Kansere Karşı Çaresiz Değiliz, Önleyebiliriz!

Son Güncelleme:

Kanser dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra 2. sırada geliyor.

Ancak kansere karşı çaresiz değiliz, bazı önlemlerle korunabiliriz.

1956 yılında Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun önerisi ile Nisan ayının ilk haftası ülkemizde Kanserle Savaş Haftası olarak kabul edilmiştir. Kanser haftasının amacı; insanları kanserin önlenmesi, tarama ve tedavi yöntemleri açısından bilgilendirmek ve farkındalıklarını arttırabilmektir.

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Yönetim Kurulu adına açıklamalarda bulunan Dernek Başkanı Prof. Dr. Serdar Özkök; "Kanser haftası nedeniyle farkındalığın artması, korunma ve erken tanı yöntemleri konusunda halkın bilinçlenmesi sonucu kanserle mücadelede önemli gelişmeler yaşanacağına inanıyoruz. Multidisipliner tedavilerle başarılı sonuçların alındığı kanser tedavisinde ekibin bir üyesi olmaktan onur duyuyoruz" diye konuştu.

Prof. Dr. Özkök şöyle devam etti: "Kanser bir hücre hastalığıdır, vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur ve sağlıklı vücut hücreleri bölünebilme yeteneğine sahiptir. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir. Buna karşın kanser hücreleri bu bilincini kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Farklı tipteki kanserler farklı hızlarda bölünür, farklı yayılma biçimleri gösterir ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanmaktadır" dedi.

Kanserin dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra 2. sırada gelen, önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Özkök, Dünyada her yıl 14 milyon insanın kansere yakalanmakta olduğunu ve 8 milyon kişinin kanser nedeniyle kaybedildiğini belirtti. Prof. Dr. Özkök ayrıca; "Bu bilgilerin 2025 yılına uyarlanması halinde 15-20 milyon kişinin kanser nedeniyle kaybedileceği beklenmektedir. Ancak kanser karşısında çaresiz değiliz. Aslında kanser önlenilebilir, erken tanınabilir veya tedavi edilebilir bir hastalıktır. Önlenilebilir çünkü; kansere neden olan sigara, gıda katkı maddeleri, yanlış beslenme, hareketsiz yaşam, hava kirliliği, radyasyon, çeşitli toksinler ve genetik etkenler bilinip önlem alınabilir. Erken tanınabilir çünkü; meme kanseri, rahim ağzı kanseri, prostat kanseri ve kolon kanseri en yaygın görülen kanser türleri olup bu dört kanser türü için var olan tarama yöntemleri konusunda toplum bilinçlendirilip erken tanı sonrası kanser nedeniyle ölüm azaltılabilir. Tedavi edilebilir çünkü; teknolojideki gelişmeler ve hedefe yönelik tedaviler sonucu kanser tedavisindeki başarı oranları %20'lerden %70'lere ulaşmıştır" diye belirtti.

Radyoterapi ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Özkök, radyoterapinin kanser tedavisinde ilk kez 1896 yılında kullanılmaya başlandığını, o günden bu yana hızla gelişen radyasyon onkolojisi disiplini, gelişen teknolojiyle paralel ilerleyerek, tüm dünyada kanser tedavisinde vazgeçilmez bir konuma geldiğini ifade etti. Prof. Dr. Özkök şu bilgileri paylaştı; "Radyasyon onkolojisi kanser ve bazı benign hastalıkları çeşitli enerji ve tipteki iyonizan radyasyonu kullanarak tedavi etmeyi amaçlayan dahili bilim dalıdır. Tüm kanser olgularının %60-80'i tedavilerinin bir anında radyoterapiye gereksinim duyar. Radyoterapi uygulamalarındaki hedef, tedavi demetinin yolu üzerindeki normal dokularda ciddi yan etkiye, hatta ölümcül sonuçlara yol açmadan tümör bölgesinde yüksek düzeyde radyasyon sağlayabilmektir. Teknolojideki gelişmeler sonucu, güncel radyoterapi uygulamaları; bilgisayarlı planlama, IGRT (image guided radiation therapy/görüntü kılavuzluğunda radyoterapi) yöntemlerinin katkılarıyla yalnızca hedefteki kanserli dokulara yönelirken, sağlam dokuları büyük oranda koruyabilen 3BKRT (3 boyutlu konformal radyoterapi), IMRT (Intensity modulated radiation therapy/yoğunluk ayarlı radyoterapi), VMAT (volumetric modulated arc therapy/hacimsel ayarlı ark tedavi), IMAT (Intensity modulated arc therapy/yoğunluk ayarlı ark tedavi), stereotaktik ve hatta organ hareketlerine göre düzenlenebilen 4BRT (4 boyutlu radyoterapi) ile daha etkin ve nitelikli bir tedavi haline gelmiştir. Ülkemizde bu tüm yeni teknolojiler uygulanabilmektedir" dedi.

Kaynak: Bültenler