"Darbe Dönemiyle Yüzleşilmeli"
İHD, sağ kalan darbecilerin ÖYM önünde olduğunu, ancak yardımcılarının hala yargı önüne çıkarılamadığını belirtti.
12 Eylül'den kurtulmanın öncelikli yolunun anayasadan kurtulmaktan geçtiğini belirten İnsan Hakları Derneği, (İHD) "Sağ kalan darbeciler ÖYM önünde, ancak onların yardımcıları ve yandaşları ise hala yargı önüne çıkarılamadı 12 Eylül'den kurtulmanın öncelikli yolunun anayasadan kurtulmaktan geçtiğini belirten İnsan Hakları Derneği, (İHD) darbe dönemi ile yüzleşilmesi gerektiği ifade etti. İHD, "Bizlere inanılmaz acılar yaşatan darbecilerin ve yandaşlarının tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermesini sağlamaktır. Sağ kalan darbeciler ÖYM önünde, ancak onların yardımcıları ve yandaşları ise hala yargı önüne çıkarılamadı. 12 Eylül askeri darbesine karşı olmak, 12 Eylül düzenine karşı olmaktır" dedi.
İHD, 12 Eylül 1980 askeri darbesine yönelik yazılı bir açıklama yaptı. 12 Eylül 1980 günü yapılan askeri darbenin üzerinden 32 yılın geçtiği anımsatılan açıklamada, Türkiye'de demokrasi ve insan hakları sorunun devam ettiği belirtildi. Kürt sorunun demokratik ve barışıl yöntemlerle çözülmesinin bir türlü gerçekleştirilemediği savunulan açıklamada, "Din ve vicdan özgürlüğü sorunu devam ediyor. Alevilerin inanç ve kültürleri kabul edilmiyor. Cem evlerinin yasal statüsü tanınmıyor. Alevi askerlerin Cem evlerindeki cenaze törenlerine sivil ve askeri bürokratlar katılmıyor. Tam bir ayrımcılık örneği sergileniyor. Zorunlu din dersleri tam gaz devam ediyor. Ebeveynlerin devlet dışında kendi çocuklarına inançlarına uygun olarak din eğitimi vermesi ilkesi kabul edilmiyor. Devlet imam hatip okullarının orta kısmını yeniden açarak 1970'li yıların "yeşil kuşak' günümüzün ise "ılımlı İslam' söylemine uygun kendine özgü din devleti yaratma girişimlerini dış devletlerin katkısı ile devam ettiriyor. Buna rağmen, dindar insanların başörtüsü sorunu çözülemedi. Diğer dinlere mensup insanların sorunları ise devam ediyor" denildi.
-YARGISIZ İNFAZLAR, CEZAEVLERİNDE ÖLDÜRME VAKALARI DEVAM EDİYOR-
12 Eylül döneminin en önemli kurumu olan YÖK'ün üniversiteler üzerindeki vesayetinin devam ettiğinin belirtildiği açıklamada, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin siyasi partiler üzerindeki, MGK'nın da kurumlar üzerindeki vesayetinin sürdüğü kaydedildi. Yaşam hakkı ihlallerinin hızından hiçbir şey kaybetmediğine dikkat çekilen açıklamada, şu değerlendirmeler yer aldı:
"Yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler, gözaltında ve cezaevlerinde öldürme vakaları devam ediyor. İşkence ve kötü muamele şekil, metot ve yer değiştirerek devam ediyor. Haksız tutuklama rekorlara koşuyor. Toplantı ve gösteri hakkı engellenmeye ve cezalandırılmaya devam ediyor. İfade özgürlüğü yerlerde sürünüyor. Cumhuriyet tarihinin en ağır dönemi yaşanıyor. Gazeteciler, avukatlar, milletvekilleri, öğretim üyeleri, siyasetçiler, belediye başkanları, belediye ve il genel meclis üyeleri, sendikacılar, öğrenciler, insan hakları savunucuları, aydın ve yazarlar cezaevlerinde. İstiklal Mahkemelerinin devamı olan DGM-ÖYM'ler daha da özel biçimde 11 bölgede TMK Mahkemeleri olarak devam ettiriliyor."
-DARBE DÖNEMİ İLE YÜZLEŞİLMELİ-
Örgütlenme özgürlüğünde ilerleme sağlanamadığına dikkat çekilen açıklamada, "12 Eylül Anayasası hala yürürlükte. Bu anayasayı kaldırıp, yerine yeni ve demokratik bir anayasa yapmayan hiçbir yönetim demokrat olamaz. Bizim de yönetimimiz demokrat değil, otoriterdir" değerlendirmesine yer verildi. 12 Eylülden kurtulmanın öncelikli yolunun anayasadan kurtulmaktan geçtiğine işaret edilen açıklamada, darbe dönemi ile yüzleşilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, "Bizlere inanılmaz acılar yaşatan darbecilerin ve yandaşlarının tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermesini sağlamaktır. Sağ kalan darbeciler ÖYM önünde, ancak onların yardımcıları ve yandaşları ise hala yargı önüne çıkarılamadı. 12 Eylül askeri darbesine karşı olmak, 12 Eylül düzenine karşı olmaktır" denildi. - Ankara