Merkezlerden Hangi Hamleler Gelecek?
Global piyasalar açısından oldukça önemli bir haftaya girdik
Global piyasalar açısından oldukça önemli bir haftaya girdik. FED ve ECB'nin bu hafta açıklayacakları kararlar piyasaların kısa vadeli yönünü belirleyecek.
Garanti Bankası Stratejisti Tufan Cömert bu hafta merkez bankalarından gelebilecek hamleleri değerlendirdi.
Öncelikle global finansal sistem üzerinde ECB'ye göre çok daha etkili olan FED'in olası aksiyonlarını ve etkilerine bakalım. Aşağıdaki aksiyonların neredeyse tümü Haziran ayında gönderdiğimiz notta da yer alıyordu. Hatırlanacağı üzere FED, Haziran ayında, piyasadaki beklentilere paralel olarak, operation twisti yılsonuna dek uzatmış ve ayrıca faizi 2014 sonuna dek düşük tutacağı ifadesini de korurken büyüme tahminlerini aşağı çekmişti. Bu nedenle aşağıdaki seçenekler yine FED'in gündeminde olacak.
DÜNYA BORSALARINDAKİ SON DURUM İÇİN TIKLAYIN...
1. FED hiçbir şey yapmaz: FED öncelikle Avrupa'daki durumun ne yöne evrileceğini görmek isteyebilir. Buna ek olarak son dönemde gelen ekonomik verilerin büyümede ciddi bir ivme kaybı olduğunu teyit etmesine rağmen, gidişatın herhangi bir aksiyonu tartışılmayacak noktaya getirmesini de bekleyebilir.
ALTIN FİYATLARINDAKİ ANLIK DURUM İÇİN TIKLAYIN...
Olası piyasa etkisi: Piyasalarda ciddi bir hayal kırıklığı yaratacak ve azalan risk iştahı ile birlikte USD değer kazanacaktır.
2. QE3: FED'in piyasadan uzun vadeli devlet tahvilleri ve konut kredilerine dayalı tahviller satın alması ve piyasaya verdiği likiditeyi geri çekmemesi olarak tanımlayabileceğimiz bu yöntem daha önce iki kez kullanıldı. İlk paket faizler üzerinde çok etkili oldu, ancak sonrasında önemli bir etki yaratmadı.
Bu aşamada FED'in böyle bir karar alması olasılığı düşük. Henüz ekonomideki veriler bu kadar acil ve güçlü bir paket açıklanmasını haklı çıkarmıyor. QE3 için FED büyük ihtimalle istihdamdaki artışların iyice yavaşlamasını görmeyi bekleyecektir.
Olası piyasa etkisi: Piyasalar açısından en olumlu senaryo. Borsalar ve başta altın olmak üzere emtia fiyatları yukarı, tahvil faizleri ise aşağı gidecektir. USD'de görülecek global değer kaybı nedeniyle TL'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülke para birimlerinde ciddi değer kazançları oluşacaktır.
3. Faiz "taahhüdünün' uzatılması: FED açısından önemli konulardan biri, piyasadaki beklentilerin yönetilmesi. FED, ekonomik tahminlerindeki aşağı yönlü güncellemeye ek olarak politika faizinin bundan sonraki seyrine ilişkin sözel yönlendirmede bulunabilir. FED daha önce faizi 2014'e kadar düşük tutacağını söylemiş ve bu piyasada taahhüt olarak algılanmıştı. FED'in bu tarihi 2015'e doğru uzatması mümkün.
FED açısından en az maliyet doğuracak yöntem? Buna rağmen FED içinde ve dışında bir takım tartışmalar ve itirazlar olacaktır, yine de böyle bir olasılık yüksek.
Olası piyasa etkisi: FED'in tek başına bunu açıklaması durumunda, yeni likidite paketi bekleyen piyasa açısından yetersiz olacak ve satış görülecektir.
4. FED'in makroekonomik hedeflemeye geçmesi: Şu anda FED'in uyguladığı para politikasının iki hedefi var. Bunlar büyüme ve enflasyon. FED, bu iki hedefi aynı anda gözeterek para politikası kararlarını alıyor. Bunun yerine FED, çok daha net, nokta atışı bir makroekonomik hedef koyabilir. Örneğin "işsizlik oranı %7'nin altına düşmedikçe faizler de artmayacak' şeklinde bir program uygulayabilir.
Bu konuda henüz FED içinde bir uzlaşı yok, bu yüzden böyle bir açıklama için erken olduğunu söyleyebiliriz.
Olası piyasa etkisi: Her ne kadar uzun dönemli belirsizliği azaltacak bir karar olsa da piyasalarda ilk aşamada yetersiz bulunacak satışa yol açacaktır.
5. Fazla rezervlere uygulanan faizin düşürülmesi: FED, bankaların kendinde tuttuğu atıl para için halen %0.25 faiz ödüyor. Yaklaşık $1.5 trn civarında olan bu likiditenin reel ekonomiye ulaşmasını teşvik etmek için FED, faizi indirebilir.
Daha önce Senato'da yaptığı bir konuşmada Bernanke, bu faizin sıfırlanmamış olmasını, kısa vadeli para piyasasını bozmak istememelerine bağlamıştı. Bu nedenle, faizin sıfırlanması değilse de 10-15 baz puan indirilmesi söz konusu olabilir. Şimdilik FED'in bu konuda bir adım atmasını beklemiyoruz.
Olası piyasa etkisi: Piyasaya yüksek miktarlı bir likidite çıkacak, ancak bu para tanım itibarı ile risksiz yatırımları tercih edeceği için yine kısa vadeli devlet tahvil faizleri olumlu etkilenecektir. Diğer piyasa ve enstrümanlarda görülecek değer kazançları sınırlı kalacaktır.
6. İngiltere Merkez Bankası tarzı bir kredi programı uygulanması: İngiltere Merkez Bankası (BoE) 1 Ağustos'tan itibaren geçerli olacak bir program başlattı. Reel ekonomiye verilecek kredilerin artırılması amacını güden programa göre, bir banka, reel ekonomiye daha çok kredi verdikçe, BoE'den daha düşük maliyetle borçlanma imkanı bulacak.
Bernanke bu konuda sorulan bir soruyu "programı ilginç bulduğunu' söyleyerek yanıtlamıştı. Bu aşamada FED'in böyle bir programı başlatması düşük bir olasılık. Ancak İngiltere'deki uygulamanın gözlemlenmesi ve sonrasında ABD'ye uyarlanması sonrasında ileride gündeme gelebilir.
Olası piyasa etkisi: Nötr. Ortaya çıkacak likidite piyasalara değil, reel ekonomiye gidecek, bu da kısa vadede piyasada önemli bir etki yaratmayacaktır.
ECB'nin seçeneklerini ise şöyle özetleyebiliriz:
1. ECB beklemeyi tercih edebilir: Draghi, daha önce yaptığı konuşmalarda, Avrupa'da çözüm için bazı siyasi kararların alınmasının şart olduğunu sıklıkla dile getirmişti. Sorunlu ülkelerin yardım için başvurması, mali reformlar konusunda daha fazla çaba sarf edilmesi ve özellikle Almanya'nın bazı konularda ikna edilmesi gibi önemli sorunlar aşılana dek ECB herhangi bir aksiyon almayabilir.
Olası piyasa etkisi: Oldukça olumsuz. Draghi'nin önceki hafta yaptığı konuşma sonrası piyasada ECB'nin aksiyona geçeceği fiyatlanıyor. Bunun aksi bir karar piyasalarda sert bir satış görmemize yol açar.
2. Sorunlu ülke tahvillerinde yeniden alıma başlanması: 4 ay öncesine dek ECB sorunlu ülke tahvillerinde alım yapmış, ancak alım rakamlarını sınırlı tutmuştu. Aşağıdaki grafikte görüleceği üzere ECB'nin alımları sona erdirmesi sonrasında sorunlu ülke tahvil faizleri artmış ve özellikle İspanya'ya yönelik kaygıların da artması ile faizler rekor kırmıştı.
ECB'nin bu kez sorunlu ülkelere önce ESM'e (European Stability Mechanism-Avrupa İstikrar Fonu) başvurmaları ve yardım istemeleri sonrasında tahvil alarak destek olacağı yönünde bazı haberler bulunuyor. İspanya'nın ise şimdilik ESM'e başvurma niyeti yok. Buna ek olarak Almanya, tahvil alımlarını, hükümetlerin finanse edilmesi olarak görüyor ve bunun ahlaki bir etkisi olduğunu düşünüyor (tahvillerine müdahale edilen ülkelerin reform yapmaktan kaçınmaları gibi). Bu yüzden Almanya'dan yeşil ışık gelmedikçe ECB'nin yoğun bir tahvil alım programına başlaması zor. Ancak yine küçük miktarlarda alımlar söz konusu olabilir.
Olası piyasa etkisi: Olumlu. Tahvil faizlerinde gerileme, borsalarda yükseliş, EUR'da kısa vadeli rahatlama ile değer kazancı görülecektir.
3. ESM'e bankacılık lisansı verilmesi: Avrupa'nın acil durum müdahale gücü diyebileceğimiz ESM'in mevcut tahvil alım limiti ?500 mlr. Bankacılık lisansı verilmesi durumunda alınan tahviller ECB'ye teminat olarak verilebilecek ve böylece ESM'in kapasitesi daha da artmış olacak.
Henüz ESM'in hayata geçmemiş olduğunu, halen EFSF adı verilen sistemin devrede olduğunu belirtelim. Yani bu karar alınsa dahi piyasada derhal bir aksiyon göremeyeceğiz. Ayırca Almanya bu opsiyonu da hükümetlerin finanse edilmesi olarak görüyor, bu da AB kanunlarına aykırı. ECB'nin şimdilik bu konuda yeni bir adım atma olasılığı çok düşük.
Olası piyasa etkisi: İlk aşamada olumlu. ESM'in ateş gücünün artması ile tahvil faizlerinde düşüş görülecektir, ancak diğer önlemlerle desteklenmemesi durumunda piyasalardaki olumlu hava uzun sürmeyebilir.
4. LTRO: Daha önce düzenlenen 3 yıl vadeli sabit faizli iki ihale ile ECB piyasalara toplamda ?1 trn fon sağlamıştı. Bir kez daha, üstelik bu kez %1 yerine %0.75 faiz ile fonlama yapılması mümkün.
Her ne kadar önceki operasyonlarda verilen likidite yine sorunlu ülke tahvil alımlarına gittiyse de kısa vadede tahvil faizleri üzerindeki baskıyı azaltmak için ECB'nin bu opsiyonu kullanması mümkün.
Olası piyasa etkisi: Olumlu. Tahvil faizlerinde düşüş görülecektir, ancak arzının artması sebebiyle EUR'da ilk etkinin ardından değer kaybı görebiliriz.
5. Faiz indirimi: Temmuz'da politika faizini %0.75 ile rekor düşük seviyeye indiren ECB'nin bir kez daha faiz indirmesi mümkün.
Genel beklenti ECB'nin faiz indirimi için acele etmeyeceği ve sonbahar aylarını bekleyeceği yönünde. Bu ay bir faiz indirimi yapılması sürpriz olur.
Olası piyasa etkisi: Olumlu, ancak piyasaları tam anlamıyla tatmin etmeyecek ve etkisi kısa süreli olacaktır. EUR'da ise değer kaybı görülecektir.
6. Teminat kurallarında gevşeme: Sorunlu ülke bankaları üzerindeki fonlama baskılarını rahatlatmak için ECB, fon karşılığı kabul ettiği teminat kalitesini daha da düşürebilir. Böylece bankaların fonlama maliyeti de düşecektir.
Bu konunun önceki toplantıda tartışıldığı biliniyor. Bu aşamada ECB'nin atması en mümkün adım bu.
Olası piyasa etkisi: Sorunlu ülke tahvilleri ve bunların borsaları için olumlu, ancak diğer piyasalarda hayal kırıklığı yaratacak ve satışlara yol açacaktır.
Bigpara turuna katılın
Altın fiyatları, döviz fiyatları, dolar, euro, sterlin, canlı borsa, hisse senetleri, hisse fiyatları, dünya borsaları, en çok artan hisseler, en çok azalan hisseler, uzman görüşleri, banka faizleri, VOB, teknik analiz, KAP haberleri