Ruh Sağlığı Alanında Sivil İzleme Sistemi Yaratma Projesi

Son Güncelleme:

RUSİHAK Genel Koordinatörü Layıkel: "Ruh sağlığı hastanelerinde, mevcut durumun uluslararası insan hakları standartlarının çok gerisinde olduğunu, her gün her an pek çok insan hakkı ihlali yaşandığını gördük" "Acilen bu kurumların kökten bir değişime uğratılmasını, mevcut sistemin insan haklarına uygun.

Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK) Genel Koordinatörü Şehnaz Layıkel, "Ruh sağlığı hastanelerinde, mevcut durumun uluslararası insan hakları standartlarının çok gerisinde olduğunu, her gün her an pek çok insan hakkı ihlali yaşandığını gördük" dedi.


Laykel, RUSİHAK, AB ve Global Dialogue tarafından da desteklenen "Ruh Sağlığı Alanında Sivil İzleme Sistemi Yaratma Projesi"nin taslak raporunun açıklandığı toplantıda projeye ilişkin bilgi verdi.


Ruh sağlığı alanında hak temelli bir yaklaşım için çalışmalar yaptıklarını belirten Layıkel, bu konuda bağımsız ve sivil bir izleme mekanizması oluşturmak amacıyla İstanbul, Manisa, Samsun, Elazığ ve Adana'da insan hakları savunucuları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla bir ekip oluşturduklarını söyledi.


Yabancı uzmanların da katılımıyla ekibe eğitim verildiğini, sivil izleme formları ve kılavuzu geliştirildiğini anlatan Layıkel, belgesel ve fotoğraf ekibiyle birlikte Eylül 2011-Haziran 2014 döneminde tüm ruh sağlığı hastanelerine ziyaretler yapıldığını ve koşulların insan hakları standartları açısından gözlemlendiğini ifade etti.


Hastanelerdeki koşulların incelendiği ilk çalışmanın 2006-2008 döneminde yapılarak bir rapor hazırlandığını kaydeden Layıkel, "İlk raporumuzdan bu yana 6 yıl geçmesine rağmen, ruh sağlığı hastanelerinde fiziki koşullardaki bir takım sınırlı iyileştirmeler dışında koşullar ve uygulamaların neredeyse hiç değişmemiş olduğunu belirledik. Ruh sağlığı hastanelerinde, mevcut durumun uluslararası insan hakları standartlarının çok gerisinde olduğunu, her gün her an pek çok insan hakkı ihlali yaşandığını gördük" diye konuştu.


"Yasal düzenlemeler yapıldı"


Türkiye'nin 2009'da BM Engellilerin Hakları Sözleşmesi'ni imzaladığını ve 2011'de Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı'nın açıklandığını hatırlatan Layıkel, "Hem bu gelişmeler hem de tanık olduğumuz koşullar ve insan hikayeleri acilen bu kurumların kökten bir değişime uğratılmasını, mevcut sistemin insan haklarına uygun hale getirilmesini gerektiriyor" ifadesini kullandı.


Sivil izlemeyi, Türkiye için yeni bir kavram olsa demokrasi yolunda atılacak en önemli adımlardan biri olarak değerlendiren Layıkel, kamu kurumlarının yurttaş girişimleri tarafından sivil ve bağımsız mekanizmalarca izlenmesinin mevcut siyasi ve toplumsal yapı içerisinde ciddi engeller ve zorluklar içeren bir eylem olduğuna dikkati çekti.


Sivil izlem gibi çalışmaların uluslararası sözleşmeler açısından güvence altına alındığını hatırlatan Layıkel, ruh sağlığı hastaneleri gibi toplumsal hayattan ve hafızadan dışlanan, yokmuş gibi yaklaşılmaya, unutulmaya çalışılan insanların kapalı tutulduğu mekanların incelenmesinin gerekliliğini vurguladı.


Layıkel, şunları kaydetti:


"Bu taslak raporun ve proje kapsamında ortaya çıkan DEPO belgeselinin görülmekten, duyulmaktan imtina edilen, kapalı kapılar ardından tutulmaya çalışılan insan hikayelerini kamuoyunda görünür kılması, sorunun farklı kesimlerden kişi ve kurumlar tarafında sahiplenilmesine katkıda bulunması, yıllardır kurumlarda yaşanan insan hakları ihlallerinin önüne geçmesi, mevcut kurumların ve dayandığı zihniyetin meşruiyetinin sorgulanmasını sağlamasını diliyoruz."


"Tedavi süreçlerinde çeşitli sorunlar hala devam ediyor"


Ruh Sağlığı Alanında Sivil İzleme Sistemi Yaratma Projesi Koordinatörleri Nalan Erkem ve Aysun Yavuz Dağıstanlı ise taslak rapora ilişkin tespit ve önerileri açıkladı.


Raporda, ziyaret edilen ruh sağlığı hastaneleriyle ilgili olarak psikiyatri kullanıcısı bireylerin teşhisleri, tedavi seçenekleri ve özellikle de tedaviyi kabul ve reddetme hakları konusunda bilgilendirilmedikleri, tedavi planlanması ve sunulması süreçlerine katılımlarının sağlanmadıklarının belirlendiği kaydedildi.


İstemsiz yatışların hala çok olduğuna ve yargısal denetimdeki sorunlara değinilen raporda, kapalı kurumda ilaca dayalı tedavinin yaygın uygulandığı, rehabilitasyon ve diğer desteklerin sunulmadığı görüşüne yer verildi.


Bireyin aile ve çevresinin tedavi sürecine dahil edilmediği, bu nedenle hastanelere geri dönüş oranlarının yüksek olduğunun belirtildiği raporda, toplum ruh sağlığı merkezlerinin tedavi sürecine olumlu katkı sunacaklarına dikkat çekildi.


Raporda, "Psikiyatri hastanelerinde tedavi gören bireylere yönelik kötü muamele iddialarının yaygın olmasın karşın etkin bir şikayet mekanizmasının bulunmadığı, tecrit ve tespitin yaygın olarak uzun süreli ve cezalandırma amaçlı kullanıldığı, bazı adli servislerin insan onuruyla ve tedavi ortamıyla bağdaşmayacak kadar kötü koşullarda olduğu, ruh sağlığı hizmeti veren personelin sayıca yetersizliği, çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında uzman ve uygun tedavi ortamlarına gereksinim olduğu görülmüştür" ifadeleri kullanıldı.


"Raporda yer alan öneriler"


Taslak raporda tedavi süreçlerine ilişkin olarak ise şu önerilerde bulunuldu:


"Rus sağlığı hizmetleri, başta BM Engellilerin Hakları Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuka ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ilkelerine uygun olarak yeniden kurgulanmalıdır.


Psikiyatrik teşhis almış bireylere karşı ayrımcılık içeren tüm yasa, kural ve uygulamalar kaldırılmalıdır.


Psikososyal engel olan bireylerin, yaşamın her alanında diğer bireylerle eşit hukuki ehliyete sahip oldukları kabul edilmeli, bu ehliyeti kullanırken ihtiyaç duyabilecekleri tüm destekler sağlanmalıdır. Bu amaçla başta Medeni Kanun olmak üzere ulusal mevzuat BM Engellilerin H akları Sözleşmesi'ne uygun hale getirilmeli, vesayet sistemi tümüyle kaldırılmalıdır.


Ruh sağlığı hizmetleri, psikiyatri kullanıcıları ve psikososyal engellilerin herkesle eşit hukuki ehliyete sahip oldukları ilkesi, doğuştan sahip oldukları onura ve özerkliğe saygı temelinde planlanmalı ve sunulmalıdır.


Hizmetlerin planlanması ve yürütülmesinde, psikososyal engelli bireylerin ihtiyaçları göz önüne alınmalı ve içermeci bir yaklaşım benimsenmelidir.


Ruh sağlığı faydalanıcılarının, ruh sağlığı alanında karar alma ve politika oluşturma, hizmetlerin planlanması ve uygulanması süreçlerine tam katılımını düzenleyen yasal değişiklikler ile idari düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.


Ruh sağlığında toplum temelli sisteme geçilmelidir. Psikiyatri kullanıcılarının kendi yaşadıkları çevrede kaliteli ruh sağlığı hizmetlerine erişimi için gerekli yasal, idari ve diğer tedbirler alınmalıdır.


Ruh sağlığı alanında yatarak tedavi hizmetleri, büyük bölge hastanelerinin yerine tüm ülkede ve genel hastanelerin psikiyatri servislerinde verilmelidir."


Bilgilendirme, tedaviyi kabul ve reddetme hakkı, istemsiz yatış ve tedavi, tecrit ve tespit ile tedavi ortamlarına ilişkin önerilerin de yer aldığı raporda, "BM Engellilerin Hakları Sözleşmesi'nin 16. ve 33. maddelerinde de belirtildiği üzere, ruh sağlığı hizmeti veren tüm kurumların, sivil ve bağımsız izleme mekanizmalarınca önceden bildirim yapılmaksızın ziyaretler yoluyla izleme olanağı sağlayan yasal düzenlemeler yapılmalıdır" ifadesi kullanıldı.


Raporun sonuç bölümünde ise "Acilen mevcut ruh sağlığı sisteminde, BM Engellilerin Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası insan hakları standartları, ilke ve normları göz önünde bulundurularak kökten bir dönüşüme gidilmesi, kişilerin ihtiyaçlarını merkeze alan, iradelerine ve kişilik onurlarına saygı gösteren, toplum içerisinde yaşam için gerekli destekleri sağlayan yeni bir sisteme geçilmesi gerekmektedir" görüşüne yer verildi.


Konuşma ve sunumların ardından izlenen kapalı kurumları konu alan "DEPO" adlı belgeselin gösterimi yapıldı. - İstanbul

Kaynak: AA