Doktoruna göre Türkiye'de ilk kez yapılan ameliyatla bebek sağlığına kavuştu
Bilkent Şehir Hastanesine sevk edilen altı aylık bebek, pulmoner hipertansiyona bağlı sağ kalp yetmezliği tedavisi gördü. Doktoruna göre Türkiye'de ilk kez yapılan Potts şantı ameliyatı ve dünyada altı ayın altındaki üçüncü hastada uygulanan ilaç tedavisiyle yoğun bakımdan çıktı.
Akciğer damarlarındaki yüksek basınca bağlı kalp yetmezliği gelişmesi üzerine Konya'dan Ankara'ya ambulans helikopterle sevk edilen altı aylık Osman Alp Ordu, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde dünyada nadir uygulanan bir ameliyat ve ilaç tedavisiyle hayata tutundu.
Konya'da yaşayan Dürdane Ordu, oğlu Osman Alp'te iki aylıkken morarma ve kasılma şikayetleri başlamasının ardından hastaneye başvurdu.
Akciğer damarlarında yüksek basınçla karakterize pulmoner hipertansiyon tanısı konulan ve buna bağlı sağ kalp yetmezliği gelişen Osman Alp, Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edilerek bir süre tedavi gördü.
İyileşmesinin ardından memleketi Konya'ya götürülen Osman Alp, sağlık durumunun yeniden ağırlaşması üzerine entübe edildi ve ambulans helikopterle Ankara'ya götürüldü.
Beş aylıkken yapılan ameliyatla sol akciğer atardamarı ile aortu arasına köprü damar yerleştirilen Osman Alp, ameliyat sonrası uygulanan ek ilaç tedavisinin ardından yoğun bakımdan çıkarıldı.
Taburcu edilmeye hazırlanan Osman Alp'in ailesi, bebeklerini evlerine götürecekleri günü heyecanla bekliyor.
ÖLÜMCÜL OLABİLEN BİR HASTALIK
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ece, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ağır pulmoner hipertansiyon ve sağ kalp yetmezliği bulunan Osman Alp'in hastaneye getirildiğinde sağlık durumunun kritik olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Ece, pulmoner hipertansiyonda erken tanının önemine dikkati çekerek, "Pulmoner hipertansiyon, akciğer basıncının yüksek olmasıyla karakterize, sağ kalp yetmezliğine giden ciddi bir hastalık. Nadir görülmesine rağmen ölümcül olabilen bir hastalık. Bu yüzden erken tanı ve doğru tedavi çok önemli." dedi.
Hastalığın genetik nedenlerle ortaya çıkabildiğini ancak kaynağının her hastada belirlenemediğini ifade eden Ece, Osman Alp'te de hastalığın nedeninin henüz saptanamadığını söyledi.
DÜNYADA BU YAŞ GRUBUNDA ÜÇÜNCÜ HASTA
Ece, bebeklerde nefes darlığı, beslenme güçlüğü, morarma ve bayılma gibi belirtilerle ortaya çıkabilen hastalığın, Osman Alp'te de ilk olarak bayılma ataklarıyla kendini gösterdiğini söyledi.
Osman Alp'in tedavisini aşama aşama planladıklarını anlatan Ece, önce ilaç tedavilerini uyguladıklarını, yeterli yanıt alamayınca kalpte delik oluşturulduğunu, bu işlemden kısmen yarar görmesinin ardından yoğun bakımda damar yoluyla da tedavi uygulandığını, beklenen iyileşmenin sağlanamaması üzerine cerrahi ekiple değerlendirme yaptıklarını anlattı.
Ece, akciğer nakli seçeneğini de düşündüklerini ancak bebeğin yaşının çok küçük olması nedeniyle naklin risk taşıması nedeniyle Potts şantı ameliyatını planladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Türkiye'de ilk kez uygulandığını düşündüğümüz bu ameliyatı Prof. Dr. Atakan Atalay ve ekibi gerçekleştirdi. Ameliyat sonrasında da Osman'ın entübasyonu devam etti. Ameliyattan fayda görmesine rağmen yoğun bakımdan çıkarma imkanı olmadığı için yeni bir ilaç tedavisine ihtiyaç gösteriyordu. Bu ilaç, erişkinlerde deneyimimiz olan, çocuklarda oldukça nadir kullanılan ve deneyimimizin az olduğu bir ilaçtı. Bakanlık onayını alarak bu ilacı başladık. Başladığımız yeni ilaç dünyada altı ayın altındaki bir bebekte sadece iki hastada başlanmış ve faydası olduğu gösterilmiş. Osman Alp'te dünyadaki üçüncü hastaydı."
Uygulanabilecek tedaviler için bilimsel yayınları incelediklerini aktaran Ece, söz konusu ilacın altı aydan küçük iki bebekte kullanıldığının ve yarar sağladığının bildirildiğini, bu bilgilere göre Osman Alp'in dünyada bu yaş grubunda tedavinin uygulandığı üçüncü hasta olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Ece, "Tedavi için dünya bu bebeklere ne yapmış diye literatürden baktığımızda ve ülkemizde de yayınlanmış yayınlardan ve sonuçlardan gördüğümüz kadarıyla ilk defa bu bebekle uygulamış olduk." dedi.
Osman Alp'in artık beslenebildiğini, bayılma ve morarma şikayetlerinin olmadığını anlatan Ece, taburculuk hazırlıklarının sürdüğünü bildirdi.
Hastalığın devam ettiğini ve bebeğin takibini sürdüreceklerini vurgulayan Ece, çocuklarında bayılma ve morarma görülen ailelere çocuk kardiyolojisine başvurmaları çağrısında bulundu.
KALBİN YÜKÜNÜ AZALTAN KÖPRÜ DAMAR
Bilkent Şehir Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Çocuk Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Atakan Atalay da akciğer damarlarındaki yüksek basıncın, akciğerlere kan pompalayan kalbin sağ tarafını zorladığını söyledi.
Atalay, basınç çok yükseldiğinde kalbin sağ tarafının adeta bir duvara karşı çalıştığını, Potts şantı ameliyatıyla bu yükü azaltmayı amaçladıklarını belirterek, "Normalde kalpten çıkan ana damar oksijenlenmiş bir şekilde vücuda dağılır, akciğere de kirli damar gider. Sol akciğer damarıyla kalpten çıkan ana damar arasında yapay damar oluşturuluyor. Bu şekilde hastanın hem sağ kalp yetmezliğini toparlamış hem de hipertansiyon krizlerini atlatmış oluyoruz." bilgisini verdi.
Osman Alp'in solunum cihazından ayrılarak takip edildiğini aktaran Prof. Dr. Atalay, şunları kaydetti:
"Potts şantı yüksek riskli bir ameliyat. Bu hastalara kalp, akciğer nakli yapılmak zorunda kalınıyor. Biz hastamızı solunum cihazından ayırabilmek için kalpten çıkan ana damarla akciğerin sol tarafına giden damar arasında yapay köprü oluşturduk. Bu hastamızı rahatlatıcı bir tedavi akciğer nakline ihtiyacımız azalmış oldu. Hastamızı 5 aylıkken ameliyat ettik yaklaşık 1 ay geçti. Bildiğim kadarıyla Türkiye'de bu ameliyat yapılan ve yaşamını sürdüren ilk çocuk."
ANNE: DOKTORLARIMIZ HİÇ VAZGEÇMEDİ
Anne Dürdane Ordu ise oğlunun nöbetler sırasında kasıldığını ve gözlerini bir noktaya sabitlediğini, sonrasında uzun süre kendine gelemediğini anlattı.
Konya'da hastanedeyken bir gün içinde altı nöbet geçiren bebeğinin solunum cihazına bağlandığını belirten Ordu, yaklaşık 45 gün süren yoğun bakım döneminde büyük endişe yaşadıklarını söyledi.
Ordu, bu süreçte Konya'dan Ankara'ya gidip geldiklerini, oğlunu günde yalnızca yarım saat görebildiklerini, bazı günler ise ziyaret edemediklerini ifade etti.
Yoğun bakımdan çoğu zaman ağlayarak çıktıklarını anlatan Ordu, "Çok umutsuzduk. Hiçbir şey işe yaramıyordu ama doktorumuz hiç vazgeçmedi. Yoğun bakımdan sonra oğlumuzun bize bakması, gözünü açması sanki yeni doğmuş gibi. Oğlumuz eski hareketlerine geri döndü, gülmesi bir mucize." diye konuştu.
Ordu, oğlunun büyüdüğünde doktor olup hastalara şifa vermesini istediğini belirterek, "Oğlumuz uyandı. Onu kucağımıza almak bizim için çok güzel bir duygu. Onu kucağımızdan indiremiyoruz, ağlamasına kıyamıyoruz." dedi.