İmam Harun'un oğlu, 57. ölüm yılında apartheid mağdurlarının adalet arayışını anlattı

Son Güncelleme:

Cape Town'da imamlık yapan apartheid karşıtı aktivist Abdullah Harun, 1969'da gözaltındayken hayatını kaybetmişti. Ölümünün 57. yılında anılan Harun'un oğlu Muhammed Haron, sonuçlandırılmamış TRC dosyaları nedeniyle apartheid mağdurlarının adalet arayışının sürdüğünü belirtti.

Güney Afrika'da apartheid rejimince katledilen İmam Harun, ölümünün 57. yılında ırk ayrımcılığına karşı mücadelesi, toplumsal çalışmaları ve Müslüman toplum üzerindeki etkisiyle anılıyor.

Türkiye'de "İmamın Öldürülüşü" adıyla yayımlanan eserle ve "İmam Harun" ismiyle tanınan, apartheid rejimi tarafından 1969'da gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden ırkçılık karşıtı aktivist ve din adamı Abdullah Haron'un toplum hizmetine dayalı yaşamı ve apartheid karşıtı mücadelesi, ölümünün üzerinden geçen 57 yıla rağmen hatırlanmaya devam ediyor.

Cape Town'da imamlık yaptığı dönemde ırkçı apartheid rejimine karşı tavizsiz tutum sergileyen ve 1969'da polis gözetiminde maruz kaldığı işkencenin yol açtığı yaralanmalar sonucu hayatını kaybeden Harun, Güney Afrika'daki Müslüman toplumun hafızasındaki önemli yerini koruyor.

İmam Harun'un ölümü, apartheid döneminde işlenen suçlara ilişkin adalet arayışının sürdüğü Güney Afrika'da yeniden gündeme gelen dosyalar arasında yer alıyor.

İmam Harun'un oğlu Muhammed Haron, AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının toplum hizmetine adadığı yaşamını, apartheid karşıtı düşünce dünyasını, mücadelesinden bugünün kuşaklarına kalan mesajları ve apartheid dönemi mağdurlarının süren adalet arayışını anlattı.

Apartheid karşıtı düşünce dünyası

Babasının imamlık ve toplum hizmetlerini apartheid karşıtı mücadelesinden ayrı görmediğini belirten Haron, samimi bir aktivist imam olarak yaşadığı dönemin şartlarını ve ırkçı sistemin Güney Afrika toplumu üzerindeki etkilerini iyi değerlendirebildiğini söyledi.

Haron, babasına ilişkin "İçinde bulunduğu ve yüzleşmek zorunda kaldığı toplumsal, siyasi ve ekonomik koşullar hakkında güçlü bir kavrayışa sahipti." dedi.

Babasının Kur'an ve sünnetten beslenen bir din adamı olduğuna işaret eden Haron, "İmam kendi düşünce dünyasını oluşturmuş ve cuma günleri minberden düzenli olarak sağduyulu, üzerinde düşünülmüş ve anlamlı bir apartheid karşıtı mesaj verebilmişti." ifadesini kullandı.

Apartheid sonrası adalet arayışı

Apartheid döneminden kalan ve sonuçlandırılmayan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu (TRC) dosyalarına değinen Haron, "Hükümetin sonuçlandırılmamış TRC dosyalarını ihmal etmiş olması en hafif ifadeyle üzücüdür." diye konuştu.

Haron, TRC sonrası süreçte bazı eski siyasi liderlerin rolüne ilişkin tartışmaların mağdurlar arasındaki güvensizliği artırdığını belirterek, "Çok sayıda apartheid mağduru, bu kişilerin ve onlarla birlikte hareket eden başkalarının yetkilerini, soruşturmaları geciktirmek ve hatta durdurmak için kullandığını savunuyor. Bu durum da eski siyasi liderlerin oynadığı role ilişkin başlı başına ağır bir suçlama oluşturuyor." görüşünü paylaştı.

Khampepe Komisyonunun çalışmalarını uzun süredir bekleyen dosyalar açısından yeni bir başlangıç olarak değerlendiren Haron, "İmam'ın dosyasında tam değil, kısmi bir kapanış sağlandı çünkü İmam'ı öldüren suçlular, arzu edildiği gibi yargılanamadan hayatlarını kaybetti." ifadelerini kullandı.

"Gerektiği ölçüde anılmıyor"

Ailenin, İmam Harun'un ölümünün 50. yılı dolayısıyla çeşitli anma programları düzenlemek amacıyla Imam Haron Foundation'ı kurduğunu belirten Haron, bazı yıllık etkinliklerin AwqafSA ile sürdürüldüğünü aktardı.

Haron ayrıca Cape Town merkezli Müslüman toplum radyosu Radio 786'nın, 1990'ların ortalarında yayın hayatına başlamasından bu yana babasının hayatını ve mücadelesini düzenli olarak andığını söyledi.

Babasının özellikle Güney Afrika'daki Müslüman toplum içinde hatırlanmaya devam ettiğini belirten Haron, "Devlet düzeyinde İmam'ın hatırası, Robert Sobukwe ve Steve Biko gibi diğer önemli apartheid karşıtı liderlerle birlikte, gerektiği ölçüde anılmıyor. Hatırası, devlet okullarında okutulan müfredat ve ders kitaplarında da beklendiği veya arzulandığı biçimde yaşatılmıyor." şeklinde konuştu.

Haron, "The Killing of the Imam" kitabının Türkçeye çevrilmesinin babasının hikayesini Türkiye toplumuna taşıdığına dikkati çekerek, "Bu çeviriler, kitabı okuyan kişileri gerçekten etkiledi. Okurlar, eseri dikkatle okuyarak İmam'ın kendini adamış ve kararlı bir apartheid karşıtı aktivist olarak üstlendiği rolle güçlü bir bağ kurabildi." dedi.

İmam Harun'un hayatı

İmam Harun, 1924'te Cape Town'da doğdu ve genç yaşta aldığı dini eğitimin ardından kentin önde gelen Müslüman din adamlarından biri haline geldi.

Claremont'taki Al-Jamia Camisi'ne 1955'te imam olarak atanan Harun, dini görevlerinin yanı sıra toplumun yoksul kesimlerine yönelik yardım çalışmalarıyla da tanındı.

İmamlığının yanında satış temsilcisi olarak da çalışan Harun, cuma hutbelerinde apartheid rejiminin yol açtığı adaletsizlikleri açık biçimde eleştirerek Müslüman toplum içinde apartheid karşıtı mücadelenin simge isimlerinden biri oldu.

Claremont Muslim Youth Association ve Muslim News gibi oluşumlarda da görev alan Harun, dini düşünceyle toplumsal sorumluluğu birleştiren yaklaşımıyla geniş bir etki alanı oluşturdu.

Apartheid rejiminin güvenlik polisi tarafından 1969'da gözaltına alınan Harun, 123 gün süren gözaltının ardından hayatını kaybetti ve ölümü, Güney Afrika'da ırkçı rejimin sembol olaylarından biri olarak hafızalara kazındı.

Kaynak: AA