Kıbrıs'ta Değişim İhtiyacı Vurgulandı

Son Güncelleme:

CTP Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs Türk halkının değişim talebini ve TMK'nın önemini aktardı.

Haber: Melis YILDIRIM

(ANKARA) - KKTC'deki ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, "Kıbrıs Türk halkı bir değişim istiyor. O değişimin sesini, hareketini eminim ki siz de Türkiye'den fark ediyorsunuz. Neden Kıbrıs Türk halkı bir değişim istiyor? Nasıl oluştu bu koşullar? Kıbrıs sorunu meselesinde 2017'deki Crans Montana'dan sonra tam bir tıkanıklık vardı ve görüşmeler yapılmamıştı, müzakere yapılmamıştı. Biz pozisyonumuzu kaybettik. Uluslararası toplumda avantajlı bir haldeyken, neydi avantajımız, 'Çözümü isteyen taraf Kıbrıslı Türklerdir ve Türk tarafıdır' imajını Sayın Ersin Tatar Cumhurbaşkanlığı döneminde kaybettik" dedi.

KKTC'deki ana muhalefet CTP'nin Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, CTP Dışilişkiler Sekreteri ve Girne Milletvekili Fikri Toros ve CTP Eğitim Sekreteri Feriha Tel, aralarında ANKA Haber Ajansı'nın bulunduğu bir grup gazeteciyle Ankara'daki Divan Otel'de bir araya geldi. Ankara ziyareti ve temaslarına ilişkin bilgi veren İncirli, Kıbrıs sorununa ilişkin CTP'nin vizyonunu ve KKTC iç siyasetindeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Genel Merkez'de uzun ve verimli bir görüşme yaptıklarını kaydeden İncirli, CHP Okulu'nu ziyaret ettiklerini söyledi. İncirli, Özel ile yaptığı görüşmenin odak noktasının Kıbrıs sorunu olduğunu belirterek, "Kıbrıs sorunu konusunda acil birkaç mesele vardı. Onları ilettik biz kendilerine. Bu acil meselelerden bir tanesi Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) meselesiydi" dedi.

Kıbrıs meselesiyle ilgili her zaman hem CHP hem AK Parti ile iletişimleri olduğunu dile getiren İncirli, TMK'nın kendileri için önemini vurguladı. İncirli, şöyle konuştu:

"TMK'nın hazırlığını da o dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat ve onunla birlikte müzakere heyetinde olan Sayın Tufan Erhürman yaptı. TMK'nın önemi nedir? Çok önemli ve fazla sayıda dava yağıyordu Türkiye'nin üzerine. Loizidu Davası, diğer davalar ve Orams Davası. Türkiye bunlardan hüküm giyiyordu. Çok sıkıntılı bir durum vardı. Bizim açımızdan da çok sıkıntılı bir durum vardı. O referandumdan (Annan Planı) sonra TMK oluşturuldu. Kuzey Kıbrıs'ın yasal çerçevesinde ve o da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) geçerli bir iç hukuk yolu olarak kabul edildi. Bizim açımızdan bu çok önemli bir gelişme oldu. Türkiye açısından da çok önemli bir gelişme oldu."

"TMK'nın geçerli bir iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması tehdidiyle karşı karşıyayız"

TMK'ya 8 bin 300 başvuru yapıldığını ve 2 bin 300'ünün sonuçlandığını aktaran İncirli, 2021 yılına kadar görüşülen konuların tümünün parasının ödendiğini söyledi. İncirli, Kıbrıslı Rumların iddialarının "işlerin biraz yavaş gittiği" olduğunu belirterek, "Biz de elbette TMK'nın tam randımanlı ve hızlı şekilde çalışmasını istiyoruz ama her zaman o arzu edilen şekilde olmayabiliyor. Ama bu demek değildir ki, bu geçerli bir iç hukuk yolu olmayacak. Kıbrıslı Rumlar bu yavaş işleyişi bahane göstererek bu konuda lobi çalışması yapıyorlar ve Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nde bu oyalanıyor. TMK'nın geçerli bir iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması tehdidiyle karşı karşıyayız şu anda" ifadelerini kullandı.

"Başvuruların yüzde 97'si tazminat ile sonuçlandı"

CTP Dışilişkiler Başkanı Fikri Toros da bu konuda, TMK'nın verdiği hükümlerin tazminat, takas veya iade şeklinde olabildiğini belirterek, "An itibarıyla sonuçlanan başvurulara baktığınızda bunların yüzde 97'sinin tazminat ile sonuçlandığı, geriye kalan yüzde 3'ün de çok küçük bir azınlığın takas ve iade olarak sonuçlandığını görmeniz mümkün" diye konuştu.

TMK'daki başvurular kapsamında 2024'te 120 milyon pound ödendiği bilgisini paylaşan Toros, "Bunu yapmış olmaktan biz gayet memnunuz. TMK'nın kurulduğu günden bugüne kadar yapılan ödemelere baktığımızda bunun çok yüksek bir oran teşkil ettiğini görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

Toros, AİHM ve uluslararası hukuk nezdinde KKTC'nin Türkiye'nin yönetiminde bir bölge olarak kabul edildiğini ve açılan davaların Türkiye aleyhine açıldığını söyledi. Rum tarafının ve bazı mülk sahiplerinin "TMK'nın adil bir yargılama mekanizması olmaktan uzaklaştığını" iddia ettiklerini söyleyen Toros, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Adil yargılama noksanlığı ve verilen hükümlerin yerine getirilmediği iddia edilmektedir. Sonuç itibarıyla da Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nin salt çoğunlukla TMK'nın artık bir iç hukuk yolu olmaktan uzaklaştırılması talep edilmektedir.

İki seneden beri bu böyle. İki seneden bu yana altı ayda bir toplanan bu Delegeler Komitesi de bunu oylamaktadırlar. Salt çoğunluk 24 iken ilk başta sadece 8 destek oyu alabilmişken en son yapılan Delegeler Komitesi geçen Aralık ayında bu sayıyı 21'e çıkarmıştır. 24 salt çoğunluktur. Sayın Genel Başkanımın bahsettiği risk, karşı karşıya olduğumuz risk bir sonraki Delegeler Komitesi toplantısında oluşabilecek salt çoğunluk endişesi kaynaklıdır."

"Türk tarafı salt çoğunluk oluşmaması için etkili diplomatik girişim yapmak mecburiyetinde"

Komite'de Avrupa Konseyi'ne üye devlet sayısı kadar üye olduğunu ve salt çoğunluğun 24 olduğunu söyleyen Toros, "Bu yüzden Türk tarafı olarak tabii ki başta Türkiye ama Türk tarafı bir bütün olarak tüm muhataplarımız nezdinde çok etkili bir diplomatik girişim yapmak mecburiyetindedir ki, bu salt çoğunluk oluşmasın" dedi.

TMK'nın kapsamlı bir çözüme ulaşılana kadar Ada'da mülkiyet sorununu çözebilecek yegane hukuk mekanizması olduğunu vurgulayan Toros, "Bu karar uluslararası hukukun da bir parçasıdır. Dolayısıyla kapsamlı çözüm bulunana kadar ve kapsamlı çözüm çatısı altında kurulacak olan mülkiyet komisyonu oluşacağı güne kadar bu sorun siyasi bir sorun olarak kabul edilir" diye konuştu.

Kapalı Maraş'ın açılmasının TMK sürecine olumsuz bir etkisi olup olmadığı sorusu üzerine Fikri Toros, "Kanaatimce ondan ziyade Kıbrıs görüşmelerinin sürecinin 8,5 yıl gibi tarihinin en uzun süre çıkmazında olmasını Rumların istismar etmesi kaynaklıdır" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'deki muhataplarımızı da uyarıyoruz"

TMK'nın iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması durumunda nasıl bir yol izleneceği ve bu durumda eski sisteme mi dönüleceği sorulan İncirli, TMK'nın önemini en iyi anlamış olan siyasi partinin CTP olduğunu belirtti. TMK'nın hem Kıbrıslı Türkleri hem Türkiye'yi koruduğunu söyleyen CTP Genel Başkanı İncirli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"O zaman bu yapıldığında şu anda iktidarda olan parti Ulusal Birlik Partisi (UBP), Anayasa Mahkemesi'ne götürmüştü TMK yasasını, 'Anayasaya aykırıdır' diye. Halbuki bunun sayesinde bu kadar yıldır Türkiye o davalardan korunmuş oldu. Bizler de ülkemizde yakın zamana kadar bir mülkiyet krizi yaşamadan yaşantımızı sürdürmüş olduk.

Bunun ne kadar korunması gereken ve önemli olduğunu düşünen siyasal parti aslında CTP'dir ve korunması için bir şeyler yapmaya gayret eden de biziz. Uyarıyoruz da Türkiye'deki muhataplarımızı da 'Korunması gerekir, bu tehdit ortadan kaldırmak gerekir. Kendi haline bu süreci bırakamayız. Çünkü Kıbrıslı Rumlar lobi faaliyetleriyle zorluyorlar bu kapıyı ve eğer başarırlarsa bizim için büyük sıkıntı olacak' ifadelerini hatırlatıyoruz ve söylüyoruz."

İncirli, "Kıbrıs sorunu meselesinde çözüm iradesi kimdedir? Kim çözümü daha çok arzu eder meselesi gözden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesi nettir. 2004 Annan referandumunda 'Evet' diyen taraf Kıbrıslı Türkler olmuştur. Kıbrıslı Rumlar 'Hayır' demişlerdir" diye konuştu.

"Tufan Erhürman görüşmeleri zorluyor, inisiyatif alıyor"

İncirli, Kıbrıs Rum tarafının TMK ile ilgili bahaneler bularak ve son altı yedi yıllık sürede çözüm yönünde Kıbrıs Türk tarafındaki hareketsizliği bahane göstererek bu duruma gelindiğini düşündüğünü aktardı. 2017'den 2025 yılına kadar Kıbrıs konusunda neredeyse hiç görüşme veya ilerleme olmadığını ifade eden İncirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu uluslararası toplumda bizi ciddi biçimde bizi zayıflatmış bir şey. Sayın Tufan Erhürman bunu şu anda tamir etmeye çalışıyor. Görüşmeleri zorluyor, inisiyatif alıyor. Bir pozisyon belirliyor ve ilerlemeye çalışıyor. Biz de kendisini destekliyoruz bu açıdan. Ama hareketsiz kaldığımız her durumda saldırıya uğrayacağımızı ya da zor durumlar yaşayacağımızı unutmamak gerekir. O açıdan bu TMK meselesi çok önemlidir. Türk tarafı açısından hem Kıbrıs Türkleri hem Türkiye açısından çok önemlidir. Bu kale bizi koruyan bir kaleydi bugüne kadar. Biz bu kaleyi kaybedemeyiz."

"AK Parti'de de bunları dile getirdik"

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın bu konunun öneminin farkında olup olmadığı sorulan İncirli, "Farkında olduklarına hiç şüphem yok. Eminim farkındadırlar. Eminim gereğini de yapıyorlardır. Ama bizim görevimiz bunu hatırlatmak ve bu savunmanın daha güçlü olmasını sağlamaya çalışmak. Biz bunun için çaba harcıyoruz. Bulunduğumuz bütün ortamlarda bu konuları gündeme getiriyoruz. Dün AK Parti ile de görüştük. Orada da bunları dile getirdik" yanıtını verdi.

"Kıbrıslı Türkler olarak daha görünür olmak istiyoruz"

Temaslarında Schengen konusunu da gündeme getirdiklerine değinen İncirli, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) AB Dönem Başkanlığı'nı devraldığını anımsattı. İncirli, "Bu dönemde Kıbrıs'ın güneyi diplomasiyle kaynayacak bir duruma girdi" dedi. İncirli, şöyle konuştu:

"Biz artık Kıbrıslı Türkler olarak görünür olmak istiyoruz. Yani gelip de biz yokmuşuz gibi davranılmasından artık gına gelmiş vaziyettedir. Bununla ilgili de taleplerimizi ortaya daha yüksek sesle koyuyoruz. Elbette Sayın Cumhurbaşkanımız bunu yapıyor ama bizler de bunun içindeyiz. Siz geleceksiniz, gideceksiniz, güneyde çalışmalar yapacaksınız. Sanki Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan insanlar yokmuş gibi Kıbrıslı Türkler orada bulunmuyorlarmış gibi davranacaksınız. Bu, artık bizim tahammül edebileceğimiz bir durum olmayı aştı. O yüzden biz Kıbrıslı Türkler olarak daha görünür olmak istiyoruz. Kimsenin bizi yok saymasına da müsaade etmek istemiyoruz."

Yeşil Hat üzerinden yapılan geçişlere değinen ve geçiş noktalarının sayısını artırılması ve geçiş koşullarının iyileştirilmesinden yana bir pozisyonu olduğunu söyleyen İncirli, "Schengen üyeliği olması durumunda o sınır katı bir sınır haline gelir mi, bu geçişlerde bir sorun olur mu diye endişeleniyoruz" diye konuştu.

"Ada'nın tümünü riske atıyor"

İncirli, GKRY'nin silahlanması ve savunma alanındaki gelişmelere dair soru üzerine, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıslı Türklerin hiçbir söz hakkı olmadan ülkelerle yaptığı savunma anlaşmalarını bir süredir konuştuklarını belirtti. İncirli, "Biz bu savunma anlaşmalarının Ada'nın tümünü bir hedef haline getirdiğini söylüyoruz. Bunun elbette çok yanlış olduğunu da söylüyoruz" ifadelerini kullandı. GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in Kıbrıslı Türklerin hiçbir söz hakkı olmadan ve Kıbrıslı Türklerin İsrail ile yapılan anlaşmayı doğru bulmadan bu savunma anlaşmalarını yaptığını kaydeden İncirli, "Bu savunma anlaşmalarından dolayı da Ada'nın tümünü bir riske atıyor" dedi.

"AB, SAFE tahtında murat ettiği güvenliği Türkiye'siz sağlayamaz"

Avrupa İçin Güvenlik Eylemi (SAFE) ile ilgili Fikri Toros, bu mekanizmanın Ukrayna tartışmaları çerçevesinde ortaya çıktığını hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu güvenlik mekanizmasına Türkiye'nin de entegre edilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur. Maalesef Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri noktasında bu Türkiye'nin bu mekanizmaya entegre edilmesi önünde birtakım sıkıntılar çıkmıştır. Bu sıkıntıların da en başında Kıbrıs sorunu olarak gösterilmiştir. AB Konseyi'nde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ve Yunanistan'ın vetosuyla karşı karşıya kalmıştır. Rum-Yunan ikilisi bunu tırnak içinde bir şantaj malzemesi olarak istismar etmektedir. Bu sürdürülebilir mi? Kanaatimce hayır. AB, SAFE tahtında murat ettiği güvenliği Türkiye'siz sağlayamaz. Mümkün değil. Özellikle de esas konu Ukrayna olduğu için."

"O değişimin sesini eminim ki siz de Türkiye'den fark ediyorsunuz"

CTP Genel Başkanı İncirli, KKTC'de erkeni seçime olup olmayacağını ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"Kıbrıs Türk halkı bir değişim istiyor. O değişimin sesini, hareketini eminim ki siz de Türkiye'den fark ediyorsunuz. Neden Kıbrıs Türk halkı bir değişim istiyor? Nasıl oluştu bu koşullar? Kıbrıs sorunu meselesinde 2017'deki Crans Montana'dan sonra tam bir tıkanıklık vardı ve görüşmeler yapılmamıştı, müzakere yapılmamıştı. Biz pozisyonumuzu kaybettik. Uluslararası toplumda avantajlı bir haldeyken, neydi avantajımız, 'Çözümü isteyen taraf Kıbrıslı Türklerdir ve Türk tarafıdır' imajını Sayın Ersin Tatar Cumhurbaşkanlığı döneminde kaybettik. Kaybettikten sonra da başımıza çeşit türlü işler gelmeye başladı. Bu savunma anlaşmaları yapılmaya başladı. TMK riske girmeye başladı.

"Hristodulidis pozisyonunu kaybetti ve biz yeni bir pozisyon koyduk"

Sayın Hristodulidis ortada gezip de 'Esas çözümü isteyen biziz' diye reklamını ortaya koydu ve bu aslında gerçeği yansıtmayan bir şeydi. Ne zaman ki bu tıkanıklık da olduğu için Kıbrıs Türk halkı işte Tufan Erhürman'ın yüksek bir oyla kazanmasının önünü açtı. Ondan sonra Hristodulidis artık o pozisyonunu kaybetti ve biz yeni bir pozisyon koyduk. Ama Kıbrıslı Türkler bunu arzu etti. Memnun kalmadılar böyle dünyanın üzerinden silinmekten, seslerinin, soluğunun çıkmamasından.

"Yamalı bohça gibi bu iş devam ediyor"

2019'dan beri UBP, aynı siyasi parti hükümetleri devam ediyor. Hükümet değişiyor, kabine değişiyor, bir şekilde böyle yamalı bohça gibi bu iş devam ediyor. Mali açıdan tam bir sıkışmışlık hali var. Enflasyon oranları çok yüksek. Hayat pahalılığı çok yüksek. Tabii ki TL kullandığımız için enflasyonu da ithal ediyoruz ama ithalata dayalı, Dışa bağımlılığı fazla olan bir ada ekonomisi olduğumuz için bizdeki enflasyon daha da yüksek."

Kayıt dışı ekonominin büyüdüğüne ve hükümetin bunu denetlemediğine dikkat çeken İncirli, "Günün sonunda giderek büyüyen bir kayıt dışı ekonomi, alım gücü giderek zayıflayan bir halk söz konusu. Bir de bu kötü yönetim yani yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük, hukuk dışı uygulamalar güven ortamını da ortadan kaldırdığı için yatırım iklimi de bozulmuş vaziyette. O yüzden Kıbrıslı Türkler bütün bu vaziyetleri görüyorlar ve bir erken genel seçimi sadece biz değiliz arzu eden, ülkenin çok büyük bir kısmıdır" ifadelerini kullandı.

"Hükümet hiç bunlar olmamış gibi davranmayı tercih ediyor"

Merkez İhale Komisyonu Başkanı Salih Canseç'in ve Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Cahitoğlu'nun yolsuzluktan tutuklandıklarını anımsatan İncirli, "Bu hükümet hiç bunlar olmamış gibi davranmayı tercih ediyor. Halbuki bir Başbakan'ın Müsteşarı'nın yolsuzluktan tutuklanması ve yargı yoluna gitmesi çok büyük bir olay olması lazım" dedi.

İncirli, erken seçim tarihi için bir tahmini olup olmadığı sorusuna, "En makul zaman 2026 yılının ilk yarısıdır. Yani Haziran olmadan bu işin olması. Çünkü takvimli ve değiştiremeyeceğimiz bir tarih var bu yılın içerisinde. O da Aralık ayında yapılacak" yanıtını verdi.

"Üzerimize alınmadık"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "82 il" açıklamasının KKTC'de nasıl yankılandığı sorulan İncirli, "Kendi iç siyasetine yönelik bir mesajdı o. Biz üzerimize alınmadık" ifadelerini kullandı.

"BM'ye çağrımız kendi sözlerine sahip çıkmalarıdır"

İncirli, Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmeler konusunda yeni bir gelişme olup olmadığıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Tufan Erhürman'ın önerisi şuydu. Bir kere siyasi eşitlik konusu tartışma konusu olmayacak. Çünkü bu daha önce üzerinde anlaşılmış bir konudur. Siyasi eşitlik, tartışma konusu değil. İkincisi bir takvime bağlı olunacak, ucu açık görüşmeler olmayacak. Bu da bize bir tecrübedir. Çünkü daha önce müzakereler çok uzun yıllar sürdü ve günün sonunda da süreç çökünce her şey ne oldu? Çöp oldu. Tekrar aynı şeyin yaşanmasını arzu etmiyoruz.

Aslında bunlar Tufan Erhürman'ın kendiliğinden çıkarttığı şeyler değil. BM'nin raporlarında bunların tümü yazıyor. BM'ye bizim çağrımız kendi sözlerine sahip çıkmalarıdır. Çünkü BM siyasi eşitlik konusunun pazarlık olmayacağını kayıtlarını almıştır.

Eğer yine süreç çökerse bugünkü statükoya dönülmeyecek. Çünkü bugünkü statükodan zarar gören Kıbrıslı Türklerdir. Tanınmamış bir devlete sahip olmanın acısı çok fazladır. Çok şey yaşar yurttaşlarımız, çok şey kaybeder insanlarımız. O yüzden çözüm irademizi ortaya koyacağız. Çözüme ulaşmak için çalışacağız ama günün sonunda bizden kaynaklanmayan bir nedenden dolayı bu iş çökerse de artık kimse kusura bakmasın. Biz de bunun cefasını ödemek istemiyoruz artık."

"Enerji hatlarının Kıbrıs ile Türkiye arasında olması çok daha mümkün"

Ankara'nın Kıbrıs sorunuyla ilgili duruşunun görüşmeler önünde bir engel teşkil edip etmediği sorulan İncirli, isimlerden ziyade tanımlamaların önemli olduğunu belirtti. Ada'da hakları olduğunu dile getiren İncirli, Türkiye'nin de meseleleri olduğuna dikkat çekti. İncirli, şöyle konuştu:

"Enerji, doğal kaynaklar meseleleri konusu sonra bunlar Türkiye'yi de çok ilgilendiren konulardır. Deniz yetki alanları, ticaret yolları Türkiye'yi de çok ilgilendiren alanlardır. Enerji meselesi örneğin, enerji hatlarının Kıbrıs ile Türkiye arasında olması çok daha mümkün bir şeydir. Ama siz ne yapacaksınız? Kıbrıs'tan İsrail'e, Mısır'a, bilmem nereye, Yunanistan'a yani böyle karmaşık ve aslında hiçbir ekonomik akla uymayan şeyler yapmak durumunda kalıyor Kıbrıslı Rumlar da Kıbrıs sorunu çözülmediği için. O yüzden Kıbrıs sorununun çözülmesi aslında hem bölgesel barışa hem bölgesel istikrara hem Türkiye'nin bölgedeki hak ve çıkarlarını ama en fazla da Kıbrıslı Türklerin kimliğini, varlığını, kültürünü, gelecek nesillere taşımasına imkan sağlayacak bir şeydir. O yüzden bizim açımızdan Kıbrıs sorunu yaşamsal bir meseledir."

"Bunu beklemeye tahammülümüz yok"

İncirli, çözüm konusunda GKRY'nin KKTC'nin gösterdiği iradeyi göstermemesi durumunda ne olacağı sorusu üzerine, "Günün sonunda gerçekten Kıbrıslı Rumlar şu anda çözümü isteyen taraf değil. Onlar günün birinde bunu isteyecekler mi bilemiyorum. Ama bizim için önemli olan Kıbrıslı Türklerin geleceğini Kıbrıslı Rumların insafına bırakmamaktır. Çünkü bir gün gelecek de Kıbrıs'ta çözüm isteyecekler de bu iş olacak... Biz bunu beklersek tükeniriz. Bunu beklemeye tahammülümüz yoktur bizim hiçbir şekilde. O yüzden uluslararası topluma biz baskımızı yapıyoruz, çalışmalarımızı yapıyoruz" ifadelerini  kullandı.

"Federasyon kelimesi zehirli bir kelime halini aldı"

CTP'nin federasyon yönündeki görüşünde bir değişiklik olup olmadığı sorulan İncirli, "Federasyon kelimesi zehirli bir kelime halini aldı. İnsanlar onu duyunca çok rahatsız oluyorlar. Çünkü onlarda çağrıştırdığı şey farklı. Ama bizim tarif ettiğimiz şey farklı. Bugüne kadar BM Güvenlik Konseyi'nde oy birliği ile Kıbrıs'la ilgili alınan bütün kararların temelinde bu var" dedi. CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir kere bu saatten sonra iki kesimli olmama hali mümkün değil. Yani ne demek istiyorum? İnsanlar çünkü diyor ki 'Ya nasıl olacak Rumlarla yine beraber mi yaşayacaksınız?' Hayır, biz kuzeyde yaşayacağız, onlar güneyde yaşayacak. İki kesimli olma budur. Onların yeri güneyde, bizimki kuzeyde. İki toplumlu, evet, iki toplum olacak burada. Kimdir onlar da? Kıbrıslı Türk toplumu, Kıbrıslı Rum toplumu toplumu. İki toplum da orada var. Tarif ediyorum size. Siyasi eşitlik olacak. Yani o devleti birlikte yönetecekler. Etkin katılım olacak. Dönüşümlü başkanlık olacak. Bizim siyasi eşitlikten anladığımız da budur. BM'nin 716 sayılı Güvenlik Konseyi kararı bunu teyit eder. Dolayısıyla hiç kimse bizi istemediğimiz bir şekilde yönetemeyecek. Bizim istemediğimiz bir kararı da alamayacak. Ama biz kendimiz kuzeyde, onlar güneyde iki toplumlu, iki kesimli bir yapıda yaşayacağız."

"Türkiye'nin garantör olmayacağıbir Kıbrıs'ı ne dün ne bugün kabul ettik ne de yarın kabul edeceğiz"

Girne Milletvekili Fikri Toros, aynı konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"İki devletli çözüm demek Türkiye'nin Garanti ve ittifak Anlaşmalarının tüm Ada yerine sadece o kuzeyde olacak olan devlet sınırı içerisinde geçerli anlamına gelir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Şahsi inancıma göre de bunu kabul edebilen herhangi bir Kıbrıslı Türk yoktur. Siyasi görüşünden, parti mensubiyetinden bağımsız olarak Türkiye'nin garantör olmayacağı, Türkiye'nin güvenlik sağlamayacağı bir Kıbrıs'ı ne dün kabul ettik ne bugün ediyoruz ne de yarın olası çözüm modelinde kabul edeceğiz. Böyle bir şey söz konusu değildir.

Türkiye'nin sadece Kıbrıs'ta değil. Kıbrıs etrafında da kıta sahanlığı yetkileri ve hakları vardır. Bu yetki ve haklar Kıbrıs sorunu kaynaklı sebeplerden dolayı şu anda tartışmalıdır. Bunu da biliyorsunuz. O yüzden zaten Doğu Akdeniz enerji projeleri gerçekleşemiyor. O yüzden Doğu Akdeniz'de Türkiye deniz kuvvetleriyle; Kıbrıslı Türklerin ortak egemenlik haklarından kaynaklanan haklarını güvence altına alıyor, Türkiye'nin kıta sahanlığı ile çakışan bölgelerde Türkiye'nin haklarını koruyor."

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar'ın 26 Ocak'taki ziyaretinde iki toplum liderlerinin üzerinde hemfikir olduğu adımları denetleyeceğini belirten Fikri Toros, "Ona göre elverişli koşullara odaklanarak bir 5 artı 1 dediğimiz çok taraflı toplantı tarihi belirlenecektir. An itibarıyla böyle bir tarih yok" diye konuştu.

Kaynak: ANKA