Seta'dan "Türkiye'nin 2023 Vizyonu ve Eğitimde Orta Kalite Tuzağı" Raporu

Son Güncelleme:

Rapordan: "Türkiye eğitimde şimdiye kadarki gelişme ivmesini takip etmesi halinde 2023 yılındaki tahmini matematik skoru 480 494 arasında olacak" "Benzer trendin devam etmesi durumunda tahmini olarak Türkiye'nin eğitim performansı OECD ortalaması civarında ve Rusya, ABD, İngiltere, Fransa ve Avustralya.

Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) raporunda, Türkiye'nin eğitimdeki gelişme ivmesini takip etmesi halinde 2023 yılındaki tahmini matematik skorunun 480-494 arasında olacağı belirtilerek, "Benzer trendin devam etmesi durumunda tahmini olarak Türkiye'nin eğitim performansı OECD ortalaması civarında ve Rusya, ABD, İngiltere, Fransa ve Avustralya ile benzer bir düzeye ulaşılabilir" değerlendirmesi yapıldı.


SETA'da düzenlenen panelde, Kalkınma Bakanlığı uzmanlarından Serdar Polat, SETA Raporu: "Türkiye'nin 2023 Vizyonu ve Eğitimde Orta Kalite Tuzağı" başlıklı sunum yaptı.


PISA 2012 sonuçlarına göre Türkiye'nin PISA 2003'den itibaren matematikte 25, fen bilimlerinde 29, okuma becerilerinde 34 puan arttırmasına rağmen sıralamada bir değişme olmadığına işaret edilen raporda, bu sonuçlarla Türkiye'nin OECD ülkelerinin gerisinde kaldığına işaret edildi.


Kal­kınma düzeyi benzer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye'nin eğitim başarısı açısından orta sıralarda yer aldığı belirtilen raporda, Türkiye'de öğrenci başarılarının bölgesel olarak farklılaştığı kaydedildi. Raporda, şu değerlendirmeler yapıldı:


"2003-2012 döneminde Doğu Anadolu Bölgesi'nin başarısında, zaman içinde bir artış olmasına rağmen Güneydoğu Anadolu Bölgesinde belirgin bir ge­lişme olmamıştır. Bunun temel nedeni, bu bölgede 15 yaş grubu okullaşan öğrenci sayısının 2003 yılından bu yana yüzde 118 oranında artmasıdır.


PISA 2012 sonuçlarına göre fen lisesi öğrencileri ile meslek lisesi öğrenci­leri arasında 240 puanlık bir fark olduğu görülmektedir. Bu fark ise 6 yıllık eğitim süresine denk gelmektedir. PISA 2012 sonuçları okul türlerine göre puanların aşırı farklılaştığını göstermektedir. Bu da Türkiye eğitim sisteminin aşırı hiyerarşik bir ortaöğretim sistemine sahip olduğu anlamına gelmektedir."


-"Performans artışının devamı için Türkiye'yi zorlu bir süreç bekliyor"


Raporda, son yıllarda Türkiye'nin eğitim başarısı ve refahında önemli ilerlemeler ya­şanmasına rağmen yakın bir gelecekte eğitim başarısının refah ve eğitim harcamalarındaki artışa duyarsızlaşma ihtimalinin yüksek olduğuna vurgu yapıldı. Raporda, şu ifadeler yer aldı:


"Son yıllarda ger­çekleşen bu performans artışını devam ettirmek için Türkiye'yi daha zorlu bir süreç beklemektedir. Türkiye'nin karşılaşması muhtemel bu risk 'Eğitimde Orta Kalite Tuzağı' olarak tanımlanabilir. Refah ve kaynak artışından bağımsız olarak öğretmenlerin, programların içeriği ve süresinin, eğitim ortamlarının verimliliğinin ve niteliğinin yetersiz kalması durumunda önümüzdeki yıllarda, son on yılda gerçekleşen yükse­len eğitim başarısını yakalamak zor görünmektedir ve orta kalite tuzağına düş­me ihtimali yüksektir.


Türkiye'nin 2003-2012 dönemindeki trendi incelendiğinde okuma ve ma­tematik için performans artışı sabit, fen alanında ise azalan orandadır. Fen alanındaki gelişme hızının yavaşlaması orta kalite tuzağı riski için öncü gös­terge niteliğindedir.


Yapılan hesaplamaya göre, Türkiye şimdiye kadarki gelişme ivmesini takip ederse, 2023 yılındaki tahmini matematik skoru 480-494 arasında olacaktır. Benzer trendin devam etmesi durumunda tahmini olarak Türkiye'nin eğitim performansı OECD ortalaması civarında ve Rusya, ABD, İngiltere, Fransa ve Avustralya ile benzer bir düzeye ulaşılabilir."


-"Kali­teyi geliştirmek için takip edilecek politikalar önemli"


Raporun "Öneriler" bölümünde ise, "PISA ve TIMSS gibi çalışmalarda en başarılı ülkeler ile eğitim sisteminde hızlı gelişme gösteren ülke örneklerinin eğitim politikalarını ve reformlarını takip etmek Türkiye'nin 'orta kalite tuzağı'na düşmeden, eğitim sistemindeki kali­teyi geliştirmesi için takip edeceği eğitim politikaları ve reformları için önem­li katkılar sağlayacaktır" ifadesine yer verildi.


Türkiye'nin eğitim performansındaki artış trendini koruması için eğitim politikalarını, odaklanma çerçevesinde dezavantajın başarıya engel oluşturduğu alanlara, evrensel çerçevedeyse öğretmen, program, ölçme ve değerlendirme, yönetişim, materyal, süreç gibi nitelikleri geliştirerek öğrenme çıktılarının ülke genelinde geliştirilmesinin amaçlandığı bir eğitim stratejisi ve felsefesine gereksinimin bulunduğu kaydedilen raporda, şu tespitler yapıldı:


"Eğitim sisteminde eşitlik ve kaliteyi geliştirmek için kaynakların öncelikli olarak dezavantajlı bölgelerdeki okullara yönlendirilmesi gerekmektedir. Buna ilaveten, sosyal yardımların, eğitim başarı üzerindeki etkisi dikkate alınarak, sosyal yardım ve eğitim destekleri etkin bir şekilde uygulanmaya devam etmelidir. Asgari standartları elde edemeyen öğrencilere yönelik, etkin bir telafi eğiti­mi sunulmalıdır. Bu telafi eğitiminde, öğrencilerin asgari standartlara eriş­mesi sağlanmalıdır.


Türkiye ortaöğretim sistemi aşırı hiyerarşik olduğundan, daha eşitlikçi bir eğitim sistemi tesis etmek için, sınavla öğrenci alan okul sayısı ve öğrenci oranları sınırlanmalıdır. Sosyo-ekonomik yapıdan kaynaklı dezavantajları ortadan kaldırmada en önemli faktör öğretmen olduğundan, dezavantajlı bölgelere daha tecrübeli öğretmenlerin istihdam edilmesi gerekmektedir. Bu öğretmenlerin, dezavan­tajlı bölgelerde çalışmalarını sağlayacak teşvik mekanizmaları kurulmalıdır." - Ankara

Kaynak: AA