DHA İSTANBUL BÜLTEN -1
PENDİK'te bir züccaciye dükkanında yangın çıktı.
Velibaba Mahallesi Yakacık Caddesi'ndeki bir züccaciye dükkanında saat 03.45 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. İşyerinden yükselen dumanları fark eden vatandaşlar durumu itfaiye, sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu yangın kontrol altına alındı. Bu sırada polis ekipleri de olay yerinde güvenlik önlemi alarak çevredeki vatandaşları bölgeden uzaklaştırdı. İşyerindeki yangın sırasında dükkanın üst katındaki dairede oturan bir kişi dumandan etkilendi. Dumandan etkilenen kişiye sağlık ekipleri tarafında ambulansta müdahale edildi. Yangının kontrol altına alınmasının ardından soğutma çalışmaları uzun süre devam etti. Yangın sonucu işyerinde ve binada hasar meydana geldi. Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Yangını ilk gören kişilerden bir vatandaş, "Saat 03.45 sıralarında çıktı. Bir kişi bize doğru ıslık çalarak yangını haber verdi. Biz de oraya hortum çekerek söndürmeye çalıştık. O sırada itfaiye ekiplerine haber verdik. Burası avize dükkanı. Dumandan etkilen oldu" dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
------------------------------Züccaciye dükkanı -İtfaiye ekiplerin çalışması -Dumanlardan detaylar-Bir kişinin sağlık ekipleri tarafından ambulansa alınması -Çevredeki vatandaşlardan detaylar-Polis ekiplerin güvenlik önlemi alması-Vatandaşlarla röp.-Genel ve detaylar18.12.2019 - 05.35 - Haber Kodu : 191218015
========================2- KARTAL'DAKİ VİLLADAN ÇIKAN "KEDİCİK" KONUŞTU
Haber-Kamera: Ramazan EĞRİ-Gamze ŞİMŞEK-Beyza GÜLER-Güven USTA/ İstanbul DHA
Kartal'da bir villada kalan kadınlardan örgüt içinde 'Bacı ' olarak tanınan Tülay Kumaşçı DHA'ya konuştu. Villa havadan görüntülendi.Adnan Oktar grubuna yönelik soruşturma kapsamında 1 buçuk senedir cezaevinde bulunan 77'si kadın toplam 91 kişi ev hapsiyle tahliye edildi. Grup üyelerinin ev hapsi süreçleri başladı. Birkaç arkadaşıyla birlikte kendisine ait villada oturan ve örgüt hiyerarşik yapısı içinde 'bacı' olarak tanınan İTÜ Matematik Mühendisliği mezunu Tülay Kumaşçı da tahliye edilenler arasında bulunuyor. Tülay Kumaşçı, Demirören Haber Ajansı mikrofonuna açıklamalarda bulundu."BEN KENDİ EVİMDE ÖZGÜRCE YAŞIYORUM"
Tülay Kumaşçı, kendilerinin zorla tutulduklarına dair iddiaları yalanlayarak, "Biz, birbirini seven bir arkadaş topluluğuyuz, biz özgür insanlarız. 30-40 yaşlarında insanlarız. Devletimize bağlı insanlarız. Bizim zorla tutulmamız mümkün değil. Hepimiz üniversite mezunuyuz. Bir sürü yerde çalışıyoruz. Toplumda gerçekten saygı duyulan bir çevremiz de var. Biz özgürlüğünü yaşayan, aileleriyle mutlu bir hayat yaşayan özgür bireyleriz. Zaten özgür bir ülkede yaşıyoruz. Hepimiz istediğimizi yapma, iş kurma hakkına sahibiz. Mesela burası benim evim. Ben kendi evimde özgürce yaşıyorum. Kimse bana karışamaz. Zaten biz sevgiyle oluşturulmuş bir toplum olduğumuz için söylediğiniz manada bir şey olması asla mümkün değil" dedi."TAM TERSİ AİLELERDEN DESTEK VAR"
Tülay Kumaşçı, "Yanlış bir sürü haberler var, yönlendirmeler var. Mesela otele gidenlerden bahsediliyor. Böyle bir şey asla yok. Herkes evine gitti. Zaten kamuoyunda da değişik bir algı yaratılıyor. Sanki çok fazla aile varmış gibi bizim karşımızda. Tam tersi ailelerden destek var. Çok çok az, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda aileler bu şekilde. Onlar da etki altında. Fakat biz o ailelerle de görüşüyoruz. Ben biliyorum Ayşe, annesiyle çok samimi. Çok sever annesini annesi de onu çok sever. Fakat bazı nedenlerden, etki altında kalmalardan böyle beyanlar da verebiliyorlar" şeklinde konuştu. "BEN HER ZAMAN DEVLETİMİ DESTEKLEDİM"Kumaşçı, "Ben her zaman özgür oldum. Adnan Beyle, arkadaşlarımla bulunduğum süre içinde de. Ayrıca biz devletimize bağlıyız. Devletimiz ne derse onu yapan insanlarız. Ben her zaman devletimi destekledim. Hükumeti destekledim. Arkadaşlarım da o şekilde. Bu konunun çok büyütüldüğünü düşünüyorum. Bir hapishane süreci yaşadık. Şu anda da bize bir ev hapsi takdir edildi. Biz buna da razıyız, bunu da yaşıyoruz. Biz herkes gibi normal insanlarız yani. Biraz haberlere bugün baktım, gerçekten abartılı şeyler de yazılmış. Benim buraya annem geliyor, akrabalarım geliyor, arkadaşlarımın da öyle. Hepimiz ailelerimizle mutluyuz. Birbirimizi seviyoruz" diye konuştu."AİLELERİMİZDEN AYRI YAŞAYAMAYIZ"
İhtiyaçlarını nasıl karşıladıklarını anlatan Tülay Kumaşçı, "Biz 3-4 arkadaşız, samimi arkadaşlarım ama onlar şimdi ev hapsi olduğu için aileleri de geliyor tabi ki. Zaten biliyorsunuz bizim alışverişlerimizi ve diğer türlü ihtiyaçlarımızı, hem dışarıdan karşılıyoruz, hem de benim annem getiriyor. Diğer arkadaşlarımızın anneleri getiriyor. Zaten ailelerimizden ayrı yaşayamayız, bizi çok sevdikleri için. Bu süreçte annem nasıl bir şey istersiniz, ne istersiniz her gün getiririm diyor. Diğer arkadaşlarımın annesi de o şekilde. Bize çok bağlılar. Biz de onlara çok bağlıyız. Çok seviyoruz. Böyle bir yaşantımız var" dedi."GERÇEKTEN BİR İMTİHAN SÜRECİYDİ"
Cezaevinde yaşadıklarından bahseden Kumaşçı, "Adnan Bey de söyledi. Cezaevine bizi Allah soktu, yine Allah çıkardı. Hepsi güzel bir süreçti. Bizim için çok büyük tecrübe oldu. Cinayet işlemiş insanlarla kaldık. Uyuşturucu satıcılarıyla kaldık. Roman kardeşlerimizle kaldık. Gerçekten bir imtihan süreciydi. Biz çok güzel Allah'a tevekkül ettik. Güzel değerlendirmeye çalıştık. Allah kabul etsin. Tabi ki biz masum bir topluluğuz, sevgi topluluğuz. Bizim konumuz sadece sevgi. İnsanlar arasında sevgiyi yaymak, sevgi toplumu oluşturmak. Bunun için çaba harcıyoruz. Cezaevinde de gerçekten bizi sevdiler, beni de sevdiler. Hatta 'iyi ki, geldiniz sizi tanımış olduk, biz sizi tanımıyorduk. Hep ekranlardan görüyorduk ama şimdi gerçekten çok değerli çok sevgi dolu insanlar olduğunuzu gördük' dediler. Böyle bir tecrübe yaşadık. Biz Allah'tan razıyız zaten" ifadelerini kullandı. Görüntü Dökümü--- --- --- --- -----Tülay Kumaşçı ile röp.-Bina çevresinden görüntüler-Binanın bulunduğu sokağın görüntüleri-Zil çalma anı-Muhabir anonsları(Beyza Güler)-Genel ve detay17.12.2019 - 22.03 - Haber Kodu : 191217197
=============3- ESKİ EŞİNİ HASTANEDE BIÇAKLAYAN KOCA HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
Haber: Ruken KADIOĞLU/ İstanbul, DHA
Gaziosmanpaşa'da 7 Eylül 2019 tarihinde eski eşi Merzuka Altunsöğüt'ü (43), bıçakladığı iddiasıyla tutuklu bulunan Soner Güztepe, hakim karşısına çıktı. Soner Güztepe, mahkemedeki savunmasında "kasten öldürmeye teşebbüs" suçlamasını kabul etmediğini belirterek, "Benim bu dünyada en değerli varlığım eşim ve çocuklarımdır. Öldürmeye teşebbüs ettiğim iddiasını zul sayarım" dedi. Müşteki kadın Merzuka Altunsöğüt ise, " 2013 Temmuz ayında da bana bıçakla saldırmıştı, kolumun 2 yerinden yaralanmıştım" şeklinde konuştu. Duruşmada, 16 yaşındaki oğulları B. G.'nin salondan çıkartılarak pedagog eşliğinde ifadesinin SEGBİS ile alınmasına karar verildi.İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Soner Güztepe getirildi. Bıçaklanan kadın Merzuka Altunsöğüt ve kızı Cennet Güztepe de duruşma salonunda hazır bulundu. Taraf avukatları ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı duruşmaya katıldı. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatları da gözlemci olarak duruşmayı izledi."ALKOLLÜYDÜM, BAZI KİŞİLER BANA SALDIRIYORDU"
Sanık Soner Güztepe duruşmada yaptığı savunmasında, "Kim ne derse desin, benim bu dünyada en değerli varlığım eşim ve çocuklarımdır. Ben bugüne kadar çocuklarıma vurmuş bir insan değilim. Ben olaydan 1.5 yıl önce eşim Merzuka'dan resmi olarak boşanmıştım. Boşanmadan yaklaşık 5-6 yıl kadar önce eşim çocuklarım Cennet ve oğlum B.G'yi yanına alarak evi terk edip gitmişti. Evi terk etmesinin nedeni ekonomik sıkıntılardandı. İşsizdim, çalışmıyordum. Eşimle o tarihten bu yana evi terk ettiğinden bu yana ayrı yaşamaktayız ama sık sık onların evine de giderim. Ben olay tarihinde denetimli serbestlikten yararlanıyordum. Olay günü, evlerinin olduğu yere gittim. Oğlum B.G'ye telefon ederek kendisinden bir bardak su getirmesini istedim. Oğlum aşağıya su getirdi. Ardından ona denetimli serbestliği yaktığımı söyleyince, oğlum elindeki boş su bardağını duvara fırlattı kırılan parçalardan bir kısmı benim kafama isabet etti. Başım kanamaya başladı. Sesler üzerine eşim Merzuka aşağıya indi. Sonra ayrıldım. Hastaneye gittiklerini öğrendim yoldayken. Ben de hastaneye gittim. Hastaneye gidip kapıdan içeri girdiğimde kızım Cennet bana saldırdı. Oğlumu uzaktan gördüm. Oldukça alkollüydüm. Bazı kişilerin bana saldırdığını fark ettim. Sürekli taşıdığım 10 cm demir kısmı bulunan ve kapandığında yuvasına giren bıçağı çıkardım rastgele salladım, sonra yere düştüm. Yerdeyken darp edildim. Bana saldıranlar arasında eşim Merzuka'yı görmedim. Daha sonra elimdeki bıçağı bıraktım. Polise teslim oldum. Öldürmeye teşebbüs ettiğim iddiasını zul sayarım" dedi."BU İŞ BU GECE BURADA BİTECEK"
Müşteki Merzuka Altunsöğüt ise, sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek davaya katılma talebinde bulundu. Müşteki Altunsöğüt, olay gününe ilişkin şunları söyledi: "Gece Oğlum B.G'nin telefonu çaldı. Oğlum telefonu açarken telefon kapandı. O sırada kapı zili çaldı. Kızım zil sesine uyanıp baktığında bana anne babam kapıda dedi. Kapıyı açınca sanık içeriye girmek konuşmak istedi. Ben de bu saatte konuşulacak bir şey yok dedim. Bu olaydan yaklaşık 10 gün kadar önce kendisi çok alkol alıp bana telefonda küfürlü mesajlar attığı için kendisinin telefonunu engellemiştim. Alkollüydü dışarıya çıkmasına komşularım yardımcı oldu. Oğlumun telefonunu tekrar aradı. Bir bardak su istedi. Oğlum iner inmez bardak kırılma sesi geldi. Yanlarına gittiğimizde oğlumun elinden kanlar akıyordu. Ben kendisine 'Gecenin bu saati ne yaptın, bu çocuğun hali ne?' dedim. Olay yerinden ayrılınca biz de hastaneye gittik. Yürüme mesafesinde bulunan bir hastaneye gittik. Oğlumu acil müdahaleye aldılar. Bu esnada komşularımdan biri beni telefonla arayarak Soner Güztepe'nin elinde bıçakla hastaneye doğru gelmekte olduğunu, dikkat etmemiz gerektiğini söyledi. Sanık hastaneye gelince, kızım babası alkollü olduğu için göndermeye çalışmış. Kızımın bağırma sesleri üzerine Cennet'in ve sanığın olduğu yere geldim. Sanık kızıma yumrukla vurdu. Cennet'in dudağı patladı. Ben kendisine müdahale ettiğimde ise 'Bu iş bu gece burada bitecek' dedi ve elini cebine götürerek, bıçak çıkararak bana salladı. Salladığı ilk bıçak darbesinin göğüs ve boyun bölgemi sıyırarak geçtiğini hissettim. Daha sonra ikinci darbenin sol böğrüme doğru saplandığını hissettim. İtiş-kakış yaşanmaya başladı. Kendisine engel olmaya çalışıyordum, sanık diğer eliyle de bana yumruk atıyordu. Kızım da bana zarar vermemesi için kendisine engel olmaya çalışıyordu. Yere düştük, hastanede hemşire olduğunu düşündüğüm birisi yardım etti, bıçağı çekip aldı. Bu esnada ben yaralı olduğum için gücüm tükenmişti. Ardından bizi başka bir hastaneye götürdükleri sırada, sanık ambulansa doğru gelerek eli ile küçük anlamına gelen bir işaret yaparak, 'Sizinle küçük bir hesabım kaldı. Onu da en kısa zaman da halledeceğim' dedi. 2013 Temmuz ayında da bana bıçakla saldırmıştı, kolumun 2 yerinden yaralanmıştım. Kendisinin sözünü ettiği denetimli serbestlik bu olay nedeniyle almış olduğu cezadan dolayıdır" diye konuştu."BABAM 'KÜÇÜK BİR HESABIM KALDI ONU DA BİTİRECEĞİM' DEDİ"
Babasından şikayetçi olduğunu belirten müşteki Cennet Güztepe ise, "Annemle kardeşimi hastaneye götürdük. Girişte kayıt bölümünde kardeşimin kaydını yaptırıyordum. Babam olan sanığın içeri girmekte olduğunu gördüm. Panikle kendisine doğru yönelerek ittirerek içeri girememesini söyledim. İçeri girmekte ısrarcı oldu bu esnada bana vurdu. Sesleri duyan annem yanımıza geldi. Bizi o halde görünce babamı itti. Babam geriye doğru yere düştü. Yerden kalkarken cebinden bıçağı çıkarttı. 'Yeter ulan ben bu işi bugün bitireceğim' diye bağırdı. Babam bıçağı annemin göğüs hizasına denk gelecek şekilde salladı. Daha sonra babam elindeki bıçağı direk annemin karın bölgesine sapladı. Bıçağı sapladığı yerden çıkardı. Bıçak babamın elindeydi. Annem elleri ile babamın bıçak olan elini tuttu babam boşta kalan eli ile annemin saçlarına yapıştı. İtiş kakış sırasında üçümüz birlikte yere düştük. Göğsümdeki yara çok büyük ihtimalle yere düşerken oldu. Yerde iken babamın bıçağı tuttuğu eline müdahale etmeye çalışıyordu. Sanırım parmaklarım da bu esnada kesildi. Bizi ambulansla başka bir hastaneye götürürken babam eli ile işaret yaparak 'Küçük bir hesabım kaldı onu da biteceğim' dedi. Babamın anneme yönelik son olayla birlikte 3 kez bıçaklı saldırısı oldu" şeklinde konuştu.16 YAŞINDAKİ B.G'NİN İFADESİ SEGBİS İLE ALINACAK
Soner Güztepe'nin tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, Soner Güztepe ve Merzuka Altunsöğüt'ün 16 yaşındaki oğlulları B. G.'nin salondan çıkartılarak pedagog eşliğinde ifadesinin SEGBİS ile alınmasına karar verip duruşmayı erteledi.İDDİANAME:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 7 Eylül 2019 tarihinde, Gaziosmanpaşa'da hastanede eski eşi Merzuka Altunsöğüt'ü ve kızı Cennet Güztepe'yi (23) bıçaklayan Soner Güztepe hakkında, 'Kasten öldürmeye teşebbüs', 'Kasten yaralama', 'Hakaret' ve 'tehdit' suçlarından 20.5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.Görüntü Dökümü:
--------------Bıçaklanan Cennet Güztepe ile çocukları duruşma çıkışıArşiv17.12.2019 - 20.05 - Haber Kodu : 191217190
============4- YÜZME ÖĞRETMENİNİN 5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA CİNSEL İSTİSMAR DAVASI
Anne: Kekemelik ve gözünde tik gibi bir takım şikayetleri oluşmaya başladı
Haber: Yüksel KOÇ/ İstanbul DHA
Kartal'da özel bir okulun uyku odasında, olay tarihinde 5 yaşında olan, 7 yaşındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiası ile hakkında 17.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan öğretmenin yargılanmasına başlandı. Suçlamaları kabul etmeyen öğretmen beraatine karar verilmesini istedi. Çocuğun annesi çocuğunun okula başlamasından bir süre sonra tek başına uyuyamamaya başladığını belirterek, "Kekemelik ve gözünde tik gibi birtakım şikayetleri oluşmaya başladı. Biz de araştırması için okula yazılı başvuruda bulunduk. Kamera kayıtlarını izlemek istediğimizi belirttik. Kampüs müdürü bu görüntüleri izleyemeyeceğimizi, bunun bir bedelinin olduğunu söyledi ve bizi tehdit ederek uzaklaştırdı. Ben olay nedeniyle sanıktan şikayetçiyim" dedi. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına mağdur öğrencinin ailesi ile sanık ve avukatları katıldı. Dava sanığın kimlik tespiti ile başladı. Kimlik tespitinin ardından savunması alınan sanık S.A., adı geçen özel okulda o dönem yüzme öğretmeni olarak görev yaptığını söyledi. SANIK SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİÇocuğun ailesi ile o dönem bir görüşme yaptığını, ailenin kendisine korkuları yüzünden çocuğun yüzme dersine girmek istemediğini söylediğini belirten S.A., "Kendilerine durumu izah ettim ve ilk derste korkularının normal olduğunu söyledim. Bir gün sonra okul müdürü ailenin şikayetçi olduğunu söyleyerek savunma istedi. Daha sonra savcılıktan bir yazı geldi" dedi. Suçlama tarihinde okulun yüzme dersi olmadığını savunan S.A., "Uyku odasında çocuğu gördüğüme ilişkin olayları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi.ANNE: KAMPÜS MÜDÜRÜ GÖRÜNTÜLERİN BEDELİ OLUDĞUNU SÖYLEDİ
Mağdur çocuğun annesi Y.A., çocuğunun okula kaydından bir süre sonra tek başına uyumamaya başladığını belirterek, "Kekemelik ve gözünde tik gibi birtakım şikayetleri oluşmaya başladı. Biz de araştırması için okula yazılı başvuruda bulunduk. Kamera kayıtlarını izlemek istediğimizi belirttik, kampüs müdürü bu görüntüleri izleyemeyeceğimizi, bunun bir bedelinin olduğunu söyledi ve bizi tehdit ederek uzaklaştırdı. Ben olay nedeniyle sanıktan şikayetçiyim" dedi. Müşteki ailenin Avukatı Betül Altınsoy, sanığın suçunun sabit olduğunu belirterek tutuklanmasına karar verilmesini istedi.TUTUKLAMA TALEBİ REDDEDİLDİ
Mahkeme, müşteki avukatlarının sanığın tutuklanmasına yönelik talebin reddine karar vererek davayı erteledi. BASIN AÇIKLAMASIKadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve mağdur ailenin avukatı duruşma öncesi basın açıklaması yaptı. KADEM adına açıklamayı okuyan Avukat Canan Sarı, davaya konu olayın 2017 yılında yaşandığını hatırlatarak, "Bu menfur eylemin çocuklarımızın 'ikinci yuvaları' olarak nitelediğimiz, kendilerini güvende hissetmeleri gereken okul ortamında gerçekleştirilmiş olması bardağı taşıran son damla olmuştur. Öğretmen kimliğine sığınmaktan haya etmeyen bu şahsın adli kontrol tedbiriyle tutuksuz yargılanması, toplumsal vicdanda ayrı bir yara açmakta, tutuksuzluk hali daha büyük mağduriyetlere sebep olmaktadır" dedi. Sivil toplum kuruluşu olarak "İstismar felakettir" dediklerini belirten Avukat Sarı, "Bu doğrultuda suçun ağırlığı, niteliği ve ortaya çıkardığı mağduriyetler nazara alınarak hiç vakit kaybetmeksizin tutuklamaya karar verilmesini ve yaşanan acı ve elemin bir nebze olsun hafiflemesi için yargılamanın en kısa sürede tamamlanmasını bekliyoruz" diye konuştu. Sarı'dan sonra mağdur çocuk S.A.A.'nın ailesinin Avukatı Betül Altınsoy da açıklama yaptı. Olayın 2017 yılında gerçekleştiğini, 2 yıl sonra açılan davanın ilk duruşmasının bugün görüleceğini söyleyen, delillerin karartıldığını savunan Avukat Altınsoy, "Gelinen süreçte delillerin karartıldığı gözükmektedir. Dosyada mevcut siber suçlardan gelen kriminal rapora göre eylemden önceki 2000 ve 2016 yılları arasında görüntülerin olduğu ancak eylemin gerçekleştiği 2017 tarihinde görüntülerin yok edildiği, bu sebeple görüntünün olmadığı ve hash değerlerinde oynama yapıldığı, diskin sürekliliğinin bozulduğu tespiti yapılmıştır. Halbuki Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitim kurumları yönetmeliği ilgili hükmü gereği okulların kamera kayıtlarını 1 yıl süre ile saklaması gerekmektedir. Bugün davada bu kayıtların neden olmadığını sorabileceğimiz herhangi bir kurum yetkilisi yok" şeklinde konuştu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılında hazırlanan teftiş raporundaki ifadelere göre okul yöneticileri ve çalışanlarının polis gelmeden önce kamera kayıtlarına müdahale ettiklerini savunan Avukat Altınsoy, "Üstelik kamera kayıtlarını polis aramasından önce yedekleyerek karakola teslim ettiklerini söylemişlerse de hiçbir yerde böyle bir bellek bulunmamıştır. Çok açık bir şekilde suç delilleri karartılmıştır. Bu esnada sanık olayın hassasiyetine rağmen tek bir gün dahi tutuklu kalmamış, okulda bir süre daha çalışmaya devam etmiştir. Bugün görülecek olan davada delillerin karartılmış olduğu bu denli aşikar iken daha fazla kaybın gerçekleşmemesi için sanığı derhal tutuklanması elzemdir. Mahkemenin kanaatinin bu yönde olacağına inanıyoruz" dedi.İDDİANAMEDEN
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, olay tarihinde 5 yaşında olan 7 yaşındaki S.A.A.'nın özel bir okulda okumaya başladıktan bir süre sonra ailesi tarafından fark edilen davranış değişiklikleri yaşadığı belirtiliyor. S.A.A.'nın gece yalnız başına uyuyamaması, kekemelik göstermeye başladığı, ailesine yüzme öğretmeni S.A.'nın kendisine yönelik cinsel istismar olayını anlattığı, ailenin şikayeti üzerine öğretmen hakkında soruşturma başlatıldığı anlatılan iddianamede, Çocuk İzleme Merkezi (ÇİM) tarafından hazırlanan raporda, çocuğun yaşadığı olaydan ötürü psikolojik olarak etkilendiği belirtiliyor. İddianamede, şüphelinin, "12 yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı" ve "12 yaşından küçük çocuğun hürriyetinden yoksun bırakılması" suçlarından 9.5 yıldan 17.5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor. Görüntü Dökümü: -------------KADEM adına Avukat Canan Sarı'nın açıklama yapmasıAilenin Avukatı Betül Altınsoy'un açıklama yapmasıAçıklamadan genel ve detay görüntü17.12.2019 - 19.33 - Haber Kodu : 191217186
- İstanbul