Otomotiv Sektörü Büyüyor ve Herkese Yer Var!
Otomobil Gazetesi Herşeyi Sordu, Emre Özpeynirci Yanıtladı Açıklaması
[p][span ] Otomobil Gazetesi :[/span] Uzun zamandır sektör gazeteciler arasında bir 'A Takımı'ndan söz ediliyor. Böyle bir oluşum var mı? Varsa kimlerden oluşuyor ve bu söylenti nereden çıktı?[/p]
[p][span ]Emre Özpeynirci :[/span] A takımından ne kastedildiğini tam olarak anlamadım. Ama eskiden böyle bir dizi vardı. Geçen yılda sinema filmini izlemiştim. A takımından kastedilen eğer kıdemli gazeteciler, yani yazdıkları ses getiren, haber atlatan, gündem yaratanlarsa, evet onlardan biriyim. Ancak, bu sorunun cevabını bulabilmek için, asıl kim çıkardı onu tespit etmek ve ona amacını sormak daha doğru olur. Kime göre A kime göre B olduğunu da tarif etmeli. Sonuçta bu sektörde herkes birbirinin yüzüne bakıyor. Ben A'yım sen B'sin demek hiç yakışık alan bir şey değil. Benim karekterime ters. Çünkü kendi kendini böyle bir sınıflandırmaya sokmak bana göre ayıp. Benim gazetecilik anlayışımın temel felsefesi çalışmaktır. Çünkü başka bir sermayemiz yok. Çalışanın emeğinin karşılığını alacağını düşünüyorum. Çalışmayan, lobilerle, dedikodularla, arkadan konuşmalarla ne yazık ki bu sektörde bir yere gelemiyor. Örneklerini çok. Otomotiv sektörü büyüyor ve inanın herkese yer var. Başkalarını eleştirmek yerine herkes işine baksa ve en iyisini yapmaya çalışsa çok daha huzurlu bir sektörde çalışmış olacağız. Ben polemiklere, söylentilere kulaklarımı kapattım işimi yapıyorum. Bir çok kulvarda yaptığım işlerle adımdan bahsedilmesini istiyorum. Diğerlerinin yaptıkları benim için çok önemli değil. Çalışan, bu sektör için emek veren herkesin başarılı olmasını temenni ederim.[/p]
[h3]NE GÜÇLÜYMÜŞÜM DE HABERİM YOKMUŞ![/h3]
[p][span ]-O.G :[/span] Genellikle söylenti şu; özellikle yurtdışı lansmanlarında gazeteci kadrosunu senin belirlediğin söyleniyor. Bu söylenti nereden çıkıyor? Sen her kesimin eleştiri oklarına hedef oluyorsun. Bu duruma ne diyeceksin?[/p]
[p]E.Ö : Kimi zaman benim de kulağıma geliyor bu söylentiler. Bazı dergici arkadaşlar 'Bizi sen istemiyormuşsun' diye de açık açık yüzüme söylüyorlar. Sadece gülüyorum. Onlara da aynı cevabı verdim. Öncelikle bu söylentileri yayanlar, otomotiv firmalarının itibarını zedeliyor. Karar verici yöneticilere farkında olmadan hakaret ediyorlar. Yurtdışına davet edilecek gazetecilerin isimlerini belirlemek benim ne haddime. Eğer böyle olduğu düşünülüyorsa, vay be ne güçlüymüşüm farkında değilim. Çok yoğun çalışıyorum. Başımı kaşıyacak vaktim yok. Sanırım bu söylentileri çıkaranların da işi gücü yok.[/p]
[h3]LANSMANLARA KATILIMI FİRMA BELİRLER[/h3]
[p][span ]-O.G : [/span] Özellikle aylık dergiler senin onların katıldığı lansmana gelmek istemediğinden şikayet ediyorlar. Böyle bir durum söz konusu mu? PR'cılar veya şirketler sana lansman öncesi kimler katılsın diye soruyor mu?[/p]
[p]
[img src="images/emre2.jpg" alt="Emre Özpeynirci" width="220" height="331" /]
E.Ö : Bu da bir şehir efsanesi. Bunu söyleyen arkadaşlar yıllarca birlikte seyahatlere gittiğimizi unutuyorlar. Yüzüme niye söylemiyorlar. Hemen cevabını veririm. Benim haddime değil böyle şeyler ve uğraşmam. Firmalar lansmanları belirlerken sadece bana değil bir çok arkadaşıma bir tek takvimin durumunu sorarlar. Sebebi de açıktır. Lansmanların çakışmamasını amaçlarlar. Çünkü her firma kendi davetine katılınmasını arzu eder. Eğer davetler çakışıyorsa birini tercih etmek zorundasınız. Bu riske girmemek için de kendilerini garantiye almak isterler. Ama firmaların bu sorularıyla tekrarlıyorum sadece ben değil bir çok arkadaşım muhatap olur. Özetle kimin katılağını nihai olarak firma belirler. Ben işime bakarım. Arkadaşlar benle uğraşacağına çuvaldızı biraz kendilerine batırsınlar.[/p]
[h3]BU SÖZLER EMEĞE SAYGISIZLIK![/h3]
[p][span ]-O.G :[/span] Sektörde pazartesi günü çıkan gazetelerde genellikle aynı haberlerin yer aldığı söyleniyor. Hatta Fatih Altaylı bu konuda birlikte yazıyorlar diye bir yazı kaleme almıştı. Bu durumu nasıl yorumluyorsun?[/p]
[p]E.Ö : Bazı haberlerin benzer olması kadar doğal birşey yok. Sonuçta aynı toplantıya gidip aynı kişilerle aynı anda konuşuyorsunuz. Hatta bir yöneticiyle tek başınıza konuşurken, diğer bir gazeteci de sohbete katılıyor. Ona 'ben özel haber yapıyorum, dinleme mi' diyeceksin. Sonuçta o sohbetten çıkan haber aynı değil bir şekilde benzer oluyor. Toplantıyı izleyen kişi gerçekten haberciyse, o basın toplantısında sorulan sorulardan da bomba bir haber çıkıyorsa ve katılanların çoğu haberi o şekilde görüyorsa, bunda ne suç var. Ama yazılanların tüm gazetelerde aynı olması yalan. Çünkü her gazete ve gazetecinin farklı bir yazı üslübu ve habere bakışı vardır. Bu da farklılığı beraberinde getirir. Bugün genel yayın yönetmenleri ve ekonomi müdürleri de birlikte gittiği bir seyahatten veya toplantıdan sonra benzer manşetleri atmıyorlar mı? Bu polemik sırasında Ufuk Sandık çok güzel bir örnek vermişti: "Hangi genel yayın yönetmeni, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin sonucu yerine, Beşiktaş'ın maç sonucunu manşete taşır?" Tüm gazetelerin maçın sonucunu aşağı yukarı benzer şekilde vermeleri, bunun tek elden çıktığını mı gösterir. Yoksa aklın yolunun bir olduğunu mu? Diğer taraftan pazartesi günü tüm gazetelerin bazı rutin durumlar hariç sürekli aynı şeyi yazdığını söylemek emeğimize haksızlıktır. Bunu söyleyenlerin köşemi daha dikkatli okumalarını tavsiye ederim.[/p]
[h3]OTOMOTİV BASINI OLARAK ÇOK ETKİLİYİZ![/h3]
[p][span ]-O.G : [/span]Gazete ve gazetecilerin otomotiv sektöründe ne gibi bir ağırlıkları var? Basın ve sektör değerlendirmesi yapar mısın?[/p]
[p]E.Ö : Basının bence en önemli misyonu otomotiv sektöründeki her türlü gelişmeyi doğru ve vizyoner şekilde aktarmasıdır. Hem tüketici hem hükümet nezdinde çok önemli bir yaptırım gücüne sahip olduğumuz açıktır. Gündemi zaman zaman etkileyebildiğimiz gibi doğru bir şekilde belirleme gücüne de sahibiz. Otomotiv sektörü son yıllarda en parlak günlerini yaşıyor. Hem üretimde, hem ihracatta hem de iç pazarda hızlı büyümeler yaşanıyor. Dünyadaki neredeyse tüm markalar Türkiye'de faaliyet gösteriyor. Bu gelişmede basının gücü yadsınamaz. Ayrıca omotiv sektörü büyüdükçe basının gücü ve misyonu da artıyor. Sadece otomobil testi yapan kişilerden, artık her yönlü sektörel değerlendirmeler ve haberler yapabilen bir yapıya geldik. Ben inanıyorum ki, otomotiv basınının gücü her geçen gün daha da artacaktır. Çok kısa zaman içinde gazetelerde otomotiv köşeleri haftalıktan çıkıp, her gün yayınlanır hale gelecektir. Çünkü büyüyen ve gelişen sektördeki haberler artık bir iki güne sığmıyor. Ben kendi adıma ana gazete, ekler ve internete yazarak, haberlerin ancak bir kısmını tüketebiliyorum.[/p]
[p align="center"][img src="images/emre_lambo.jpg" width="400" height="195"/][/p]
[h3]SİNİRLERİ GEREN BİR REKABET SÖZ KONUSU![/h3]
[p][span ]-O.G:[/span] Günlük gazeteler arasındaki rekabet ne boyutta? Haber atlatma, atlanılan haberin takibi gibi gazetecilik refleksleri açısından otomobil basınındaki durum nedir?[/p]
[p]E.Ö : Gazetecilik heyecan işidir. Heyecanınızı kaybetmeden gazetecilik yapıp, haberi küçümsemezseniz çok güzel ve özel işler çıkarıp başarılı olursunuz. Otomotiv basını bugün gazetelerin ekonomi servislerinde en fazla uzmanlaşılan alandır. Her gazetenin muhakkak bir otomotiv editörü vardır. Bu da rekabeti beraberinde getirir. Her alanda olduğu gibi otomotiv gazeteciliğinin de olmazsa olmazı haber atlatmaktır. Haber atlatmak veya atlamak bu işin doğasında vardır. Ben günlük gazeteler arasındaki yoğun ve bazen sinirleri geren rekabetin bu sektörü geliştirdiğine inanıyorum. Rekabet heyacanı, heyacan da iyi haberi beraberinde getiriyor. Pazartesi günleri her editör en flash haberi yazmak için çok büyük bir mücadele veriyor. Tabi bizim tek görevimiz sadece yazmak değil tüm yazılanları takip etmek, haberleri ona göre geliştirmek. Sırf ses getirsin diye bir haber yazıp, etkilerini düşünmemek en büyük hatamız olur.[/p]
[h3]DAVET KONTENJANA GÖRE OLUYOR![/h3]
[p][span ]-O.G :[/span] Son dönemde bazı lansmanlara ya sadece sen ya da Sabah'tan Ufuk'la birlikte gidiyorsunuz. Bu de sektör içinde çeşitli dedikoduları yol açıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?[/p]
[p]E.Ö : Bu sorunun muhatabı ben değilim. Firmalar onlara verilen kontenjana göre gazeteci davet ederler. Bu kontenjan eğer birse, seçimlerine ona göre yaparlar. Bu bazen ben olurum bazen sen bazen de hedef kitlesine yönelik olarak bir televizyon veya dergi olabilir. Zaten bunun birçok örneği var. Life style yazılar yazan gazeteciler ve yazarlar da bazı otomotiv tanıtımlarına katılıyor. O zaman bizde dedikodu mu yapmalıyız. Bu durumda firmaları suçlayıp, baskı kurmak sadece o gazetecinin itibarını zedeler. Doğal olarak firmalar ellerindeki az sayıdaki kontenjanı en iyi şekilde kullanmak isteyecektir. Bu seçimde kurumun gücü, gazetecinin tarzı ve ne tip haber çıkartabileceği ve kaç mecrada kullanacağı önemlidir. Ama yanlış anlaşılmasın bu tip özel işler yılda en fazla 2-3 kere denk gelir. Öyle sürekli 1-2 kişi gidiyor değiliz.[/p]
[h3]İŞİMİZİN SERMAYESİ ÇALIŞMAKTIR![/h3]
[p][span ]-O.G :[/span] İşsiz kalan tüm gazeteciler birer internet sitesi kurup sektörle temasını bu şekilde sürdürmeyi amaçlıyorlar. Test otomobili almak, lansmana gelmek ve alınabilirse de reklamla sektörde yer edinmeye çalışıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?[/p]
[p]E.Ö : Başta da söylediğim gibi bizim işimizde sermayemiz çalışmaktır. Çok çalışan nerde olursa olsun başarılı olacaktır. Ben buna inanıyorum. Bu ister gazete, ister dergi ister internet olsun hepsi bana göre benzer mecralardır. Egolarımıza hakim olup, doğru dürüst çalışırsak sonucu er ya da geç alırız. Çalışmayıp, işi kolay yoldan kotarmaya çalışanların barınamayacağı bir sektördeyiz. İnternet sürekli gelişiyor ve önemini artırıyor. Bence bu işe girerek, sektörle teması kesmemek o kişiler için önemli. Ben bu sektörü güçlendirecek her türlü girişimi düzgün yapıldığı takdirde destekliyorum.[/p]
[img src="images/emre1.jpg" alt="Emre Özpeynirci" width="300" height="451" /]
[h3]HERKES ŞAPKASINI ÖNÜNE KOYUP DÜŞÜNMELİ![/h3]
[p][span ]-O.G :[/span] Türkiye'de halen yapılan otomobil gazeteciliğini nasıl değerlendiriyorsun?[/p]
[p]E.Ö : Her geçen gün daha gelişiyor ve uzmanlaşılıyor. Daha önce söylediğim gibi çok kısa bir süre içinde gazetelerde her gün otomotiv köşeleri ve sayfaları yayınlanmaya başlayacak. Gazeteler gibi diğer mecraların da sektörün hızlı gelişimine ayak uydurması gerekiyor. Bu konuda kimse kompleks yapmayıp şapkasını önüne koyup, nerde hata yaptığını bulup, kendini geliştirmeli. İnternetin çok hızlı gelişimi, gelecekte dengeleri değiştirecektir.[/p]
[h3]GENÇ GAZETECİLERİN İŞİ ZOR![/h3]
[p][span ]-O.G :[/span] Hem genç otomobil gazetecilerine hem de halen bu işi yapan gazetecilere ne gibi tavsiyen var?[/p]
[p]E.Ö: Otomotiv gazeteciliği gençler arasında çok cazip. Çünkü hayallarini kurdukları otomobilleri kullanıp, üstüne bir de para alıyorlar. Tabi bu herkes için geçerli değil. Sonuçta otomotiv gazeteciliği ciddi bir iş. Otomotiv gazeteciliği artık sadece otomobilden anlamak veya iyi kullanmaktan ibaret değil. Özellikle günlük gazetede çalışmak istiyorlarsa, gazetecilik dışında ekonomiyi de yakından takip etmeleri ve birikime sahip olmaları gerekiyor. Dergilerde ise durum biraz daha farklı. Özellikle test sürücüsü olmak isteyenlerin, daha farklı yeteneklere sahip olması şart. Bunun yanında artık otomotiv gazeteciliğinin olmazsa olmazı yabancı dildir. Lansmanların çoğunun yurtdışında olduğunu ve önemli haberlerin yabancı yöneticilerden çıktığını düşünürseniz ingilizce bilmeniz sizin için büyük bir artıdır. Bana göre en önemli şey ise genç gazetecilerin bir toplantıya veya lansmana gitmeden önce ders çalışır gibi çalışmaları gerekiyor. Çünkü bizim işimizin temel noktası, karşı tarafın size verdiğini alıp haber yapmak değil, sizin onlardan istediğinizi alıp haber yapmaktır. Bu nedenle ne soracağınızı iyi bilmeniz gerekir. Yani yeni nesil gazetecilerin işi zor. Bir çok meziyete sahip olmaları gerekiyor. Hem iyi otomobil kullacak, hem gazeteciliği ve ekonomiyi bilecek hem de İngilizce'ye hakim olacak. Tabi bunun dışında otomotiv sektörünü de yakından tanıyıp gelişmelere hakim olacak. Ama gazetecilik bir hastalıktır. Bir kere adım attınız ve o hazzı aldınız mı, hele bir de bitmeyen heyecanınız varsa bulunmaz bir meslektir.[/p]