Efes Selçuk Belediye Başkanı Sengel: Onların Amacı Sadece Gelire El Koymak Değil, Benimle Yurttaşın Arasını Bozmak
"Ekonomik kayyuma direnenler” konulu söyleşide konuşan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Meryem Ana direnişini hatırlattı ve “Sosyal yardımdan, emekçiden, emekliden, halktan kesmemizi istediler. Bizi halkla karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Onların amacı sadece gelire el koymak değil, benimle yurttaşın arasını bozmak. Oyun böyle bozulur” dedi.
(İZMİR) - "Ekonomik kayyuma direnenler" konulu söyleşide konuşan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Meryem Ana direnişini hatırlattı ve "Sosyal yardımdan, emekçiden, emekliden, halktan kesmemizi istediler. Bizi halkla karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Onların amacı sadece gelire el koymak değil, benimle yurttaşın arasını bozmak. Oyun böyle bozulur" dedi.
Efes Selçuk Belediyesi, Birgün Gazetesi, United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization ve Worl Heritage Convention işbirliği ile "Ekonomik kayyuma direnenler" konulu söyleşi gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü İGC Başkanı Dilek Gappi'nin yaptığı söyleşiye, Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Araştırmacı Gazeteci Timur Soykan ve Birgün Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın konuşmacı olarak katıldı.
Söyleşi öncesinde yönetmenliğini Aycan Karadağ'ın üstlendiği Efes Selçuk'taki Meryem Ana direnişini konu alan belgesel gösterimi gerçekleştirildi.
Sengel: Basın mensupları küçücük Efes Selçuk'u kocaman yaptı
Meryem Ana direnişinin beklediğinden daha büyük bir noktaya ulaştığını belirten Efes Selçuk Belediye Başkanı Sengel, "Baştan öngöremiyorsunuz. Hiç düşünmüyordum. Bildiğim tek bir şey vardı: Tek başıma kalsam da devam edecektim. Bizi bir gün bile yalnız bırakmayan halk vardı, bir gün bile eksilmeyen ve sokağa ilk çıkan emekçiler vardı. Sonunu düşünmeden girdik bu işin içine. İçimizde umut vardı. Önünde sonunda bizi gören birileri olur diyorduk. ve şimdi buradayız. Sesimiz duyuldu. Basın mensupları küçücük Efes Selçuk'u kocaman yaptı. Bizim her zaman umudumuz var" dedi.
"Halktan kesmemizi istediler"
Belediye gelirlerinin büyük bölümün gitmesinin etkilerine de değinen Sengel, şu ifadeleri kullandı:
"Bu işte diplomasiyi iyi götürdüğümü düşünüyorum. Anladığım şudur ki gülerek ısırıyorlar. Son noktada direnişin başlaması... En zorlandığım an, herkes gittikten sonra orada kalmaktı. Hem en güzel hem en direnci şuydu: Sanki yeniden doğuyormuş, halkla bir oluyormuş, kamuculuğu yeniden başarıyormuşuz mükemmelliği oldu, zorluğu değil. Gelirlerin yüzde 60 geliri gidince... Evdeki bebelerin okula giderken beslenme çantasına koyacakları gıdaları yok. O zaman belediyeye gidelim diyorlar. Çünkü bu açığı kapatacak bir sosyal devlet yok. Biz sosyal belediyecilik anlamıyla bu açığı kapatmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Emekçilerin geliri vardı orada. Sosyal yardımdan, emekçiden, emekliden, halktan kesmemizi istediler. Bizi halkla karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Biz emekçi çıkaracağımızı düşünüyorsanız yapmayacağız sosyal yardımlardan kesmeyeceğiz, gençlerden burs parası kesmeyeceğiz dedik. Başka projelerden keseceğiz dedik. Onların amacı sadece gelire el koymak değil, benimle yurttaşın arasını bozmak. Oyun böyle bozulur. Mücadele de böyle deli bir kitleyle yapılır."
Soykan: Halkla ne kadar inatlaşırsanız o kadar kaybedersiniz
Gazeteci Soykan ise ülke genelindeki 'baskı direnişlerinde' Efes Selçuk'un yerini yorumlayarak şunları söyledi:
"Bir kuşatma bu. Bir şekilde pilot uygulama. Bu bir bütünün parçası. O bütün de halkın iradesini kabullenememe ve gasp etme. Halk doğasını koruyor. Her yerde halk bir şeyi korumak zorunda çünkü halk sürekli bir saldırı altında. Bu bir rastlantı değil. Selçuk da gördüğümüz de tam olarak bu. Rantçılar var. Paradan başka bir davaları yok. Bunun için yok etmeyecekleri yer, gasp etmeyecekleri hak yok. Selçuk bunun çok önemli bir örneği. Dünya mirası güzelliğe sahip bir kent. Öyle gözünüz dönmüş ve ranta bağımlı hale gelmişsiniz ki o halkın değerine saldırabiliyorsunuz. Bunu en önce demokrasisine saldırarak yapıyorsunuz. İktidar dışında bir partiden başkan seçtiler diye bunu yapıyorsunuz. Bu gözü dönmüşlük. Halkla inatlaşan bir iktidar. Ama ben biliyorum. Halkla ne kadar inatlaşırsanız o kadar kaybedersiniz. Bu Selçuk'ta da böyle olacak, Türkiye'nin genelinde de böyle olacak."
"Mafyalar, tarikatlar iktidara rıza üretmek için varlar"
Baskı rejimi kurulmaya çalışıldığına dikkat çeken Soykan, "Baskı rejimi inşa ediyorlar. Ben bunların bir davasının, ideolojilerinin kaldığına inanmıyorum. Bir rejim inşa ettiler ve o rejimi inşa etmek için denge ve denetleme sistemlerini yok ettiler. Selçuk halkının en temel gelirini gasp etmesi için temel bir nedeni olur diyorsun. Ama yok. Aynı şekilde Ali Can Uludağ'ın tutuklanması için de bir gerekçe yok. Ciltlerce hukuk kitaplarının bir anlamı yok. Çünkü uygulanmıyor. İzmir'de 9 yaşındaki çocuklara 'Din dersi işliyor mu, öğretmeniniz cumhurbaşkanını kötülüyor mu' diye sordular. Yobaz ve gerici tarikatlar okullarda fink atıyor ve buna göz yumuluyor. O mafyalar, tarikatlar iktidara rıza üretmek için varlar. Onun gözü belediyenin parasında. Nasıl alırım diyor. Otopark mafyası gibi. Onlar para için uğraşan bir avuç azınlıklar. Biz 86 milyonuz. Asıl güç halk" diye konuştu.
Aydın: Devrimci coşkuya sarılmadan değiştiremeyiz
Birgün Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Aydın, baskılara karşı topyekun mücadele mesajı vererek şöyle konuştu:
"Küçük direnişler, tek tek yapılan işler bazen sonuç almıyor gibi .Ama şöyle bakmak lazım. Direnenler ve direnenleri o noktaya itenler var. Ülke bir yol ayrımında. Karşımızda öyle bir iktidar oluşmuş ki, sadece parayla kendini devam ettirme üzerine kurulmuş bir motivasyonları var. Son dönemde Türkiye'de gidilmeyen, oturduğu yeri bırakmayan, bir çeşit aile yönetimine dönüşen iktidarlarla karşı karşıyayız. Yani demokratik bir ülkeymişiz gibi davranmaya gerek yok. Başka bir ülkede Selçuk hakı bu kadar direnirken buna kulaklarını kapatan bir iktidarla karşılaşamazsınız. Türkiye çok önemli bir yol ayrımına doğru sürükleniyor. Kurtuluş yok tek başına diyoruz. Tam da bugünü anlatıyor. Selçuk'un, Migros işçilerinin, Büyükşehir'in üç yapısını kurtarmanın yolu bu çünkü. Karşımızda tek bir iktidar var. Biz de hep birlikte teklemek zorundayız. Tekil tekil direnişleri denize doğru akıtmak zorundayız. Bunu yapamazsak seçim, sembolik bir seçim haline gelir. Herkes mutsuz ve değişim istiyor. Ülkemizi değiştirmek zorundayız. Devrimci coşkuya sarılmadan değiştiremeyiz. Şimdi makul olma zamanı değil, değiştirme dönüştürme iradesini delilikle, cesaretle göstermek zorundayız. Bize makul olun çağrısı yapanların çağrısı, saray iktidarının devamını isteyenlerin çağrısıdır."
"Tek adamın karşısına çok insan olarak çıkmak zorundayız"
Tüm direnişlerin tek direniş haline gelmesi gerektiğini savunan Aydın, şunları söyledi:
"Niyetleri belli. Bunların hepsini topladığında rantçı, tarikat, mafya... Memleketin yüzde 20'si. Bizim gördüğümüzü Bahçeli'nin ya da Erdoğan'ın görmemesi mümkün değil. Erdoğan seçimi çok severdi. Ama artık öyle bir hikaye yok. Yüzde 25-30 ulaşabilecekleri rakamlar. Seçimle iktidar olması mümkün değil. Onlar da bunu görüyor. Rıza üretmeden, seçilmeden iktidarda kalmanın yöntemi... Bu olmayacakmış gibi düşünmeyelim. Hukuk gibi kaideler deforme ediliyor. Belki bugün bir anayasa değişikliği yapmayacaklar ama adım adım bunu hayata geçirmenin yollarını arayacaklar. Yüzde 80'e seyirci olun, bu memleketin sahibi olduğunuzu unutun diyorlar. Biz oturduğumuz ve yüzde 20 bizi yönettiği müddetçe o iktidar seçim olmadan yerinde oturur. Tek adamın karşısına çok insan olarak çıkmak zorundayız."