"Genç İşadamları AB Yolunda" Projesi
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB'ye üyelik süreciyle ilgili olarak Türkiye'nin halinden en iyi İngiltere'nin anlayacağını söyledi.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen
Bağış, AB'ye üyelik süreciyle ilgili olarak Türkiye'nin halinden en iyi
İngiltere'nin anlayacağını söyledi.
Egemen Bağış, İngiltere Büyükelçiliği'nin katkılarıyla Avrupa Birliği
Bakanlığı tarafından yürütülen "Genç İşadamları AB Yolunda" projesinin İstanbul
Dedeman Otel'de gerçekleştirilen açılış resepsiyonunda yaptığı konuşmada,
toplantıya gösterilen ilgi nedeniyle teşekkür etti.
Bağış, İngiltere Büyükelçiliği ile yerel basın, genç hukukçular ve genç
işadamlarına yönelik önemli projeleri birlikte gerçekleştirdiklerini ifade
ederek, şunları söyledi:
"İngiltere, Türkiye'nin AB sürecinde en açık destek veren ülkelerden biri.
Geçenlerde ülkemizi ziyaret eden İngiltere Başbakanı sayın David Cameron, bir
Fransız Cumhurbaşkanının konuşmasından paragraflar okumuştu. O paragrafta, 'O
ülke Avrupa'ya ait değildir. O ülkenin müttefikleri Atlantik'in öbür
yakasındadır. O ülke Avrupa kültürüyle yoğrulmamıştır. O ülke AB içinde
olmamalıdır. O ülkenin AB içinde yeri yoktur' gibi bir takım cümleleri
sıraladıktan sonra, 'Bunları hangi lider, hangi ülke için söyledi, biliyor
musunuz?' diye sormuş ve cevabını kendisi vermişti. Bu sözler İngiltere'nin AB'ye
üye olmaya çalıştığı dönemde Fransa'nın o zamanki cumhurbaşkanı Charles de
Gaulle'nin söylediği sözlerdi."
Charles de Gaulle'nin İngiltere için söylediği ifadelerin bir benzerinin
Sarkozy tarafından Türkiye için dile getirildiğini kaydeden Bağış, şöyle devam
etti:
"Charles de Gaulle, İngiltere'ye hangi argümanlarla karşı çıktıysa, Fransa
halkının büyük bir duyarlılıkla balık tutmaya gönderdiği Sarkozy'nin aynı
argümanlarla Türkiye'nin üyeliğine karşı çıktığını görürsünüz. Bu nedenle bizim
halimizi en iyi İngilizler anlar. İngiltere'nin de AB üyelik sürecinde yaşadığı
sıkıntılar, iki kez Fransa tarafından veto edilmesi, Türkiye'nin şu anda yaşadığı
süreç açısından, onlar açısından da çok eğitici, öğreticidir. Bakın o İngiltere,
zamanla azmetti, kendi hassasiyetlerini koruyarak AB üyesi oldu. Şimdi İngiltere,
Avrupa'da yaşanan kriz sonrasında AB ile ilgili düşüncelerini bir kez daha gözden
geçirme süreci yaşarken, bir zamanlar bize ayrıcalıklı ortaklık önerisini ortaya
koyan bazı Avrupalı liderler 'Artık ayrıcalıklı ortaklık yok' diye söylemleri
benimsediler. Bunun sebebi de ya zamanında Türkler'e önerdiğimizi şimdi İngiltere
isterse, korkusu var."
Bağış, Türkiye'nin hem nüfus yoğunluğu, sanayilerin birbirini tamamlama
kapasitesi ve uluslararası ittifaklar açılarından İngiltere hükümetiyle, her
siyasi parti iktidarında olduğu gibi yakın ilişki içinde olduğunu, bu yakınlığın
bundan sonraki süreçte de süreceğini ifade etti.
AB'nin insanlık tarihinin en kapsamlı barış olduğunu kaydeden Bağış,
"AB'nin geleceği konusunda birlikte kafa yormamız, birlikte çözüm önerileri
koymamız gerekiyor. Şubat başında inşallah İngiltere'nin AB bakanının davetlisi
olarak Londra'da bulunacağım. Orada da bazı konuları birlikte değerlendirme
fırsatı bulacağız" diye konuştu.
- "AB süreci, aslında Türkiye'nin en önemli reform süreci" -
AB sürecinde toplumun her kesiminin eksiksiz bilgiye sahip olmasını çok
önemsediklerini ve toplumun her kesimiyle yakın çalışarak bu sürecin herkesin
hayatını etkileyen bir süreç olduğunu vurgulamaya çalıştıklarını kaydeden Bağış,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avrupa Birliği bizim sadece Brüksel'de genişlemeden sorumlu komisyon
üyesiyle karşılıklı oturup müzakere yaptığımız bir süreç değil. AB süreci aslında
Türkiye'nin en önemli reform süreci. Bu süreçte bizim gıdalarımızın hijyen
standardı, ülkemizdeki ifade özgürlüğünün standardı artıyor. Çocuklarımızın
oynadığı oyuncakların standardı değişiyor. Bizim yollarımızın, ulaşım
imkanlarımızın çok daha modern, teknolojik olması sağlanıyor. Bu süreçte
Türkiye'de çok önemli adımlar atıyor."
Türkiye'de istihdamda kadın erkek eşitliği konusunun tartışıldığını ifade
eden Bağış, şöyle devam etti:
"Biz Peygamberi, zamanın en güçlü iş kadınıyla evli olan bir ümmet olmamıza
rağmen bugün istihdam oranlarımız, dünya standartlarının çok altında rakamlar
gösteriyorsa bizim kendimizi sorgulamamız lazım. Buna AB standartları açısından
yaklaşmak ayrı bir şeydir, bizim kültürümüz, değerlerimiz açısından da ayrı
birşeydir. Bugün biraz daha kendimizi bir 'check etme' sürecinden geçirmemiz
gerekiyor. En son Meclis'te kabul edilen ve yürürlüğe giren Ombudsmanlık
yasası... Bu aslında bizim kendi kültürümüzde olan ve bu akşam gideceğim İsveç'in
zamanındaki bir kralının Osmanlı'dan görüp benimsediği Başkadılık sisteminin
Avrupa'da uyarlanma hadisesidir. Biz AB standardında bir Omusmanlık enstitüsünü
kurarken aslında kendi özümüze dönüyoruz."
Muhabir: Etem Geylan
Yayıncı: Berin Alpaslan Gökçe - ISTANBUL