CHP'li Atilla Kezek Partisinin Milli Savunma Konularındaki Projelerini Anlattı

Son Güncelleme:

CHP Milli Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek, basın mensuplarıyla bir araya gelerek partisinin milli savunma konularındaki projelerini anlattı. Kezek, CHP iktidarında uygulamaya konulacak askeri sağlık sisteminin yeniden tesisi, askeri liselerin yeniden açılması, Milli Güvenlik Akademisi benzeri bir kurumun kurulması, TSK’nın afetlerdeki rolünün güçlendirilmesi, personel temininde ve atama liyakat esaslı bir yöntem belirlenmesi ile şehit ve gazi yakınlarının haklarına ilişkin projeleri tanıttı.

HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: YASİN KABADAYI

(ANKARA) - CHP Milli Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek, basın mensuplarıyla bir araya gelerek partisinin milli savunma konularındaki projelerini anlattı. Kezek, CHP iktidarında uygulamaya konulacak askeri sağlık sisteminin yeniden tesisi, askeri liselerin yeniden açılması, Milli Güvenlik Akademisi benzeri bir kurumun kurulması, TSK'nın afetlerdeki rolünün güçlendirilmesi, personel temininde ve atama liyakat esaslı bir yöntem belirlenmesi ile şehit ve gazi yakınlarının haklarına ilişkin projeleri tanıttı.

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Milli Savunma Politika Kurulu, bugün Ankara'daki ofis binasında, basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Programa, Milli Savunma  Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek, CAO Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan katıldı. Kurul üyelerinden Hakan Tolungünç, Özgür Irmak ve Haldun Tunç da toplantıda yer aldı.

Programın açış konuşmasını yapan Tezcan, sabah saatlerinde Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'ne yönelik operasyonu değerlendirdi. Tezcan, şunları söyledi:

"Her zaman olduğu gibi sabah bir başka hukuk dışı uygulamayla karşı karşıya kaldık. Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'ne dönük bir operasyon haberiyle uyandık. Artık Türkiye'de bunlar vaka-i adiyeden olmaya başladı. Belediyelerle ilgili soruşturma yapılmasına bir itirazımız yok. Bütün belediyelerle ilgili soruşturma yapabilirsiniz. Bir suç isnadı, bir suç şüphesi varsa bunun soruşturulması lazım. Ama iki önemli noktaya dikkati çekiyoruz. Yargı eşit muamele etmek zorundadır. Bir tane AK Parti'li ya da iktidar belediyesinin kapısına, bir tane bekçi dahi gitmezken her sabah CHP'li belediyelerin kapısında sabaha karşı şafak operasyonlarıyla bu sürecin yürütülmesi adil değildir, hukuka uygun değildir, vicdana uygun değildir, ahlaka uygun değildir. İkinci hatırlatacağımız konu da Ceza Muhakemesi Kanunu, ceza yargılaması usulü gereği burada hiçbirisinin kaçma ihtimali olmayan belediye görevlilerinin, bürokratların, başkanların, meclis üyelerinin ki Tepebaşı'nda şu anda başkanla ilgili bir soruşturma yok. Ama bunların çağrılıp ifadeye gelebilecekleri çok açıkken, çağrıldıklarında ifadeye gidecek kişilerin bu şekliyle alınması, bir yargı operasyonu değil bir algı operasyonu olduğunu bize çok açık bir şekilde gösteriyor. Yoksa bizim verilemeyecek hiçbir hesabımız yoktur. Hesap vermekten korkanların kaçıp gittiği bir yerde, biz CHP'deki arkadaşlarımızın ne kadar güçlü bir direniş gösterdiğini de görüyoruz."

"CASUSLUK DAVASI"NIN TEMELSİZ OLDUĞU VURGUNLANDI

Tezcan, bu hafta Silivri'de görülen ve dün ara karar verilen "Casusluk Davası"na ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yaşadığımız son dönemdeki süreçlere baktığımızda, bir taraftan casusluk duruşmasıyla uğraşıyoruz, deli saçması bir duruşma. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün diye tanımadığımız birisi. Daha dönüp dönemin başbakanlık müsteşarının verdiği görevlendirmeyi inkar edemeyen birini 'casus' diye suçluyorlar. Eğer siz bunu 'casus' diye suçluyorsanız, iktidarın bütün kadroları bununla beraber yurt dışında kulis yapmış, çalışma yapmış, toplantılar yapmışsa o zaman siz bu ülkede devletin güvenliğiyle ilgili kendi pozisyonunuzu nasıl tarif edeceksiniz? Davanın tamamını gördük. Ne gizli kalması gereken bir bilgi tarif edilmiş ne hangi ülke, hangi istihbarat örgütü için bu bilginin paylaşılacağına ilişkin bir iddia var. Dosyanın içinde hiçbir şey yok. Ama bir casusluk yargılaması devam ediyor hiçbir hukuki temeli olmadan."

Biz bunu 2012-2011 yıllarında askeri casusluk davalarında gördük. 400'e yakın askeri personel, subay, çok kıymetli Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) çok önemli isimleri, askeri casusluk iftirasıyla en aşağılık saldırıyla karşı karşıya kaldılar. ve hatta biz o zaman demiştik ki bir ülkenin ordusunda eğer bu kadar casus var diyorsanız vay haline o ülkenin. Niye yaptılar bunu? Bunu iktidarlarını uzatabilmek için o dönem FETÖ ile el ele veren AK Parti-FETÖ koalisyonunun Türkiye'ye yaptığı en büyük kötülüktü. 15 Temmuz'dan sonra bu kötülüklerin son bulacağı gibi bir duygu gelişmişken şimdi dönüp bakıyoruz aynı tabloyu daha ağırlaştırılmış biçimde tekrar devam ettiklerini görüyoruz. Siyasetçilere, gazetecilere, yönetici herkese dönük gayriahlaki, gayri hukuki, iftiralara dayalı, zorlama, soruşturmaların yapıldığı ve tam da 15 sene sonra yine casusluk iftiraları ve benzer başka iftiralarla soruşturmaların yürütüldüğünü görüyoruz.

Alican Uludağ yaptığı haber nedeniyle hala tutsak. Önceki gün İsmail Arı ile ilgili iddianame düzenlendi. İddianameye dönüp bakıyorsunuz, iddianamenin içerisinde Yunus Emre Vakfı ile ilgili haberden rahatsız olduklarını savcı açıkça yazmış. Mesele Türkiye'de iktidarın kirli ilişkilerini, hatasını, yanlışını söylemenin yasak olduğu bir Türkiye yaratmaya çalışıyorlar. İşte böyle bir tabloda içeride siyasetçiye, belediye başkanına, seçilmişe, yöneticiye, devletin önemli görevlerinde bulunmuş insanlara, gazetecilere, aydınlara bu şekliyle kumpasların iftiraların atıldığı bir yerde; siz iç cepheyi güçlendiremezsiniz. Bugün iktidarın iç cepheyi güçlendirme söylemi sadece ve sadece kendi koşulsuz ve sınırsız iktidarını tahkim etme isteği ve beklentisidir. Biz de onun parçası olmayacağımızı söylüyoruz. Türkiye'nin gerçek anlamda toplumsal dirençliliği CHP iktidarında olacak."

SAHA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Tezcan, 4 Mayıs'ta başlayan saha çalışmalarına ilişkin ise şunları söyledi:

"4 Mayıs'ta başlayan yeni evre saha çalışmaları çok güçlü bir şekilde devam ediyor. Bundan önce de biz hep sahadaydık, meydanlardaydık, mitinglerdeydik. Ama şimdi birinci evrede 106 bin, ikinci evrede 186 bin sandık görevlimizle hane hane, kapı kapı çalışma yapıyoruz. Her kapıyı çalıp tek tek vatandaşla temas ediyorlar. Bu kısır bir propaganda çalışması değil. Konuşma, tanışma, 'Biz geldik' deme ve topluma birilerinin sokakta kendi dertleriyle meşgul olduğunu hatırlatma ziyaretleri. 2 milyon üyemizle sokaktayız. 81 il başkanımızla sokaktayız. 2 bin 714 il yönetim kurulu üyemizle sokaktayız. 150 politika kurulu üyemizle sokaktayız. 18 politika başkanımızla sokaktayız. 18 MYK üyemizle, 80 PM üyemizle, 130 milletvekilimizle; yani bütün örgütümüzle sokaktayız, sahadayız. Mayıs ayı sonunda saha çalışmasının birinci etabının sonuçlarını alıp haziran ayında ikinci etap, temmuz ayında üçüncü etap, Genel Başkanımızın dediği gibi tarihin en uzun kampanyasını yürütüyoruz. Sahaya indiğimizde iktidar sahiplerinin kötü ve kirli gündemiyle sokaktaki vatandaşın gündeminin tamamen birbirinden farklı olduğunu gördük. Vatandaş kendi gündeminin peşinde ve biz de vatandaşın gündemine sahip çıkma konusunda kararlıyız. O gündem ekonomidir, yoksulluktur, işsizliktir, enflasyondur, hayat pahalılığıdır, eğitimdir, sağlıktır. O gündem adalettir. Biz de buna sahip çıkmaya devam edeceğiz. ve inşallah ilk seçimlerde de bu kötü gidişi yeniden derli toplu bir halde düzelteceğimize inanıyoruz."

VİZYON AÇIKLANDI

Tezcan'ın ardından Kezek, politika kurulunun çalışmalarına ilişkin şunları söyledi:

"Bizim Milli Savunma Politika Kurulu olarak vizyonumuz Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' ülküsünü rehber edinerek ülkeyi barışta caydırıcı, savaşta etkili, afette süratli, krize dayanıklı ve her şartta kendi insanına güven veren bir savunma yapısına kavuşturmak. Temel yaklaşımımız da güçlü kurum, nitelikli insan kaynağı, yüksek teknolojisiyle millete güven veren bir ordu inşa etmek. Milli savunma politikalarımızın esası caydırma ve tehditleri ön alarak yok etme kavramlarına dayanıyor. Bu vizyonun özünü barışta caydırıcı, ülkemizin hak ve menfaatlerinin korunmasında asla geri adım atmayan, teknolojik altyapısı ve personel kapasitesi yüksek, sivil otorite altında kurumsal yapısı güçlü, komuta birliği ve sadelik prensiplerine uygun teşkilatlanmış bir TSK inşa etme hedefi oluşturuyor."

CHP'NİN MİLLİ SAVUNMA PROJELERİ

Tezek, partisi iktidara geldiğinde değişiklik yapacakları alanları; askeri sağlık sisteminin yeniden tesisi, askeri liselerin yeniden açılması, Milli Güvenlik Akademisi benzeri bir kurumun yeniden açılması, TSK'nın afetlerdeki rolünün güçlendirilmesi, personel temini ve atama konusunda liyakat esaslı bir yöntem belirlenmesi ile şehit ve gazi yakınlarının hakları olarak sıraladı. Kezek, şunları söyledi:

"İktidara geldiğimizde ülkemizi savaşta, terörle mücadelede, sınır ötesi görevlerde ve büyük afetlerde ihtiyaç duyduğu uzman askeri sağlık kapasitesini çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılandıracağız. Hazırlamakta olduğumuz hükümet programında askeri liseleri yeniden açmayı planlıyoruz. Harp okulları zaten açılmıştı. Bunlarda da bazı düzenlemeler yapacağız. Harp okulları ve astsubay meslek yüksekokullarında da ilgili kuvvet komutanlıklarıyla bağlarını kuvvetlendirecek tedbirlerimiz var. Hazırlamakta olduğumuz hükümet programında Milli Güvenlik Akademisi benzeri bir kurumun tekrar açılması hedeflerimiz arasında. Asker afet durumlarında ilk anda kışladan çıkmak mecburiyetinde. Çünkü en az hasar alan yerler askeri birlikler oluyor. Çok çabuk olaylara müdahale etme fırsatları oluyor. Biz hazırlamakta olduğumuz hükümet programında yine, TSK afet yönetiminde yeniden ana çözüm ortağı olacak ve birlik komutanlarının gereken hallerde talimat beklemeksizin afetlere müdahale edebileceği bir sistem getireceğiz. Liyakat atama konuları bizim göreve geldiğimizde gerçekten hakkı verilecek şekilde olacak. En çok dikkat edeceğimiz konulardan bir tanesi bu. Çünkü liyakatsiz personel maalesef her şeyin sonunu getiriyor. Hükümet programımızla ilgili bu konulara ilave olarak şehit yakınları ve gazilerle ilgili sorunlar var. Onların haklarıyla ilgili, personelin özlük haklarıyla ilgili bazı sorun alanları var. Zamanı geldiğinde vaatlerimizle yapacağımız tam bir hükümet programı halinde kamuoyuna da açıklanacak."

TÜRKİYE'NİN ÇEVRESİNDEKİ SAVAŞLAR

Bölgeyi Türkiye çevresinde savaşlar nedeniyle "cazı kazanı" olarak değerlendiren Kezek, Ukrayna-Rusya Savaşı, Suriye'de SDG-YPG ile merkezi hükümet arasındaki entegrasyon, İran ile ABD-İsrail arasındaki savaş ve savaşın sonucunda yaşanan enerji krizi konularına değindi. Kezek, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Etrafımız cadı kazanı gibi. Onun için de sağlam bir savunma gücümüzün olması gerekiyor. Bunun bir parçası da iç cephenin kuvvetli olması. Bugünlerde onun nasıl başarılabileceği konusunda da şüphelerimiz var. Esas büyük sıkıntı şu anda devam eden İran, ABD-İsrail Savaşı. Bana göre ABD ve İsrail, bu savaş başlamadan İran'ın sosyolojisini doğru analiz edememişler. Çünkü ilk baştaki hesap saldırırsak rejim değişir, iç huzursuzluk artar. Demografik yapıya bakıyorlar. Farsi nüfusun tamamı kadar neredeyse Türk, Kürt ve bazı diğer grupların olduğu bir ülke. Ama tabii Suriye gibi değil. Suriye'de herkes iç savaş nedeniyle ülkesini terk ederken onlar bütün dünya üzerlerine gelirken kendi ülkelerine döndüler. İran sosyolojisini doğru hesaplayamamışlar. Bizim bu savaşın başından beri herhangi bir tarafında olmamamız gerekiyordu. Olmadık da. Bu memnuniyet verici bir şey. Savaşın bitmesi için de tabii diplomatik gayretlere katılmamız lazım. İran-ABD Savaşı artık bundan sonra Trump'ın bu işten galip çıkması, o algıyı topluma verebilmesiyle ilgili. Yani eğer istediği gibi sonuçlanmazsa, o algıyı yaratamazsa yeni bir taarruz beklenebilir."

YUNANİSTAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE DÖNÜK BAKIŞ AÇISI

Kezek, Yunanistan-Türkiye ilişkilerine dair ise şöyle konuştu:

"Batı komşumuz Yunanistan ile uzun süredir sıkıntılarımız var. Bunların bir kısmı Ege ve Doğu Akdeniz konularında, Ege adaları konusunda. Yunanistan'da son dönemde İsrail ile iş birliği içerisine girdi. Silahsızlandırmaması şartıyla devredilmiş adaları silahlandırmaya başladı. Bir taraftan İsrail ile yaklaşık dört-beş yıldır askeri iş birliği alanında gayretleri var. Türkiye'ye karşı savunma amaçlı diye gösterse de taarruz ve savunma amaçlı birçok gayretleri var. Bu sıkıntıların da devam edeceğini önümüzdeki dönemde çünkü İsrail'in bizi çevrelemek gibi bir hedefi olduğunu değerlendiriyorum. Aynı şekilde Kıbrıs'ta arsa alımları, ev alımları gibi İsraillilerin faaliyetleri var, aynen Filistin'de yaptıkları gibi. İsrail ile önümüzdeki dönemde bir sıkıntı yaşarsak Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin de İsrail'in yanında yer alacağını düşünebiliriz. Onun için onların bir arada bir araya gelmek için gösterdikleri gayretler, iş birliği gayretlerini hep bu yönde yorumlamamız gerekiyor."

CHP YILDIRIMHAN FÜZESİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

Tezcan ve Kezek, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kezek, SAHA Expo 2026'da sergilenen Yıldırımhan Füzesi'ne ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

"Füzenin menziline baktığınızda bizim Avrupa'da düşmanımız yok gibi. Amerika ve Güney Amerika'ya atılacak gibi. Oldukça uzun menzilli bir füze. Burada en çok muteber olan, en fazla önem vereceğiniz açıklamalar MSB'nin yaptığı resmi açıklamalar. Bu füzeyi ben de sizin gibi ilk defa fuarda gördüm. Bizim kulağımıza bile gelmedi bu. Birçok şey de kulağımıza gelmedi. Birçok şeyi bu fuarlarda öğreniyoruz. Çünkü hemen hemen hepsi henüz prototip aşamasında. Üretime geçtikten sonra her şeyin gerçek durumu ortaya çıkacak. Mesela bu füze daha henüz daha laboratuvar testleri tamamlanmış ancak bir atış yapıp fiziki testleri dahi yapılmamış bir füze. Önümüzde bir beş-altı yıldan evvel de aktive olmayacak bir proje. Ülkelerin silahı, topu, tüfeği kendi milli hedeflerine göre belirlenir. Bu silahlar, bu sistemler hareket ihtiyacına göre yapılmayıp da yapıldıktan sonra bak biz böyle bir şey yaptık 'Deniz Kuvvetleri'ne lazım olur. Hava Kuvvetleri'ne lazım olur' deniyorsa bu işin usulüne uygun değil. İhtiyaçlara göre üretim yapmak gerekiyor. Tabii biz de hayret ettik. Bizim en fazla 2 bin kilometrelik bir füzemiz var. 6 bin hangi ihtiyaca binaen yapıldı veya bir yerlere mi satılacak; onu da bilmiyorum."

Tezek, "Mavi Vatan Yasası'na nasıl bakıyorsunuz" sorusuna, "Ne yaptıklarını bilmiyoruz ama ihtiyaç var" yanıtını verdi.

ÖZKAN YALIM'IN ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ SORULDU

Tezcan, tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ı etkin pişmanlık ifadesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

"O konuda sorulması gereken soru şudur: Özkan Yalım hangi soruşturma nedeniyle gözaltında? İfadeyi hangi soruşturma nedeniyle veriyor? Uşak Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddiaları nedeniyle. Var ya da yok. Peki Uşak Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddialarında CHP'nin şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı yürüttüğü bir çalışmada, Türkiye'nin herhangi bir sahasında, beyefendinin belediye başkanı değil de milletvekili olduğu dönemdeki çalışmaya dayalı bir olayın ne işi var? Yani normal bir soruşturma düzeninde birisi çıkıp etkin pişmanlık çerçevesinde dahi bunu söylese savcının yapması gereken şey, 'Bu bizim soruşturmamızla ilgili değil. Bu senin ifadenin konusu değil' demesi lazım. Gökhan Böcek'in ifadesine bakın, eşinin ifadesine bakın, Özkan Yalım'ın ifadesine bakın. Tamamı iftiradır. Basında servis ettikleri bu iftiraların hangisi belediyedeki yolsuzluk olayı ilgilidir? O yüzden bu bile başlı başına kurgunun CHP'nin kurumsal kimliğine, onun Genel Başkanına dönük, onun kadrolarına dönük bir özel kurgulanmış, itibar suikastı çerçevesinde kurgulanmış kumpas girişimi olduğunu çok net biçimde ortaya koyuyor. İtibar bile etmiyoruz."

MUTLAK BUTLAN VE KAPATMA DAVASI İDDİALARINA YANIT

Tezcan, "Yalım'ın ifadesinin mutlak butlan dosyasına girmesini nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Hukuk çerçevesinde kesinlikle bunun cevabı: Bunların ne alakası var? Ama bunların kirli siyaset penceresinden baktığınızda tam da yapmaya çalıştıkları şey CHP'yi felç edip çalışamaz duruma getirme girişimi, çabası. Ama milletin gündeminden bizi koparamayacaklar. Butlan davasını bir taraftan ısıtıyorlar, tartışma alanını açıyorlar. Kapatma davasını, İBB kumpas iddianamesinin baş sayfasında CHP'ye kapatmayla ilgili bir girişimin olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu konuda en güzel cevabı Genel Başkanımız verdi: 'Sıkıysa denesinler.'"

Kaynak: ANKA