Gazze'de 3 yıllık İsrail saldırıları 60-65 milyon ton enkazla ekokırıma yol açtı
İsrail'in Gazze'de 3 yıldır sürdürdüğü saldırılar altyapıyı çökertip tarım arazilerini yok ederek modern tarihin en büyük ekokırım örneklerinden birine yol açtı. Said Akluk, ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen 60-65 milyon ton enkazın risk taşıdığını söyledi.
İsrail'in 3 yıldır Gazze'de aralıksız sürdürdüğü saldırılar, modern tarihin en büyük "ekokırım" örneklerinden birinin yaşanmasına neden oldu.
Gazze'de Ekim 2023'te başlayan saldırılar ve bombardımanlar, 10 Ekim 2025'te varılan ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hala devam ediyor.
Geçen 3 yıllık süre zarfında Gazze'deki ekolojik sistemin tahrip edilmesi, benzeri görülmemiş bir çevresel ve insani kriz yaşanmasına neden oldu.
Yaşanan bu saldırılar, su ve kanalizasyon altyapısının çökmesine, tarım arazileri ile bitki örtüsünün yok edilmesine, yıkılan binalar nedeniyle devasa enkaz ve hafriyat yığınları oluşmasına ve hava kirliliğine neden oldu.
Uzmanlar, yaşananların modern tarihin en büyük ekokırım örneklerinden birine yol açtığını belirterek, çevrede oluşan bu tahribatın insan sağlığı üzerinde uzun vadeli etkiler bırakacağını ve buna kısa sürede köklü bir çözüm bulmanın zor olduğunu vurguluyor.
Çevre, savaşın "sessiz kurbanı"
Gazzeli çevre uzmanı Said Akluk, AA'ya yaptığı açıklamada, ateşkesin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen savaşın sebep olduğu çevresel sorunların hiçbirine köklü bir çözüm bulunmadığını, mevcut çalışmaların çoğunun geçici çözümler olduğunu söyleyerek, şunları aktardı:
"Çevre, savaşın, etkileri yıllar sonra ortaya çıkacak 'sessiz kurbanı' oldu. Gazze'deki yıkımın meydana getirdiği moloz ve hafriyat hacmi 60-65 milyon ton civarında. Sorun sadece çimento ve inşaat maddeleri kalıntılarıyla sınırlı da değil. Enkazlar; patlayıcı kalıntıları, radyoaktif maddeler ve ağır metaller içerebilir. Bunun da sağlık ve çevre üzerindeki etkileri, sonuçları kısa vadede ortaya çıkan doğrudan zararlardan farklıdır."
Kirletici maddelerden bazılarının hava, su ve toprağa karıştığını kaydeden Akluk, bunların sağlık üzerindeki etkilerinin ilerleyen yıllarda ortaya çıkacağı uyarısı yaptı.
Akluk, enkazın kaldırılması, geri dönüştürülmesi ve güvenli biçimde bertaraf edilmesi süreçlerine başlanabilmesi için öncelikle bileşenlerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve barındırdığı kirleticilerin niteliğinin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Su ve kanalizasyon altyapısındaki yıkım, yeraltı sularını kirletiyor
Gazze Şeridi'ndeki su ve kanalizasyon altyapısının yüzde 80'inden fazlasının tahrip edildiğini belirten Akluk, bunun yer altı sularının kirlenme riskini artırdığına işaret etti.
Akluk, Gazze'de yaklaşık 320 bin foseptik çukuru bulunduğunu ve kanalizasyon sularının özellikle kıyı şeridine yakın bölgelerde bu çukurlara deşarj edildiğini, bu durumun da yer altı sularının kirlenmesine yol açtığını aktardı.
Kanalizasyon şebekeleri ile arıtma ve terfi istasyonlarının büyük bölümünün tahrip edilmesi nedeniyle yüksek miktarda atık suyun sokaklara ve açık alanlara taştığını belirten Akluk, suların bir kısmının ise doğrudan denize veya yer altına karıştığını sözlerine ekledi.
Yaklaşık 700 kilometre uzunluğundaki kanalizasyon hattının kullanılamaz hale geldiğini kaydeden Akluk; günde yaklaşık 50 bin metreküp kanalizasyon suyunun denize pompalandığı, 15 bin metrekübünün ise toprağa karıştığı bilgisini paylaştı.
Akluk, kanalizasyon sularının halk sağlığını tehdit edecek ölçüde yüksek organik ve mikrobiyal kirleticiler barındırdığını, bu durumun deniz ekosistemini ve balık kaynaklarını ciddi biçimde kirletebileceğini vurguladı.
Atık suların durumu hakkında da bilgi veren Akluk; Gazze kentindeki Şeyh Rıdvan göletinin başlangıçta yağmur sularını toplamak ve yer altı su kaynaklarını beslemek amacıyla inşa edildiğini, ancak saldırılar sürecinde atık su havzasına dönüştüğünü hatırlattı.
Akluk, söz konusu göletin kış yağışlarıyla taşması halinde çevresinde kurulu çadırların tamamen sular altında kalacağını ifade etti.
Katı atık krizi derinleşiyor
Gazze'deki belediyelerin devam eden abluka nedeniyle hizmet sunamadığını ve bunun da katı atık sorununu daha da komplike bir hale getirdiğini kaydeden Akluk şunları söyledi:
"Gazze'de günlük 1100 ila 1300 ton katı atık üretiliyor. Bu rakam yıllık 1,3 milyon tonu aşıyor. Bu atıkların büyük bir kısmı uygun olmayan ve geçici yerlerde toplanıyor ve bu da çevresel ve sağlık risklerini artırıyor."
Akluk, çöplerin, uygu olmayan yerlerde toplanmaya devam etmesinin, savaşın neden olduğu zararlar listesine yeni bir çevresel sorun eklediğini sözlerine ekledi.
Onlarca yıl sürecek çevre kirliliği
Çevreye verilen zararın, etkileri kısa sürede ortaya çıkan doğrudan zararlardan farklı olduğunu dile getiren Akluk, su, toprak ve hava kirliliğinin etkilerinin kademeli olarak ortaya çıkacağını ve yıllarca süreceğini vurguladı.
Akluk, "Çevre sessiz bir kurbandır, etkileri on yıllar içinde ortaya çıkar. Kirliliğe sebep olan durumlara şimdi müdahale edilmezse bu ileride daha komplike sağlık sorunlarına yol açabilir." diyerek, Gazze'deki çevresel durumun kapsamlı değerlendirmesinin yapılması için uluslararası müdahale gerektiğini söyledi.
Son olarak Akluk, Gazze'nin imar sürecinin yalnızca altyapı ve üstyapının yeniden inşasından ibaret görülmemesi, çevre kirliliği ile moloz, atık su ve çöplerin yol açtığı risklerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.