Timurlular Eserleri Avrupa'da Keşfediliyor

Son Güncelleme:

Prof. Dr. Selin Şenocak, Timurlular dönemine ait eserlerin Avrupa arşivlerinde bulunduğunu duyurdu.

Türk akademisyen Prof. Dr. Selin Şenocak, Avrupa arşivlerinde uzun yıllardır "kayıp" kabul edilen Timurlular dönemine ait el yazmaları ve tarihi eserlerin bilimsel olarak tespit edilmeye başlandığını bildirdi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Kültürel Diplomasi Kürsüsü Başkanı Şenocak, AA muhabirine, yürüttüğü "Ataların İzinden" projesi kapsamında Oxford, Edinburgh, Paris, Berlin ve Viyana'daki arşivlerde 14. ve 15. yüzyıl Timurlular dönemine ait önemli eserlerin izine ulaştıklarını belirtti. Şenocak, bu eserlerin yalnızca tarihi belge değil, aynı zamanda Türkistan'ın kültürel ve manevi hafızasının önemli parçaları olduğunu dile getirdi.

Şenocak, kendisinin Özbekistan Bilimler Akademisi tarafından Avrupa'daki Türkistan kökenli el yazmaları ve tarihi eserlerin tespiti için görevlendirildiğini ifade ederken, bu çerçevede kendisine Avrupa'nın yedi ülkesindeki arşivlerde Özbek kurumunu temsil etme yetkisi verildiğini aktardı.

Amaçlarının belgeleri yalnızca fiziksel olarak taşımak değil, yeniden kültürel dolaşıma kazandırmak olduğunun altını çizen Şenocak, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in Timurlular döneminin yeniden incelenmesine yönelik kararının bu çalışmalara önemli destek sağladığını vurguladı.

Şenocak, Özbekistan ve Türkistan coğrafyasına ait bu belgelerin Avrupa'daki büyük kütüphanelerde dağınık halde olduğuna dikkati çekerek, "Özbekistan'ın milli hafızasının yalnızca kendi topraklarında değil, Avrupa'daki çok sayıda kütüphanede dağılmış halde bulunduğunu görüyoruz." dedi.

"On binlerce eser Avrupa arşivlerinde bulunuyor"

Timurlular dönemine ait eserlerin yalnızca birkaç kitaptan ibaret olmadığını dile getiren Şenocak, Emir Timur'un "Tüzükat-ı Timuri" olarak bilinen o döneme ait Timur Tüzükleri ile Alişir Nevai'nin ilk Çağatay Türkçesiyle yazılmış divanlarının Oxford ve Berlin gibi önemli Avrupa kurumlarında muhafaza edildiğini söyledi.

Şenocak, ayrıca ilk Müslüman Türk hükümdar Satuk Buğra Han'ın İslamiyet'e geçişini anlatan destansı eserin de Avrupa'daki arşivlerde yer aldığını belirterek, "Burada söz konusu olan yalnızca yüzlerce değil, on binlerce kitap ve el yazmasıdır." ifadesini kullandı.

Söz konusu eserlerin geçmişte Rus Çarlığı ve Sovyetler Birliği döneminde Türkistan'dan çıkarılarak Avrupa'ya dağıldığını ifade eden Şenocak, bugün halen keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda kaynağın bulunduğunu aktardı.

Avrupa'daki birçok kütüphane ve arşivlerde Türkistan tarihine ilişkin henüz incelenmemiş diplomatik yazışmalar, seyahatnameler, haritalar ve el yazmalarının bulunduğunun altını çizen Şenocak, yalnızca tarihi eser değil aynı zamanda Türkistan'ın kültürel hafızasının parçaları olan bu belgelerin hala araştırılmayı beklediğini vurguladı.

Şenocak, "Bu belgeler, Özbekistan'ın tarihine ait, Türkistan'ın yüzyıllarına tanıklık etmiş ama bugün hala sessiz duran binlerce vesika. Bu belgeler, Avrupa'daki raflarda asırlık bir sabırla zamanını bekliyor, okunmayı, anlaşılmayı ve ait oldukları topraklarla yeniden buluşmayı bekliyor." diye konuştu.

"Avrupa artık Türkistan hazinesini kabul ediyor"

Son yıllarda Avrupa'daki bazı üniversitelerde Özbekçe ve Türkistan topraklarının klasik edebiyat dili olan Çağatayca programlarının açıldığını ve Avrupa ülkelerinin kendi arşivlerinde bulunan Türkistan kökenli eserleri daha görünür hale getirmeye başladığını belirten Şenocak, "Bu gelişme tesadüf değildir. Avrupa, kendi raflarında taşıdığı Türkistan hazinesini artık kabul ediyor." şeklinde konuştu.

Şenocak, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in Timurlular döneminin yeniden incelenmesine yönelik politikalarının bu süreçte önemli rol oynadığını, Özbekistan'da milli hafızanın yeniden canlandırılması yönünde ciddi çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Geçmiş yönetim dönemlerinde bu konuda kapsamlı çalışmalar yapılmadığına işaret eden Şenocak, 2025'te başlatılan envanter çalışmaları kapsamında şimdiye kadar farklı kütüphanelerde bulunan yaklaşık bin eserin kayıt altına alındığını ancak halen Avrupa'nın farklı ülkelerine yayılmış on binlerce el yazmasının bulunduğunu söyledi.

Dijital Türkistan kütüphanesi kurulması planlanıyor

Çalışmaların sonraki aşamasında Özbek araştırmacıların Avrupa'daki üniversite ve arşivlerle doğrudan işbirliği yapmasının planlandığını belirten Şenocak, nihai hedefin dijital bir Türkistan kütüphanesi oluşturmak olduğunu dile getirdi.

Şenocak, "Bu dijital kütüphane sayesinde milli hafıza dijitalleşecek. Gelecek nesillerin bu kaynaklara erişebilmesi ve bunları öğrenebilmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Çalışmaların en büyük zorluklarından birinin farklı ülkelerdeki arşivlerde dağınık halde bulunan belgelerin izini sürmek olduğunu anlatan Şenocak, "Bir eserin nüshası Paris'te, kopyası Viyana'da, atfı Londra'daki bir katalog dipnotunda olabiliyor. Sadece kataloglara bakmak yetmiyor, arşivler arasında dolaşmak, uluslararası akademik ağları harekete geçirmek ve disiplinli bir şekilde yürümek gerekiyor." dedi.

Şenocak, arşiv çalışmalarında önceliklendirme sürecinin büyük önem taşıdığına değinerek, sınırlı bütçe ve zaman nedeniyle en büyük boşluğu dolduracak ve en geniş okuyucu kitlesine ulaşabilecek eserlerin seçilmesi gerektiğini ifade etti.

Farklı kütüphanelerin ayrı kurallar uyguladığını aktaran Şenocak, bu nedenle onlarca kurumla eş zamanlı yazışmalar yürütüldüğünü, ardından dijitalleştirme ve kataloglama süreçlerine geçildiğini söyledi.

Şenocak, bu çalışmaların tek bir araştırmacının yürütebileceği kapsamı aştığını vurgulayarak, disiplinler arası, kurumsal ve uluslararası işbirliğinin gerekli olduğunu, yürüttüğü projenin de bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçladığını dile getirdi.

"Köklerim Buhara'ya uzanıyor"

Fransa'da doğduğunu ve anadilinin Fransızca olduğunu belirten Şenocak, Türk dili ve kültürüyle bağlarını koruması amacıyla Türkiye'de eğitim aldığını anlattı.

Akademik kariyerini Avrupa'da sürdürdüğünü, daha önce İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsünde Bölüm Başkanı ve Dekan Yardımcısı olarak çalıştığını anlatan Şenocak, bugün UNESCO Kültürel Diplomasi Başkanı olarak çalıştığını kaydetti.

Şenocak, Türkistan'ın kendisi için hiçbir zaman uzak bir coğrafya olmadığını ifade ederek, ailesinin köklerinin Buhara'ya dayandığını aktardı.

Büyük dedesi Şeyh Şakir Efendi'nin 1862'de Sultan Abdülaziz'in daveti üzerine Buhara'dan Osmanlı topraklarına göç ederek Ordu'ya yerleştiğini hatırlatan Şenocak, kendisinin bir daha Buhara'ya dönemeyen Şeyh Şakir Efendi'nin dördüncü kuşak torunu olduğunu ifade etti.

Şenocak, hala Ordu'da dedesinin halkın saygıyla ziyaret ettiği türbesinin bulunduğunu kaydederek, "Yürüttüğüm her çalışma, onun gerçekleşememiş arzusuna verilmiş bir vefa borcudur. Özbekistan benim için yabancı bir diyar değil, ailemin kök saldığı, kimliğimin uzandığı kadim ata yurdumdur." şeklinde konuştu.

Kaynak: AA