İsmet İnönü'nün Eşi Mevhibe İnönü, 34'üncü Ölüm Yıl Dönümünde Ankara'da Anıldı

Son Güncelleme:

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, annesi Mevhibe İnönü'nün ölüm yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anmada, “Hepimizin annemin duyduğu sorumluluğu duyması lazım. Sizler Cumhuriyet hanımlarısınız ve Cumhuriyet’i korumak vazifemiz” dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Hem İsmet İnönü’nün hem Mevhibe Hanım’ın hem Özden Hanım'ın, ailenin özellikle gerek yaşantıları, davranışları gerçekten bugün inşallah siyasilerin, en azından bizler için örnek alınacak davranışlardır” diye konuştu.

(ANKARA) - İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, annesi Mevhibe İnönü'nün 34'üncü ölüm yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anmada, "Hepimizin annemin duyduğu sorumluluğu duyması lazım. Sizler Cumhuriyet hanımlarısınız ve Cumhuriyet'i korumak vazifemiz" dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Hem İsmet İnönü'nün hem Mevhibe Hanım'ın hem Özden Hanım'ın, ailenin özellikle gerek yaşantıları, davranışları gerçekten bugün inşallah siyasilerin, en azından bizler için örnek alınacak davranışlardır" diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün eşi Mevhibe İnönü, vefatının 34'üncü yılında Ankara Kent Konseyi'nde düzenlenen program ile anıldı. Anma programına İsmet İnönü'nün kızı ve İnönü Vakfı'nın Başkanı Özden Toker, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Yavaş'ın eşi Nursen Yavaş ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi.

"Onların hepsinin bir yakını olmaktan hep gurur duyuyorum"

Toker, yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

"Bir ömür, yani 96 yaşındayım, demek ki dört sene sonra bir asır olurum. Aslında bugün yaş günüm olmasından bahsetmek istemiyordum. Ama bugün benim için çok önemli olan annemin gözlerini kapadığı ve her zaman bizim içimizde, anılarımızda yaşayacak olan annemden ayrılış günümüz. Ondan işte bu kadar sene evvel ve ondan 63 sene evvel görünmez oldu annem ve onun yerini ben almış oldum. Annem o yaşa kadar yaptıklarını vazifesini bir nevi bundan sonra bana vermiş oldu. Ben kendime annemin yerinde Cumhuriyet'i yaşatmak, babamla babamın yaptıklarını ve Cumhuriyet'in kuruluşunda sözü geçen bütün büyüklerimizin, hanımlarımızın, gençlerimizin, onların hepsinin bir yakını olmaktan hep gurur duyuyorum."

Onun hayatı, Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinden başlayarak Cumhuriyetimizin sonuna kadar yaşadığı günlerde yaşadıkları, konuştukları, yaptıkları şeyler hepsi anılacak, unutulmayacak şeyler. Ama annem için bunlar son derece doğal olan bir şeydi. ve hiçbir zaman 'Niçin bu böyle yapılmış? Bunu şöyle yapayım' diye kendine zorlama yapmazdı. Tabii olarak her şeyi kabul etmesini, karşılamasını görür ve ona göre cevabını verirdi.

"'Sen benim kızımsın ve Cumhurbaşkanı kızı olarak olarak yaşayacaksın' dediği zaman bir vazife verildi bana"

Bugün kendimi etrafta gördüğünüz resimlerde babamın, annemin yanında çocuk olarak gördüm. Ondan sonra büyüdüm. Babamın ilk Atatürk ile beraber olduğu günleri hatırladım. Babamla beraber yaptıklarımızı, babam Cumhurbaşkanı seçildiği zaman, beni çocuk olarak yanına çağırıp bana Cumhurbaşkanı kızı olmanın vazifesini ve doğru bir şekilde Cumhurbaşkanı nasıl olunur? Onun sorumluluğu nedir? Vazifesi nedir? Nasıl yaşaması lazımdır? Babam sadece bana bakarak, 'Sen benim kızımsın ve Cumhurbaşkanı kızı olarak olarak yaşayacaksın, bunu unutma' dediği zaman, kendimi başka bir devirde hissetmiş oldum ve bir vazife verildi bana. O vazifeyi ben vakıf kurarak babamı kaybettikten 10 yıl sonra Erdal abimin arzusuyla.

Annem her şeyini büyük bir titizlilikle, annemin hayatı nerelerde geçmiş, babam cephedeyken annem onu hep cephe arkasından takip etmiş. İlk çocukları kendi başına Malatya'dayken vefat etmiş ve onun acısını yalnız başına taşımış. Ondan sonra oradan Konya'ya geliyorlar, oradan İzmir'e geçiyorlar. Lozan'a gidiyorlar. Bu genç kadın, düşünün dünya karşılarında ve Lozan'da babam Türkiye'yi temsil ediyor. Türkiye tek başına orada bugünkü sınırlarımızı ve bağımsız bir Türkiye olarak, Türkiye Cumhuriyeti olarak yaşama hakkımızı kazanıyor.

Hepimizin annemin duyduğu sorumluluğu duyması lazım. Sizler Cumhuriyet hanımlarısınız ve Cumhuriyet'i korumak vazifemiz. Çünkü Cumhuriyet hepimizin, hepimizin vazifesidir Cumhuriyet'i yaşatmak. İşte bunları böyle bu şekilde hepsini sizlerle burada otururken hatırladım."

"Unutmayacağız ve onu örnek almaya devam edeceğiz"

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bugünün kendileri için önemli bir gün olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Hanımefendi'nin doğum günü, bir yandan ölüm yıl dönümü. Önemli olan Cumhuriyetimizin kuruluşunda çok büyük emeği geçmiş insanların ailelerini anmak, unutmamak. Çünkü zaman zaman bugünkü siyasi ortamda bazı tartışmalar olduğu zaman, o devlet adamı kimliğini, daha önce yaşanan bazı şeyleri hala örnek olarak gösteriyoruz. Bunlardan en önemlisi Adnan Menderes'in uçaktan düştüğü zaman burada bazılarının Sayın İnönü'ye bunu değerlendirelim' dediği zaman, 'Yok yurt dışında Sayın Başbakan'ın elini güçlendirmek lazım' gibi çok asilane tavırlar göstermişlerdir. Şimdi bunları özlüyoruz. Bu tür davranışları özlüyoruz. Dolayısıyla hem İsmet İnönü'nün hem Mevhibe Hanım'ın hem Özden Hanım'ın, ailenin özellikle gerek yaşantıları, davranışları gerçekten bugün inşallah siyasilerin, en azından bizler için örnek alınacak davranışlardır. Bu nedenle bu anma toplantısını tertip ettiğimiz için ve buna da izin verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Başta eşim olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. İnşallah unutmayacağız ve onu örnek almaya devam edeceğiz."

"Bıraktığı iz, bu topraklarda yürüyen her güçlü kadının yoluna hala aydınlatıyor"

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın eşi Nursen Yavaş, konuşmasında, Mevhibe İnönü'nün kız çocuklarının okumasını, kadınların hayatın her alanında var olmasını savunurken bunu yüksek sesle değil yaşayarak anlattığını kaydetti. Yavaş, sözlerine şöyle devam etti:

"Latin harfleriyle yazı yazan ilk kadınlardan biri olmuş, sosyal hayatta kadının görünürlüğünü kendi duruşuyla normalleştirmiştir. Ata binmiş, otomobil kullanmış, çağın gerisinde kalmayı değil, çağın önünde yürümeyi seçmiştir. Ama onu asıl özel kılan savaş yıllarında yoklukta ve acıda gösterdiği insani duruştur. İkinci Dünya Savaşı sırasında hasta bakıcılık eğitimi alması onun için bir görev değil, bir vicdan meselesiydi. Yardımseverlik onun için bir etkinlik değil, hayatın doğal bir parçasıydı. Kurucusu olduğu sivil toplum örgütleriyle ihtiyaç sahiplerinin yanında olmayı hiçbir zaman bırakmadı."

Mevhibe İnönü bize şunu hatırlatır: Güçlü olmak için bağırmak gerekmez. İz bırakmak için öne çıkmak şart değildir. Değiştirmek için önce inanmak gerekir. Bugün hala onun hayatına baktığımızda sade ama dimdik duran, zarif ama cesur, sessiz ama etkili bir kadını görürüz. Cumhuriyet'in gerçek gücünün işte bu karakterde saklı olduğunu görürüz. Mevhibe İnönü'yü saygıyla, hürmetle anıyoruz. Onun bıraktığı iz, bu topraklarda yürüyen her güçlü kadının yoluna hala aydınlatıyor."

"Onun hikayesi tarihin dipnotlarında değil, bu ülkenin vicdanında yaşayacak"

Yılmaz, konuşmasına, "Cumhuriyet tarihimizin zarafet timsali, Cumhuriyet kadınının öncü siması Mevhibe İnönü Hanımefendi'yi saygı, sevgi, rahmetle anarak başlamak isterim. Onun adı tarihe büyük puntolarla yazılmadı belki ama Cumhuriyet'in ruhuna ince ince işlenmiş bir imza gibi nakşedildi. Bugün burada Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Kadınlarımız her alanda erkeklerle birlikte yürümelidir' sözünün, hayatın her alanında davranışlarıyla yaşatan bir Cumhuriyet kadınının hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadeleriyle başladı. Yılmaz, şöyle konuştu:

"Bugün burada Mevhibe Hanım'ın sade yaşamına, sessiz gücüne, toplumsal mirasına, Atatürk ve Cumhuriyet kadını idealiyle kurduğu bağa, ilklerin kadını olarak görülmeden yarattığı etkiye hep birlikte şahit olacağız kıymetli büyüklerimizi dinleyerek. Unvanlarından bilinçli olarak uzak duran, hayatı boyunca kendisini miralay İsmet Bey'in hanımı olarak tanımlayan bir duruş."

Bugün burada tattığımız limonata, şerbet, kurabiye veya yapım ikramlar gibi Çankaya Köşkü'nün temelinde gösteriş değil, ev sahipliği vardı. Yardım faaliyetlerini gizli tutan, cenazesi devlet töreni olmasına rağmen toplumun her kesiminin katılımıyla büyük bir törene dönüşen bir Cumhuriyet hanımefendisi mininal bir yaşamla dünya saygınlığını kazanan Mevhibe. Devlet başkanlarının hayranlıkla takip ettiği bir kadın. Hiç öne çıkmadı. Mevhibe Hanım hiçbir adımı da kendisi olmadan atılmasına müsaade etmedi. Bu yüzden onun hikayesi tarihin dipnotlarında değil, bu ülkenin vicdanında yaşayacak.

Evinde sessiz, toplumda zarif, dünya meselelerinde sabırlı, günlük yaşantısında sade Mevhibe Hanım'ın yaşadığı her an toplumun aydınlık yüzüne ve geleceğine adanmış bir ömürdür. Bir ömür, asaletle örülmüş bir zarafetin hikayesi. Bir yürek, eşine ve Cumhuriyet'e adanmış bir sevdanın ifadesi. Sessiz ama güçlü bir duruş, fedakarlığın, inceliğin onurun adı.

"Cumhuriyet sadece kanunlarla değil, Mevhibe İnönü gibi kadınların sessizce ömür verdiği bir ahlakla kuruldu"

Sözlerimin sonuna gelirken ve biz bugün onu anarken şunu hatırlıyoruz: Cumhuriyet sadece kanunlarla değil, Mevhibe İnönü gibi kadınların sessizce ömür verdiği bir ahlakla kuruldu. Bu nedenle Mevhibe İnönü sadece geçmişin hatırası değil, bugünün vicdanı, yarının yol göstericisidir. Mevhibe Hanım yüksek sesle, bağırmadan ve öncü olunabileceğini gösterdi aslında bu topluma. Eğitimiyle, zarafetleriyle, duruşuyla, fedakarlığıyla, var olma kavgasını inceliklerle kazanan bir kadın. Mevhibe Hanım bir vitrin figürü olmadı. Ne de gölgede kalmayı kabul etti. Kendi ışığını kendi diliyle yaktı. O, Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni insan idealinin karşılığıydı. Sade, ölçülü vakurdu. Cumhuriyet için önemi tam da burada başlıyor. Çünkü Mevhibe Hanım her daim modern Türkiye'nin ahlaklı omurgasını temsil ediyor. Gücün değil karakterin, gürültünün değil sükunetin yolunu seçti."

Programda, "Mevhibe İnönü'nün Hayatından Kesitler" isimli kısa filmin gösteriminin ardından Pınar Ayhan moderatörlüğündeki "İlklerin Kadını Olarak Temsiliyetin Görünmeyen Gücü: Mevhibe İnönü ve Pembe Köşkten Masallar" başlıklı panel yapıldı.

Kaynak: ANKA