Cuma namazı saat kaçta? Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır?
Cuma namazı saat kaçta kılınacak merak ediliyor. Diyanete göre Cuma namazı saati kaçta? Cuma namazı nasıl kılınır? Cuma namazı kaç rekattir? İstanbul, Ankara ve İzmir ezan saatleri ve Diyanet İşleri tarafından yayınlanan 29 Mart Cuma Hutbesi haberimizde. İşte 29 Mart 2019 Cuma günü diyanete göre il il Cuma namazı saatleri…
Cuma namazı saati, namaz için hazırlanan Müslümanlar tarafından her hafta kontrol ediliyor. Mübarek Cuma namazında ön safta yer almak, geç kalmamak isteyenler Diyanet Cuma namazı vakti nedir öğrenmek istiyor. Bu yüzden sizler için İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya ve tüm illerin öğle namaz vakitleri ekranı hazırladık. Peki Cuma namazı saat kaçta? Cuma namazı kaç rekattır? Cuma namazı nasıl kılınır? İşte Diyanetin 22 Mart Cuma namazı saatleri…
22 MART CUMA NAMAZI SAAT KAÇTA?
Farz namazlardan olan Cuma namazı, öğlen vaktinde cemaatle kılınması gerekiyor. Tam vaktinde camide olmak isteyenler Cuma namazı saat kaçta öğrenmek için araştırılıyorlar. 29 Mart Cuma günü, öğle namazı vakti, Ankara'da 13:01, İstanbul'da 13:16, İzmir'de 13:23 olarak gözüküyor. Cuma namazı saatini öğrenmek için aşağıdaki linke tıklayarak açılan sayfada il seçimi ile diyanete göre hazırlanan namaz vakitlerini görebilirsiniz.
CUMA NAMAZI NASIL KILINIR, KAÇ REKATTİR?
Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır. Cuma namazı dört rekât ilk sünnet, iki rekât farz ve dört rekât son sünnet olmak üzere on rekâttır. Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dinî konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar.
Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekât Cuma namazı kıldırır. İmam-hatip, Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekât Cumanın farzı kılınır. Cuma namazında imam-hatip, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.
Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.
CUMA NAMAZI KİMLERE FARZDIR?
Şu şartları taşıyan kişiye Cuma namazı kılmak farz olur:
Müslüman olmak,
Akıllı olmalı,
Ergenlik çağına gelmiş olmak,
Erkek olmak,
Hür ve serbest olmak,
Mukim olmak (misafir olmamak),
Sağlıklı olmak,
Kör olmamak,
Ayakları sağlam olmak
29 MART CUMA HUTBESİ
MİRAÇ GECESİ
Muhterem Müslümanlar!
Tarihin her döneminde olduğu gibi Mekkeli müşrikler de İslam davetini engellemek için işkence ve eziyette sınır tanımamış, Müslümanlara karşı sosyal ve ekonomik boykot uygulamıştı. Tam boykot sona ermişti ki, bu sefer de Peygamber Efendimiz (s.a.s), kendisini daima himaye eden amcası Ebu Talib'i ve en sıkıntılı zamanlarında destekçisi olan sevgili eşi Hz. Hatice annemizi kaybetti. Peygamberimizin himayesiz kaldığını düşünen müşrikler, O'na reva gördükleri eza ve cefayı daha da artırdı. Bir çıkış yolu arayan Allah Resûlü (s.a.s) İslam'ı tebliğ etmek için Taif'e gitti. Ancak orada da hakaretlere maruz kaldı. Hatta taşlandı ve mübarek ayakları kan revan içinde kaldı. İşte teselliye en çok muhtaç olduğu böyle bir zamanda Cenâb-ı Hak, Habibi'ni himaye ederek O'na İsrâ ve Miraç mucizesini lütfetti.
Kıymetli Müminler!
Hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir."[1]
İsrâ, Sevgili Peygamberimizin bir gece, Mekke'deki Mescid-i Harâm'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya yolculuğudur. Miraç ise Mescid-i Aksâ'dan en yüce makama kabulünün adıdır.
Değerli Müslümanlar!
Allah Resûlü (s.a.s), Miraç'tan ümmetine üç büyük hediyeyle dönmüştür.[2] Bu hediyelerin birincisi Peygamberimizin "Gözümün nuru"[3] dediği beş vakit namazdır. Namaz, Allah'la kul arasındaki güçlü iman bağının tezahürüdür. Namaz, yönünü kıbleye dönen, alnını secdeye koyan müminin manevi yükselişidir. Namaz sadece şekilden ibaret değildir. Aksine namaz, bedenen olduğu kadar zihnen ve kalben de insanı kuşatan bir ibadettir. Namaz kılan insan aynı zamanda güzel ahlaklı, dürüst, mütevazı, merhametli, adil olması beklenen insandır. İşte bu yüzden âyet-i kerimede "Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar"[4] buyurulmuştur.
Mirac'ın bir diğer hediyesi "Âmenerresûlü" olarak bildiğimiz ve her gün yatsı namazından sonra okuduğumuz Bakara Sûresi'nin son iki âyetidir. Bu âyet-i kerimeler bize iman esaslarını, kulluk şuurunu ve sorumluluk bilincini hatırlatır. Dünyada yapıp ettiğimiz her şeyin bir hesabı olduğunu bildirir. Rabbimize içtenlikle nasıl dua ve yakarışta bulunacağımızı öğretir.
Mirac'ın son hediyesi ise ümmet-i Muhammed'den Allah'a ortak koşmayanların günahlarının bağışlanacağı ve sonunda cennete girecekleri müjdesidir.
Muhterem Müslümanlar!
Miracın yüreğimizde kanayan emaneti ise Kudüs ve Mescid-i Aksâ'dır. Asırlar boyunca Müslümanların idaresi altında "barış ve selamet yurdu" olarak anılan Kudüs, bugün işgalin, zulmün, şiddetin ve acının toprağı haline getirilmiştir. İbadet özgürlüğünü hiçe sayanlar, mabet dokunulmazlığını ihlal edenler, bir yandan müminlerin Mescid-i Aksâ'da ibadet etmesine engel olmakta, diğer yandan bir cuma vakti Yeni Zelanda'da camide ibadet eden masum Müslümanları hunharca katletmektedir.
Unutulmamalıdır ki hiçbir zorbalık, Müslümanların Kudüs'te, Mescid-i Aksâ'da, bütün yeryüzü camilerinde birlik ve huzur içinde ibadet etmelerine engel olamayacaktır. Huzura, barışa ve umuda kasteden zalimler kendi yaktıkları ateşin kurbanı olacaklardır. Nitekim Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için dünyada rezillik, âhirette de büyük bir azap vardır."[5]
Aziz Müminler!
Miraç gecesi zihinlerimizde berraklığa, kalplerimizde ferahlığa, hayatımızda huzura vesile olsun. Allah'tan gelen namaz davetine yürekten icabet edip omuz omuza kıyama duralım. Miracın bereketiyle secdeye varalım. İmanın onurunu, kul olmanın sorumluluğunu bir kez daha hatırlayalım. Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın özgür olduğu Miraç gecelerine kavuşmak için umudumuzu ve duamızı eksik etmeyelim.
Önümüzdeki Salı gününü Çarşamba'ya bağlayan gece idrak edeceğimiz Miraç Gecesi'nin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, yükselmesine ve yücelmesine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
1 İsrâ, 17/1.
2 Müslim, Îmân, 279.
3 Nesâî, Işratü'n-nisâ', 1.
4 Ankebût, 29/45.
5 Bakara, 2/114.