Kimyasal depolamada “Sıfır Kaza” stratejisi: Sektörün risk maliyeti nasıl azalıyor?
Sanayi ve lojistik sektörleri büyüdükçe, kimyasal madde depolama süreçlerinin ekonomik risk maliyetleri de önemli bir gündem maddesi haline geliyor. Yanıcı ve tehlikeli kimyasalların uygun koşullarda depolanmaması, sadece iş güvenliği açısından değil, işletme maliyetleri açısından da firmalar için ciddi kayıplara yol açabiliyor.
Sanayi ve lojistik sektörleri büyüdükçe, kimyasal madde depolama süreçlerinin ekonomik risk maliyetleri de önemli bir gündem maddesi haline geliyor. Yanıcı ve tehlikeli kimyasalların uygun koşullarda depolanmaması, sadece iş güvenliği açısından değil, işletme maliyetleri açısından da firmalar için ciddi kayıplara yol açabiliyor. Kimya mühendisliği, tehlikeli madde güvenliği ve uluslararası lojistik alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip ve Türkiye’de bu alanda ilk uygulamalara imza atan kimya mühendisi Okay Selçuk’a göre, “sıfır kaza” hedefine ulaşmak için yapılan doğru yatırımlar, işletmelerin uzun vadede risk maliyetlerini önemli ölçüde düşürüyor.
Kimyasal depolamada yanlış uygulamaların maliyeti ağır
Kimyasal depolardaki risklerin finansal etkisi yıllık milyonlarca lira ile ölçülebiliyor. Yanlış depolamanın yol açtığı kazalar sadece üretim kesintisine değil, aynı zamanda tazminat, sigorta ve itibar maliyetlerine de neden oluyor. Bu nedenle birçok firma, erken dönemde güvenlik sistemlerine yatırım yapmayı tercih ediyor.
Tehlikeli maddelerin güvenli depolanması ve taşınması konusunda geliştirdiği özgün kimyasal sınıflandırma ve depolama matrisiyle dikkat çeken Selçuk, son 10 yılda hizmet verdikleri tüm tesislerde “sıfır yangın ve sıfır kaza” elde ettiklerini belirtiyor. Bu yaklaşımın Türkiye genelinde kimyasal yangın oranlarının düşmesine ölçülebilir katkı sağladığını vurguluyor.
Okay Selçuk: Doğru sistemler risk maliyetlerini kalıcı olarak düşürüyor
Uluslararası ölçekte tanınan bir uzman olan ve aynı zamanda FIATA üyesi olan Selçuk, doğru sınıflandırma, eğitim ve teknoloji odaklı çözümlerin maliyet avantajı sağladığına işaret ediyor. Özellikle dijital takip sistemleri ve sensör teknolojileri sayesinde olası tehlikelerin önceden tespit edilebildiğini, bu sayede ani duruş sürelerinin ve maddi kayıpların önüne geçildiğini ifade ediyor.
Selçuk’un genel müdürlüğünü yürüttüğü TMGD TR Mühendislik ise yalnızca danışmanlık hizmeti sunmakla kalmayıp, aynı zamanda IATA yetkili ve TİO lisansına sahip bir freight forwarder olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye’de tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı yetkisine sahip olup aynı zamanda IATA yetkisi bulunan tek firma olan şirket, FIATA ve UTİKAD gibi önemli uluslararası kuruluşların da üyesi konumunda.
Türkiye’de lojistik altyapısına yapılan yatırımların artmasıyla birlikte, kimyasal depolama güvenliği de sektör için önemli bir ekonomik çıkış kapısı olarak görülüyor. Selçuk’a göre, riskleri minimize eden ve “sıfır kaza” hedefini benimseyen şirketler, yalnızca güvenliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda rekabet avantajı da elde ediyor.