Maliye Bakanı Şimşek Project Syndıcate'e Yazdı (2/son).
Maliye Bakanı Şimşek nasıl formüle ederlerse etsinler farklı politikalar uygulayan hükümetlerin finansal istikrarı sağlamada ortak sorumlulukları bulunduğunu hatırlattı.
Maliye Bakanı Şimşek nasıl formüle ederlerse etsinler farklı politikalar uygulayan hükümetlerin finansal istikrarı sağlamada ortak sorumlulukları bulunduğunu hatırlattı. Bunun reel ve etkin politika koordinasyonuyla iç ve dış düzeyde makro ihtiyati bir yönetişim çerçevesi anlamına geldiğini belirten Şimşek, "Finansal krizleri önlemenin maliyetinin patladıktan sonraki etkisinin maliyetinden daha az olduğu basit bir gerçek. Sonunda finansal krizler önemli üretim düşüşleri ve işsizlikte ani yükselişlerle doğrudan bağlantılı ve aynı önemde olmak üzere sık sık toplumsal uyuma ciddi hasar veriyor" dedi. Şimşek şu görüşlere yer verdi:
"-Örneğin, Türkiye'nin 2001 finansal kriz temelde bankacılıkta etkin bir düzenleyici ve denetleyici çerçevenin eksik olmasından kaynaklandı. Kriz kamu borç rasyosunda yüzde 30 puanlık bir sıçramaya yol açtı. Reel GSYH yüzde 5.7 daraldı ve işsizlik yüzde 4.9 yükseldi.
-O zamandan bu yana, Türkiye, güçlendirilmiş bir ekonomik performansa sahip ve ülkeyi şoklara daha dirençli yapan finansal istikrar ve yapısal reformlar üzerine odaklandı. Gerçekten Türkiye küresel finansal krizler sırasında bankaların yeniden sermayelendirilmesi ya da iyileştirilmesinde, vergi mükelleflerinin bir tek kuruşunu dahi harcamadı. Fakat Türkiye'nin kendi kendine çıkardığı 12 yıl önceki kriz sırasında banka kurtarmaların maliyeti yaklaşık GSYH'nın yüzde 25'ine mal olmuştu.
-Türkiye'nin güçlü temelleri ve makro ihtiyati çerçevesi sayesinde küresel finansal kriz, Türk ekonomisi üzerinde kalıcı bir etki bırakmadan geçti. Toparlanma, yıllık yaklaşık ortalama yüzde 9 reel GSYH artışıyla 2010-2011'de hızlı ve güçlüydü. Türkiye'nin işsizlik oranı şu anda on yılın en düşük noktasında ve kamu-borç oranı kriz öncesi düzeyin önemli ölçüde altında.
-Türkiye'nin tecrübesi bir makro ihtiyati çerçeve tasarımının hem iç hem de uluslararası finansal bağlantıları hesaba katması gereğini ortaya koyuyor. Uluslararası çerçeve her şeyin üzerinde sistematik anlamda önemli finansal kuruluşlardan yükselen yayılma etkileriyle risklerini yakalamalı. Basel III, bankacılık standartlarının geliştirilip uygulanması, konjonktüre karşı sermaye tamponlarıyla bu kurumların ek kayıplarını emiciliğin ortaya konması için temeldir.
-İç önlemler açısından ise bir ülkenin kurumsal mimarisi, finansal istikrarı ve etkin politika koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması için ana unsurdur. Türkiye finansal sektörü doğrudan etkileyen politikaların etkin ve zamanında uygulanmasını gözeten Finansal İstikrar Komitesi ile genel ekonomik istikrarla ilgili konuları değerlendiren ve denetleyen bir Ekonomik Koordinasyon Kurulu kurdu. Her iki kurul makro ihtiyati politikaların uygulanması ve operasyonel tasarımının geliştirilmesinde yardımcı oldu.
-Örneğin Merkez Bankası tarafından uygulanan enflasyon hedeflemesi rejimi finansal istikrarı sağlamak üzere revize edildi ve bir yeni para politikası çerçevesi 2010 sonundan itibaren etkili olmaya başladı. Maliye politikası şimdi, politika faizi, faiz koridoru, munzam karşılık oranları ve rezerv opsiyonu mekanizması gibi daha kapsamlı araçlar sergiliyor.
-Bankalarda sermaye yeterlilik oranları 2006'dan beri yüzde 12 düzeyinde korunuyor. Krizde bile bankaların sermaye yeterlilik rasyoları yüzde 8 olan Basel II gerekliliklerinden yukarıdaydı. Bankaların kar payı dağıtımları 2008'den beri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu denetiminde. Sonuç olarak bankaların bilançolarında bol rezervler oluşturuldu ve özkaynak karlılığı yüksek kaldı.
-Türkiye ayrıca vergi kanunlarında finansal olmayan firmaların yaptığı aşırı dış borçlanmayı cezalandıracak iyileştirmeleri gerçekletirdi ve hane halklarının uzun vadeli tasarruflarını uzun vadede cesaretlendirmeyi hedefleyen önemli teşvikler getirdi." (ANKA/SON)
(ORH/ÖZK) - Ankara