TBMM Genel Kurulu... Mehmet Emin Ekmen: "İlk defa bir devlet bütün kurumlarıyla dolandırıcılığın paydaşı olarak önümüze çıkıyor"

Son Güncelleme:

Yeni Yol Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, fon krizine ilişkin "İlk defa bir siyasi habitat, ilk defa bir devlet bütün kurumlarıyla böyle bir dolandırıcılığın paydaşı olarak önümüze çıkıyor" dedi.

(TBMM) - Yeni Yol Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, fon krizine ilişkin "İlk defa bir siyasi habitat, ilk defa bir devlet bütün kurumlarıyla böyle bir dolandırıcılığın paydaşı olarak önümüze çıkıyor" dedi.

TBMM Genel Kurulu, gündemdeki konuları görüşmek üzere TBMM Başkanvekili Celal Adan Başkanlığında toplandı. Adan, "Değerli milletvekilleri yeni dönemin sizlere, milletimizin birliğine, devletimizin yüceliğine vesile olmasını diliyorum. Hayırlı olsun hepimize" ifadesini kullandı.

Siyasi partilerin grup başkanları ve grup başkanvekilleri ise gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni Yol Partisi grubu adına söz alan Mehmet Emin Ekmen, şöyle konuştu:

"Yeni bir yasama yılının ilk toplantısındayız. 45 gündür yoktuk ve gönül isterdi ki 45 gün sonra buraya geldiğimizde birbirimize duyduğumuz özlem gibi memleket hakkında da bu 45 gün içerisinde yaşanan iyi ve güzel olayları paylaşıp gerçekten geleceğe dair umut taşıyan bir konuşma yapalım. Birçok başlık var ama bunların en önünde, bugün bir okulumuzda yaşanan saldırıda yaralanan 5 öğrencimizden 1'i hayatını kaybetti; kendisine başsağlığı diliyoruz. Şurada Meclis tutanaklarına bakılsa son üç yıl boyunca kendim de dahil olmak üzere birçok muhalefet partisi milletvekilinin okulların güvenliği, okullarda sosyolog, psikolog, pedagog ve rehber öğretmenlik hizmetlerinin yetersizliği üzerine yaptığı onlarca konuşma tespit edilebilir. Maalesef, birçok konuda olduğu gibi, az sonra dile getirilecek fon dolandırıcılığında da gözüktüğü üzere muhalefetin sesine kulak kapayan iktidar milletimizi çok büyük bedellerle karşı karşıya bırakmaktadır.

"DEVLETİN BÜTÜN KURUMLARIYLA ÇÖKTÜĞÜ FON DOLANDIRICILIĞINI MI KONUŞACAĞIZ"

Devletin bütün kurumlarıyla çöktüğü fon dolandırıcılığını mı konuşacağız, yüzlerce kişinin sadece itiraz ettiği ve bir dolandırıcılığı ifşa etmeye çalıştığı için yasaklarla karşılaştığı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim yasaklarını mı?

Güvenli aile adına operasyonlar yapılıyorken, aile festivalleri düzenleniyorken ailenin çöküşünü ve rezaletin bininin bir para olduğu gündüz kuşağı programlarının iktidar eliyle yayınlarını sürdürmesini ve RTÜK'ün buna karşı çaresizliğini mi konuşacağız? Sadece son 45 gün içerisinde 25 kadın cinayetinin ve bu faillerin caydırıcı olmayan bir infaz sisteminden ve caydırıcı olmayan güvenlik hizmetlerinden aldığı gücü mü konuşacağız?

Yine, geçtiğimiz hafta yaşanan maden cinayetlerini, iş güvenliği tedbirlerinin yeterince alınmaması nedeniyle madencilerin yaşadığı yıkım, kayıplar ve bugüne kadar hiçbir maden sahibinin sağlıklı bir soruşturmaya maruz kalmadığı gibi, caydırıcı bir cezayla da karşılaşmamış olmasını mı savunacağız? Yaşanan intiharlar, tefecilik, bahis, kumar ve daha birçok devletin engellemekle mükellef olduğu ama bir düğmeye basmakla engellemekten imtina ettiği sorunlar nedeniyle karşılaştığımız intiharları mı konuşacağız? Elde edemediği belediyeleri önce ikna etmeye çalışan, ikna edemeyince soruşturan, soruşturmalardan da yeterli sonuç alamayınca sandık manipülasyonuyla ki en çarpıcısı Adalar'da yaşandı bu harama göz koyan, tamah eden iktidar pratiği hakkında mı konuşacağız? Yoksa üç yıl sonra enflasyonu 30'un altına düşürdük diye sevinip bunu bir iyi habermiş gibi paylaşan ekonomi yönetiminin bir yandan tavukçulardan, öbür taraftan meyve, sebzecilere kadar sürdürülen operasyonlarla kamuoyuna adeta enflasyonun sorumlusu bu tüccarlardır imajının verilmeye çalışılmasını mı konuşacağız? Doğrusu bilemiyorum ama burada birkaç konuyu kısaca değerlendirmek istiyorum: Ne Türkiye'de ne dünyada para piyasalarında, borsalarda, fonlarda karşılaştığımız ilk dolandırıcılık vakası değil bu arkadaşlar.

"SPK BÜTÜN UYARILARA GÖZÜNÜ KAPATTI"

Bunun birçok örneği var; bilgi sızma yoluyla yaşanan örnekleri var, halka arzda fiyat şişirme yoluyla yapılanı var ve piyasa manipülasyonu yoluyla var veyahut da fonları şişirip türev kağıtlar üreterek önce hisse senedi kağıdı fiyatını şişirip sonra fonları şişkin fiyattan kamuoyuna sunan dolandırıcılar var ama arkadaşlar, ilk defa bir siyasi habitat, ilk defa bir devlet bütün kurumlarıyla böyle bir dolandırıcılığın paydaşı olarak önümüze çıkıyor.  Eğer biz AK Parti'den Cumhurbaşkanlığı külliyesine kadar bir çizgi çizecek olsak bu çizgi üzerindeki siyasi kurumlardan, medya organlarından, sivil toplum görünümlü iktidara angaje kuruluşlardan ve devlet kurumlarından hiçbirinin bu dolandırıcılığın aktif paydaşlığından azade olmadığını görürüz. Bakın, görevine göz yummak demiyoruz, aktif olarak bunun bir parçası olmuşlardır ve bu dolandırıcılar TÜGVA tarafından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nde özel konuk olarak ağırlanmıştır. Bu dolandırıcılar fon yönetimlerine Cumhurbaşkanlığı kurul üyelerini, Cumhurbaşkanlığı danışmanlarını, eski Başbakanlık danışmanlarını, görevdeki kurul üyelerinin oğullarını, görevdeki bakan yardımcılarının damatlarını koymuşlardır, görevdeki siyasilerin yakınlarını doldurmaktan çekinmemişlerdir. Anadolu Ajansı onlarca haber yapmıştır, A Haber günlerce yayın yapmıştır, Sermaye Piyasası Kurulu bütün uyarılara gözünü kapatmıştır. İstanbul Borsası yönetimi görevini yapmamıştır, BDDK bunlara banka kurma izni vermiştir yani sistem hep birlikte çökmüştür. Sayın Başkanım, böyle bir tabloda biz buna arızi ve tekil bir olay olarak yaklaşamayız. Bu sistemik çürümenin ve yıkılmanın altında küçük yatırımcı kalmıştır, milletimiz kalmıştır.

"HEPİMİZİN ANASI, BACISI VAR"

Belediyelere yönelik operasyonların hangi siyasi ajandayla yürütüldüğünü hepimiz görüyoruz ve bu operasyonlarda, bırakınız hukuka, kanuna dahi uyulmadığını defalarca kez burada ifade ettik ama kanuni minimum haklara riayet edilmediği gibi şimdi de açık bir manipülasyon ve dezenformasyon üretilen örneklerle karşılaşıyoruz.

Son operasyonlardan biri Mersin Büyükşehir Belediyesine yapıldı. Ben Sayın Vahap Seçer'in başarılı bir siyasetçi olduğunu düşünüyorum; kendi ilçesinde her kesimden, Büyükşehrin de ama her kesimden oy almıştır. Biz Büyükşehir Belediyesi'nde sistematik ve göz yumulan bir yolsuzluk zinciri olduğunu düşünmüyoruz ama buna rağmen yaklaşık bir yıl önce bir soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma boyunca belediyeden istenen bütün belgeler teslim edildiği halde, bir sabah saat altıda Sayın Seçer ve diğer belediye başkanları ile diğer görevliler gözaltına alınmıştır. Peki, siz, sağlam bir operasyon yapıldığını düşünüyorsanız, Sayın Başkanım, kamuoyunu manipüle etmeyi düşünür müsünüz? 2 video servise konuldu; biri açık bir manipülasyondu, ikincisi büyük bir utanç vesilesiydi. Açık manipülasyon, altı ay önce Yenişehir Belediyesi operasyonunda ele geçirilen altın ve paraların videosu o gün yakalanmış gibi yayınlanmıştır. Oysa, altı ay önce o video çekilmişti ve o kişinin şu anda tutuksuz soruşturması devam etmektedir ama Sayın Başkanım, Özlem Hanım, buraya dikkatinizi çekiyorum, siz de bir hanımefendisiniz, hepimizin anası var, bacısı var: Sabahın bir saatinde, bir kadıncağız yataktan kalktığı kıyafetiyle kapıyı açtı ve uyarmasına rağmen o video servis edildi. Böyle bir namussuzluk, böyle bir ahlaksızlık, böyle bir iffetsizlik söz konusu olabilir mi Allah aşkına. Bunun neresini, nasıl konuşabiliriz Allah aşkına! İçişleri Bakanlığı bilgi sızdırıyor... 'Bu biz değiliz.' Eğer Adalet Bakanlığı'ysa, bunu yapan kimdir? Sayın Bakan her gün her konu hakkında açıklama yapıyorken bu konu hakkında bir cümle dahi söyleme tenezzülünde bulunmuyor. Sayın Başkan, bu iffetsizlik hepimizin ailesine yönelik yapılmış bir saldırıdır. Bu videoyu kimin çektiği, kimin servis ettiği ve bunların kimler tarafından yayınlandığı ortada. Böyle bir tabloda, henüz biz tek bir sorumlunun ismini bilmiyorken nasıl 'ailem güvende' diyebiliriz, nasıl 'Aile Yılı' diyebiliriz, nasıl 'Aile On Yılı' diyebiliriz? Allah aşkına, siz dahil Özlem Hanım, şu ana kadar bu konuda konuşan bir AK Partili arkadaşımız var mı? Bir arkadaşımızın gayreti tuttu, konuştu, ona da 24 saat sonra özür dilettirildi. Bu, kabul edilebilir bir tablo değil."

Kaynak: ANKA