Cilt Sağlığı ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Son Güncelleme:

Deri yaşlanması ultraviole radyasyon (güneş ışınları) ve biyolojik hücre yaşlanmasının bir sonucudur.

Deri yaşlanması ultraviole radyasyon (güneş ışınları) ve biyolojik hücre yaşlanmasının bir sonucudur. Derimizin alt destek tabakası kollejen olarak adlandırdığımız bir proteinden oluşur. Hücre yaşlanması sürecinde bu kollajenin üretimi aksar ve kalitesi bozulur böylece deri altı dokusu incelir ve destek- elastiklik görevini yerine getiremez . Kırışıklıklar hem bu elastikilik kaybı hem de mimik kaslarının hareketi sonucu oluşur.

Bir çok kırışıklık giderici krem aynı zamanda nemlendiricidir ve düzenli kullanıldığında deride geçici bir ödem ve düzleşme yaratabilir. Bu gün için kırışıklıkları giderme (ki bu kollajenin üretimi ve kalitesinin artması demektir) konusunda yeterli kanıta sahip olan tek ürün Retinoik asittir (retinol, tretinoin), ancak bu maddenin de etkisi reçete ile satılan medikal ürünlerdeki dozlarda ve uzun sürede (aylar içinde) ortaya çıkar. Ayrıca yüksek dozlarda medikal AHA (meyve asitleri) ve Vitamin C nin de böyle bir etki gösterebileceğine dair bulgular vardır ancak bu son iki ürünün kutu içindeki sabitliği (kimyasal etkinliğini koruma) azdır ve etkisi üründen ürüne değişir, o yüzden denenmiş ve güvenilir markalara yönelmek daha güvenli olabilir.

Günümüz de yaygın olarak kullanılan LASER ve benzeri cihazlarla derinin hem üst tabakalarında hücre yenilenmesi hem de alt tabakalarında kollajenin yeniden ve düzenli üretimi uyarılabilmekte ve belirli oranlarda cilt yenilenmesi-gençleşmesi sağlanabilmektedir.


Kırışıklıkları engellemek için SPF 15 faktörlü bir güneş koruyucu kullanmak yeterlidir


SPF 15 güneş koruyucular genellikle nemlendirici yüz kremleri şeklinde piyasada bulunur. Türkiye de sonbahar sonu ile yaz başı arasındaki dönemde günlük hayatta koruyucu olur ama yaz aylarında ve tatillerde ya da dışarıda uzun süre kalınan tatil günlerinde yetersiz kalabilir. Böyle günlerde en az SPF 30 numara koruyucu ve şapka- güneş gözlüğü daha etkin koruma sağlar.


Üst üste ne kadar çok yaşlanma karşıtı (anti-aging) ürün sürerseniz o kadar iyidir


Yaşlanma-karşıtı ürünlerin piyasada bulunan türlerinin çoğu deri yaşlanmasını engellediği ya da geciktirdiği iddia edilen birkaç kimyasalı birden içerir. Bu ürünlerin gerçek etkinlikleri tam anlamıyla test edilmiş değildir. Deri yaşlanması çevresel faktörlere(güneş, yaşanılan iklim- kişinin yaşam şekli-işi gibi), kişinin genetik yapısı, alkol-sigara tüketimi gibi bir çok faktöre bağlıdır. Bugün için kesin kanıtlanmış en iyi anti aging yöntemi: Güneşten korunmak ve sigara içmemektir. Dolayısıyla bu tür bir ürün kullanılacaksa tek ürün tercih etmek en azından ekonomik olarak daha doğrudur.


Yaşlanma karşıtı kremler geceleri daha çok işe yararlar


Bu konuda yapılmış hiçbir bilimsel araştırma yoktur, bu kremler genelikle nemlendirici bir kremin içine katılmış çeşitli vitamin yada enzimler içerirler ve bu maddelerin bazıları güneşle temas ettiğinde olumsuz reaksiyon verebilirler, ayrıca içeriğindeki maddelerin deri içine nüfuz edebilmesi için uzun süre yüzde kalmaları da gerekir, o yüzden genellikle gece kullanımları önerilir.


Yaşlanma karşıtı ürünlere ne kadar erken başlanırsa o kadar iyidir


Hayır bu tip ürünlere erken yaşta başlamış olmak ileride kırışıklık ve leke oluşmasına engel olmaz. Göz etrafı, alın, ağız etrafı kırışıklıkları büyük oranda mimiklerle ve güneş hasarı ile oluşurlar kremler bu kırışıklıkları engellemekte yetersiz kalacaktır.


Akşamları yüzü temizledikten sonra tonikle silmek gerekir


Tonikler (sıkılaştırıcılar) temel olarak su ve değişik oranda alkol içeren karışımlardır, içlerinde aliminyum ve çinko gibi metallerin tuzları vardır ayrıca ferahlatıcı bazı bitkisel ürünler içerebilirler, deride geçici ferahlık sıkılık hissi uyandırır ve yağlı cildi değişik oranda kurutur, gözenekleri de sıkıştırır ama bütün bu etkiler sadece bir-iki saatte geçer ancak ciltte yaptığı kuruluk daha uzun sürer. O yüzden en doğru olanı krem/ losyon tarzı bir makyaj çıkarıcı ile tüm makyajı temizlemek, yumuşak bir sabunla (sabunsuz sabunlar) yüzü yıkamak ve takiben cilt tipine göre (yağlı-kuru) uygun bir nemlendirici kullanmaktır. Aftershave losyonlar da tipik bir toniktir aslında ve aşırı kuruluk yapmadığı dozda tıraş sonrası kullanılabilir.


Jiletle tıraş etmek saçların/tüylerin daha kalın çıkmasını sağlar


Hayır sağlamaz. Ama biz sanki böyleymiş gibi algılarız. Normal bir orjinal tüy/saç kökten öne doğru gittikçe incelir. Bu saçı ortasından bir yerinden keserseniz kesiti uca göre daha kalın olacaktır ve baktığınız zaman daha kalın gözükecektir. Ağda yada benzeri çekme-koparma (epilasyon) yöntemleri kullanıldığında tüm kök alınmış olduğundan yeni bir saç üretilecektir ve bunun uç kısmı daha ince olacaktır.

Koltuk altı ve bikini bölgesine yapılan LASER epilasyon yumurtalıklara ve lenflere zarar verebilir mi?


Hayır vermez. Epilasyon için kullanılan LASER'lerin dalga boyu ve ışınım gücü derinin en üst tabakasındaki ilk birkaç milimetreye kadar etkilidir daha aşağılara gidemez, lenfler en az 1-2 cm deri altında yumurtalıklar ise deriden çok çok aşağıda leğen kemiğinin içindedir.

Hergün yıkanmak saçı ve cildi kurutur


Hayır saçı ve cildi kurutan hergün yıkanmak değil uygun olmayan ürünlerle yıkanmak ve gerektiğinde nemlendirici kullanmamaktır. Saçınızın yağlı/kuru olması yaptığınız iş,gün boyunca dışarda ne kadar zaman harcadığınız ve tabiki yaşadığınız şehrin hava kirliliği düzeyi ve mevsimlere göre yıkanma ihtiyacı değişebilir. Yıkanma sıklığı hergün de olabilir. Kişiler saçlarının durumuna göre kremli bir saç şampuanı kullanabilirler, katı sabunlar alkali yapılarından dolayı hem saçta hem de vücutta kuruluğu artırırlar, ayrıca sulardaki kalsiyum sabunun içeriğindeki bazı maddelerle birleşip saça yapışabilir ve saçların, mat-kuru kırılgan görünmesine sebeb olabilir.


Yazdan önce birkaç kez solariuma girmek yanıkları ve dolayısıyla güneşin zararlarını önler


Hayır. İster yılda 3-5 kez ister haftada bir kullanılsın solarium her zaman için zararlıdır. Her solariuma girdiğinizde ultraviole radyasyona maruz kalırsınız ve bunun deri yaşlanması-lekeler ve çeşitli deri kanserleriyle ilişkisi kesin olarak gösterilmiştir. Yazın tatile gitmeden birkaç seans solariuma girmek güneşten göreceğiniz zararı azaltmaz ama belki ilk günlerde görülecek kızarıklığı ve yanmayı azaltabilir., fakat sizin o tatil süresince alacağınız ultraviole dozu değişmeyeceğinden net zarar değişmez.


Güneş koruyucu ile bronzlaşmak kanser-yaşlanma riskini azaltır


Hayır. Eğer yaz yada tatil sonunda deri renginiz değişmişse belirli bir ultraviole dozu almışsınız demektir önemli olan aldığınız dozdur koruyucu sürmek yanmanızı hastalanmanızı engellemiştir ama renginiz bronzlaştığına göre yeterince ultraviole radyasyon almışsınız demektir.


Güneş koruyucular kanser yapabilir


Hayır bu gün güneş koruyucular içinde kullanılan organic yada inorganik kimyasal maddelerin hiçbirisinin kanser yaptığı kanıtlanmamıştır. Bu maddelerin hepsi ilaç standartlarında testlerden geçerek kullanıma girmiştir.Geçmişte alerji ve deride reaksiyon yaptığı bilinen bazı maddeler (örneğin PABA)ise artık kullanılmamaktadır.


D-vitamini için biraz güneşlenmek iyidir


Hayır yapılan tüm araştırmalar derinin D-vitamini üretimi için gerekli olan ultraviole dozunun çok düşük olduğunu bunun için güneşlenmek gerekmediğini göstermiştir. İlk bahar yaz günlerinde yolda yürürken yada parkta bir yürüyüş esnasında açıkta kalan kollardan ve (bayanlar ve çocuklar için ayrıca bacakların açıkta kalan yerlerinden) alınan ultraviolenin yeteri miktarda D-vit üreteceği saptanmıştır. Ayrıca diyet veya tablet olarak alınan D-vitamininin de deriden üretilen kadar etkili bir şekilde kemik üretimini sağladığı gösterilmiştir.

Kaynak: KurumsalHaber.com