Tevfikiye Camisi: Boğaz'ın Tarihi İbaresi

Son Güncelleme:

İstanbul Arnavutköy'de yer alan Tevfikiye Camisi, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin önemli eserlerinden.

RÜVEYDA MİNA MERAL/ALİ OSMAN KAYA - İstanbul'da Arnavutköy sahilinde yer alan Tevfikiye Camisi, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin Boğaz hattındaki dikkat çekici ibadet yapıları arasında yer alıyor.

Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" dosya haberinin bu bölümünde, Boğaz kıyısındaki konumu, tarihi geçmişi ve mimari özellikleriyle dikkati çeken Tevfikiye Camisi ele alındı.

Sultan 2. Mahmud döneminde 1832-1833'te yaptırılan cami, Arnavutköy kıyı siluetinin tarihi unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Arnavutköy Camisi ve Akıntıburnu Camisi adlarıyla da anılan yapı, Arnavutköy'de Müslüman nüfusun ve dini mimarinin belirginleştiği dönemin önemli eserleri arasında gösteriliyor.

Semtte daha önce belirgin bir Müslüman yerleşimi ve dini yapı bulunmazken, 3. Selim döneminde yaptırılan çeşmenin ardından, Sultan 2. Mahmud tarafından Tevfikiye Camisi inşa ettirildi.

Boğaz kıyısında geniş bir avlu içinde yer alan cami, dikdörtgen planlı yapısı ve tek minaresiyle dikkati çekerken, sahil dokusuyla bütünleşen yapı yalın dış görünüşüne rağmen Arnavutköy'ün tarihsel gelişimini yansıtan önemli eserlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Bu yönüyle Tevfikiye Camisi, yalnızca bir ibadet mekanı değil, aynı zamanda Boğaziçi kıyı yerleşiminin Osmanlı dönemindeki dönüşümünü yansıtan mimari yapılardan biri olma özelliği taşıyor.

Caminin iç mekanında ise dönemin süsleme ve hat anlayışını yansıtan unsurlar öne çıkarken hattat Arapzade Sadullah Efendi'ye ait bir "Hilye-i Hakani" levhası bulunuyor. Bu ayrıntı, yapının sadece mimari değil, hat sanatı bakımından da dikkate değer bir mirasa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Bugün de Arnavutköy sahilinin tarihi kimliğini tamamlayan yapılar arasında gösterilen Tevfikiye Camisi, Boğaz'a açılan konumu, sade mimarisi ve tarihi sürekliliğiyle İstanbul'un yakın dönem dini mimari mirası içinde özel bir yerde bulunuyor.

"Caminin boğaza nazır inşa edilmesi, estetik açıdan güçlü bir görünüm sağlıyor"

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk ve İslam Sanatı Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Resul Yelen, AA muhabirine, bulunduğu mevkiden dolayı Tevfikiye Camisi'nin Akıntıburnu Camisi olarak da adlandırıldığını söyledi.

Caminin 1832 ile 1838 yılları arasında Sultan 2. Mahmud tarafından inşa ettirildiğini belirten Yelen, "Tevfikiye Camisi İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde, Arnavutköy semtinde, Boğaz'a nazır bir yerde inşa edilmiştir. 1832 yılında 2. Mahmud'un oğlu olduğu iddia edilen Şehzade Tevfik adına yaptırılmıştır. Bazı kaynaklar öyle söylüyor ama şunu biliyoruz ki 2. Mahmud döneminde kesin inşa edilmiştir. Yapı batılılaşma döneminde inşa edildiği için batılılaşma dönemi süsleme özellikleri göstermektedir. " diye konuştu.

Yelen, yapının fevkani tarzda, yani yüksekçe bir konumda inşa edildiğini anlatarak, ilk yapıldığı dönemde alt kısmında kayıkhanelerin bulunduğunu, günümüzde ise bu bölümlerin dükkana dönüştürüldüğünü kaydetti.

Caminin boğaza nazır inşa edilmesinin, ona estetik açıdan güçlü bir görünüm sağladığını belirten Yelen, "Yapı dikdörtgen planlı. Son cemaat yeri ile beraber dikdörtgen bir plan arz etmektedir. Son cemaat yerinin doğu köşesinde yüksekçe bir kaide üzerine taş minare yer alırken, batı köşesinde ise hünkar köşkü bulunmaktadır." dedi.

Yelen, cephe duvarlarında taş, çatıda ise ahşap malzeme kullanıldığını kaydederek, günümüzde ise çatının kiremitle kaplandığını söyledi.

Cami batılılaşma dönemi izlerini taşıyor

Yelen, caminin cephe süslemelerinin oldukça dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, "Duvarlarına baktığımızda özellikle güney cephesi, güney cephesi dediğimiz yer zaten mihrap cephesi olmaktadır. Mihrap cephesi doğrudan boğazın içine doğru bakmaktadır. Mihrap cephesine baktığımızda, cephelerde plasterlerle hareketlendirildiğini görüyoruz. Mihrabın tam üst köşesine bakılan yerde de üçgen bir alınlık vardır. Özellikle bu plasterlerle hareketlendirilmesi, üçgen alınlık yine Osmanlı döneminde batılılaşma dönemi ile beraber gördüğümüz özelliklerden birisidir." ifadelerini kullandı.

Caminin hem son cemaat yerinde hem de iç mekanında yoğun duvar resimleri bulunduğunu belirten Yelen, "Harim mekanına baktığımızda ise duvarlarda boylu boyunca uzanan kalem işi ile yapılmış batılılaşma dönemi özelliklerini gösteren sütün ve sütün başlıkları resimleri bulunmaktadır. Yapının tavanına baktığımızda ahşap bir tavan olduğu için de, doğal olarak da tam tavanın ortasında ahşap bir tavan göbeği süslemesi bulunmaktadır. Bu süsleme tamamen bitkisel süslemelerden oluşmaktadır." diye konuştu.

Yelen, mihrabın da yapının öne çıkan bölümlerinden biri olduğunu kaydederek "Plasterlerle ve iyonik başlıklarla sınırlandırılmış bir mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap nişinin iç kısmına baktığımızda süslemelerde ise sütunlarla ve kemerlerle oluşturulmuş üç boyutlu derinlikli bir mekan algısı oluşturan bir kalem işi duvar resmiyle karşılaşmaktayız." bilgisini paylaştı.

Son yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarında, hem ahşap minberinde hem de vaaz kürsüsündeki süslemelerin ortaya çıkarıldığını ifade eden Yelen, caminin ahşap mahfiliyle mütevazi ve sade bir cami olarak karşılarına çıktığını söyledi.

Kaynak: AA