Orta Doğu Krizi Gıda Güvensizliğini Artırıyor
BM, Orta Doğu'daki çatışmaların gıda güvensizliğini 45 milyon artırabileceğini belirtti.
Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı (WFP), ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasıyla başlayan ve İran'ın da misillemeleriyle gelişen Orta Doğu'daki krizin, yıl ortasına kadar sona ermemesi halinde yaklaşık 45 milyon kişinin daha akut gıda güvensizliği veya daha kötü duruma düşebileceğini bildirdi.
Merkezi Roma'da bulunan BM kuruluşundan yapılan yazılı açıklamada, "WFP, Orta Doğu'daki gerilimin dünya ekonomisini istikrarsızlaştırmaya devam etmesi durumunda, dünya genelinde akut açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısının 2026 yılında rekor seviyelere ulaşabileceği konusunda uyarıyor." ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, "WFP'nin yeni analizine göre, çatışma yıl ortasına kadar sona ermezse ve petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerinde kalırsa, yaklaşık 45 milyon daha fazla insan akut gıda güvensizliği veya daha kötü (BM Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması IPC3+ olarak bilinen) duruma düşebilir. Bu sayı, halihazırda gıda güvensizliği yaşayan dünya genelindeki 318 milyon kişiye eklenecek." ifadeleri yer aldı.
Küresel gıda güvensizliği yaşayan insan sayısının, Ukrayna Savaşı'nın başlangıcında görülen seviyelere ulaşabileceğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"2022'de Ukrayna Savaşı başladığında, yaşam maliyeti krizini tetikleyerek küresel açlık rekor seviyelere ulaştı ve 349 milyon insan etkilendi. WFP'nin son tahminleri, Orta Doğu'daki çatışmanın devam etmesi halinde gelecek aylarda benzer bir durumla karşı karşıya kalma riskimizin olduğunu gösteriyor. 2022 döneminde gıda fiyatları hızla yükseldi ancak yavaş düştü. Bu, zaten açlıkla mücadele eden savunmasız ailelerin temel gıda maddelerine neredeyse bir gecede ve uzun süre erişemez hale gelmesi anlamına geliyordu."
Açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin durmasının ve Kızıldeniz trafiğine yönelik artan risklerin, enerji, yakıt ve gübre maliyetlerini artırarak Orta Doğu'nun ötesinde açlığı derinleştirdiği belirtildi.
Çatışmanın geniş bir alana yayıldığı ve dünyanın en savunmasız insanlarının, bu dalgalanmadan en çok etkilenecek olanlar olduğu ifade edilen açıklamada, Sudan ve Somali'deki duruma işaret edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"WFP'nin analizine göre, Sahra Altı Afrika ve Asya ülkeleri, gıda ve yakıt ithalatına bağımlılıkları nedeniyle en savunmasız ülkelerdir. Batı ve Orta Afrika'da gıda güvensizliği yaşayan insan sayısında yüzde 21, Doğu ve Güney Afrika'da ise yüzde 17'lik bir artış olduğu öngörülüyor. Asya için ise yüzde 24'lük bir artış öngörülüyor. Örneğin Sudan, buğdayının yaklaşık yüzde 80'ini ithal ediyor. Bu temel gıda maddesinin fiyatındaki artış, daha fazla ailenin açlığa sürüklenmesine neden olacak. Şiddetli kuraklığın ortasında bulunan Somali'de ise yerel raporlara göre, çatışmanın başlamasından bu yana bazı temel gıda maddelerinin fiyatı en az yüzde 20 arttı. Her iki ülke de yüksek düzeyde gıda güvensizliği yaşayan ve son yıllarda kıtlık da yaşamış ülkeler."
Açıklamada görüşlerine yer verilen WFP İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau da "Bu çatışma devam ederse, küresel çapta şok dalgaları yaratacak ve zaten bir sonraki öğünlerini karşılayamayan aileler en çok etkilenecek. Yeterli fonla desteklenmiş bir insani yardım müdahalesi olmadan, zaten zor durumda olan milyonlarca insan için felaket anlamına gelebilir." değerlendirmesinde bulundu.