AVM'ye Değil Yeşil Alana İhtiyaç Var!
Şanlıurfa İdare Mahkemesi'ne intikal eden 11 Nisan Meydan Projesi'ndeki AVM, Bilirkişi Raporu'na takıldı.
Şanlıurfa'da 11 Nisan Şehir Stadı ile birlikte kapalı spor salonu, olimpik yüzme havuzu ve çay bahçelerinin yıkılarak yerine yeşil alanla birlikte AVM, otopark ve cami yapılması kentte çeşitli sivil toplum kuruluşu ve kesimlerin tepkisine sebep olmuştu. Yetkililer, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı kentte yıkılan tesislerinin yerine yeniden tesis yapılması amacıyla gelir elde edilmesi planlandığı kaydedilerek, AVM yapılmasında ısrarcı davranılmıştı.
BELEDİYE: BÖLGEDE TRAFİK SORUNU YOK
Saadet Partisi Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Mehmet Cafer de Şanlıurfa İdare Mahkemesi Başkanlığına başvurarak yürütmenin durdurulması talebini iletti. Cafer'in şikayeti üzerine 11 Nisan Meydanında inceleme yapmaya gelen Bilirkişi Heyeti raporunu geçtiğimiz günlerde tamamlayarak mahkemeye sundu. Bilirkişi, meydanda ticari alanlara yer verilmesi durumunda trafik yoğunluğunun yaşanacağını ve yeşil alanın yok edileceğini savunan Cafer'i haklı buldu. Mehmet Cafer'in şikayet dilekçesinde, meydanda ticari alana yer verilmesi halinde yapı yoğunluğunun arttırılmasına ve ulaşım gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olacağını belirtmişti. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ise avukatı aracılığıyla yaptığı savunmada, meydanın bulunduğu bölgede trafik sorunu olmadığını ileri sürdü.
HEYET KEŞFE GELMİŞTİ
Şanlıurfa İdare Mahkemesi Başkanlığının talebi doğrultusunda geçen 27 aralıkta Şanlıurfa'ya gelen Bilirkişi Heyeti, 11 Nisan Stadı'nın yeriyle ilgili olayı mahkemeye taşıyan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şanlıurfa İl Temsilcisi Ruken Okyay Çiçek ile Saadet Partisi Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Mehmet Cafer'i de yanına alarak mahkemelik meydanda keşfe çıkmıştı. Bir saatlik keşfin ardından Şanlıurfa'dan ayrılan Bilirkişi Heyeti, yaklaşık bir ay süren inceleme sonucunda raporunu mahkemeye sundu.
İŞTE HEYETİN RAPORU
Heyet bölgede okul, ticari, sağlık, dini ve idari tesisler ile konut ve yeşil alana yönelik detaylı bir araştırma yaptı. İşte Bilirkişi Heyeti'nin mahkemeye sunduğu rapor:
"Alan bütünü tekrar analiz edilerek, öngörülün yeni arazi kullanımı, nüfus büyüklüğü ve bunlara bağlı ekonomik ve sosyal gereksinimler göz önünde tutularak plan değişikliğine gidilmelidir. Dava konusu işlemde plan değişikliğini zorunlu kılacak bilimsel, teknik, nesnel, gerekçeler olup olmadığı dava dosyasında sunulan bilgi, belgeler ve alanda yapılan keşif doğrultusunda değerlendirildiğinde; Şanlıurfa Belediye Meclisi'nin dava konusu alana ilişkin çeşitli dönemlerde plan değişikliği yaptığı görülmekte, getirilen kararlar açısından incelendiğinde ise bu imar planı değişikliklerin yukarıda sıralanan türde bilimsel, teknik, nesnel bir gerekçeye dayandırmadığı görülmektedir. Bu açıdan dava konusu gerçekleştirilen plan değişikliği Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğe uygun bulunmamakta, yapılan değişiklikte şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ve kamu yararının gözetilmediği anlaşılmaktadır.
'PROJE KAMU YARARI İLKESİNE AYKIRI'
Dava konusu işlemde; kentin önemli yeşil alanlarından biri olan spor alanı kaldırılarak yerine 'ticaret alanı' ve 'dini tesis' alanı getirilmektedir. Planlama sürecinde plana dahil olan her alanın kullanım kararının, bu alan içerisindeki diğer kullanımlarla ilişkisi düşünülerek, hesaplanarak tasarlanmaktadır. Planın ussallığı, nesnelliği, bilimselliği bu tür incelemelere ve kullanım arası uyuma dayanarak oluşturulur ve bu yaklaşım rastgelelik içeren durumları dışlar. Dolasıyla planın bütünselliği içinde nüfusun ihtiyacı olan spor alanının kaldırılarak yerine ticaret ve dini tesis kullanımlarının getirilmesi Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik'te belirtilen donatı alanı standartlarının bozulmasına neden olacaktır. Dava konusu işlemde daha önce yakın çevresine ve tüm kente hitap eden spor tesisi ve açık yeşil alanın kaldırıldığı görülmektedir. Bu durumda yapılan plan değişikliği ile Yönetmeliğin hükmettiği sosyal ve teknik donatı alanlarının asgari standartlarda karşılanması sağlanamamakta ve sosyal ve teknik altyapı sistemlerinin tüm bölgede yetersiz kalarak çevredeki yaşam alanlarının da olumsuz etkilemesi söz konusu olmaktadır. Planlamanın temellerinden biri olan kamu yararının sağlanması hedefi gerçekleştirilemeyerek, dava konusu uygulama ile kamu yararı ilkesine aykırı davranılmaktadır.
'BÖLGEDE YEŞİL ALAN AZ'
Dava konusu alanın yakın çevresinde bulunan dini tesis alanları, yeşil alanlar ve alışveriş merkezleri görülmektedir. Haritadan da anlaşılabileceği üzere yakın çevrede erişilebilir mesafede dini tesis alanları ve alışveriş merkezi bulunurken, kentin nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bu alanda kentte sağlanması gerekli donatı standartlarına göre en fazla yer ayrılması gereken (kişi başına 10 metrekare) yeşil alanların gerek miktar gerekse erişilebilirlik açısından oldukça sınırlı düzeyde olduğu görülmektedir. Dolayısıyla dava konusu alanın yakın çevresinde olması gereken yeşil alanların nüfus ihtiyaçlarını karşılamaması göz önünde bulundurulduğunda, bu plan değişikliği için ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun şartların oluşmadığı gözlemlenmektedir.
'ALT YAPI ARTACAK NÜFUSA GÖRE DEĞİL'
Dava konusu plan değişikliği açıklama raporunda 'Zemin altında belirlenen yapı yaklaşma sınırları içerisinde kalan alanın tamamında eksi dört kat inilecektir. Eksi bir ve eksi ikinci katlarda Alışveriş Merkezi, eksi üç ve eksi dördüncü katta kamuya açık kapalı otopark alanı yapılması planlanmıştır' notu bulunmaktadır. 'Zemin üstünde meydanın doğusunda inşaat alanı 3 bin metrekareyi geçmeyecek şekilde, ticaret alanları yapılacaktır. Geri kalan alan yeşil alan ve meydan alanı olarak kullanılacaktır. Alanın güney doğusunda inşaat alanı 2 bin 500 metrekareyi geçmeyecek şekilde dini tesis alanı yapılması planlanmıştır' denilmektedir. Buna göre zemin üstünde 3 bin metrekare gibi alan bütününde önemli bir büyüklük arz etmeyen ticaret alanı, zemin kat kotu altında kazanılacak alanlar da emsale dahil edildiğinde önemli bir yapılaşma alanı ortaya çıkarmaktadır. Noktasal olarak parsel bazında yapılan ve bir önceki kullanıma göre emsal artırıcı bu tür değişiklikler sadece bulundukları bölgedeki kullanımlara göre yapılandırılmış ulaşım-dolaşım, otopark, su, kanalizasyon, enerji ve haberleşme ağları gibi kentsel teknik altyapı sistemlerine baskı getirmeyecek; aynı zamanda eklenen inşaat alanlarının bölgeye çekeceği ek nüfus sebebiyle plan bütününde ulaşım başta olmak üzere altyapı alanlarının yetersiz kalmasına neden olacaktır. Dava konusu alanın şehirdeki konumu değerlendirildiğinde; şehir merkezini önemli bir nüfus ataması yapılan kuzey gelişme bölgelerine ulaştıran ana omurga üzerinde yer alması ve önerilen kullanımlarla bu alan önemli bir nüfus çekeceği öngörüsü, alanda trafik problemlerinin ortaya çıkacağına işaret etmektedir.
'ALTINDAN GEÇE DERE DE PROBLEM'
Öte yandan üzeri kapatılan Bamyasuyu deresinin dava konusu alanın ortasından geçiyor olması alandaki eğitim alt kodlarda olduğuna ve alandaki su toplama potansiyelinin yüksekliğine işaret etmektedir. Böylesi bir alanda yeraltında eksi dördüncü kata kadar yapılaşmaya gidilmesinin teknik problemlere de yol açacağı şüphesizdir. Özellikle çevresinin yoğun yapılaşmayla karşı karşıya kaldığı ve doğal kaynak potansiyeline sahip bu tür bölgelerde, ekolojik dengelerin korunması adına açık alan düzenlemelerinin öngörülmesi ekolojik planlama ilkeleri açısından önem arzetmektedir.
'ŞEHİRCİLİK İLKELERİNE TERS'
Yukarıda da detaylı bir biçimde aktarıldığı üzere, planlama sürecinde plana dahil olan her alanın kullanım kararı bu alan içerisindeki diğer kullanımlarla ilişkisi düşünülerek, hesaplanarak tasarlanmaktadır. Planın ussallığı, nesnelliği, bilimselliği bu tür incelemelere ve kullanımlar arası uyuma dayanarak oluşturulur ve bu yaklaşım rastgelelik içeren durumları dışlar. Buna göre dava konusu işlemde; imar planlarının yapılması ve değişiklikleri sırasında uyulması ve/veya uygulanması gereken esaslar (alt yapı, sosyal donatı alanları, artan nüfus yoğunluğu karşısında uygulanması gereken kurallar, vb.) olarak tanımlanan ve Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik hükümleri ile ayrıntılı olarak açıklanan şehircilik ilkeleri göz ardı edilmekte ve yapılan bu plan değişikliği ile planın bütünselliğine aykırı işlem gerçekleştirilmektedir. Sosyal ve teknik altyapı gereksinimlerinin karşılanması düşünülmeden yapılan bu değişiklik ile önerilen yapılaşma hem şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına hem de kamu yararına aykırı bir durum oluşturmaktadır.
SONUÇ: PROJE UYGUN DEĞİLDİR
Şanlıurfa Belediye Meclisince 04.02.2013 tarih ve 13 karar nolu toplantıda Mülkiyeti İl Özel İdaresi'ne ait Merkez Bamyasuyu Mahallesi, tapuda 139 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 16 numaralı parsel ile 140 ada 4 numaralı parsellerde kayıtlı taşınmazlara (11 Nisan Stadyum Sahası ve tesisleri vasıflı ve imarda konaklama tesisi (otel) ve özel proje alanı) ilişkin imar değişikliği yapılmasına dair karara davacı tarafından 08.03.2013 tarihinde yapılan itirazın reddine dair 02.04.2013 tarih ve 30 sayılı davalı belediye meclisi kararının; şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile dayanağı olan üst ölçekli planlara uygun olmadığı görüşüne varılmıştır.
Bilirkişi raporunun ardından şimdi Şanlıurfa İdare Mahkemesi Başkanlığı'nın meydan hakkında vereceği karar bekleniyor.
Bu arada Gazete İpekyol'a konuşan AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Celalettin Güvenç de, belediye seçimlerini kazanması durumunda, özellikle Bahçelievler esnafının zor durumda kalmaması için AVM düşünmediklerini belirtmişti.
(Kaynak: Gazeteipekyol)