Sudan'da İç Savaş Yeni Cephelere Yayılıyor

Son Güncelleme:

Sudan'daki iç savaş, Darfur ve Kurdufan'da yeni çatışma alanları açarak insani krizi derinleştiriyor.

ADAM ABU BASHAL/ISSHAK ABDRAMAN ISSA - Sudan'da yaklaşık üç yıldır devam eden iç savaşta çatışmaların Darfur ve Kurdufan'da yeni cephelere yayılması, hem askeri dengeleri hem de insani krizi daha da ağırlaştırıyor.

Uzmanlar, sahada çatışmaların giderek tırmandığını, taraflar arasındaki güven bunalımının siyasi çözümü zorlaştırdığını ve mevcut koşullarda en olası senaryonun savaşın devam etmesi olduğunu belirtiyor.

AA muhabirinin Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası kuruluşlar ve uzman değerlendirmelerinden derlediği bilgilere göre, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkenin batısındaki Darfur ile orta kesimindeki Kurdufan bölgelerinde yoğunlaşıyor.

Son haftalarda özellikle Batı Darfur'daki El Geneyna çevresinde yeni cephelerin açılması ve çatışmaların farklı bölgelere yayılması, savaşın yeni bir askeri safhaya geçtiğine işaret ediyor. Aynı zamanda elektrik santralleri, su altyapısı, hastaneler, okullar ve pazar yerlerinin hedef alınması nedeniyle insani kriz de giderek derinleşiyor.

BM verilerine göre, ülkede Nisan 2023'ten bu yana yaklaşık 11,5 milyon kişi yerinden edilirken bunların 4,5 milyondan fazlası başta Çad, Mısır, Güney Sudan, Etiyopya, Libya, Uganda ve Orta Afrika Cumhuriyeti olmak üzere komşu ülkelere sığındı.

BM Dünya Gıda Programı ise Sudan'da açlığın felaket seviyesine ulaştığı uyarısını yapıyor.

Uzmanlara göre çatışmaların askeri açıdan genişlemesi, yalnızca cephe hatlarını değil, diplomatik çözüm arayışlarını da doğrudan etkiliyor.

"Taraflar birbirlerinin dikkatini dağıtmaya çalışıyor"

Güvenlik ve Barış Çalışmaları Platformu Başkanı Dr. İbrahim Nasır, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, sahadaki son gelişmelerin çatışmaların yeni bir askeri aşamaya girdiğini gösterdiğini söyledi.

Özellikle El Geneyna çevresindeki gelişmelerin bunun en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Nasır, Sudan ordusunun HDK'nin dikkatini dağıtmak amacıyla yeni cepheler açmaya yöneldiğini ifade etti.

Ordunun daha önce nispeten zayıf görülen bölgelerde baskıyı artırmaya çalıştığını aktaran Nasır, HDK'nin ise buna karşılık Sudan'ın doğusunda, özellikle Mavi Nil eyaletinde yeni cepheler oluşturarak ordunun askeri kapasitesini farklı alanlara yaymayı hedeflediğini dile getirdi.

Nasır, "Bu gelişmeler askeri operasyonların giderek tırmandığını gösteriyor. Çatışmaların farklı bölgelere yayılması hem savaşın süresini uzatıyor hem de diplomatik çözüm ihtimalini zorlaştırıyor." dedi.

ABD'nin girişimleri tarafların tutumuna bağlı

Sudan'da yeniden diplomatik sürecin canlandırılmasına yönelik girişimlerin başarı şansının büyük ölçüde tarafların yaklaşımına bağlı olduğunu belirten Nasır, ABD'nin Sudan'ın toprak bütünlüğünü korumayı temel önceliklerinden biri olarak gördüğünü söyledi.

Sudan ordusunun HDK'nin belirli bölgelerden çekilmesini müzakerenin ön şartı olarak değerlendirdiğini anlatan Nasır, HDK'nin ise bunu uygulanması mümkün olmayan bir talep olarak gördüğünü ifade etti.

Nasır, Washington'ın Libya benzeri uluslararası müdahalelerin Sudan'da yaşanmasını istemediğini belirterek, kalıcı çözümün ancak Sudanlılar arasında yürütülecek kapsamlı bir ulusal diyalogla mümkün olabileceğini kaydetti.

Güvensizlik siyasi çözümü zorlaştırıyor

Nasır'a göre, çözümün önündeki en önemli engellerden biri tarafların uluslararası girişimlere ilişkin farklı tutumları.

Bölgesel ve uluslararası aktörlerin Sudan konusundaki farklı politikalarının da süreci olumsuz etkilediğinin altını çizen Nasır, yaptırım politikalarının bugüne kadar beklenen sonucu vermediğini savundu.

Taraflar arasındaki güven eksikliğinin ise en önemli sorunlardan biri olmaya devam ettiğine değinen Nasır, HDK yetkililerinin daha önce ateşkes dönemlerini yeniden konuşlanmak amacıyla kullandıklarını açıklamalarının karşılıklı güveni önemli ölçüde zedelediğini söyledi.

Nasır, Sudan ordusunun yeni cepheler açarak ve istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırarak HDK üzerindeki baskıyı artırmayı sürdüreceğini, HDK'nin ise askeri varlığını korumak amacıyla özellikle altyapıya yönelik saldırılara devam edeceği öngörüsünde bulundu.

Darfur sorunu giderek büyüyen insani krize dönüştü

Düzce Üniversitesi Akçakoca Bey Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Hüsrev Çelik de Sudan'da onlarca yıldır devam eden çatışmaların bugün uluslararası literatürde "Darfur Sorunu" olarak tanımlanan çok boyutlu bir krize dönüştüğünü belirtti.

Çelik, Darfur'da yüz binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini, milyonlarca insanın yerinden edildiğini ve sorunun artık yalnızca güvenlik değil aynı zamanda ağır bir insani kriz niteliği taşıdığını vurguladı.

Çatışmalar nedeniyle sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğünü, salgın hastalıkların yayıldığını ve tarımsal üretimin durma noktasına geldiğini ifade eden Çelik, güvenlik sorunları nedeniyle insani yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının da giderek zorlaştığını söyledi.

Kurdufan'ın El Ubeyd kentinde sivillere yönelik ihlaller nedeniyle BM İnsan Hakları Konseyinin soruşturma kararı aldığını anımsatan Çelik, Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) da yüz binlerce sivilin ağır insan hakları ihlali riski altında bulunduğunu açıkladığını hatırlattı.

"Yaptırımlar bugün sonuç üretmiyor"

Uluslararası toplumun son dönemde hesap verebilirlik çağrılarını artırdığına işaret eden Çelik, BM İnsan Hakları Konseyinin El Ubeyd'de sivillere yönelik ihlallerin soruşturulmasına ilişkin kararı oy birliğiyle kabul ettiğini belirtti.

BM'nin 2004'ten bu yana Darfur'a yönelik silah ambargosu uyguladığını, Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırımlarını sürdürdüğünü ve ABD'nin de Sudan'a yönelik çeşitli yaptırım kararlarının bulunduğunu anımsatan Çelik, mevcut yaptırımların çatışmaları durdurmak konusunda bugün için etkili sonuç üretmediğinin altını çizdi.

Çelik, buna karşın çatışmalar sona erdiğinde uluslararası hukuk çerçevesinde olası yargı süreçlerinin gündeme gelebileceğini söyledi.

Uluslararası sistemin yalnızca Sudan'da değil birçok küresel krizde çözüm üretmekte zorlandığını belirten Çelik, bunun son yıllarda uluslararası sistemde yaşanan yapısal sorunların bir yansıması olduğunu dile getirdi.

Fiili bölünme riski güçleniyor

Sudan ordusunun HDK'nin kontrol ettiği bölgelerden çekilmesine yönelik talebinin hukuki ve siyasi açıdan anlaşılabilir olduğunu söyleyen Çelik, mevcut askeri dengeler dikkate alındığında bunun kısa vadede tek başına gerçekleşmesinin zor göründüğünü ifade etti.

Ülkede mevcut saha kontrolü dikkate alındığında idari, askeri ve coğrafi açıdan fiili bir bölünmüşlük tablosunun oluştuğunu kaydeden Çelik, Güney Sudan'ın ayrılmasıyla sonuçlanan sürecin benzer riskler barındırdığına işaret etti.

Çelik, uluslararası destekli yeni bir askeri müdahale söz konusu olmadığı takdirde, uluslararası gözlem mekanizmalarının denetiminde aşamalı çekilme, eş zamanlı ateşkes, sivillerden arındırılmış güvenli bölgeler ve insani yardım koridorlarının oluşturulmasını içeren güven artırıcı önlemlerle desteklenen müzakere sürecinin en gerçekçi seçenek olduğunu sözlerine ekledi.

Ahmet Hüsrev Çelik, sahadaki mevcut güç dengesi ve taraflar arasındaki güven eksikliği dikkate alındığında siyasi çözümün kısa vadede zor göründüğünü, buna rağmen uluslararası arabuluculuk ve güven artırıcı mekanizmaların desteklenmesinin çatışmaların daha geniş bir insani felakete dönüşmesini önlemek açısından önemini koruduğunu kaydetti.

Kaynak: AA