Uygulamayı yükle! YÜKLE

Mısırlı ve Etiyopyalı uzmanlar denize ticari erişimi istiyor, kısa vadede uzlaşı zor

Son Güncelleme:

Mısırlı ve Etiyopyalı uzmanlar, Etiyopya'nın denize erişiminin askeri değil ticari amaçlarla ele alınması gerektiğini belirtirken kısa vadede uzlaşıyı zor görüyor. Mısır askeri çıkışa karşı ancak ticari koridora karşı değil; Etiyopya 1993'ten beri denize kıyısı olmayan ülke.

Mısır ile Etiyopya arasında son dönemde "deniz kapısı" konusunda yaşanan tartışmaları değerlendiren iki ülkeden uzmanlar, denize erişim meselesinin askeri değil, ticari amaçlar çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirterek, Addis Ababa yönetimi ile bölge ülkeleri arasında kısa vadede uzlaşı sağlanmasını zor görüyor.

Etiyopya, 1993 yılında Eritre'nin bağımsızlığını ilan etmesiyle kıyı hattını kaybederek, denize kıyısı olmayan bir ülke haline geldi. Dış ticaretinin büyük çoğunluğunu Cibuti Limanı üzerinden yürüten Etiyopya için bu durum ekonomik olduğu kadar stratejik bir bağımlılık anlamına geliyor.

Bu nedenle Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e açılan bir kapı ile denize erişimi, kendi ifadesiyle "varoluşsal bir mesele."

Etiyopya'nın 1993'te Eritre'nin bağımsızlığını kazanmasıyla Kızıldeniz'e erişimini kaybetmesi, ülkenin denize çıkış arayışını bölgesel bir anlaşmazlık haline getirdi. Başbakan Abiy Ahmed'in 2018'de iktidara gelmesinin ardından ülkesinin Kızıldeniz'e doğrudan erişim sağlaması gerektiği yönündeki ısrarını artırması ise bölge ülkeleri arasındaki gerilimi derinleştirdi.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim planına mevcut haliyle karşı çıkan ülkelerin başında Mısır geliyor. Kızıldeniz'e kıyısı bulunan Mısır, Etiyopya'nın askeri amaçlarla denize çıkış hakkı elde edemeyeceğini savunurken, ticari faaliyetler için bir koridor oluşturulmasına ise karşı olmadığını belirtiyor.

"Etiyopya için varoluşsal bir mesele"

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 8 Ekim'de parlamentonun yeni yasama yılı açılışında yaptığı konuşmada, ülkesinin denize erişim sağlamasını "medeniyet yolculuğunun bir gerekliliği" olarak nitelendirdi.

Daha önce de pek çok kez Addis Ababa'nın denize erişiminin ülke için "varoluşsal bir mesele" olduğu vurgusu yapan Ahmed, bu hedefe ulaşmak için "al-ver" ilkesine göre hareket etmeye hazır olduklarını belirtti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ise 29 Ekim'de Afrika Boynuzu'nda artan gerilimlerden "derin endişe" duyduklarını belirterek, bölgedeki kırılgan durumdan yararlanılarak Kızıldeniz'in askerileştirilmesine ve denize kıyısı olmayan ülkelerin bölgede askeri varlık oluşturmasına yönelik her türlü girişime kesinlikle karşı olduklarını vurguladı.

Mısır'ın bu tutumu, Mısır ve Sudan'ın dışişleri ile sulama bakanlarının 2 Kasım'da gerçekleştirdiği toplantıda da yinelendi. Toplantıda, kıyıdaş ülkelerin egemenliğini, birliğini, toprak bütünlüğünü ve limanları üzerindeki haklarını ihlal edecek her türlü denize erişim girişimine kesinlikle karşı çıkıldığı vurgulandı.

Eritre, Mısır Sudan ve Somali arasında 4 Ekim'de imzalanan ortak "El-Alameyn Bildirisi"nde de Kızıldeniz'in yönetiminden yalnızca kıyıdaş ülkelerin sorumlu olduğu vurgulanmıştı.

Bölgedeki denize erişim tartışmaları sürerken Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 28 Ekim'de Rus yapımı Su-35 savaş uçaklarına ilişkin anlaşma kapsamında ilk teslimatın gerçekleştirildiğini duyurmuş, bu adımı ülkesinin "stratejik caydırıcılık" kapasitesini güçlendirmeye yönelik bir gelişme olarak değerlendirmişti.

Bölgedeki askeri hareketliliğe diplomatik gerilimler de eşlik etti. Etiyopya ile Eritre, ekim ayı başında karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti.

Etiyopya ayrıca, Sudan yönetiminin Addis Ababa'yı Hızlı Destek Kuvvetlerine (HDK) destek amacıyla Sudan topraklarına insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlemekle suçlamasının ardından 2 Kasım'da Sudan sınırındaki Asosa kentinde bulunan konsolosluğunu kapatma kararı aldı.

"Etiyopya'nın hedefine ulaşılması askeri güçten çok diplomasiye bağlı"

Etiyopyalı ve Mısırlı uzmanlar, AA muhabirine yaptığı açıklamalarda, Etiyopya'nın deniz kapısı elde etme meselesini değerlendirdi.

Etiyopyalı uzmanlar, ülkelerinin denize erişim arayışını ekonomik ve ulusal güvenlik açısından "stratejik bir zorunluluk" şeklinde değerlendirirken, Mısırlı uzmanlar bu erişimin askeri amaçlar taşımaması ve yalnızca ticari faaliyetlerle sınırlı kalması gerektiğini savunuyor.

Etiyopyalı araştırmacı ve siyaset uzmanı Musa Şeyhu, ülkesinin denize erişim konusundaki ısrarının Cibuti limanlarına olan büyük ölçüde bağımlılığını azaltmayı hedeflediğini belirtti.

Bu hedefin Etiyopya'nın ekonomik güvenliği ve uluslararası ticaretinin geleceği açısından "stratejik bir zorunluluk" olduğunu ifade eden Şeyhu, Mısır'ın itirazlarının ülkesinin uluslararası hukuk ve karşılıklı çıkarlar çerçevesinde denize erişim sağlama hakkını ortadan kaldırmadığını savundu.

Etiyopya'nın uzun vadede müzakereler yoluyla denize ticari erişim sağlayacak bir anlaşmaya ulaşabileceğini öngören Şeyhu, kısa vadede ise bunun zor olduğunu dile getirdi.

Şeyhu, "Etiyopya stratejik hedefinden vazgeçmeyecek ancak bu hedefe ulaşılması askeri güçten çok diplomasi ve ekonomiye bağlı." dedi.

Denize erişim meselesinin bölgesel işbirliği için fırsata dönüşebileceğini belirten Şeyhu, "Deniz kapısı, bir gerilim kaynağı olmaktan çıkarak Afrika Boynuzu'nda ekonomik bütünleşme ve istikrar projesine dönüşebilir." ifadelerini kullandı.

Etiyopya'nın silahlanma faaliyetlerinin savunma sistemlerini modernize etme, caydırıcılığı artırma ve stratejik tesisleri koruma amacı taşıdığını belirten Şeyhu, bunun denize erişim sağlamak için askeri güç kullanılacağı anlamına gelmediğini kaydetti.

Bölgedeki gelişmelere ilişkin dört olası senaryoya işaret eden Şeyhu, ilk seçeneğin kıyıdaş bir ülkeyle müzakereler yoluyla uzun vadeli ticari erişim anlaşmasına varılması olduğunu söyledi.

Şeyhu, diğer iki senaryonun ise Etiyopya'nın tek bir güzergaha bağımlılığını azaltmak için mevcut liman ve ticaret koridorlarının kullanımını genişletmesi ile tarafların uzlaşabileceği düzenlemelere ulaşmak amacıyla diplomatik girişimlerin artırılması olduğunu belirtti.

Son senaryonun ise bölgesel anlaşmazlıkların ve kutuplaşmanın sürmesi nedeniyle denize erişim konusunda uzlaşmanın gecikmesi olduğunu ifade etti.

Kahire ile Addis Ababa arasındaki güvensizlik uzlaşmayı zorlaştırıyor

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Muhammed Hicazi, ülkesinin Etiyopya'nın kalkınma, ticaret ve limanlara erişim hakkına karşı olmadığını ancak bu hakkın diğer ülkelerin egemenliğini ihlal etmek, askeri varlık oluşturmak veya bölgesel ve uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda hareket etmek için kullanılmasını reddettiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 125. maddesine atıfta bulunan Hicazi, söz konusu düzenlemenin denize kıyısı olmayan ülkelere transit geçiş ve ticari erişim hakkı tanıdığını ancak kıyıdaş ülkenin onayı olmadan liman veya askeri üs üzerinde egemenlik hakkı vermediğini vurguladı.

Krizin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hicazi, "Denize erişim konusunda uzlaşma giderek zorlaşıyor. Bu durum, Kahire ile Addis Ababa arasındaki derin güven bunalımıyla doğrudan bağlantılı." dedi.

Hicazi, özellikle Hedasi (Nahda) Barajı konusunda bağlayıcı bir anlaşmaya varılmadan Etiyopya'nın tek taraflı adımlar atmasının iki ülke arasındaki güvensizliği daha da derinleştirdiğine dikkati çekti.

"Etiyopya, Afrika Boynuzu'nda askeri bir çatışmayı göze alamaz"

Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime, Etiyopya'nın kıyıdaş ülkelerin egemenlik alanlarında liman veya askeri üs edinme girişimlerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, bu tür adımların ülkenin yayılmacı hedefler taşıdığına ilişkin şüpheleri artırdığını belirtti.

Addis Ababa yönetiminin son dönemde denize erişim konusundaki ısrarını "iç sorunlardan uzaklaşma girişimi" olarak değerlendiren Halime, mevcut krizin kısa vadede ne uzlaşmayla sonuçlanacağını ne de askeri çatışmaya dönüşeceğini öngördü.

Halime, "Kriz ne uzlaşı ne de çatışma olarak seyredecek." dedi.

Etiyopya'nın askeri bir çatışmayı göze alamayacağını, ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanmasının da düşük ihtimal olduğunu savunan Halime, olası bir askeri girişimin uluslararası ve bölgesel tepkilere yol açacağını söyledi.

Halime, böyle bir çatışmanın ağır ekonomik ve siyasi maliyetler doğuracağına dikkati çekerek, Addis Ababa yönetiminin bu maliyetleri karşılayabilecek durumda olmadığını öne sürdü.

Kaynak: AA