Netanyahu'ya Sert Tepki
AK Parti Grup Başkanvekili Gül, Netanyahu’nun ifadelerine karşı çıkarken, çiftçi sorunlarına da değindi.
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına tepki göstererek, "Cumhurbaşkanımıza, ülkemize yönelik ifade edilen bu hususların hiçbiri milletimiz tarafından asla kabul edilemez. Diktatör arayan, terörist arayan dönsün kendi aynasına baksın. Bugün bütün insanlık vicdanının katil, terörist, diktatör olarak gördüğü kişi Netanyahu'dur." dedi.
TBMM Genel Kurulunda siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, asgari ücretin ocak ve temmuz olmak üzere yılda iki kez güncellenmesi gerektiğini söyledi.
Asgari ücretlinin yılın ilk 5 ayındaki kaybının yüzde 16 olduğunu ileri süren Özdağ, "Asgari ücretin enflasyon karşısında yaşadığı değer kaybını gidermenin yolu da temmuz ayında bunlarla ilgili asgari ücret görüşmesinin yapılmasıdır." diye konuştu.
Özdağ, vize başvuru aracılığı hizmeti sunan firmalarla alakalı iddiaları değerlendirdi.
Söz konusu firmalarla ilgili Adalet Bakanlığının ve Dışişleri Bakanlığının da devreye girmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, "Bu şirketler çok sıkı denetlenmeli ve görevlerini istismar edenler, kötüye kullananlar, vatandaşlardan haksız yere onlarca, yüzlerce, binlerce dolar alanlar hakkında işlemler yapılmalı." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Çinli elektrikli araç üreticisi BYD'nin Türkiye'ye yatırım yapmayı askıya aldığını söyleyerek, bu gelişmeyi "nitelikli dolandırıcılık" şeklinde niteledi.
Genel Kurul'da görüşmeleri devam eden tarım ve ormana yönelik düzenlemeleri de içeren Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne değinen Poyraz, önce "çiftçiyi ve üreticiyi koruma kanunu"nun çıkarılması gerektiğini anlattı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Poyraz, şöyle devam etti:
"Gerçekten çiftçimiz akıl sağlığını kaybediyor. Dolayısıyla öyle toprak koruma, arazi kullanımı falan bunlarda hiçbir problem yok. Hobi bahçeleri de aynı şekilde... Efendim neymiş, 'biz tarım arazilerini koruyacağız'. Yahu tarım yapan üreticiyi korumuyorsunuz ki tarım arazisini koruyacaksınız. Adam zaten tarım yaptığında para kazansa orayı hobi bahçesi diye satmaz. Dolayısıyla senin 'çiftçiyi ve üreticiyi koruma kanunu' çıkartman gerekiyor. Bu konuya ilişkin çalışmamızı ortaya koyacağız. Bu vesileyle tüm gruplardan Türk çiftçisini ve üreticisini kanun teklifimize destek vermeye davet ediyorum."
"Çiftçimizi serbest piyasanın acımasız çarklarına ezdirmedik, ezdirmeyiz"
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'u ölümünün seneyi devriyesinde rahmet, saygı ve özlemle andı.
Tarımın bir ülke için ne kadar önemli olduğuna dikkati çeken Kılıç, bu alanın sıradan bir ekonomik faaliyet şeklinde görülemeyeceğini anlattı.
Kılıç, dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerle iklim şartlarının tarımsal girdi maliyetlerine etkisine işaret ederek, şöyle devam etti:
"Mazot, gübre ve tohumdaki fiyat artışlarının yazın sıcağında, kışın ayazında o nasırlı elleriyle toprağa can veren çiftçimizin belini nasıl büktüğünün tabii ki farkındayız. Ancak aziz milletimiz ve kıymetli üreticilerimiz şundan zerre şüphe duymasın, Türkiye Cumhuriyeti, Cumhur İttifakı'nın sarsılmaz iradesiyle çiftçisinin tam da arkasındadır. Bugüne kadar tarımsal destekleri en üst seviyelere taşıdık. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığıyla yaptığımız alımlarla çiftçimizi serbest piyasanın acımasız çarklarına ezdirmedik, bundan sonra da ezdirmeyiz. Biz, sorunlara sırtını dönenlerden değil, devletin tüm imkanlarını milletin emrine sunup el birliğiyle dert çözenlerdeniz."
Çiftçinin elini topraktan çekmesinin asla kabul edebilecekleri bir tablo olmadığını kaydeden Kılıç, "Bu toprakların yeniden bereketle buluşması, çiftçimizin mağdur edilmemesi ve milli bir üretim planlamasına geçilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Devletin o güçlü ve şefkatli eli bu vatan topraklarının her karışında olmaya devam edecektir." dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Ağrı'da öğretmenlik yapan Irmak Ayşe Koparan'ın ölümüne değinerek, kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına da baş sağlığı diledi.
Koparan'ın ölümüyle ilgili iddiaları anımsatan Koçyiğit, Koparan'ın görev yaptığı okulda hakaret, mobing hatta fiziksel şiddete maruz kaldığını ifade etti.
Koçyiğit, "Kamu neden bu kadını koruyamadı?" sorusunu yönelterek, "Şiddet iddiaları neden ciddiye alınıp soruşturulmadı ve ekonomik, sosyal ve psikolojik koşullar neden bu kadar görmezden gelindi ve bir cana mal oldu?" diye konuştu.
TMO Genel Müdürlüğünce açıklanan hububat alım fiyatlarına değinen Koçyiğit, bölgesel gerilimler nedeniyle tarımsal girdi maliyetlerinin arttığını işaret etti.
Koçyiğit, son bir yılda mazotun yaklaşık yüzde 40, gübrenin yüzde 60 oranında zamlandığını dile getirerek, "Peki, buna karşılık buğdaya ne kadar zam yapılmış? Sadece yüzde 22. Arpaya yüzde 15 oranında zam yapılmış. Şimdi, bu çiftçi nasıl üretsin, tarlasını nasıl eksin? Hadi diyelim ki tarlasını ekti, peki, gübreyi neyle alsın, tarlasına nasıl gübre atsın? Gübresini atmadığı zaman düşen rekoltenin sonucunda zararını nasıl karşılasın? Bütün bu soruların yanıtsız kaldığını görüyoruz." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Irmak Ayşe Koparan'ın ölümüyle ilgili iddialara değinerek, olayın takipçisi olacaklarını, gerçeklerin ortaya çıkması gerektiğini dile getirdi.
Ekonomi politikaları üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i eleştiren Başarır, "Hayat pahalılığıyla, fiyatlardaki artışla ilgili gerçekten dahiyane bir çözüm önermiş, 'marketler pahalı, pazar sayısını artıralım...' Yani çözümü, sorumluluğu pazarcılara vermiş. Yahu, bu fiyatları pazarcılar düşürecekse sen ne işe yarıyorsun?" dedi.
Başarır, Meclis tatile girmesine kısa bir süre kaldığını anımsatarak, temmuz ayının başında memur maaşları ile emekli aylığı farklarının konuşulmaya başlanacağını kaydederek, "Bir daha söylüyorum, bize yakışan tatile çıkmadan, bu Meclis kapanmadan emekliye, işçiye yakışır, geçinebileceği, yaşayabileceği bir maaşı buradan belirleyerek gitmemizdir. Eğer bunu yapmadan gidersek kazayla sokağa çıksanız insanların yüzüne bakamazsınız arkadaşlar." değerlendirmesinde bulundu.
"Emperyalistlerle olan mücadelemizi kıyamete kadar sürdüreceğiz"
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, izlediği barışı önceleyen dış politikasıyla Türkiye'nin bölgesel ve küresel krizlerdeki arabuluculuk rolüne değindi.
Türkiye'nin, çok önemli zirvelere ev sahipliği yaptığını, bunlardan birinin de 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi olduğunu anlatan Gül, Türkiye'nin diplomatik olarak küresel ağırlığını hissettirmeye güçlü bir şekilde devam ettirdiğini vurguladı.
Gül, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığının kendileri için en hayati konulardan biri olduğunun altını çizdi.
"Son zamanlarda Doğu Akdeniz'de ortaya çıkarılmak istenen fitne ateşinin asla ama asla kabul edilemez." diyen Gül, konuyla alakalı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü AK Parti TBMM Grup Toplantısı'ndaki değerlendirmelerini anımsattı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına tepki gösteren Gül, şu ifadeleri kullandı:
"Cumhurbaşkanımıza, ülkemize yönelik ifade edilen bu hususların hiçbiri milletimiz tarafından asla kabul edilemez. Diktatör arayan, terörist arayan dönsün kendi aynasına baksın. Bugün bütün insanlık vicdanının katil, terörist, diktatör olarak gördüğü kişi Netanyahu'dur. Netanyahu, mazlumların hamisi olan, Filistin davasının ve bütün mazlumların yanında olan Recep Tayyip Erdoğan'a, Türkiye Cumhuriyeti'ne, bu millete laf söylemeden önce dönüp kendi yüzüne baksın, aynaya baksın."
Türkiye'nin, haklı davasında Kıbrıs Türkü'nün yanında güçlü bir şekilde durmaya devam edeceğini belirten Gül, şunları kaydetti:
"Kıbrıs Türkü'nün egemen, eşit, uluslararası statüsünü yok sayan hiçbir anlayışı asla ama asla kabul edemeyiz. Allah'ın izniyle Türkiye, Doğu Akdeniz'de de Kıbrıs'ta da hiçbir müdahaleye izin vermez. Bizim 783 bin kilometrekarede verilecek ne bir tek çakıl taşımız vardır ne de mavi vatanımızda verilecek bir damla suyumuz vardır. Emperyalistlerle olan mücadelemizi kıyamete kadar güçlü bir şekilde sürdüreceğiz. Tam bağımsız Türkiye kararlılığımızı da güçlü bir şekilde sürdüreceğiz."