün kitabe eksikliği olduğunu aktararak, Bilecik'te bu konuda doğrudan bilgi veren kitabelerden Gölpazarı'ndaki Kasım Paşa Hamamı'na ait örneğin bulunduğunu belirtti.
Hakan Karşıyaka, diğer yapıların tarihlendirilmesinde arşiv belgeleri, vilayet salnameleri ve seyahatnamelerden yararlandıklarını anlattı.
Evliya Çelebi'nin Osmaneli ilçesindeki bir hamamdan söz ettiğini vurgulayan Karşıyaka, 1876 tarihli ilk Hüdavendigar Vilayeti Salnamesi'nde ise Bilecik ve çevresinde 15 hamamdan bahsedildiğini, bunlardan 5'inin Bilecik merkezde bulunduğunun kaydedildiğini dile getirdi.
Mimari özellikler araştırmanın önemli bulguları arasında
Karşıyaka, Bilecik'teki hamamların Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin hamam mimarisi özelliklerini taşıdığını, bazı yapılarda estetik unsurların da öne çıktığını bildirerek, bazı hamamların sıcaklık bölümlerindeki kurna taşlarında çarkıfelek motiflerine rastlandığını, Gölpazarı Gazi Mihal Hamamı'nın halvet hücresinde (özel yıkanma odası) "Türk üçgeni" kuşaklama sisteminin kullanıldığını kaydetti.
İlyas Bey Hamamı'nda ise Bizans dönemine ait sütun başlıklarının Osmanlı döneminde devşirme malzeme olarak kullanıldığının tespit edildiğine dikkati çeken Karşıyaka, bu bulguların yapıların farklı dönemlere ait mimari unsurları bir arada barındırdığını gösterdiğini ifade etti.
Hamamların sosyal yaşamda da işlevi vardı
Karşıyaka, araştırmada hamamların yalnızca temizlik amacıyla kullanılan yapılar olmadığının, sosyal yaşamın da önemli mekanları arasında yer aldığının görüldüğünü belirtti.
Özellikle pazar kurulan yerleşimlerde hamamların farklı işlevlerinin bulunduğuna ilişkin tespitler yaptıklarını anlatan Karşıyaka, dışarıdan gelen kişilerin yerleşimlere girişinden önce hamamda yıkanmasının istendiğine dair uygulamaların bulunduğunu söyledi.
Osmanlı döneminde salgın hastalıkların yerleşim yerlerine girmesini önlemek adına dışarıdan gelenlerin önce hamamda yıkanmasının istendiğini belirten Karşıyaka, "Hamamlar, kentin hijyen ve güvenlik süzgeci işlevini görüyordu. Yıkanma süreci tamamlandıktan sonra yerleşime giriş yapılmasına izin verilirdi. Bu yapılar aynı zamanda insanların buluştuğu, sohbet ettiği ve sosyal ilişkilerini sürdürdüğü mekanlardı." diye konuştu.