Dha Yurt Bülteni-2

Son Güncelleme:

1)TIR DEVRİLDİ, TEM ULAŞIMA KAPANDI KOCAELİ'nin Körfez ilçesinde, TEM yolunun Körfez gişeleri mevkiinde TIR'ın devrilmesi sonucu, İstanbul yönü ulaşıma kapandı.

1)TIR DEVRİLDİ, TEM ULAŞIMA KAPANDI


KOCAELİ'nin Körfez ilçesinde, TEM yolunun Körfez gişeleri mevkiinde TIR'ın devrilmesi sonucu, İstanbul yönü ulaşıma kapandı. Ekipler olay yerine ulaşmaya çalışırken, yolda araç kuyrukları oluştu.


GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ


KÖRFEZ (Kocaeli),


=============================================


2)MHP KARS MERKEZ İLÇE BAŞKANI UĞUR BOY'A SİLAHLI SALDIRI



MİLLİYETÇİ Hareket Partisi (MHP) Kars Merkez İlçe Başkanı Uğur Boy, aracıyla Kars'tan Arpaçay ilçesine giderken arkadan takip eden araçtakiler tarafından silahlı saldırıyı uğradı. Boy, olayı yara almadan atlattı. Olay dün saat 20.00 sıralarında Kars Susuz yolu Mezra köyü mevkiinde meydana geldi. MHP Merkez İlçe Başkanı Uğur Boy, düğüne katılan ailesini alıp Kars il merkezine getirmek için 36 EC 850 plakalı aracıyla Arpaçay'a doğru yola çıktı. Şehir merkezine 15 km mesafedeki Mezra köyü mevkiine geldiğinde arkadan gelen aracın selektör yaptığını gören Boy, tanıdık olabilir düşüncesiyle aracını yavaşlattı. Bu sırada silah sesleri duyan ve aracın arka camının patladığını gören Boy, direksiyona kapandı. Boy'un kendini direksiyona kapatmasıyla birlikte araç yolun sağına şarampole kayarak yan yattı. 5 kurşunun isabet ettiği araçta hasar oluşurken, MHP Merkez İlçe Başkanı Boy olayı yara almadan atlattı. Kimliği belirsiz kişi ya da kişiler olayın ardından kayıplara karışırken, bir süre sonra aracından çıkan Boy, jandarmayı aradı. Jandarma ekipleri olay yerine gelerek inceleme başlattı. Olayı gerçekleştiren kişi ya da kişilerin bulunması için çalışma başlatan jandarma il merkezi çıkışı ve çevre kavşaklarda önlem aldı. Boy, kimseyle bir husumetinin olmadığını, saldırının siyasi olup olmadığı bilmediğini, jandarma ekiplerinin gerekli çalışmaları ve incelemelerini sürdürdüğünü söyledi.


Görüntü Dökümü


--------------------------


Araçtan genel ve detaylar


Kurşun izleri


Aracın çekiciyle götürülmesi


Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,


111 MB – 1 DK 04 SN


=============================================


3)ANNELER ÖĞRENCİLERE ÇORBA YAPIP İÇİRİYOR


İZMİR'in Çeşme ilçesindeki On Altı Eylül İlkokulu 2-A sınıfının öğretmeni Aysel Yılmaz "Sağlık için çorba için" projesi başlattı. Haftanın bir gün öğrenci velileri evden yöresel çorba yapıp getiriyor ve sınıfta öğrencilere ikram ediyor. Öğrenciler fast food yerine Uşak tarhanasnı, Gaziantep'in dövme çorbasını, Tokat'ın tayga, Gaziantep'in  ezo gelin çorbalarını yiyor. İlk zamanlar çorba içmemek için ağlayan öğrenciler, şimdi ise çorba gününü sabırsızlıkla bekliyor. İzmir'in Çeşme ilçesindeki On Altı Eylül İlkokulu 2-A sınıfı öğretmeni Aysel Yılmaz, öğrencilerinin sağlıklı beslenmesi için "Sağlık için çorba için' projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında haftanın bir günü, öğrenci velilerinden birisi kendi evinde yöresel çorba pişirerek okula getirdi. Öğle arası, sağlıksız gıdalar yerine annelerinin yaptığı çorbayı içen öğrenciler, böylece fast food ve abur cubur gibi alışkanlıklarından uzaklaşmaya da başladı. Sınıf öğretmeni Aysel Yılmaz (43), şimdi ise çocukların çorba günlerini sabırsızlıkla beklediklerini ifade etti. Yılmaz, "Okullarda en büyük sorunun sağlıklı beslenme olduğunu düşünüyoruz.  Özellikle okul çağındaki çocuklar fast food tarzı, hamur işi, ekmek arası gıdalara çok fazla yönelmiş durumdalar. Benim amacım da çocukların sulu gıda tüketmesini özendirmek. Yöresel yemeklerimizi tanımalarını ve tüketilmelerini sağlamak. Daha sağlıklı beslenmeleri için çaba gösteriyorum. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.


'ÖNCELERİ AĞLIYORLARDI ŞİMDİ SABIRSIZLIKLA BEKLİYORLAR'


Son zamanlarda obezite, dikkat eksikliği, davranış bozuklukları tarzı hastalıkların arttığını, bunun beslenme ile ilgisinin bulunduğunu söyleyen Aysel Yılmaz, "Ne kadar doğru beslenirlerse hem akademik olarak hem de bedensel olarak daha doğru gelişirler" dedi. Projenin ilk günlerinde sorunlar yaşadıklarını aktaran Yılmaz, "28 kişilik sınıfımda çorba içmeyenler, bazı çorbaların adını bile duymayanlar vardı. Çorba içmemek için ağlayanlar oldu, çorbanın içindekileri seçmeye çalışanlar oldu ama şuanda gayet güzel gidiyor. Öğrenciler şimdi, hangi çorbayı içeceklerini soruyorlar. Şuanda benimsemiş durumdalar" diye konuştu.



ANNE ÇORBASINI ÇOK SEVDİLER


Rojin Kaya isimli öğrenci daha önceleri şeker, çikolata gibi şeyleri çok tükettiğini, çorba günü başladıktan sonra ise sağlıklı beslenmenin önemini anladığını ve farklı çorbalar içmeye başladığını söyledi. Kaya, "Yeni çorbalar yedim, yeni tatlar tattım. Çok beğendim bu çorbaları. En çok mercimek çorbasını seviyorum" dedi. İkranur Özgün isimli öğrenci de, "Çorbalar, abur cubur yiyeceklerden daha lezzetli. Artık daha sağlıklı besleniyorum. Abur cubur tüketmeyeceğim. Çorba içeceğim. Yemekleri çok seçmeyeceğim. Annemin tabağıma koyduğu her şeyi yiyeceğim" diye konuştu. Bu hafta evinde öğrencilere ezo gelin çorba yapan Ayşe Yasak'ın (8) velisi Elif Yasak (33) da, "Bize proje geldiğinde çok sevindik. Hepimiz birlik olduk, her hafta çocuklar için yöresel çorbalar yapıyoruz. Onların sağlıksız gıdalardan uzaklaşması önemli. Çok sağlıklı bir proje. Herkes çok memnun" dedi.


Görüntü Dökümü


--------------------------


-Okuldan görüntü


-Çorba hazırlanırken görüntü


-Çorbanın sınıfa getirilip çocuklara servis edilmesi


-Öğrenciler çorba içerken görüntü


-Sınıf Öğretmeni Aysel Yılmaz ile röp.


-Öğrenciler ve veli ile röp.


-Genel ve detay görüntü


Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,


=============================================


4)PLASTİK ŞİŞELERDE GERİ DÖNÜŞÜM DÖNEMİ BAŞLIYOR


İsrafın önlenmesini ve kaynakların daha verimli kullanılmasını amaçlayan 'Sıfır Atık' projesi, plastik su şişelerinde de uygulanmaya başlayacak. Nisan ayı itibariyle geri dönüşüm ünitelerinin kurulmaya başlayacağını söyleyen SUDER Başkanı Serdar Seyhanlı, "Vereceğimiz eğitimle, bu ambalajların geri dönüştürebileceği mekanizmaları kurarak sokaklarda sağa sola atılmış, esasında bir değeri olan ambalajları görmeyeceğiz" dedi.


Atık miktarının azaltılmasını, toplama sisteminin kurulmasını ve atıkların geri dönüştürülmesini amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 'Sıfır Atık' projesi başlatıldı. Kısa süre içerisinde tüm Türkiye'de projeyle ilgili farkındalık çalışmaları başlatılırken projeye bir destek de Ambalajlı Su Üreticileri Derneği'nden (SUDER) geldi. SUDER Başkanı ve Erikli Su Genel Müdürü Serdar Seyhanlı, plastik ambalajların, kurulacak olan geri dönüşüm makineleri yardımıyla toplanarak geri dönüşüme kazandırılacağını belirtti. Geri kazandırılan plastik şişe bedellerinin makineler vasıtasıyla ödeneceğini belirten Seyhanlı, bu sayede hem ürün israfının önüne geçeceklerini hem de çevre temizliğine katkıda bulunacaklarını dile getirdi.


'SU TÜKETİMİ ARTIYOR'


İnsanların artık gazlı içeceklerden uzaklaşarak kolay ulaşılabilirliği sebebiyle suya yöneldiğini söyleyen Seyhanlı, "Sağlık hepimiz için çok önemli. Obezite çok önemli. Ülkemizde de gençler ve özellikle de çocuklar arasında dikkatle incelenmesi gereken bir konu. Çocuklar artık daha az hareket ediyorlar. Bol bol su içilmesini öneriyoruz. Kişi başına 150 litreye ulaşan bir tüketim var. Bu yüksek bir oran. Bunun daha da artması mümkün ve artmalı. Son 8-10 senedir sağlıklı, sıfır kalorili, şekersiz bir içecek olan ambalajlı su tüketimi artıyor. Her yerde ulaşılabilir olması, sağlıklı şartlarda üretilip dağıtılıyor olması güzel. İnşallah daha da tüketim artacak" dedi.


'EN SAĞLIKLI VE EN PRATİK SU PET VE DAMACANA'


Su tüketiminde genellikle pet ambalajların tercih edildiğini dile getiren Seyhanlı, "Çoğunlukla tüketim pet ambalajlarda. Sadece ülkemizde değil dünyada da damacana dediğimiz geri dönen ve tekrar doldurulan ambalajlar kullanılmaktadır. Cam dünyada da Türkiye'de de hala bu işin çok küçük bir bölümü. Bu bir seçimdir fakat baktığınız zaman hem pet ambalajlarda hem de damacana ambalajlarda bir sıkıntı yok. İnsanlar gönül rahatlığıyla tüketebilirler. Cam bir tercihtir. Pet şişeye göre daha ağır bir ambalajdan bahsediyoruz. İnsanların daha fazla su tüketmesini istiyoruz. Daha fazla su, daha fazla camda olduğu zaman daha fazla TIR, daha fazla araç, daha fazla sokaklarda gezen araç, karbonmonoksit, çevre kirliliği, trafik sıkışıklığıyla karşı karşıya kalıyoruz. Her yere ulaştırabileceğimiz en pratik, en kolay ve hala da en sağlıklı ambalaj pet ve damacanadır" ifadelerini kullandı.


'SIFIR ATIK PROJESİNE DESTEK VERECEĞİZ'


Nisan ayı itibariyle plastik şişelerin dönüşüme kazandırılacağı geri dönüşüm sistemlerini hayata geçirmeye başlayacaklarını dile getiren Seyhanlı, "Harika bir kanun çıktı. Plastik poşetlerde uygulanmaya başladı. Pet ambalajlar için de geri kazanım katkı bedeli uygulanmaya başlayacak. 2 sene içerisinde ülkemizde bütün bu ambalajların geri dönebileceği, toplanabileceği bir takım üniteler göreceğiz. Hem insanlara vereceğimiz eğitimle, hem de onların bu ambalajları geri dönüştürebileceği bu mekanizmaları kurarak sokaklarda sağa sola atılmış, esasında bir değeri olan ambalajları görmeyeceğiz. Bunların tekrar sanayide kullanılması mümkün. Çevre için de çok faydalı olabilecek bir yöne doğru gidiyoruz. Sıfır atık harika bir konsept. Önümüzdeki günlerde bizde buna destek vereceğiz. Nisan ayından itibaren devletin belirlediği bedelleri ödemeye başlayacağız. Bunlar bir fonda toplanacak ve ileriye dönük olarak hem perakendecilerin hem de üreticilerin bir araya gelip kurabileceği bir geri dönüşüm sistemi olacak. Bu sistem kurulduktan sonra da sizler aldığınız ürünleri bulunan makinelere atacaksınız. Alırken ödediğiniz bedelleri de bu makinelerden alacaksınız. Bunları hem dükkanların içerisinde kullanabileceksiniz. Günü gelince bunları belki metro kartınıza yükleyebileceksiniz. Bu şekilde ürünün israf olmasını önleyeceğiz. Evlerde bunların ayrışımı yapılacak. Toplama merkezlerinde de bu ürünler bu şekilde toplanacak. Daha sonra yan sanayide farklı alanlarda, farklı sanayilerde bunlar kullanılacak" diye konuştu.


Görüntü Dökümü


----------------------------


-Su fabrikasından detaylar


-Damacanaların makinelerde temizlenmesi


-Su paketleme detayları


-SUDER Başkanı Serdar Seyhanlı'nın açıklaması


Süre: 05.25 Boyut: 607


Haber: Osman ŞİŞKO-Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,


===================================================


5)TEKSTİL FABRİKASINDAKİ İŞİNİ BIRAKIP, SOLUCAN GÜBRESİ ÜRETMEYE BAŞLADI


MANİSA'nın Kırkağaç ilçesinde İŞKUR'dan 30 bin lira hibe desteği alan diyabet hastalığı nedeniyle engelli olan Yücel Küçükkansız (33), evinin yanındaki arsasında 168 metrekarelik kapalı alana solucan gübresi üretimi için tesis kurup, 700 Kaliforniya solucanı aldı. Tekstil fabrikasındaki işini bırakan Küçükkansız, evinin bir odasında yetiştirdiği 200 bin Kaliforniya solucanını da kurduğu tesise taşıyıp, yılda 6 ton gübre üretti ve Türkiye'nin çeşitli yerlerine satmaya başladı. Kırkağaç'ta yaşayan, evli bir çocuk babası Yücel Küçükkansız 2 yıl önce evinin 20 metrekarelik bir göz odasında 'Kaliforniya solucanı' yetiştirmeye başladı. Bir tekstil fabrikasında çalışarak geçimini sağlayan Küçükkansız'ın, 2017 yılının Aralık ayında İŞKUR'a yaptığı hibe desteği başvurusu olumlu sonuçlandı. 2018 yılının Ağustos ayında hibe destek projesinin onaylanmasının ardından Küçükkansız, evlerinin yanındaki arsasında 168 metrekarelik sera şeklinde kapalı alan oluşturdu. Ardından da bu kapalı alana solucan yetiştirmek için havuzlar yerleştirdi. Ardından evde yetiştirdiği 200 bin solucanı, buraya taşıyan Küçükkansız, aldığı hibe desteğinden kalan parayla 700 bin Kaliforniya solucanı daha aldı. Tekstil fabrikasındaki işinden de ayrılan Küçükkansız, 6 ayda 3 ton solucan gübresi üretmeye başladı.


'ARTIK KENDİ İŞİMİN PATRONUYUM'


Evde yetiştirdiği Kaliforniya solucanlarının artık bulundukları yere sığmaması üzerine işi profesyonelliği dökmek istediğini belirten Küçükkansız, şöyle dedi:  "Ancak, maddi imkanlarım biraz kısıtlıydı. Tip1 diyabet hastasıyım. Bu nedenle engelli statüsünde kabul ediliyorum. İŞKUR'un engeliler için verdiği  hibe desteği için başvurdum. Kabul edildi. Yapılan incelemelerin sonucunda 30 bin liralık hibe desteğini aldım. Bu destekle de gübre üretimi için kapalı olan kurdum ve 700 bin Kaliforniya solucanı daha aldım. Bugün solucanlarımın sayısı 1 milyona ulaştı. Daha önceden fabrika işçisiydim, artık kendi işimin sahibiyim. Ürettiğim Kaliforniya solucanlarının gübresini Türkiye'nin çeşitli illerine gönderiyorum. Siparişleri internet üzerinden alıyorum. Kargo yoluyla da yolluyorum. Bu iş sayesinde evimi geçindiriyorum. Tüm girişimcilere bir işe girerken korkmalarını öneriyorum."


'BİZLER DE MUTLU OLDUK'


Manisa İŞKUR Müdür Vekili Eşref Aslan,  yüzde 40 ve üzeri engeli bulunup da kendi işini kurmak isteyenlerle, eski hükümlü vatandaşların proje hazırlayıp sunmaları halinde kendilerine hibe kredi desteği verildiğini belirterek, şunları söyledi:


"İŞKUR olarak elimizden geldiği kadar devletimizin sağlamış olduğu imkanları girişimcilerle buluşturmaya çalışıyoruz. Yüzde 40 ve üzeri engeli bulunup da kendi işini kurmak isteyen vatandaşlarımıza, eski hükümlü vatandaşlarımıza proje hazırlayıp sunmaları halinde, engelli ve eski hükümlü hibe projesi kapsamında destek vermekteyiz. Yücel Küçükcansız da bize böyle bir projeyle geldi. Biz de bunu genel merkezimizle paylaştık ve onayını aldık. Kendisine 30 bin liralık hibe desteğimiz oldu. Kendisinin işi kurmasından dolayı bizler de mutlu olduk. Yüzde 40 ve üzeri engelli vatandaşlarımızdan kendi işini kurma düşüncesi olanlar bize başvurabilir. Hibe destek programlarımızdan yararlanabilir."


Görüntü Dökümü


----------------------------


-Kaliforniya solucanlarından görüntü


-Yücel Küçükkansız'ın solucanlara bakım yapmasından görüntü


-Yücel Küçükkansız röp.


-Manisa İŞKUR İl Müdür Vekili Eşref Aslan ile röp.


-Genel ve detay görüntüler


(Haber-Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,


===================================================


6)ROMA İMPARATORU'NUN SÜTUNLARI AYAĞA KALDIRILACAK


MUĞLA'nın Yatağan ilçesindeki, UNESCO'nun Dünya Miras Geçici Listesi'ne aldığı Stratonikeia Antik Kenti'ndeki 1850 yıllık Kuzey Şehir Kapısı'ndaki 6 sütun ayağa kaldırılacak. Sütunların Roma İmparatoru Antoninus Pius tarafından yaptırıldığı öğrenildi.


'Gladyatörler şehri' olarak bilinen 3 bin 500 yıllık Stratonikeia Antik Kenti, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma İmparatorluğu, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerine ev sahipliği yaptı. Dünyadaki nadir yerleşim yerlerinden biri olan antik kentteki 1850 yıllık Kuzey Şehir Kapısı'ndaki sütunların ayağa kaldırılması için proje hazırlandı. Yatağan Kaymakamlığı'nca hazırlanan ve eş finansmanı Yatağan Termik Enerji Üretim (YTEÜ) A.Ş. olan proje, Güney Ege Kalkınma Ajansı'na (GEKA) sunuldu. GEKA tarafından kültür turizmine büyük katkı sağlayacak olan çalışmaya 2 milyon 480 bin lira hibe desteği verildi. Mayıs ayında başlayacak olan çalışmalarda Kuzey Şehir Kapısı'nın bir bölümü restore edilecek ve meydanda bulunan 6 sütun ayağa kaldırılacak.


Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, Kuzey Şehir Kapısı'nın M.S. 139 depreminde yıkıldığını belirterek, "Depremden sonra Roma İmparatoru Antoninus Pius verdiği parayla kapı, çeşme ve meydan düzenlendi. Biz şimdi kapının bir bölümü ile meydanın sütunlarının restorasyonunu yapacağız. Bu sütunların bir tanesi yaklaşık 10 metre yüksekliğinde. Bunlar döneminin önemli eserleri. Anadolu'da bu şekilde büyük ve iki girişli, arasında çeşmesi olan kapı bilinmiyor. Kente gelenler şimdilik toplam 6 sütunu ayakta görebilecek. Daha sonra bunlar 8 sütun olacak. Çalışmada en az bir, bazen iki vinç kullanılacak. Malzemesinin yüzde 90'ı var. Bulunan parçalar kullanılıp, eksik olan kısımlar tamamlanacak" dedi.


Görüntü Dökümü


----------------------------


-Kuzey Şehir Kapısı'ndan görüntü


-Sütunlardan görüntü


-Kazı Başkanı Bilal Söğüt ile röp.


-Genel ve detay görüntüler


(Haber - Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA,


==============================================


7)TABLET YERİNE EL İŞİ


İZMİR'de Gaziemir Anaokulu'nda başlatılan 'Elim İşlesin Beynim Güçlensin' projesi ile teknolojik alet kullanımının zararlarını azaltmak amacıyla, okulda bulunan ahşap atölyede 5-6 yaşlarındaki öğrencilere taş boyama, örgü örme, halı dokuma gibi el işi faaliyetleri öğretiliyor. Atölyede keyifli zaman geçiren öğrenciler, boş zamanlarında telefon, bilgisayar gibi teknolojik aletlere yönelmek yerine becerilerini geliştiren el işi faaliyetleri ile ilgileniyor.


İzmir'in Gaziemir ilçesinde bulunan Gaziemir Anaokulu'na 2 yıl önce kurulan ahşap atölye kulübesinde 5-6 yaşlarındaki öğrenciler 'Elim İşlesin Beynim Güçlensin' projesi ile birbirinden farklı el işi faaliyetleri öğrenerek teknolojinin zararlarından uzak duruyor. Atölyede taş boyama, yoğurt kapları ile örgü örme, basit düzeyde halı dokuma, kanaviçe işleme, sebze meyve yıkama gibi faaliyetleri yaşayarak öğrenen öğrenciler, okuma saatinde ise atölyenin üst katında bulunan küçük kısımda minderlere oturarak sessizce kitap okuyorlar. İnce kaslarını çalıştırarak yaratıcılıklarını geliştiren çocuklar gözlem ve iş birliği yapmayı öğrenerek, yardımlaşma duygularını geliştiriyor. Gerek evde gerek okulda öğrencilerin teknoloji odaklı etkinliklerle vakit geçirmeleri sebebiyle çocukların artık evlerde ve okul ortamlarında anı yaşamak istemediklerini gözlemleyen öğretmenler, proje ile teknoloji kullanımını da en aza indirmeyi hedefliyor.


ÇOCUKLARIN İKİNCİ EVİ AHŞAP ATÖLYE


Çocukların atölyede keyifli vakit geçirdiğini belirten okul öncesi öğretmeni Tülay Beryüz (48), çocukların teknoloji ile etkileşimini azaltmayı hedeflediklerini söyledi. Beryüz, çocuklara teknolojiyi yerine göre kullanmayı öğrettiklerini vurgulayarak, şöyle dedi:


"Toplam 8 sınıftan her gün belli sınıflar gelip atölyede zaman geçiriyor. Amacımız çocukların gelişimini desteklemekle birlikte, onların teknoloji ile olan etkileşimini azaltmak. Çocuklarımız çok fazla bağımlılık derecesinde teknolojiyle uğraşmakta. Biz de onlara hem evde hem okulda destekleyebileceğimiz sanatsal değer taşıyan ve ilgilerini çekebilecek nitelikte çalışmalar uygulamak istedik. Bu proje ile halı dokuma, yoğurt kapları ile atkı örme ve kanaviçe tarzında çalışmalar uyguladık. Amacımız öğrencilerin ince kas gelişimini desteklemek, okul hayatlarında başarılı bir şekilde ilerleyebilmelerini sağlamak. Sanatsal değerlerimizi anlamaları, duygu düşüncelerini ifade etmeleri, paylaşmaları ve iletişim kurmalarını geliştirmek istedik. Severek yapan öğrencilerimiz evde de devam ediyor bu faaliyetlere. Teknolojiyi yerine göre kullanmaları doğru ama belli bir ölçüde olması lazım. Fakat bu sınırı bizler de aileler de koymakta zorlanıyoruz. Amacımız daha somut bir çalışmayla onları bu bağımlılıktan kurtarmaktı. Zevkle yapanlar olduğu gibi sıkılanlar da oldu. Fakat onları da ilgilerine göre, taş boyama, örgü örme gibi keyif alacağı başka faaliyetlere yönlendirdik. Kendilerinin bir şeyler üretebileceğini görmelerini istedik."


Öğrencilerden Taha Duran (5), "Yaptığımız boyamalar çok eğlenceliydi. Benim hoşuma gitti. Fırçayla boyamak daha çok hoşuma gidiyor" dedi. Emir Atalay Yılmaz (5) ise, "Atölyede kitap okudum, Aysel ile beraber kitap baktık. Bahçeyi ve kulübeyi seviyorum. Burada arkadaşlarımla bir sürü kitap okuyoruz" diye konuştu. Perihansu Hülakü (6) ise "Atölyede halı dokuma yaptım. Okulda çok iyi vakit geçiriyorum. Öğretmenimle çok iyi şeyler yapıyoruz. Kocaman bir tane halı dokuma var, iple onu dokuyorum. Çok eğlenceli bir şey" dedi.


Görüntü Dökümü


----------------------------


-Atölyede el işi yapan öğrencilerden genel ve detay görüntüler


-Kitap okuyan öğrencilerden görüntüler


-Öğretmen Tülay Beryüz'le röp.


-Öğrencilerle röp.


Haber: Melis KARAKUZULU- Kamera: Hande NAYMAN/ İZMİR,

Kaynak: DHA