"Casusluk" davasında ara karar! İmamoğlu dahil 4 kişinin tutukluluğunun devamına karar verildi
"Casusluk" davasında ara karar açıklandı. 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşma 6 Temmuz'a ertelendi.
Tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile stratejist Necati Özkan, teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın yargılandığı, haklarında "Siyasal casusluk" suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezaları istenen davada 3'üncü duruşma İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan duruşma salonunda yapıldı. Duruşmada mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.
SANIKLARIN TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMI TALEP EDİLDİ
Savcılık ara mütalaasında; iddianamede ve sanıkların dijital inceleme raporlarında yer alan bilgi ve belgelerin devletin güvenliği veya iç ya da dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığı yönünde görüş bildirilmesinin istenmesi, sanıkların üzerine atılı suç bakımından kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasfı, kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, tutuklu kalınan süreyle atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmamış olması ve adli kontrollerin bu aşamada yeterli olmayacağının değerlendirilmesi nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
"BUNLARI KENDİSİNE SÖYLEYEMİYORUM"
İmamoğlu mütalaaya dair, "İddia makamının yine ipe un sereceğini tahmin ediyordum. Aynı kara düzen devam etmektedir. Bu dava siyasidir. Aslında bu işin aylar öncesinden nasıl tasarlandığını, nasıl planlandığını, kapalı kapılar ardında nasıl konuşulduğunu; hatta bazı insanların nasıl korkutulmak için aracılar tarafından 'Casusluk da hazırlanıyor' denilerek korkutulduğunu daha dün dinledik. Hiç şaşırmadığımı ifade etmek istiyorum. Bu iddianame gerçekten ama gerçekten bir hukuk cinayetidir. Bu iddianameyi hazırlayanlar kötü niyetlidir. Bu iddianame üzerinden ne yapılmak istenmiştir. Ben burada anlatırken Savcı Bey’e dönüyorum ama bunları kendisine söylemiyorum. Ben yazının kim tarafından, nasıl not edildiğini ve buraya gönderildiğini de biliyorum; bunu yaşadım. Onun için istihbarattan, bakanlıklardan birçok kurumunuzu aşağılayan bir dille sırf İmamoğlu’nu suçlamak için iddianame yazdılar, hala savunuyorlar" dedi.
"'ÇIKAR AMAÇLI BİR İDDİANAMEDEN BAHSEDİYORUZ"
Merdan Yanardağ ara mütalaaya ilişkin "İdeolojik önyargılara dayalı bir iddianameyle karşı karşıyayız. Ortaya bir kanıt koydular mı. Hayır. İddianame, gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi. Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi. Çarpıtabilir mi. Mesela benim Hüseyin Gün ile bir mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi. Gözaltına alınıyoruz, ifadelerimiz birbiriyle örtüşüyor; ama biri ifade verilmeye zorlanmış belli ki. 'Etkin pişmanlıktan yararlan' diyorlar. Anladığım kadarıyla Hüseyin Gün’ün ifadesinde etkin pişmanlık başvurusu yok; etkin pişmanlık bağlamında ifade verdiğinin farkında da değil. Gün, 'Lehime bir durum varsa yararlanmak isterim' diye cevap vermiş. Dosyaların kurgusu bu kadar iyi" dedi.
Necati Özkan ise ara mütalaaya ilişkin savunmasında, "Merdan Yanardağ’ın iddianameye ilişkin yaptığı nitelemeyi yanlış buluyorum. Yanardağ, 'Bu iddianame ideolojik bir iddianamedir' dedi. Bu iddianamede ideolojik birşey yok. İddianame tamamen pragmatist bir iddianame; pragmatist, Türkçede 'Çıkar' demek. Çıkar amaçlı bir iddianameden bahsediyoruz. Burada tek bir çıkar var. O çıkarı gerçekleştirebilmek için bu iddianame hazırlanmış. Bu delillerin bizimle bir ilgisi yok; bu deliller başka konularla ilgili ve anlaşılan o ki sır niteliğindeki devlet işleriyle ilgili deliller. Casuslukla ilgisi yok, bizim konumuzla ilgisi yok" dedi.
"ETKİN PİŞMANLIK OLARAK KABUL EDİLDİ"
Hüseyin Gün ise ara mütalaayla ilgili, "Daha önce örgüt yöneticiliği sorusuna, casusluk davasıyla alakası olmadığını düşündüğüm için cevap vermedim ve susma hakkımı kullandım. Cevap vermek istiyorum. Ben bir örgüt yöneticisi değilim; örgüt kurmadım ya da bir örgütün üyesi değilim. Ben gerek emniyette verdiğim ifadede gerekse huzurunuzda verdiğim ifadede bildiklerimi aktardım ve bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım. Beyanlarım, soruşturmanın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek 'Etkin pişmanlık' olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının değerlendirmesinden ibarettir; ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. Yurtdışında birçok icraatta bulundum. Kimin casusuyum. Hangi devlet sırrını ifşa ettim. Kime servis ettim. Ne çıkar sağladım" dedi.
6 TEMMUZ'A ERTELENDİ
Mahkeme ara kararında sanıklar Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ’ın tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma 6 Temmuz Pazartesi gününe ertelendi.