Samiha Ayverdi'ye 33. Yıl Anması

Son Güncelleme:

Mütefekkir ve yazar Samiha Ayverdi'nin vefatının üzerinden 33 yıl geçti. Türk edebiyatına büyük katkılar sağladı.

Türk kültür ve edebiyatının önemli isimlerinden mütefekkir ve mutasavvıf yazar Samiha Ayverdi'nin vefatının üzerinden 33 yıl geçti.

Ayverdi, 25 Kasım 1905'te İstanbul Şehzadebaşı'nda, Meliha Hanım ile Piyade Kaymakamı Yarbay İsmail Hakkı Bey'in ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Köklü bir aileye mensup olan Ayverdi'nin ağabeyi Ekrem Hakkı Ayverdi de sanat tarihi alanında önemli çalışmalara imza attı.

Baba tarafından soyu Ramazanoğullarına, anne tarafından ise Budin'de medfun bulunan Bektaşi dervişi Gül Baba'ya dayanan Ayverdi, küçük yaşlardan itibaren güçlü bir kültürel ve manevi mirasın içinde yetişti.

Babasının selamlık sohbetlerinde önemli isimlerin fikir dünyasına tanıklık etti

Henüz 3-4 yaşlarındayken babasının evinde düzenlenen selamlık sohbetlerine katılan Ayverdi, burada dönemin önemli isimlerinin fikir dünyasına tanıklık etti.

İlk öğrenimine mahalle mektebinde başlayan yazar, Süleymaniye Kız Numune Mektebi'nden mezun olduktan sonra eğitimini özel derslerle sürdürerek tarih, tasavvuf, felsefe ve edebiyat alanlarında kendini geliştirdi. İyi derecede Fransızca bilen ve keman çalabilen Ayverdi, entelektüel birikimini erken yaşta derinleştirdi.

Genç yaşta evlendirilen ve Nadide adında bir kız çocuğu dünyaya getiren Ayverdi, bir süre sonra eşinden ayrıldı ve hayatını ilim, düşünce ve yazıya adadı.

Tasavvufi çizgisini belirleyen isim Kenan Rifai oldu

Samiha Ayverdi'nin hayatında belirleyici rol oynayan isim, annesi aracılığıyla tanıştığı mütefekkir ve mutasavvıf Kenan Rifai (Büyükaksoy) oldu.

Onun rehberliğinde tasavvufi bir çizgiye yönelen Ayverdi, bu derinlikli birikimi eserlerine yansıttı. Aynı zamanda erken Cumhuriyet döneminde kadın mütefekkir kimliğiyle öne çıkan nadir isimlerden biri olarak dikkati çekti.

Yazarlık hayatına Kenan Rifai'nin teşvikiyle adım atan Ayverdi, ilk yazılarını Necip Fazıl Kısakürek'in çıkardığı "Büyük Doğu" dergisinde yayımladı. Bunun yanı sıra "Resimli İstanbul Haftası", "Türk Yurdu", "Havadis", "Tercüman", "Kubbealtı Akademi Mecmuası" ve "Türk Edebiyatı" gibi birçok yayın organında yazılar kaleme aldı.

Edebiyattan düşünce yazılarına uzanan üretken bir hayat

İlk romanı "Aşk Budur"u 1938'de yayımlayan Ayverdi, 1946'ya kadar daha çok tasavvufi içerikli roman ve hikayeler kaleme aldı. Bu tarihten sonra ise biyografi, hatıra, mektup, inceleme ve makale türünde eserler vererek düşünce yazılarına yöneldi.

Osmanlı'nın son dönemine, Balkan Savaşları'na, 1. Dünya Savaşı'na, Kurtuluş Savaşı'na ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık eden Ayverdi, tarih ve medeniyet perspektifini eserlerinin merkezine yerleştirdi.

Mevlana, Muhyiddin-i Arabi, Hafız ve Şeyh Sadi Şirazi gibi isimlerden etkilenen yazar, Batı düşüncesini de yakından takip ederek iki farklı dünyayı sentezleyen bir yaklaşım geliştirdi.

Hayatında yaklaşık 50 eser kaleme alan Ayverdi, tasavvuf, tarih şuuru, medeniyet inşası ve İstanbul üzerine yoğunlaştı. Eserlerinde, Batılılaşma süreciyle birlikte yaşanan toplumsal değişimi ve bu değişimin doğurduğu sorunları ele alarak çözüm önerileri sundu.

İstanbul'u bir medeniyet hafızası olarak ele aldı

Samiha Ayverdi, özellikle eski İstanbul kültürünü işleyen eserleriyle öne çıktı. Geleneksel konak, köşk ve yalı hayatını, tasavvufi çevreleri ve şehir kültürünü merkeze alan yazılarında, İstanbul'u bir medeniyet hafızası olarak ele aldı.

Türkçeyi yalın ve titiz bir üslupla kullanan Ayverdi, "İbrahim Efendi Konağı"nda konak hayatını kendi hatıralarından yola çıkarak anlatırken, "Mesihpaşa İmamı" romanında ise değerlerinden uzaklaşmış bir din adamının iç dünyasını işledi. "Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız" adlı eseriyle de Türkiye'de eğitim ve kültür alanındaki sorunlara dikkati çekti.

Kültürel ve sosyal hayata yön veren çalışmalara imza attı

Milli kültür ve manevi değerlerin yaşatılması için önemli çalışmalar yürüten Ayverdi, Mevlana'nın anıldığı Şeb-i Arus merasimlerinin 1954'te yeniden ihya edilmesine öncülük etti. Yunus Emre'nin tanıtılması amacıyla yapılan derleme ve yayın çalışmalarında yer aldı.

Kurucu üyeleri arasında bulunduğu Kubbealtı Akademisi, uzun yıllar Türk dili, tarihi ve kültürü alanında önemli bir düşünce merkezi olarak faaliyet gösterdi. Ayverdi ayrıca İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul Enstitüsü ve Yahya Kemal Enstitüsü'nde aktif görevler üstlendi.

Ayverdi, 1969-1980 yılları arasında Avrupa'nın çeşitli ülkelerine seyahat etti ve bu gözlemlerini "Yeryüzünde Birkaç Adım" adlı eserinde topladı. Çevre duyarlılığıyla da bilinen yazar, Fatih'te İtfaiye durağından Edirnekapı'ya kadar devam eden Fevzipaşa Caddesi'nde ve Koyunbaba Parkı'nda ağaçlandırma çalışması yaptırdı.

Birçok ödül aldı

Hayatı boyunca çok sayıda ödüle layık görülen Ayverdi'ye, Türkiye Milli Kültür Vakfı, Türkiye Yazarlar Birliği ve Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği gibi kurumlar tarafından çeşitli ödüller verildi.

Eserleri İngilizce, Arapça, Almanca, Azerbaycan Türkçesi ve Urduca başta olmak üzere farklı dillere çevrilen Ayverdi, uluslararası düzeyde de ilgi gördü. Hakkında yapılan akademik çalışmalar ve tezler, düşünce dünyasının derinliğini ortaya koydu.

Yazılarında ortaya koyduğu medeniyet perspektifiyle yalnızca edebiyat çevrelerini değil, aydın ve bürokrasi dünyasını da etkileyen Ayverdi, "Samiha Ana", "Vatan Ana", "Milli Hafıza" ve "Son Osmanlı", "İstanbul Hanımefendisi" gibi sıfatlarla anıldı.

Ardında kalıcı bir miras bıraktı

Samiha Ayverdi, 22 Mart 1993'te İstanbul'da 87 yaşında vefat etti ve Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi. Kabri, bugün de sevenleri ve talebeleri tarafından ziyaret edilmeyi sürdürüyor.

Kaleme aldığı eserler arasında ayrıca "Batmayan Gün", "Mabette Bir Gece", "Ateş Ağacı", "Yaşayan Ölü", "Yolcu, Nereye Gidiyorsun?", "İstanbul Geceleri", "Edebi ve Manevi Dünyası İçinde Fatih", "Boğaziçi'nde Tarih", "Misyonerlik Karşısında Türkiye", "Türk Rus Münasebetleri ve Muharebeleri", "Türk Tarihinde Osmanlı Asırları", "Abide Şahsiyetler", "Kölelikten Efendiliğe", "Yeryüzünde Birkaç Adım", "Bağ Bozumu, "Dile Gelen Taş", "Ratibe", "İki Aşina" ve "Ezeli Dostlar" bulunuyor.

Ayverdi'nin fikirleri ve eserleri, bugün de kültür, medeniyet ve kimlik tartışmalarında referans alınmaya devam ediyor.

Prof. Dr. Abdullah Uçman, bir sempozyumda Ayverdi'nin kitaplarına dair, "Onun eserlerinde İstanbul'u ve İstanbul'un tarihini koklarsınız adeta. En ince ayrıntısına kadar İstanbul'un kadim semtlerini ve orada geçen hayatları anlatır. Samiha Ayverdi eğer bugün hayatta olsaydı, kendisinin daha 1950'li yıllarda ah vah ettiği İstanbul'un bugünkü manzarasına da şahit olsaydı, bu şehirde yaşamaktan mutlu olmazdı." değerlendirmesinde bulunmuştu.

Prof. Dr. Kenan Gürsoy ise Ayverdi'ye dair şunları kaydetmişti:

"O büyük bir mütefekkirdir. Bir tefekkür hanımefendisidir. Bir tarih, medeniyet, insan, şehir ve şahsiyet mütefekkiridir. Kendimi bilmeye başladığım o zamanlardan itibaren onu büyük bir hayranlık içinde gördüm. Bir tarafıyla çok yakın, gördüğümüz zaman içimizin aydınlandığı diğer veçhesiyle de hiç ulaşamayacağımız bir şahsiyetti."

Kaynak: AA