Dünyada Nevruz Kutlamaları
Bahtiyar Abdukerimov - Tabiatın uyandığı, doğanın yenilenerek yeşilliğe büründüğü ve baharın müjdecisi Nevruz, Özbekistan'da da özel etkinliklerle kutlanıyor.
Bahtiyar Abdukerimov - Tabiatın uyandığı, doğanın yenilenerek yeşilliğe büründüğü ve baharın müjdecisi Nevruz, Özbekistan'da da özel etkinliklerle kutlanıyor.
Eski Sovyet döneminde Nevruz Bayramı kutlamalarının yasaklanmasına rağmen, halkın kendi değerlerine, gelenek, görenek, örf ve adetlerine gösterdiği önemden dolayı Nevruz, bin yıllardan bu yana varlığını sürdürüyor.
Özbekistan'ın bağımsızlığını elde etmesinin ardından yeniden milli örf-adet, gelenek-göreneklerine sahip çıkan Özbek halkı için Nevruz Bayramı kutlamaları daha da önem kazanırken, ülke yönetiminin aldığı kararla Nevruz Bayramı resmi tatil olarak kutlanmaya başladı.
Esas Nevruz kutlamalarının gece ve gündüz sürelerinin tam eşit olduğu 21 Mart'ta kutlandığı Özbekistan'da, halk arasındaki Nevruz kutlamaları mart boyunca devam ederken, bu bayram günlerinde insanlar birbirlerine Nevruz yemekleri Kök samsa, Halim, sümelek ve Özbek pilavı ikram ediyor. Bazı yörelerde ise adak hayvan keserek, yeni yılın bereketli gelmesi dileğinde bulunuluyor.
Doğanın yenilenmesi ve canlanmasının bayramı Nevruz, Özbekistan'da aynı zamanda insanları birbirlerine yakınlaştıran ve bir araya getiren bayram özelliğini taşıyor.
Aynı mahallede yaşayan insanlar, ilkbahar günlerinde bir araya gelerek, bir gün boyunca hazırlanan Nevruz'a özel "sümelek" tatlısı yapıyor. Çimlendirilmiş buğdayın kökünü sıkarak alınmasıyla elde edilen sıvıdan şeker katılmadan yapılan sümelek, Özbek inanışlarına göre, insanları yıl boyunca daha sağlıklı, dayanıklı ve güçlü olmasını sağlayor, ayrıca kıştan vitamin eksikliğiyle çıkan insanlara yeni bol vitamin, güç ve kuvvet veriyor.
Son yıllarda çağdaş tıp, buğday filizi ve çiminin, kalp damar sistemindeki tahribatı onararak kanı temizlediğini, kanserden koruduğunu, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve hücreleri yenilediğini ortaya koyarken, Orta Asya halklarının, neden bin yıllardan bu yana yapılagelen sümelek tatlısına bu kadar önem verdiği de anlaşılmış oluyor.
Buğday çiminin çok sağlıklı olduğunu ve insan sağlığı için büyük bir potansiyel oluşturduğu, çimlendirilmiş buğdayın tüketilmesinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, hücreleri yenilediğini, kalp damar sistemindeki tahribatı onararak kanı temizlediğini ve kanserden koruduğunu biliniyor.
-Sümelek nasıl yapılır--
Nevruz yemekleri arasında bahar tatlısı sümelek, ayrı bir yer tutarken, ayrıca Özbek halkı için Nevruz'un sembolü özelliğini de taşıyor. Yapılış adeta bir ritüeli andıran ve anlamı konusunda çeşitli rivayetlerin söylendiği sümeleğin hazırlanışı çok zahmetli ve sabır gerektiriyor.
Buğday bir tahtaya yayılarak, çimleninceye kadar üzerine 4-5 gün boyunca su serpilir. Çimler boy gösterdikten sonra kıyma makinesinde çekilir. Daha sonra ortaya çıkan karışımın suyla iyice dağılması sağlanır ve ardından da sıkılarak nişastalı sıvısı alınır. Yağ konularak kızdırılan büyük kazanlara buğdaydan elde edilen nişastalı suyu ilave edilir ve durmadan 16-18 saat boyunca karıştırılır. Kazanın altı yanmasın diye ise içine 7-9 ceviz veya taş atılır. Kazanı her karıştıran dilek tutar ve dua eder.
Özbeklerde sümelek karıştırılırken tutulan dilek ve duaların kabul olacağına inanılır. Daha sonra ise 5-6 saat kapağı kapatılarak demlenmeye bırakılır. Böylece, yaklaşık 24 saatte hazırlanan sümelek, Özbeklerde, her derde deva, hastalıkları iyileştirici, vitaminlere bol, güç ve kuvvet kaynağı bir kutsal gıda sayılır.
Sümelek, önce mahallenin yaşlı ve hastalarına, ardından da tüm sakinlerine dağıtılır. Kasesinden kazana atılan ceviz veya taş çıkan insanın ise tuttuğu dileği veya duasının kabul edildiği şekilde yorumlanır.
-30 meleğin hazırladığına inanılır-
Kutsal yiyecek olduğuna inanılan sümeleğin ortaya çıkışıyla ilgili çeşitli rivayetler var. Bir rivayete göre, Bibi Fatıma (Fatıma Nine), ilkbahar döneminde evinde yiyecek bulamayınca aç kalan ikiz çocukları Hasan ve Hüseyin'i doyurmak için evinde bulduğu çimlenmiş buğdayı alır ve su koyarak kaynatır. Çocuklarına kazanın içinde bir şeyler olduğuna inandırmak ve kaynadığında ses çıkarması için ise kazana bir avuç taş atar. Kendisi ise gece geç vakte kadar yemek bekleyerek açlıktan yorulan çocuklarını uyutmak isterken, kendisi de uyuyakalır.
Uyandığından ise artık sabah olmuş ve içine çimlenmiş buğdayı attığı kazanın içinden ise bir güzel ve tatlı kokular gelmiş. Gece gökten inen 30 melek ise sabaha kadar kazanı karıştırmış ve ortaya sümelek çıkmış. Bu nedenle yemeğe Farsça'da 30 melek anlamına gelen "sümelek" adı verilmiş.
Bu rivayetin dilden dile göçtüğü, kuşaktan kuşağa geçtiği Özbekistan'da, halen ikiz çocuğunun dünyaya geldiği her aile her sene mutlaka evinde sümelek hazırlayarak, yakınlarına ve komşularına dağıtır.
Diğer bir rivayete göre ise Ceyhun Irmağı kıyısındaki kaleyi düşman kuşatır. Bir süre sonra kaledeki gıda ve yiyecekler biter. Son çareyi ambardaki çuvalların dibinde kalan bir miktar çimlenmiş buğdayda bulan kale halkı, bu çimlenmiş buğdayları kazanlarda kaynatılarak istif eder. Sabah uyanan kale halkı ise kendilerini çok güçlü hissetmeye başlar ve düşmanın kuşatmasını yenerek, zafer kazanır.
Yayıncı: Eyüphan Kılıç - TAŞKENT