Şehit Acısını, En İyi Asker Kızı Anlattı

Son Güncelleme:

İzmir'de, ilköğretim okulu öğrencisi 14 yaşındaki Elzem Gizem Elden, Milli Eğitim Müdürlüğü'nin Şehitleri Anma günü nedeniyle düzenlediği yarışmada, Şırnak'ta görev yapan astsubay babasının şehit olduğunu düşünerek yazdığı kompozisyonla, il...

İzmir'de, ilköğretim okulu öğrencisi 14 yaşındaki Elzem Gizem Elden, Milli Eğitim Müdürlüğü'nin Şehitleri Anma günü nedeniyle düzenlediği yarışmada, Şırnak'ta görev yapan astsubay babasının şehit olduğunu düşünerek yazdığı kompozisyonla, il birincisi oldu.


İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Şehitleri Anma günü kutlamaları çerçevesinde, resim, şiir, kompozisyon, mektup ve anı dallarında ilköğretim okulu öğrencileri arasında yarışma düzenledi. Şehitler için yapılan bu yarışmaya, öğretmenlerinin telkiniyle, bir asker kızı olan İlköğretim okulu öğrencisi Elzem Gizem Elden de katıldı.


ÖZLEM DUYDUĞU BABASINIn SİMGESİ KÜNYE


İzmir'de annesiyle kalan Elzem Gizem Elden, yarışma için kaleme aldığı yazısında, Şırnak'ta görev yapan Astsubay başçavuş babası Bayram Elden'i, yazı kahramanı yaptı. Küçün Elden yazısında uzun süredir sadece telefondan sesini duyduğu ve çok özlediği babasının şehit olduğunu hayal edip, asker kızı olarak o acıyı anlattığı yazısıyla yarışmaya katıldı.


SEVİNCİMİ BABAMLA PAYLAŞTIM


Yarışma sonuçları açıkandığında mektup dalında il birinciliğini elde eden Elzem Gizem Elden, şehit haberlerini her duyduğunda büyük üzüntü yaşadığını, kendisini bir asker kızı olarak şehitlerin çoçuklarının yerine koyarak hakeket ettiğini ve büyük acı yaşadığını söyledi. Elden, "Yarışma için de yine bu duygularla babama olan özlememi ve korkumu bir yerde kaleme aldım. Onu çok özledim ve onun da şehit olduğunda neler hissedeceğimi yazdım. Yarışmada birinci olmak beni mutlu etti ama asker kızı olarak da büyük gurur duydum, sevincimi de babama telefon açarak paylaştım" dedi. Elzem Gizem Elden plaketle ödüllendirildi.


-------------KUTU----------


Ödül alan yazı


"O sabah, günün sessizliğiyle uyandım. Saat beş buçuğu gösteriyordu. Güneş doğmamıştı henüz. Daha ayaklarımı yorganın altından çıkarmadan önce karanlık ve boğucu olan odamda şöyle bir göz gezdirdim. Güne biraz tuhaf başlamıştım. Sebepsiz yere kalbimde bir ağrı, bir acı, bir eksiklik hissetmiştim. Üstümdeki bu ağırlığı atmak için hızlı adımlarla salona gittim. Tam balkona çıkacakken gözüm öylece koltukta oturan anneme çarptı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Beni görünce hemen gözyaşlarını sildi. Onu izlediğimi görünce yüzüne zor bir gülümseme yerleştirerek, öğlen seni bir yere götüreceğim dedi, elime bir künye verdi. Üstünde babamın adı yazıyordu. Bu babamın askerlik dönemindeki künyesiydi. Meraklı gözlerle baktım anneme, 'Babanın künyesiydi o. Şimdi senin. Yanında bulunsun' dedi. Künyeyi boynuma taktım, hiç bir şey demeden odama çekildim...


Babamla buluşma yerimiz çok kalabalıktı. Babam bizi burada nasıl bulabilirdi ki. Kalabalağın içinde ne olacak diye bekliyorduk. Çok geçmeden bir grup asker göründü. Kırmızı kutular taşıyorlardı. Biraz daha yaklaştıklarında onların kırmızı kutular değil, bayrağımıza sarılmış tabutlar olduğunu fark ettim. Anneme döndüm. Tam konuşacakken ağladığını gördüm, konuşamadım. Dilim tutuldu. Öylece kalabalığı ve geçip giden askerleri izledim. Birden boynumdaki babama ait künye geldi aklıma, avucuma aldım, sımsıkı tuttum. O anki heslerimi bastırmanın tek yoluydu bu. Babamın vatanseverliğini, cesaretini hissetim içimde. Arkadan gelen tekbir sesleri, 'şehitler ölmez' nidaları, 'her şey vatan için' sloganları damarımdaki akan kanı donduruyordu. Şimdi daha güçlüydüm, şimdi daha emindim vatan neydi, toprak neydi, vatan için ölmek neydi. biliyordum artık." - İzmir

Kaynak: DHA