Davutoğlu Baird Ortak Basın Toplantısı

Son Güncelleme:

Dışişleri Bakanı Davutoğlu: (3) "Kimyasal silahların yer yüzünden silinmesi insanlığın geleceği açısından çok güzel bir haberdir, kimse buna karşı çıkamaz. Hangi ülke bunu yaparsa ne gerekçeyle yaparsa, kim yaparsa yapsın biz destek veririz. Ancak bunu yapıyor görünüp, bir taraftan ki bu inisiyatif başladıktan sonra Suriye kuvvetlerinin hava bombardımanında artışlar görüldü, bunu fırsat bilip uluslararası toplumu böyle meşgul edip öbür tarafta sanki Scud füzesi kullanmak ya da uçaklarla bombardımanda bulunmak suç değilmiş gibi onlara devam etmek ve uluslararası toplumu bununla oyalamak, işte bu kabul edilemez" "Şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi'nde hiçbir karar çıkamamış olması aslında bütün bu son dönemde artan şiddetin en önemli sebeplerinden biridir" "BM Güvenlik Konseyi, vaktinde Suriye rejimine doğru, uyarıcı, bir anlamda caydırıcı mesajları göndermiş olsaydı belki şu anda o ölen 100 bin kardeşimizin çoğu yaşıyor olacaktı. Kimyasal silah saldırısında ölen bin 700 kardeşimiz yaşıyor olacaktı" "Çünkü Suriye rejimi böyle bir insanlık dışı suçu işleme cesareti bulamayacaktı. Şimdi biz uluslararası gündemde bunları ele alacağız. En etkin bir şekilde bu savaşın durdurulması çağrısında bulunacağız" "Sanki Suriye'de her şey güllük gülistanlık da savaş yeni başlayacakmış gibi bir tabloyla rejimin suçlarını örtmeye çalışmak, rejimle işbirliği yapmaktır. Kimse hedef saptırmasın, kimse bu konuda Türkiye'nin vicdani tutumunu başka şekilde lanse etmeye kalkışmasın. Herkesin öncelikle vazifesi bu vahşeti durdurmaktır"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Kimyasal silahların yer yüzünden silinmesi insanlığın geleceği açısından çok güzel bir haberdir, kimse buna karşı çıkamaz. Hangi ülke bunu yaparsa ne gerekçeyle yaparsa, kim yaparsa yapsın biz destek veririz. Ancak bunu yapıyor görünüp, bir taraftan ki bu inisiyatif başladıktan sonra Suriye kuvvetlerinin hava bombardımanında artışlar görüldü, bunu fırsat bilip uluslararası toplumu böyle meşgul edip öbür tarafta sanki Scud füzesi kullanmak ya da uçaklarla bombardımanda bulunmak suç değilmiş gibi onlara devam etmek ve uluslararası toplumu bununla oyalamak, işte bu kabul edilemez" dedi.


Davutoğlu, Kanada Dışişleri Bakanı John Baird ile Conrad Otel'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, görüşmeye ilişkin bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.


"Suriye'nin silahlarını vereceği yolunda haberler var ne diyeceksiniz? Suriye'nin şiddet fotoğraflarını nasıl yorumluyorsunuz" sorusu üzerine, şunları kaydetti:


"Daha ilk günden itibaren, bu son inisiyatif başladığında korktuğumuz buydu. Yani sürekli zamana oynayarak Suriye rejimi, işlediği suçu örtmeye, unutturmya ve sanki pozitif bir gündem içinde davranıyormuşçasına zaman kazanmaya çalışması... Ellerindeki kimyasaların envanterini herhalde biliyor olmaları lazım kullandıklarına göre. Bunun için bir aylık süreye nasıl ihtiyaç olunuyor? Biz o zaman bunu değişik vesilelerle de deklere ettik. Kimyasal silahların yer yüzünden silinmesi insanlığın geleceği açısından çok güzel bir haberdir, kimse buna karşı çıkamaz. Hangi ülke bunu yaparsa ne gerekçeyle yaparsa, kim yaparsa yapsın biz destek veririz. Ancak bunu yapıyor görünüp, bir taraftan ki bu inisiyatif başladıktan sonra Suriye kuvvetlerinin hava bombardımanında artışlar görüldü, bunu fırsat bilip uluslararası toplumu böyle meşgul edip öbür tarafta sanki Scud füzesi kullanmak ya da uçaklarla bombardımanda bulunmak suç değilmiş gibi onlara devam etmek ve uluslararası toplumu bununla oyalamak, işte bu kabul edilemez."


Uluslararası toplumun bu konuda çok net bir tutum içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:


"Evet bu kimyasal silahların öyle veya böyle tasfiyesi Suriye halkı için de bölgemiz için de hepimiz için güzel bir haberdir. Ancak bir, bu geçmiş işlenen suçları ortadan kaldırmaz. O bin 700 kadının, çoluk çocuğun bebeğin, zavallı masumun kimyasal silahlarla ne şekilde öldüklerini gösteren videolarını seyrettikten sonra eğer bu cürüm karşılıksız kalırsa bundan sonra başka aktörler de önce kimyasal silah kullanır sonra da 'teslim ediyorum' diyerek, böyle bir sorumluluktan kaçınmış olurlar. İkincisi de şu sonucu doğurmamalıdır; kimyasal silahları bir ay içinde teslim değil, bir ay içerisinde deklerasyonda bulunacak, teslimi ne kadar sürecek? O zaman zarfından 2 ay mı, 5 ay mı, 6 ay mı geçer? Kimyasal silah dışındaki silahlarla insanların öldürülmesini mazur gösterecek bir yeni durumun ortaya çıkması da kabul edilemez."


"Kimyasal silahların tasfiyesini destekleriz"


Davutoğlu, Türkiye olarak her zaman kimyasal silahların tasfiyesini destekleyeceklerinin altını çizerek, ancak bu konuda uluslararası toplumun Suriye rejiminin her zaman yaptığı zaman kazanma taktiklerine de boyun eğmemesini, teslim olmamasını beklediklerini vurguladı.


Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümet olarak "değer" odaklı bir dış politika ve yaklaşım sergilediklerini anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:


"Bir yanlış iş şu veya bu tarafça yapıldığında hiçbir şekilde sessiz kalmadık. O yanlış işe 'yanlış' demekten de çekinmedik. Bugün gazetelerde gördüğümüz bazı resimler bu açıdan da bizim perspektifimizden de şiddetle kınanması gereken tablolardır. Hiçbir şekilde mazur gösterilemez. Bu noktada bizim herhangi bir şekilde çifte standart içerisinde olmamız söz konusu değildir. İnsanlık onuruna ve bu anlamda verilen mücadeleye gölge düşüren her türlü uygulamayı açıktan tenkit ederiz, kabul edilemez buluruz."


"Suriye halkının haklı mücadelesi ve masumiyetine gölge düşürülmemelidir"


Buradan hareketle Suriye halkının haklı mücadelesine gölge düşürmeye çalışmanın ve sanki bütün muhaliflerin böyle davranıyormuş gibi bir kanaat sergileyerek, Suriye rejiminin kimyasal silah kullanması dahil uyguladığı şiddeti mazur göstermeye çalışmanın bir propaganda taktiği olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, "Kesinlikle aşırı grupların uyguladığı bu yöntemlere karşı net bir tutum sergiliyoruz, bunları kabul edilemez buluyor, kınıyoruz. Bunların tekrar etmemesi konusunda bütün Suriye'deki taraflara çağrıda bulunuyoruz. Nasıl kimyasal silah ve diğerlerinin kesinlikle telin edilmesi gerektiği konusundaki açık tutumumuz gibi. Bu açık bir tutumdur. Fakat buradan hareketle kimse Suriye halkının ve masum Suriye sivillerinin şu ana kadar yüzbinlercesinin ölümüne ve milyonlarcasının mülteci haline düşmesine sebep olan uygulamalara da bunlar mazeret teşkil etmez. Ülkemizde bulunan 500 bin Suriyeli kardeşimizin hepsi Suriye rejiminin baskıcı tutumundan dolayı kaçmak zorunda kalanlardır. Geçen hafta Cenevre'de yaptığımız toplantıda da 2 milyona aşkın mülteciye ulaşıldığını BM Mülteciler Yüksek Komiseri söyledi. Bunların hepsi Suriye rejiminin şiddetinden kaçan mültecilerdir. Böyle uygulamalardan hareketle Suriye halkının haklı mücadelesi ve masumiyetine gölge düşürülmemelidir" değerlendirmesinde bulundu.


Davutoğlu, "New York'ta yapacağınız temaslarda 2. Cenevre ve Suriye ile ilgili hangi görüşmeleri yapacaksınız, kimlerle görüşeceksiniz ve Lavrov-Kerry görüşmelerine Türkiye de dahil olacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:


"Gelecek hafta Cumhurbaşkanımızla BM Genel Kurul çalışmaları için New York'a gideceğiz. New York'ta her sene bir konu diğerlerine göre biraz daha öne çıkar. Bu sene de tabii Suriye gündemin ana maddesini oluşturacak, bu açık bir şekilde görülüyor. Bir taraftan muhatabımız dışişleri bakanlarıyla, Cumhurbaşkanımız da devlet başkanlarıyla bütün toplantılarda bu konuları ele alacağız."


Suriye'deki savaşın durdurulamamasının bedelinin en fazla Suriye halkı ve Türkiye gibi komşu ülkeler tarafından ödendiğine dikkati çeken Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi'nde hiçbir karar çıkamamış olması aslında bütün bu son dönemde artan şiddetin en önemli sebeplerinden biridir. BM Güvenlik Konseyi, vaktinde Suriye rejimine doğru, uyarıcı, bir anlamda caydırıcı mesajları göndermiş olsaydı belki şu anda o ölen 100 bin kardeşimizin çoğu yaşıyor olacaktı. Kimyasal silah saldırısında ölen bin 700 kardeşimiz yaşıyor olacaktı. Çünkü Suriye rejimi böyle bir insanlık dışı suçu işleme cesareti bulamayacaktı. Şimdi biz uluslararası gündemde bunları ele alacağız. En etkin bir şekilde bu savaşın durdurulması çağrısında bulunacağız."


Davutoğlu, Türkiye'de muhalefetin de Esed'i kınayamayanların da şu anda sanki Türkiye'yi veya bu savaşı durdurma çağrısında bulunanları "savaş istiyormuş" gibi bir göstermeye çalıştığını söyledi.


Savaş istemediklerini vurgulayan Davutoğlu, "Biz bölgemizdeki hiçbir dış müdahaleye de şimdiye kadar çağrıda bulunmadık ama ne diyoruz 'savaş durdurulsun'. Şu anda bir savaş var. Şimdi biz burada basın toplantısını yaparken rejim hava kuvvetleri Suriye'nin değişik yerlerini bombalıyor. Bu basın toplantısını yaparken onbinlerce insan başka ülkelerin sınırlarına doğru hareket halinde. Biz bu basın toplantısını yaparken birçok çocuk yetim kaldı, birçok kadın dul kalıyor ve şu anda bu saldırılar devam ediyor. Şimdi sanki Suriye'de her şey güllük gülistanlık da savaş yeni başlayacakmış gibi bir tabloyla rejimin suçlarını örtmeye çalışmak, rejimle işbirliği yapmaktır. Kimse hedef saptırmasın, kimse bu konuda Türkiye'nin vicdani tutumunu başka şekilde lanse etmeye kalkışmasın. Herkesin öncelikle vazifesi bu vahşeti durdurmaktır. Biz bu vahşetin durdurulması çağrısında bulunmaya devam edeceğiz. BM'de temel çağrımız bu olacak. Artık yeter, eğer bir uluslararası toplumun varlığından, eğer bir BM konvansiyonundan temel ilkelerinden bahsediyorsak bütün insanlığın önünde ortaya konan cinayetlere 'dur' deme vakti gelmiştir" ifadelerini kullandı.


Davutoğlu, bu savaşa 'dur' demenin vaktinin geldiğine dikkati çekerek, "Bizim yaptığımız savaşa dur çağırısı ve böylesi katliamları sürdüren rejime de bir anlamda en net mesajla bunun durdurulması çağrısıdır. BM Genel Kurulu'nda da bütün temaslarımızda da ana odak konusu bu olacaktır" diye konuştu.


- İstanbul

Kaynak: AA